hristiyanlık
evangelion

Ölüdeniz (Kumran) Yazmaları


http://www.hristiyan.net/mcdowell/4.htm

3C. Ölü Deniz Tomarları

Herhangi bir Kutsal Kitap uzmanına, Ölü Deniz Tomarlarının keşfinden önce, Eski Antlaşma’nın güvenilirliliğine olan inancın artması için nasıl bir keşif gerçekleşmesini hayal ettiğini sorduysanız, alacağınız cevap şöyle bir şey olurdu: “Orijinal Eski Antlaşma el yazmalarına dair daha eski tanıklıkların keşfi.” Şu büyük soru işaretini dile getiren ilk kişi, Sir Frederic Kenyon olmuştur: “Masoretik dediğimiz ve kökleri M.S. 100 yıllarına dayanan bu İbrani metni, Eski Antlaşma kitaplarının yazarlarının ilk olarak yazdıkları orijinal metni dürüst bir şekilde yansıtıyor mu?” (Kenyon, OBAM, 47)

Ölü Deniz Tomarları’nın keşfinden önce şu soru işareti belleklerimizde dolaşmaktaydı, “bugün elimizde olan kopyalar, birinci yüzyıl ve daha önceki kopyalar ile kıyaslandığı zaman ne kadar hatasızdır?” Eski Antlaşma’nın, elimizdeki en eski tam kopyasının tarihi, onuncu yüzyıldan kalmadır. Böylece şu büyük soru ortaya çıkmıştır: “Bu metin defalarca kez kopyalandığına göre, bu metne güvenmemiz doğru mudur?” Ölü Deniz Tomarları şaşırtıcı cevabı sunmuştur.



1D. Ölü Deniz Tomarları Nedir?

Tomarlar, kırk bin adet el yazması parçacıklardan oluşmaktadır. Bu parçacıkların bir araya getirilmesi ile tam beş yüz adet kitap oluşturulmuştur. İsrail’in Ölü Deniz sahillerindeki, Kumran'da dini cemaatin, M.Ö. birinci yüzyıl’dan, M.S. ikinci yüzyıla kadar olan tarihini aydınlatan Kutsal Kitap dışı birçok kitaplar ve parçacıklar keşfedilmiştir. “Zadokite metinleri”, “Toplum Kuralları” ve “Disiplin El Kitabı” gibi kitaplar, bizlere günlük Kumran hayatının amacı hakkında derin bilgiler sunmaktadır. Birçok farklı mağarada bulunan el yazmalarında, Kutsal Kitap’taki ayetler hakkında yorumlar içeren kitaplar da bulunmaktadır. Ancak, Ölü Deniz Tomarları’nın en önemli metinleri, kuşkusuz İsa’nın doğumundan bir yüzyıl öncesinden kalma, Eski Antlaşma metin kopyalarıdır.





2D. Ölü Deniz Tomarları Nasıl Bulunmuştur?

Ralph Earle, tomarların nasıl bulunduğu konusunda, Tanrı’nın her şeyi sağlayıcı ilgisini gösteren olayı bizlerle paylaşarak, akılda kalıcı ve öz bir cevap sunmaktadır:


Bu keşfin hikâyesi, modern çağımızın en büyüleyici hikâyelerinden birisidir. 1947 senesinin Şubat ya da Mart aylarının içinde, Muhammed isimli bir Bedevi çocuk çoban, kaybolan keçisini aramaktadır. Eriha’nın sekiz mil güneyinde, Ölü Deniz’in batı yakasındaki bir tepede, bir delik içerisine bir taş atar ve aşağıdan gelen testinin kırılma sesine şaşırarak, delikte bir keşif yapmaya karar verir. Aşağıda yaptığı araştırma, onu hayretler içinde bırakan bir manzara ile karşılaşması ile sonuçlanır. Mağaranın zemininde, şeritten kumaşlara sarılmış, deri tomarların içinde olduğu büyük testiler görür. Testiler, zamanında dikkatlice mühürlendikleri için, tomarlar neredeyse 1900 sene boyunca hiç bozulmadan korunmuşlardır. (Bulgular, bu tomarların M.S. 68 senesinde oraya yerleştirildiğini göstermiştir)
Ölü Deniz Mağarası içerisinde bulunan tomarlardan beş tanesi, ismini aldıkları, Yeruşalim’deki Suriye Ortodoks Manastırı Baş Piskoposu tarafından satın alınmıştır. Bu arada, diğer üç tomar ise, gene oradaki İbrani Üniversitesinden, Profesör Sukenik tarafından satın alınmıştır.
Tomarlar ilk bulunduğunda, halkın dikkatini çekmemiştir. 1947 Kasım’ında, Profesör Sukenik, mağaradaki iki testiyi ve üç tomarı satın aldıktan iki gün sonra günlüğüne şöyle yazmıştır: “Ümitlerimizin de ötesinde olan bu keşif, belki de Filistin içerisinde yapılmış en büyük keşiflerin bir tanesidir.” Ancak o yıllarda bu önemli sözcükler yayınlanmamıştı.
Nihayet, 1948 Şubatının içinde, İbranice okumasını bilmeyen başpiskopos, Yeruşalim’deki Amerikan Şark Araştırma Okulu’nu aradı ve onlara bu tomarlardan bahsetti. İlâhi takdirin bir sonucu olarak, o dönemde okula vekaleten müdürlük yapan John Trever isimli genç eğitimci, aynı zamanda muhteşem bir fotoğrafçıydı. Çetin ve adanmışlıkla dolu bir çalışma devresinden sonra, 24 feet uzunluğundaki ve 10 inç yüksekliğindeki Yeşaya tomarının her bir sütununun tek tek fotoğraflarını çekti. Bu resimleri tek tek levhalara bastıktan sonra, bir kaç kopyasını uçakla Johns Hopkins Üniversitesinden, geniş çevrelerce tanınan ve Amerikan Kutsal Kitap Arkeologlarının başkanı olan Dr. W. F. Albright’a gönderdi. Geri gelen cevapta Albright şöyle yazmıştır: “Çağımızın en büyük el yazması keşfinden dolayı sizi yürekten kutlarım!…Ne kadar inanılmaz bir keşif! Artık el yazmalarının orijinalliği konusunda, dünyadaki hiç kimse en ufak bir şüphe duyamayacak.” Kendisinin bu el yazmaları hakkındaki tarihlemesi, yaklaşık M.Ö. 100 olmuştur. (Earle, HWGB, 48-49)



3D. Ölü Deniz Tomarlarının Değeri

Ölü Deniz Tomarlarının keşfinden önce, elimizdeki en eski ve eksiksiz İbrani el yazmasının yazılım tarihi, M.S. 900 senesiydi. İsa’nın zamanı olan M.S. ilk yüzyıldan sonra yazılmış olan bu metinlerin hatasız iletimine ne kadar güvenebilirdik? Arkeoloji ve Ölü Deniz Tomarları’na bu konuda çok minnettarız, çünkü artık elimizdeki metinlere güvenebileceğimizi biliyoruz. Ölü Deniz mağaralarının içinde bulunan tomarların bir tanesi, Yeşaya kitabının tamamının el yazmasını içermektedir. Paleontolojik çalışmalar sonucunda bu tomarın yazılım tarihi, M.Ö. 125 olarak tespit edilmiştir. Bu el yazması, bizlerin sahip olduğu herhangi bir MSS’den bin yıldan daha önce yazılmıştı.

Bu keşfin en önemli özelliği, aralarında bin sene bulunan Yeşaya tomarının (M.Ö. 125), Yeşaya Masoretik Metnine (M.S. 916) tüm detaylarında izlenilen yakınlığıdır. Bu yakınlık bizlere, bin sene boyunca yaşanmış olan kopyalama sürecindeki şaşırtıcı kusursuzluğu sergilemektedir.


Yeşaya 53’deki 166 kelimede, sadece 17 harfte tereddüt yaşanmaktadır. Bunların on tanesi, cümlenin anlamını etkilemeyen, ancak kelimenin yazılım şeklindeki farklılıktan kaynaklanmakta, dört tanesi bağlaç kullanımında gözüktüğü gibi, stil değişiminden kaynaklanmakta ve son üç harf ise, ayet 11’de eklenmiş olan ve anlamı etkilemeyen “ışık” kelimesinden gelmektedir. Daha da ötesi, bu kelime LXX ve IQ tarafından da (Ölü Deniz Mağaralarında bulunmuş olan bir Yeşaya tomarı) desteklenmektedir. Böylece, 166 kelimeden oluşan bir bölümde, bin yıllık bir iletim ve kopyalama sürecinden sonra, sorunlu olarak gözüken tek bir kelime (üç harften oluşmakta olan) mevcuttur ancak, bu kelime parçanın anlamını değiştirmemektedir. (Burrows, SS, 304)

Gleason Archer’in ifade ettiği gibi, Kumran cemaatinin Yeşaya kopyaları, “elimizdeki standart İbrani metni ile kelime kelimesine karşılaştırıldığında, yüzde 95 gibi bir oranla tıpa tıp benzer olduğu tespit edilmiştir. Yüzde 5lik oran ise, açıkça görülen kalem hataları ve yazılım değişikliklerinden oluşmaktadır.” (Archer, SOT, 19)

Millar Burrows, şu sonuca varmıştır: “Bir metnin, bin senelik bir dönem içerisinde çok az bir farklılık göstermiş olması, bir tür mucizedir. Bu tomar hakkında yazdığım ilk yazımda da daha önce belirttiğim gibi, ‘Bu yazının içerisine baktığımız zaman, ortaya koyduğu temel önemini; Masoretik geleneğin güvenilirliliğinin ispatını görmekteyiz’.” (Burrows, TDSS, 304)



4D. Tomarlar Ne İçermektedirler?

Tomarlar tarafından bizlere ulaştırılmış olan sekiz yüz el yazmasını burada tek tek incelememiz mümkün değildir. Aşağıdakiler, tomarlar hakkındaki bilgilerimizin temelini oluşturan ilk çalışmalar ve 4 nolu mağaradan çıkartılıp, kısa bir süre önce yayınlanan metinler de dahil olmak üzere son kırk sene boyunca incelenmiş olan metinlerden örneklerdir. Bu metinler değişik kategorilere ayrılmışlardır: Kutsal Kitap metinleri, Kutsal Kitap yorumları, mezhepsel (secterian) metinler, kutsallığı olmadığına inanılan (pseudepigraphical) metinler, vahiy niteliğindeki (apocalyptic) metinler, mistik ya da törensel metinler. (Price, SDSS, 86)
Ölü Deniz Tomarları Keşifleri: 1 nolu mağara, Arap bir çoban çocuk tarafından keşfedilmiştir. Bu çoban mağaradan, yaklaşık yedi adet civarında tam tomar, bir miktar da parçacık tomarlar almıştır.

Yeşaya A (IQIs a): St. Markos Manastırı Yeşaya Tomarı, en meşhur kopyalardan birisi olmakla beraber, satır üstlerinde ve sayfa altlarında birçok düzeltme içermektedir ve bu kitap elimizde bulunan en eski tam kopyasıdır.

Yeşaya B (IQIs b): İbrani Üniversitesi Yeşaya Tomarı tam değildir, ancak yazılı metni, Masoretik Metin ile kıyaslandığı zaman, Yeşaya A’ya göre daha uyum sergilemektedir.






Eski Antlaşma Kitaplarının Kumran El Yazmaları












Kanonsal Bölümleme



(İbrani Kutsal Kitabına Göre)






Eski Antlaşma Kitabı



(İbrani Kutsal Kitabındaki Sıralamaya Göre)








Kumran El Yazmalarının Adedi


(?=olası parçacıklar)








Pentateuch (ilk beş kitap)





Yaratılış










18+3?










(Tevrat)





Mısır’dan Çıkış










18
















Levililer










17
















Çölde Sayım










12
















Yasa’nın Tekrarı










31+3?










Peygamberler



(Nevi’im)



Yeşu










2










Hakimler










3










Önceki Peygamberler





1-2. Samuel










4
















1-2. Krallar










3










Sonraki Peygamberler





Yeşaya










22














Yeremya










6














Hezekiel










7
















On ikiler (Kısa Kitap Yazan Peygamberler)










10+1?










Yazılar





Mezmurlar










39+2?
















Özdeyişler










2
















Eyüp










4










Beş Tomarlar





Ezgiler Ezgisi










4
















Rut










4
















Ağıtlar










4
















Derlemeci










3
















Ester










0
















Daniel










8+1?
















Ezra-Nehemya










1
















1-2 Tarihler










1










Toplam










223 (233)

















Diğer 1 nolu Mağara Parçacıkları: Bu mağarada aynı zamanda şu kitaplara ait parçacıklar da keşfedilmiştir: Yaratılış, Levililer, Yasa’nın Tekrarı, Hakimler, Samuel, Yeşaya, Hezekiel, Mezmurlar ve bazı Kutsal Kitap’a ait olmayan eserler: Enoch, Musa’nın Sözleri (daha önce bu kitap hakkında hiçbir bilgi yoktu), Özgürlük Kitabı (Book of Jubilee), Nuh’un Kitabı, Levi’nin Vasiyetnamesi (Testament of Levi), Tobit ve Süleyman’ın Bilgeliği. Aynı zamanda, Daniel’in ilgi çekici parçalarından olan 2:4 (bu parçada metnin lisanı, İbraniceden Aramiceye geçmiştir), bu mağarada keşfedilmiştir. 1 nolu mağarada ayrıca şu kitapların yorumlarından parçacıklar keşfedilmiştir: Mezmurlar, Mika ve Sefanya.

2 nolu Mağara: 2 nolu mağara ilk kez Bedeviler tarafından keşfedilmiş ve yağmalanmıştır. 1952 senesinde burada yapılan kazı çalışmaları sonucunda, yüz adet el yazmasından parçalarda; Mısır’dan Çıkış kitabından iki tane, Levililer kitabından iki tane, Çölde Sayım kitabından dört tane, Yasa’nın Tekrarı’ndan iki ya da üç tane, Yeremya, Eyüp ve Mezmurlar kitaplarından birer tane ve Rut kitabından ise iki tane keşfedilmiştir.

4 nolu Mağara: Keklik Mağarası ya da 4nolu Mağara, Bedeviler tarafından yağmalandıktan sonra, Eylül 1952’de tekrar araştırılmıştır ve en fazla tomar içeren mağara olduğu anlaşılmıştır. Kelimelerle ifade etmek gerekirse, binlerce parçacık, ya Bedevilerden satın alınarak ya da arkeolojistler tarafından mağarada yapılan araştırmalar sonucunda tekrar gün ışığına çıkartılmıştır. Bu parçacıklar; dört yüz tanesi tanımlanmış olan, yüzlerce el yazmasını içermektedir. Bu keşifler sonunda, Ester haricindeki bütün Eski Antlaşma kitaplarından en az yüz adet parça bulunmuştur.

4 nolu mağarada keşfedilen, M.Ö. 3. yüzyıldan kalma, Samuel kitabından bir parça ise, (4qsam b) elimizdeki en eski, Eski Antlaşma kitap parçasıdır. Aynı zamanda Mezmurlar, Yeşaya ve Nahum kitapları hakkında yorum metinlerinden parçalar da bulunmuştur. 4 nolu mağaranın tüm içeriğinin, Kumran kütüphanesinin kapsam alanını gözler önüne serecek bir kapasitede olduğuna inanılmaktadır. Keşfedilen kitapların sayılarına bakılarak yapılan yorumlara, Kumran'lıların en sevdikleri kitapların adet sıralamasında göre: Yasa’nın Tekrarı, Yeşaya, Mezmurlar, Kısa Kitapları yazan Peygamberler ve Yeremya olduğu saptanmıştır. Daniel 7:28 ve 8:1’i içeren bazı parçalarda, lisanın Aramiceden İbraniceye dönüştüğü gözlenmiştir.

7 ve 10 nolu Mağaralar: 1955 senesi içinde araştırılan 7 ve 10 nolu mağaralardan, belirgin bir Eski Antlaşma Kitabı el yazması çıkartılamamıştır. Ancak Jose O’Callahan tarafından, Yeni Antlaşma’ya ait olduğu iddia edilen, ancak üzerindeki tartışmaların devam ettiği bazı metin parçaları çıkartılmıştır. Eğer bu metin parçalarının Yeni Antlaşma’ya ait olduğu ispatlanırsa, M.S. 50 ya da 60 senesinden kalma bu el yazmaları, elimizdeki en eski Yeni Antlaşma el yazmaları olacaktır.

11 nolu Mağara: Bu mağara, 1956 senesinin başlarından itibaren araştırılmaya başlanmıştır. Eksiksiz ve iyi korunmuş bir durumda olan 36 adet Mezmur ile, daha önceleri elimizde sadece Yunanca metni olan ve apokrifaya ait olan Mezmur 151, burada keşfedilmiştir. Levililer kitabının bir kısmının iyi durumda olan bir tomarı, Yeni Yeruşalim Vahiy'inin geniş parçaları (Apocalypse of New Jerusalem) ve Eyüp kitabının (açıklamalı) Aramice Targum’u bu mağaradan çıkartılmıştır.

Son zamanlarda Ölü Deniz Tomarları üzerine yapılan detaylı çalışmalar, bizlere keşfedilen parçalar hakkında daha detaylı bilgiler ve envanterler sunmaktadır. Gleason L. Archer, Jr., A Survey of Old Testament Introduction isimli eserinde bu konuda ek bir bilgi sunmaktadır. Murabba’at Keşifleri: Kumran’da kâr getiren keşiflerinden teşvik alan Bedeviler, araştırmalarına devam edip, Beytlehem’in güneyindeki bazı mağaralarda, üzerlerinde yazılım tarihleri olan ve İkinci Yahudi İsyanından (M.S. 132-135) kalan el yazması metinler ve belgeler keşfettiler. 1952 senesinin Ocak ayından itibaren bu mağaralarda sistemli kazılar ve araştırmalar başlamıştır. Daha sonraki tarihlerden kalma bu el yazmaları, Ölü Deniz Tomarlarının eskiliğini anlamamıza yardımcı olmuşlardır.

Bu mağaralarda aynı zamanda, Kısa Kitap yazan Peygamberlerden Yoel’in ikinci yarısından, Hagay’ın sonuna kadar olan ve Masoretik Metin ile uyum içinde bir tomar daha keşfedilmiştir. Bilinen en eski Sami dili papirüs (üzerindeki yazı silinerek, tekrar kullanılmış bir papirüstür), ikinci kez eski İbrani harfleri (M.Ö. yedinci ve sekizinci yüzyıllar) ile yazılmış şekli ile burada keşfedilmiştir. (bakınız Barthelemy)

Kumran dokümanlarının metinsel eleştiri bakımından olan önemi, aşağıdaki Eski Antlaşma uzmanlarının değişik perspektiflerden yaptıkları yorumlardan anlaşılabilinir:

Ölü Deniz Tomarlarının birinci ve en önemli etkisi, metin uzmanlarını ellerindeki İbranice el yazması delillerinden bin sene geriye götürmüş olmasıdır. Kumran keşiflerinden önce Eski Antlaşma kitaplarının eksiksiz olarak en eski el yazması kopyalarının tarihi, M.S. onuncu yüzyıl civarları idi. Eski Antlaşma’nın tümünün en eski kopyasının tarihi ise, M.S. on birinci yüzyılın başları idi. Ölü Deniz el yazmaları ise, Eski Antlaşma metninin sağlamlığının delili olarak o ana kadar bilinen her metinden daha eski kanıtlar sunmuştur. (Brotzman, OTTC, 94-95)

Kumran’daki tomarların keşfinden önce elimizdeki en eski el yazmaları, yaklaşık M.S. 900 yıllarından kalmakta idi. Ölü Deniz Tomarları’nın; Yeşaya, Habakkuk ve diğerlerini içeren bazı el yazmalarının yazılış tarihi ise, M.Ö. 125 senesidir. Bu keşif bizlere, elimizdeki el yazmalarından bin sene daha eski el yazmaları sunmuştur. Ancak, asıl önemli sonuç ise, Kumran keşfinde ortaya çıkan Yeşaya tomarı ile, bin yıl sonrasına ait olan Masoretik İbranice metin Yeşaya’sı arasında büyük bir farklılık olmayışı idi. Bu keşif, elimizdeki İbrani metnin sağlamlığını ispat etmiştir. (Enns, MHT, 173)

Elimizdeki materyaller ile Ölü Deniz Tomarları bir araya geldikleri zaman, tarih, din ve dini edebiyat konularındaki bilgilerimizin ufkunun sınırlarını genişleten bir etki oluşturmuşlardır. (Harri­son, AOT, 115)

Ölü Deniz tomarlarının, Kutsal Kitap çalışmalarında; bildiklerimizin onaylandığı ve gerçek olarak kabul edilmiş olan birçok verinin tekrar gözden geçirilmesine gerek kalınmayacağı yeni bir döneme geçişi sağladığına hiçbir şüphe yoktur. Hristiyanlık öncesi orijinal Eski Antlaşma metnini oluşturma ve Tanrı’nın Söz’ünün günümüzün çağdaş okuyucusuna daha anlaşılabilinir bir biçimde sunulabilmesi için, bundan daha faydalı bir olay gerçekleşmemiştir. (Harrison, AOT, 115)


Sonuç olarak Masoretler, hak ettikleri en büyük övgüleri, kendilerine emanet edilmiş olan Sopherim ünsüz metnini, azimli bir şekilde muhafaza etme konusunda gösterdikleri aşırı titizlik sayesinde hakketmişlerdir. İnsanlık medeniyeti tarihi boyunca, ister dini, ister lâik olsun, hiçbir antik edebi eserin korunması için gösterilmemiş olan gayreti, Masoretler ve Sopherimler, İbrani Kutsal Yazılar’ın hatasız korunması için göstermişlerdir. Kutsal Metinlerin kâhyalığı konusunda o kadar özen gösteriyorlardı ki, ünsüz harfleri ilgilendiren en bariz düzeltmeleri bile yapma cüretini göstermiyorlardı ve onlara emanet edilmiş olan Vorlage hiçbir değişikliğe uğramadan gelecek nesillere aktarılıyordu.
Sadakatlerinin bir sonucu olarak, bugün elimizdeki İbranice metin ile İsa ve havarileri hayattayken ya da bir asır sonra yetkin kabul edilen İbranice metin; bütün temel konuları ile kıyaslandığı zaman birbiri ile tutarlıdır. Geçmiş yüzyıllardaki en güvenilir el yazmalarının karşılaştırmaları sonucu güvenilirliği ortaya konmuş olan Eski Antlaşma metninin, ayrıca Kumran’da elde edilen delillere bakılarak karşılaştırılıp revize edilmesi sonucu, yetkinliği tartışılmaz bir Eski Antlaşma’ya sahip olduğumuz ispatlanmıştır. Tüm bunların sonucu olarak, Tanrı’nın Esinlemesinin ilk orijinal şeklinin, metinsel hâli ile tedarik edilmemiz için, bütün gerekli koşullar yerine gelmiştir. W F. Albright’ın dediği gibi, “İbrani Kutsal Kitap’ının sesli harfsiz metnine, kusursuz olmasa da, diğer Yakın Doğu edebiyat eserinin içinde eşi olmayan bir şekilde, doğruluğunun korunmuş olduğunu bilerek, huzur içinde güven duyabiliriz.” (Archer, SOT, 65)



_________________________ _________________________ ____
[Septuagint] düzensizdir, ancak bizim elimizdeki İbrani el yazmalarından, bin sene önce yazılmış bir İbrani metin üzerine oturtulduğundan çok faydalıdır.


- PAUL ENNS
_________________________ _________________________ ______




Ölüdeniz (Kumran) Yazmaları