| HRİSTİYAN FORUM
> Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar
> Ölüm
: Ölüm kaygısı üzerine bir anekdot konusu 968 kez okundu, 4 kez cevaplandı. En son mesaj yagmur damlası tarafından gönderildi. Ölüm kaygısı üzerine bir anekdot http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/c/c9/Allisvanity.jpg Ülkenin birinde çok güzel,genç bir kadın yaşarmış,bu kadının güzelliği dillere destanmış ve kadın kendi de bu durumun farkında olarak insanlara karşı tevazusuz bir tavır içerisindeymiş..Oldukça varlıklı olan ailesinin himayesinde,sık sık arkadaşlarıyla partilere katılır ve gezilere gidermiş.. Hayatında maneviyata yer olmadığı gibi;Tanrı ile ilgili sohbetler açıldığında içinin daraldığını bahane ederek ortamdan uzaklaşırmış... Günlerinin büyük bir kısmını güzellik salonlarında ve ayna karşısında geçiren bu kadın,her akşam yatmadan önce saçlarını 1 saate yakın tararken yüzünü incelermiş ve hatlarının kusursuz oluşunun verdiği kendine güven ve mutlulukla yatağına öyle girermiş.. Ailesi varlıklı olduğu için çalışma kaygısı... Ölüm kaygısı üzerine bir anekdot
HEMEN ÜYE OLUN!Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
Ölüm kaygısı üzerine bir anekdot konusu 968 kez okundu, 4 kez cevaplandı. En son mesaj yagmur damlası tarafından gönderildi.
Ülkenin birinde çok güzel,genç bir kadın yaşarmış,bu kadının güzelliği dillere destanmış ve kadın kendi de bu durumun farkında olarak insanlara karşı tevazusuz bir tavır içerisindeymiş..Oldukça varlıklı olan ailesinin himayesinde,sık sık arkadaşlarıyla partilere katılır ve gezilere gidermiş..
Hayatında maneviyata yer olmadığı gibi;Tanrı ile ilgili sohbetler açıldığında içinin daraldığını bahane ederek ortamdan uzaklaşırmış...
Günlerinin büyük bir kısmını güzellik salonlarında ve ayna karşısında geçiren bu kadın,her akşam yatmadan önce saçlarını 1 saate yakın tararken yüzünü incelermiş ve hatlarının kusursuz oluşunun verdiği kendine güven ve mutlulukla yatağına öyle girermiş..
Ailesi varlıklı olduğu için çalışma kaygısı olmayan kadının tek sıkıntısı,her gün nereye gidebileceği,hangi partide hangi ortamda kendini eğlendirebileceğiymiş..Ba zen sabahları kalktığında yüzünde ufak bir sivilce görünce, günü kendine zehir eder,insanlarla konuşmak istemez,tüm günü yatağında geçirirmiş...
Amaçsız hayatının verdiği sıkıntı ile de yatakta daha çok vakit geçirmeye başlamış ve bir arkadaşı ona geziye gitmeyi teklif ettiğinde halinin,mecalinin kalmamış olması onu endişelendirmiş..
Bir doktora başvurmuş,çeşitli tetkikler ve nihayetinde biyopsi sonucu bir kanser türüne yakalandığı ortaya çıkmış.Bunun üzerine yine bir sürü tetkik izlemiş ama malesef teşhiste geç kalındığı için kanserli hücrelerin tüm vücuda metastas yolu ile yayıldığı belirlenmiş.
Sonucu açıklayacak olan doktor çok gerginmiş,karşısındaki kadın öylesine güzel, öylesine gençmiş ki; bakmaya kıyılamaz birine bu haberi vermek dünyanın en zor işi olmalıymış..
Doktor ne diyeceğini bilemez bir halde yüzündeki mimiklere hakim olmaya çalışarak ''Eğer hayatınızda ertelediğiniz bir planınız varsa gerçekleştirmeye bakın derim'' demiş.Genç kadın olayın şokuyla sanki doktor kendinden değil ama başka birinden bahsediyormuş gibi hissetmiş.
Hayatımda ertelediğim bir plan? Hayatımı çoğu insanın özeneceği bir şekilde, varlık içinde,emek sarfetmeden geçirdim,üstelik de gören herkesin dönüp bir daha bakmak isteyeceği güzellikte biriydim..
Kadın karışık hisler içerisinde evine dönmüş,yine akşam olmuş ve karanlık çökmüş..Aldığı ilaçlar ve gördüğü tedavi neticesinde her akşam dakikalar boyunca taradığı saçları tutam tutam dökülmeye başlamış ve kadın morali daha da fazla bozulmasın diye kendinle daha az süre geçirmeye başlamış,halsizlik olduğu için de eskisi kadar sokağa çıkıp davetlere katılamıyormuş,kendisiyle başbaşa kalmış...Bu da onun eve daha çok bağlanmasına ve dolu dolu geçtiğine inandığı hayatının aslında ne kadar boş ve anlamsız olduğunu anlamasına yardımcı olmuş..Ama artık iş işten geçti diye düşünse de,yine de bir umut kırıntısı yaratmak için beynini yoruyormuş..
Bir gece rüyasında,saçlarını herzamanki gibi aynanın karşısında oturup tararken görmüş,yüzü herzamanki gibi güzelmiş,ellerine saçlarının ipeksiliği değiyormuş,fakat birden bire yüzünün renginin kararmaya ve derisinin çatlamaya başladığını farketmiş,zümrüt güzelliğindeki gözlerinin yerini iki kara çukur almış aynada ve elinde tuttuğu fırçaya baktığında da tarağın üzerinde kurtçukların oynaştığını görmüş..Çığlık çığlığa uyanmış gecenin karanlığının orta yerinde,ama bomboş evde onu teselli edebilecek kimsesi yokmuş..
Sabah uyandığında banyo almak için küveti doldurmuş ve ılık suyun içerisine uzanmış ama hala dün gece gördüğü karabasanın etkisi altındaymış,nazik bir şekilde süngerlediği kollarına zarif parmaklarına bakmış ve içinden geçirmiş '' Şu an bu vücut bana ait ama bu etler birgün üzerimden dökülecek,herkesin zarif olduğunu düşündüğüm ellerim kemik yığını haline bürünecekler'' Kadın bu düşüncenin dehşetiyle daha da depresifleşmiş ve doktorunun tavsiyesi üzerine bir psikiyatristten psikolojik yardım almaya başlamış..
Ne terapi ne ilaç tedavisi denemişlerse başarılı olmamış,genç kadın hala içinde saatli bir bombanın kurulu olduğuna ve o saatin geriye işlediğine inanıyormuş ve bu bir takıntı halini almış.Her gece yatağından, tabut içinde her tarafında kurtların olduğunu gördüğü kabuslarla uyanıyormuş..Bu ölüm kaygısı o kadar dayanılmaz bir hal almış ki,genç kadın kendi canını alarak intihar bile etmeyi aklından geçirmiş,her gün öleceğime bir kez ölürüm diyerek..Ama son anda birşey ona engel olmuş ve vazgeçmiş..Hıçkırıklarla katıla katıla ağlamaya başlamış..
Birgün arabasıyla başıboş amaçsız bir şekilde dolaşırken,ailesinin onu küçükken vaftiz ettirdiği kilisenin önüne geldiğini farketmiş..Arabasını parkedip kilisenin ana kapısına doğru yürümüş,adımları ürkek ve de temkinli olarak..Kilisenin kapısından dışarı org sesi yayılıyormuş..Kiliseye girdiğinde çocukluğundan alışık olduğu o tanıdık kokuyu almış,kilisenin kokusu..
Kilise boşmuş,kadın sunağa doğru, altara yürümüş ve hemen önünde duran İsa Mesih'in acılar içinde çarmıhlanmış bedenini tasvir eden haç figürüne doğru başını kaldırmış..Vitraylardan sızan ışık,tam da Mesihin kanayan yarasının üzerine düşüyormuş...O an kadının gözünden yine boncuk gibi yaşlar dökülmeye başlamış..
Derken org sesi kesilmiş ve kilisede yankılanan tek ses kadının hıçkırıklarıymış..Yukarıd a org locasından aşağı inen ayak sesleri ,kadının hemen arkasında durmuş ve kadının yüzü Mesih'in çarmıhlanmış bedenine dönükken sırtını bir el sıvazlamış...Arkasını döndüğünde bunun onu çocukluğundan beri görmediği ,onu vaftiz eden peder olduğunu görmüş...Peder şu an oldukça yaşlıymış ama yine de genç kadını hatırlayıp tanımış...'Annene ne kadar da benziyorsun' demiş rahip..Kadın elleriyle gözyaşlarını kurulayarak,derdini paylaşma umuduyla rahiple beraber kilisenin banklarına oturmuş..
Kadın kah hıçkırıklar kah eski günlerin ve çocukluk anılarının verdiği tebessümle olup biten herşeyi anlatmış..Aslında genç kadın pederden biraz çekiniyormuş,çünkü kadın ilk Rabbin sofrası ayininden sonra kiliseye toplam olarak ya iki ya da üç defa gitmiş..Ama peder ona hiç sitem etmemiş,neden gelmiyorsun demeyi bırak,sanki genç kadına bir dede şefkatiyle yaklaşıyormuş..
Derken peder onu kilisenin bahçesine çıkarmış,mevsim bahar olduğundan her tarafta çiçekler açmış,kelebekler uçuşuyormuş,yağmurlarla beslenen toprak ilkbahar güneşini de görünce güzelliğini tüm cömertliğiyle ortaya sermiş..Kadın 'Ne kadar güzel değil mi?' demiş,peder ise sadece gülümsemiş..'Gelecek Ekim ayına bu gördüğün çiçeklerden hiçbiri kalmayacak,kelebekler de gitmiş olacaklar' demiş..
Kadın pedere her gece gördüğü kabuslardan,etlerinin çürümesini,göz çukurlarının böceklerle dolmasının getirdiği korkunun verdiği dehşetten bahsetmiş..Artık kendinin yürüyen çürümekte olan bir ceset olduğunu düşünüyormuş,ben yüzümde çıkan bir sivilceyi bile dert ederken yakında yer altında kokuşmuş çürümeye mahkum bir kütle olacağım diye yeniden ağlamaya başlamış..
Bunun üzerine peder 'Sevgili kızım,sana demin demiştim ya,tüm bu çiçekler kelebekler güzdönümüyle beraber yok olacaklar diye ama gelecek sene aynı şekilde gelecekler,biz de seneye o zaman yine Paskalya'da Rabbin görkemli dirilişini kutluyor olacağız' Bu çiçeklerin gelecek sene yeniden burada olacaklarına yeniden inanıyor musun ? diye sorar peder..Kadın ne demek istediğini anlamıştır pederin..
Daha sonra kadının hastalığa rağmen güzelliğinden birşey kaybetmeyen zümrüt gibi yanan gözlerine bakarak 'Belki yakında bu gözlerimiz çukurlarına çökecek ve konuştuğum şu ağzım kurtlara barınak olacak ama benim o zaman bunlara ihityacım olmayacak' dedikten sonra Kutsal Kitabı'nı açarak 'Dünyasal bedenler ile göksel bedenlerin farklılığı' ilgili ayetleri okudu...
Çürüme ve ölüm geldiğinde sen zaten artık burada olmayacaksın..
Genç kadın bunun üzerine kiliseye devamlı gelmeye başladı ve yaklaşık iki Paskalya daha gördü...Kadının cenazesini onu vaftiz eden rahip aynı kiliseden kaldırdı ,bir kapısından anne babasının kucağında beyaz vaftiz gelinliği içinde girdiği kilise ile başladığı hayatı,yine kilisenin kollarında son buldu ve imanın ödülü olarak toprağa gömülen bedeni,gelecek baharda açacak bir 'tohum' olarak İsa Mesihte yeşerecek...
Elinize sağlık sayın evanjelique ! Paylaştığınız öykü, insanı duygulandırıp, düşündürürken; hem bilerek ya da bilmeyerek işlediği hata ve günahları bir kez daha göz önüne getiriyor hem de gerçeğe yönlendiriyor.
Aklıma şu geldi... Hani derler ya Dünya'da ölümden başka gerçek yok diye. O diyenler halt etmişler. Aslında ölüm bütün yalanların yalanıdır. Gerçeği bilmeyen insanlar. Kendilerince bir yalan söylediler. Gerçeğin ten alıp aramızda dolandığını inkar eden ağızlar. Böyle bir yalan söylediler...
İsa ona, "Diriliş ve yaşam Ben'im" dedi. " Bana iman eden kişi ölsede yaşaycaktır. Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek. Buna iman ediyor musun?" (Yuhhana.11,25-26)
Sevgili Evanjelîque senden beklenilen bir yazı olmuş :) hem düşündürücü ,hem herkesin kendine bakarak günahlarından ders alması gereken bi yazı .Eline,emeğine sağlık ! Esenlikler...
Gerçekten çok gzl bir hikaye.insan bunu okuduktan sonra hayatında yaptıgı hataları bir kez daha düşünüyor ve farkına varıyor.Bu dünyada kendini begenmiş,kibirli insan o kadar çok ki. ****** onlarda yaptıgı hataları en kısa sürede farkına varır ne diyim.
Ölüm kaygısı üzerine bir anekdot konusuna benzer konular;
Ölüm anında Merhaba arkadaşlar, benim ufak bi sorum olacak. Forumda araştırma yaptım şayet bulamadım. Eğer daha önceden söylendiyse kusuruma bakmayın.
Bir insan ölüm anında, bilinci açık ise kendi içinde Rabbimize nasıl dua etmeli? O an kendi içinde söylenebilecek en iyi cümle(ler) ne olabilir?
teşekkür ederim.
ÖLÜM CEZASI İNCİLDE ÖLÜM CEZASI VAR MI?VARSA HANGİ ŞUÇU İŞLEYENLERE
ölüm arkadaşlar babaannem 2 aydır hasta yatıyordu ben çalıştığım için yanına gidemiyordum geçen gün kardeşim bana telefon atı ve babaannemin benim resmime bakıp durduğunu söledi beni görmek istiyomuş bende bunun üzerine gittim ve gördüm elini tuttum durumu çok kötüydü aradan yarım saat geçti ve ben tekrar yanına gittim ve dışarı çıktım sonra oturdum ve dua ettim yüce efendimiz rab ona yardım et kurtar bu ısdıraptan ve aradan 2 yada 3 dk geçti babaannem son nefesini verdi ...bunu sizlere anlatmak istedim o kadar ...
Ölüm ve sonrası kardeşlerim merak ediyorum ölüm anında neler yaşanır ve ölüp mezara konulunca bize ne olucak ?
Sevgiyle kalın ...
Hastalιk ve Ölüm KUTSAL DAĞDA (AĞİON OROS) HASTALIĞA VE ÖLÜME NASIL KARŞI DURUYORLAR
<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p>Bir doktorun Kutsal Dağdan tecrübeleri...
Rahipler hastalığı nasıl karşılıyorlar? Sabırla ve tahammül ile. «Hastalık, Allahın ziyaretidir.» derler. Bir gün bir ihtiyar rahip bana söyledi; «Tanrı hastalığı bana göndermekle, demek beni hatırladı ve bana bir şey söylemek istiyor. O bilir. O bana verdi, O’da istediği zaman benden alacak» Ne söyleyebilirsin? İhtiyar rahip Evgenios diyor ki; «Tanrımız hastalığı 4 sebep için veriyor. Ebeveynlerimizin işlediği günahlar için, bizim işlediğimiz günahlar için, bizi sabra ve alçak gönüllülüğe alıştırmak için, ve dördüncü sebebi yalnız O bilir.» Elbette zorluluklarda vardır. Bir akşam geçen...
HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız
HRİSTİYAN OLMAK Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
HRİSTİYAN GAZETE Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
İNCİL Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...
İNCİL .TV Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...
Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlıkİncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil