atariş
8. Tanrısal Münakale
Manevî beslenmemiz için elzem olan diğer yolların yanısıra, Hıristiyanlar için en önemlisi Tanrısal Münakaledir, yani İsa'nın Kutsal Vücudunu ve Kıymetli Kanını içimize almaktır.
Bunu bir manevî beslenme vâsıtası olarak Rab’bimiz tâyin etmiştir. Kendisini dinleyenlere dedi ki: «Eğer İnsanoğlunun etinden yiyip kanından içmezseniz, içinizde hayat yoktur. Etimden yiyip kanımdan içenin ebedî hayatı vardır.» (Yuhanna 6:53-54). Yani mümin için Rab’bin eti ve kanı zarurî bir manevî gıdadır.
Ama bu esrarengiz beslenme nasıl olacaktı? Kutsal Perşembe gecesi Rab bunun gereğini görmüştür. Havarileri ile beraber son defa yerken, Tanrısal Münakale sakramentini tâyin etti. Yani biraz ekmek aldı, onu takdis etti ve Havarilerine vererek dedi ki: «Alın, yiyin. Bu benim vücudumdur.» Biraz sonra bir bardak şarabı takdis ederek onlara dedi ki: «Bundan hepiniz için. Bu benim kamındır.» Aynı şeyi yapmalarını (yani vücuduna ve etine iştirak etmelerini) tenbih etti. Yüzyıllar boyunca bütün Hıristiyanlar Rab’bin bu emrine itaat ederler. Aşa-i Rabba*ni âyinini okurken, rahip «Sana Senin olanları Senden alıp her şeyde herkese sunarız.» dediği zaman, biz de «Seni överiz, Seni kutlarız, sana şükrederiz ya Rab ve sana Dua ederiz. Τanrı’mız.» ilâhisini oku*ruz. O zaman rahibin duaları ve Kutsal Ruhun eylemi ile,mihrabın üzerindeki biraz ekmekle biraz şarap İsa'nın Vücut ve Kanιna dönüşür. Biz de bunlara iştirak ederiz.
İsa'nın vücudundan ve kanından almak manevî hayatımız ve ilerlememiz için gereklidir. Bunu Rab’bin bize bıraktığı tenbihlerden ve de Kilise’mizin Azizlerinin verdiği sayısız öğüt ve tavsiyelerden anlarız. Tanrısal Münakale ile bize bolca takdis ve şifa verilir. Takdis, Azizlerin verdiği öğütlerde anlatılır. Tanrısal Münakale «Hıristiyanların hayatının merkezi ve temeli» sayılır. Böylece:
•(1) Kutsal Sinodlarιn tesbit ettiği Kanunlar sık-sık Tanrısal Münakaleyi öngörür.
•(2) Aziz Vasilios şöyle yazar: «Her gün bile münakalaye iştirak etmek iyi ve yararlıdır.»
•(3) Kudüs Başpiskoposu Aziz Kirillos şunları yazar: «İsa'nın vücuduna ve kanına iştirak ile, İsa ile bir vücut ve kandaş oluruz, yani Hristofor [Mesihi içimizde taşıyanlar] olmuş oluruz.» Yani vücudumuz aynı zamanda İsa'nın vücudu olur, kanımızda da İsa'nın kanı dolaşır.
•(4) Şamlı Aziz Yuhanna de buna benzer şekilde yazar ve devam eder: «Başka birçok insan da aynı şeyi yaptığı için, yani iştirakla İsa ile birleştiği için, biz de iştirak ettiğimiz zaman birbirimizle birleşiriz. Bir vücut ve bir kan oluruz: İsa'nın vücudu ve kanı....» Yani O'nun Kilise’sini teşkil ederiz.
•(5) Bunların yansıra, Aşa-i Rabbani âyininde rahibin okuduğu duaların da gösterdiği gibi, Tanrısal Münakale ile, Kutsal Ruhun bütün nimetleri gelip müminin ruhunda yuva kurarlar. En değerli armağan olan Kutsal Ruhun lûtfu müminin üzerine gelir. Başka Pederlerin yazdığı gibi, Tanrısal Münakale ile mümin «gerçek üzüm bağına katılır», yani «tanrısal tabiatın bir parçası olur»; başka bir deyişle, gerçekten «tanrılaşır».
•Krostand piskoposu Yuhanna şöyle der: «Tanrι’nın sonsuz sevgisinin bize ihsan ettiği bu sakrament, bütün diğer sakramenterden daha üstündür, bütün mucizelerin en şa-hanesidir. Silâhımız, ilâcımız, gıdamız ve içkimizdir. Ekmeğimiz ve kanımızdır. Hayatımızdır.»
•Derin ve içten bir dindarlıkla «hayat bardağı»na yaklaşalım. Bu yegâne teçhizatla, bu hayattan semavî hayat ve hükümdarlığa doğru olan yolculuğa başlamamıza bizi nail kılması için, Kurtarıcı’mıza niyaz edelim. Amin.
kaynak:öodegr