| advertiser |
|
Günlerdir insanın düşün ve arzu yöntemine bakıyorum. Ne garip, hiç değişmiyor…yaşam komedinin geleneksel sahnesi…..insan arzuları….beğenilme dürtüsü…..ben olma…..alkış arayışı….her cümlenin içerisinde kendini hoşnut edecek bir kelime arayışı…..ve bütün bu komedide rol alan bizlerin Tanrı Sözüne yaklaşımı. Her şey çok düzenli….herkes koşar adım sahnede….bende olmalıyım….alkışlar o kadar güçlü ki suflör duyulmuyor….sahne gerisinde dolu dizgin yardım etmek istiyor fakat o hengame….o kargaşa…..o albeniler…..suflör kederli……( tabii imanlının suflörü Kutsal Ruh olur)…..fakat oyun bitince ne seyirciler olur…..ne alkışlar….ne de kandırmaca……hoş insan kandırmacalarını hep kendi içinde kamçılar ya neyse….sahne gerisinde yine suflörle baş başa kalınır. Perde indi….oyun bitti…. Suflörün gözbebeklerine bakışlarla sunulan özrün anlamı var mıdır artık? ….. evet o şefkatli…….. Peki, sormazlar mı adama… Eee o halde neden...neden her defasında sahneye fırlayıp da ben olduğunu kanıtlıyorsun….. sevgili imanlı kardeşim,peki ya sen?... sana suflör mü yoksa yazılı tekstler mi özgür iradenin çığırtkanlığını yap dedi? Hiçbiri…..!!! peki neden sevgili kardeşlerim…… Yeşuah dedi ki: Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrı’nın Hakkını da Tanrı’ya vereceksin. Bu sonsuz adalet sistemini yaratan O yüce Kral YHVH sana çocuğu olmayı bağışlamış….. peki sen daha hala neyin kavgasındasın…. Neden hala sadece günah içerisinde özgür olduğunu fark etmiyorsun…. Neden hala kutsallaşmada YHVH’nin etken seninde edilgen olduğunu kabullenmiyorsun? Neden Kutsal Yazılar içerisinde bazı cümleler canını acıtıyor diye onlara dair yorumlar üretiyorsun…..neden cümlelerin kelimelerini çalıp yeniden biçim vermek için uğraşıyorsun…… Yeşuah ne dedi……beni anlamak için bilimsel tespitleriniz olmalı mı dedi? Evet Kutsal Kitap çalışmalarını elbette reddetmiyorum fakat kurtuluşumuz bize armağan değil mi…? Neden bunu yerlerde sürüklüyoruz ki? Gün içerisinde şehirde dolaşırken belediyelerin çalışmalarını görüyorum veee bu çalışmaların sağında solunda belediye başkanlarının kendilerine methiyelerini….”biz şunu yapıyoruz, biz bunu yapıyoruz”……iyi de siz zaten bunları yapmak için seçilmediniz mi? Neden övgü bekliyorsunuz ki? Ayrıca bunları yapmak için kullandığınız paralar zaten halkın vergileri! O halde siz sadece seçilmiş hizmetkarlarsınız. Bu hizmetkar lafı nasıl acıtıcı ve aşağılayıcı oluyor sanki!!! Hizmetkar!!! Halbuki bunun yerine daha böyle afili kelimeler olsa mesela……pastör…diyakon….. peder…..vaiz…..önder…v.s… ..gibi….insan gurunu daha da okşuyor dimi…… önder dedim de aklıma imanda öz ağabeyim Petrus geldi…. Hani şeytanı hafife alıyor ya….RAB beni inkar edeceksin dediğinde, ben seninle ölüme de gitmeye hazırım diyerek ne kadar delikanlı biri olduğunu gösteriyor fakat horoz ötmeden olan oluyor…..Ama hamdolsun ki YHVH tövbe kapısını açık bırakmış….. hazır kapı açıkken bizde sahneye değil de tövbeye mi koşsak? “Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab’bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti!” Her şeyde ve her zaman tayin ve yönlendirim hakkı yaratıcıya aittir. Bu cümle birçoklarının canını acıtabilir fakat…..Her Şeye Egemen YHVH’nin yanında, O’nun ışığı bizde parlamaksızın bizler bir hiç olduğumuzu anlamalıyız. Kendimize değer biçersek O’na ait övgüyü çalmaya çalışmış oluruz. İman mutlak itaati doğurur. İttatte sorgu yoktur. Egemenlik, güç ve kudret sonsuzluklar boyunca yaratıcımız YHVH’nindir. Amin. ÖVÜNEN RAB İLE ÖVÜNSÜN. |
| eriha |
| insanlar kendileriyle o kadar ilgileniyor ki yaratıcı tanrısına zaman ayıramıyor. |