Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı konusu
1979 kez okundu,
6 kez cevaplandı. En son mesaj
Theophilos tarafından gönderildi.
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2
>

27-10-09, 02:46
Theophilos
Hristiyan inancındaki "peygamber" kavramını da bu başlık altında kısaca açıklamak ve İslam inancındaki "peygamberlik" kavramı ile karşılaştırmak gerekir:
Hristiyan inancında peygamber sözcüğü "Tanrı adına konuşan" veya "Tanrı'dan haber getiren" anlamlarını taşır ve bu anlamsal boyutta İslam inancındaki peygamber (nebi) sözcüğü ile benzerlikler içerir. Buna karşılık, İslam dininde "peygamber" sözcüğü, Tanrı tarafından belirli bir kavme yol göstermesi amacıyla seçilmiş ve görevlendirilmiş kişiyi tanımlamak için kullanılan en önemli sıfat durumundadır ve kavimdekilerin kurtulması için söz konusu kişinin peygamber olduğuna iman etmeleri şarttır. Bu nedenle, Kur'an'daki anlatımlarda Eski Antlaşma'da adı geçen nerdeyse her erkeğin (Nuh'un, Eyüp'ün, Davut'un, Süleyman'ın ve hatta Lut'un) peygamber olduğu söylenmiştir.
Hristiyan inancında ve Kutsal Kitap'ta ise bu tür bir genelleme söz konusu değildir. Kutsal Kitap'ın ilk kitabında evrenin yaratılışından Yahudilerin Mısır'dan çıkışına kadar geçen sürede olanlar anlatılır ve bu bölümde ilk yaratılan insanın ve Tanrı tarafından çağrı alan kişilerin peygamber olmalarından çok "ata" (patrik) olmaları ön plandadır:
Adem insan ırkının atasıdır.
Nuh, tufandan sonraki insanlığın atasıdır.
İbrahim-İshak-Yakup: İsrail halkının atalarıdır.
Yakup, Mısır'a satılan Yusuf'un atasıdır.
Yusuf aracılığıyla İbrahim'in soyu Mısır'a yerleşmiştir.
Kutsal Kitap'ta İsrail'in Musa önderliğinde Mısır'dan çıkmasından sonra yargıçlar dönemi başlamıştır; İsrail'in ilk kralı Saul zamanında yaşayan Samuel'in bir peygamber olduğu söylenir. Davut, İslam'daki tanımlamadan farklı bir biçimde "peygamber" olarak değil de, Tanrı tarafından seçilmiş bir "kral" olarak nitelendirilir. Kral Süleyman'ın ölümünden sonra ülke parçalanır ve gerek siyasi gerekse manevi bir kaosa sürüklenir. Bu dönemde yönetime gelen krallar putperestliğe bulaşarak halkın üzerine bela getirirler. İyas ve Elişa bu sıkıntılı günlerde yaşayan ve halkı putperestliğe karşı uyaran iki büyük peygamberdir.
Kutsal Kitap'ta kendi isimlerini taşıyan yazıları bulunan peygamberler (Yeşaya, Danyel, vb) genelde sürgün döneminde kehanetlerde bulunmuşlar ve halkı kurtuluş konusunda ümitlendirmişlerdir. Kısacası bu peygamberlerin görevi halkı kurtarmak değil, Kurtarıcı Mesih'te kurtuluşa hazırlamak ve günah ve ölüm konularında eğitmek olmuştur.
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı

27-10-09, 21:04
Theophilos
İslam inancına ve Kur'an'a göre, her kavme kendi içinden bir peygamber gönderilmiştir ve tüm bu farklı peygamberler kendi kavimlerine tek gerçek dini anlatmakla görevlendirilmişlerdir. Bu öğretiler Yahudilik ve
Hristiyanlık inancına terstir; çünkü Kutsal Kitap yeryüzündeki her kavme bir peygamber gönderildiği iddiasını tanımaz.
Kutsal Kitap'a göre, Tanrı önce tek bir insan çiftinden (Adem ve Havva) insan ırkını yaratmıştır. İnsanlık, Adem ve Havva'nın günahının sonuçlarından etkilenmiş ve Tanrısal lütuflardan mahrum kalmıştır. Buna rağmen Tanrı, insanları kurtarma planına uygun olarak yeryüzünden seçtiği bazı kişiler aracılığıyla insan ırkıyla konuşmayı sürdürmüştür. Nuh zamanında, Nuh'un ailesi dışındaki herkesin tufan aracılığıyla yok edilmesi aslında günahın kötülüğüne ve ölümcül sonuçlarına işaret etmiştir. Zaten ruhsal olarak ölü olan insanlık, günahlar yüzünden Tanrı'nın gazabına uğramış ve bedenen de ölmüştür.
Nuh aracılığıyla yeni bir dönem başlar ve Tanrı'nın yine tek bir kişiden insan ırkı yaratma planı gerçekleşmiş olur. Günahlar yüzünden ulusların yeryüzünün dört bir yanına dağıtılmasının ardından (Babil kulesi), Tanrı, uluslar halinde yaşayan insanların arasından Avram'ı seçer ve bu sefer tek bir kişiden imanlı bir millet yaratmak ister. Milletlerin babası anlamındaki "Abraham" adını alan bu kişinin Tanrısal vaat uyarınca bir oğlu olur. Tanrısal vaat ve kutsama "İshak" ismindeki bu çocuğun soyuna verilecektir. İshak'tan doğan Yakup, İsrail milletinin babası olur ve onun oğullarından biri olan Yusuf'un aracılığıyla Yakup soyu (İsrail) Mısır'a yerleşir.
Musa'nın doğumu ile yeni bir dönem başlar ve Tanrı'nın bilgeliği uyarınca daha yeni doğmuş bir bebekken seçilen Musa aracılığıyla, Yakup soyu Mısır'daki kölelikten kurtulup yüzlerce yıl önce ata Abraham'în gittiği vaat edilmiş topraklara (Kenan diyarı) ulaşır.
Musa'dan sonra Kenan diyarına Yeşu önderliğinde giren Yakup soyu, zaferler kazanarak ve bazı mucizeler aracılığıyla bu bölgenin pek çok yerini ele geçirir. Hakimler döneminin sonunda halkın bir kral istemesi üzerine peygamber Samuel, çekingen bir kişi olan Saul'u kral ilan eder.
Ne yazık ki, Saul'un krallık görevi geçicidir ve aslında Davut'un tanınmasına aracılık edecektir. Saul hata üstüne hata yapınca, Tanrı peygamber Samuel'den Davut'u yeni kral olarak meshetmesini ister. Saul, kıskançlık ve öfke sonucunda Davut'un krallığını tanımaz ve ona düşman olur. Tanrısal emirlere itaat etmediği için Tanrı'nın bilgeliğinden ve lütfundan mahrum kalan Saul, çok büyük bir hata yaparak girdiği bir savaşta öldürülür.
Davut'un tek kral olarak tanınmasından sonra İsrail, altın çağını yaşar. Bu dönemde Tanrı, Mesih ile ilgili vaadini açıklar; çünkü Mesih, Tanrı'nın seçtiği İsrail halkından gelecektir. Tanrı, Davut'un oğulları arasından Süleyman'ı seçer ve Davut'un ölümünden sonra onun İsrail'in yeni kralı olmasını ister. Ancak Süleyman, yabancı ve putperest kadınlarla yaşadığı ilişkiler yüzünden İsrail halkının putperestliğe bulaşmasına neden olur ve Tanrı'nın öfkesini kazanır. Süleyman'ın ölümünden sonra çocukları arasında başlayan rekabet ve taht kavgası İsrail'in bölünmesi ile sonuçlanır.
İsrail'deki çeşitli krallıkların başına gelen kişiler genelde putperestliğe bulaşırlar ve günah işlemeye devam ederler. Bu nedenle, günahlı yaşamın devam etmesi ve Tanrı'nın çeşitli peygamberler aracılığıyla verdiği emirlere itaatsizlik edilmesi sonucunda İsrail, yabancı ülkelerin eline düşer ve halkın büyük bir bölümü Babil'e sürgüne gönderilir. Bu dönemde yaşayan peygamberler Tanrı'nın kurtuluş vaadini sık sık yenilerler ve Mesih'in gelişi hakkında kehanetlerde bulunurlar. Kurtarıcı Mesih gelecek ve Rabbin lütuf yılını ilan edecektir.
Eski Antlaşma'nın son peygamberi olan Yahya'nın çölde ortaya çıkması ve insanları Ürdün nehrinde vaftiz etmesi ile Mesih'in döneminin başlamak üzere olduğu duyurulur. İşte İsrail'in Roma işgali altında olduğu dönemde Kurtarıcı Mesih, Beytlehem kasabasında doğar ve 30 yaşlarında iken görevine başlar. Söz ve eylemleriyle beklenen Kurtarıcı Mesih olduğunu kanıtlayan Yeshua, Yahudi din adamlarının düşmanlığı ve politik bir kurtuluş taraftarı olmaması sonucunda inkar edilir ve çarmıha gerilerek öldürülür. Çarmıha gerilerek öldürüldüğü için, düşmanları tarafından "gerçek Mesih ve kurtarıcı olamayacağı" söylenen Yeshua'nın insanlığı günahtan ve ölümden kurtarma görevi aslında çarmıh aracılığıyla tamamlanmıştır ve bu nedenle çarmıh, Tanrı'nın bilgeliğinin ve gücünün en büyük işaretidir. Mesih'in ölümünün üçüncü gününde dirilmesi ise, kendisine inanan herkes için yaşam kaynağı olduğunun kanıtıdır. Ne yazık ki, İsrail halkının büyük bir çoğunluğu Mesih'i reddettmişler ve Tanrısal lütfulardan mahrum kalmayı seçmişlerdir. İsrail halkından, Yeshua'nın seçtiği kişiler (havariler) ve Yeshua'ya inanmayı seçen kişiler ise kurtuluş müjdesini tüm uluslara yaymışlar ve bu sayede kurtuluşun herkese dağıtılmasına aracılık etmişlerdir. Kısacası, Tanrı'nın kurtuluşu tüm insanlığa yine İsrail aracılığıyla gelmiştir ve tek bir millete gönderilen Kurtarıcı aracılığıyla tüm ulustan iman edenler kutsanmış ve kurtarılmıştır.
Kutsal Kitap'ta yabancı bir ulusa gönderilmiş tek bir peygamber vardır: Yunus. Yunus'un hikayesi ise Tanrı'nın İsrail'i seçmesine rağmen, gelecekte İsrail'den çıkacak olan Mesih aracılığıyla tüm ulusları kutsayacağına işaret etmektedir. Yeshua üçüncü gün ölümden dirilmesi ile Yunus'un üçüncü gün balığın karnından çıkması arasında simgesel bir benzerlik kurmuş ve aslında İsrail dışındaki ulusların dirilmiş olan Mesih'e iman edip kurtulacaklarının müjdesini vermiştir.
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı

27-10-09, 23:49
theodora78
Öncelikle emeklerinize sağlık.O kadar açıklayıcı anlatıyorsunuz ki yazılarınızdan aydınlanıyoruz.
Ellerinize sağlık.
Rab Mesih İsa beraberinizde olsun.
Esenlikler.
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı
Seni asla terketmeyeceğim .Seni asla yüzüstü bırakmayacağım.
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı

28-10-09, 00:50
Theophilos
Çok teşekkürler sevgili Theodora.
En Yücelerdekine övgüler, yeryüzünde O'nun isteğini yerine getirenlere esenlik olsun.
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı

28-10-09, 02:03
abdi1
Yönetim Notu: Sevgili müslüman üyemiz;
hristiyan forum sitesi ve içindeki yazılar;
hristiyanlar ve
hristiyanlığı araştıranlar içindir. Lütfen sitemizde İslamiyet ile ilgili açıklamalar yapmayınız. Sitemizde bilgi paylaşımı tek yönlüdür, amacımız tartışmak değil,
hristiyanları bilgilendirmektir.
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı
Hristiyanlıkta ve İslamiyet'te peygamberlik kavramı konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2
>