İslam inancına ve
Kur'an'a göre, her kavme kendi içinden bir peygamber gönderilmiştir ve tüm bu farklı peygamberler kendi kavimlerine tek gerçek dini anlatmakla gör
evlendirilmişlerdir. Bu öğretiler
Yahudilik ve
Hristiyanlık inancına terstir; çünkü
Kutsal Kitap yeryüzündeki her kavme bir peygamber gönderildiği iddiasını tanımaz.
Kutsal Kitap'a göre,
Tanrı önce tek bir insan çiftinden (Adem ve Havva) insan ırkını yaratmıştır. İnsanlık, Adem ve Havva'nın
günahının sonuçlarından etkilenmiş ve
Tanrısal lütuflardan mahrum kalmıştır. Buna rağmen
Tanrı, insanları kurtarma planına uygun olarak yeryüzünden seçtiği bazı kişiler aracılığıyla insan ırkıyla konuşmayı sürdürmüştür. Nuh zamanında, Nuh'un
ailesi dışındaki herk
esin tufan aracılığıyla yok edilmesi aslında
günahın
kötülüğüne ve
ölümcül sonuçlarına işaret etmiştir. Zaten
ruhsal olarak ölü olan insanlık,
günahlar yüzünden
Tanrı'nın gazabına uğramış ve bedenen de ölmüştür.
Nuh aracılığıyla yeni bir dönem başlar ve
Tanrı'nın yine tek bir kişiden insan ırkı yaratma planı gerçekleşmiş olur.
Günahlar yüzünden ulusların yeryüzünün dört bir yanına dağıtılmasının ardından (Babil kulesi),
Tanrı, uluslar halinde yaşayan insanların arasından Avram'ı seçer ve bu sefer tek bir kişiden
imanlı bir millet yaratmak ister. Milletlerin babası anlamındaki "Abraham" adını alan bu kişinin
Tanrısal vaat uyarınca bir oğlu olur.
Tanrısal vaat ve kutsama "İshak" ismindeki bu çocuğun soyuna verilecektir. İshak'tan doğan Yakup,
İsrail milletinin babası olur ve onun oğullarından biri olan Yusuf'un aracılığıyla Yakup soyu (
İsrail) Mısır'a yerleşir.
Musa'nın doğumu ile yeni bir dönem başlar ve
Tanrı'nın bilgeliği uyarınca daha yeni doğmuş bir bebekken seçilen Musa aracılığıyla, Yakup soyu Mısır'daki kölelikten kurtulup yüzlerce yıl önce ata Abraham'în gittiği vaat edilmiş topraklara (Kenan diyarı) ulaşır.
Musa'dan sonra Kenan diyarına Yeşu önderliğinde giren Yakup soyu, zaferler kazanarak ve bazı
mucizeler aracılığıyla bu bölgenin pek çok yerini ele geçirir. Hakimler döneminin sonunda halkın bir kral istemesi üzerine peygamber Samuel, çekingen bir kişi olan Saul'u kral ilan eder.
Ne yazık ki, Saul'un krallık görevi geçicidir ve aslında Davut'un tanınmasına aracılık edecektir. Saul hata üstüne hata yapınca,
Tanrı peygamber Samuel'den Davut'u yeni kral olarak meshetm
esini ister. Saul, kıskançlık ve
öfke sonucunda Davut'un krallığını tanımaz ve ona düşman olur.
Tanrısal emirlere itaat etmediği için
Tanrı'nın bilgeliğinden ve lütfundan mahrum kalan Saul, çok
büyük bir hata yaparak girdiği bir
savaşta öldürülür.
Davut'un tek kral olarak tanınmasından sonra
İsrail, altın çağını yaşar. Bu dönemde
Tanrı,
Mesih ile ilgili vaadini açıklar; çünkü
Mesih,
Tanrı'nın seçtiği
İsrail halkından gelecektir.
Tanrı, Davut'un oğulları arasından Süleyman'ı seçer ve Davut'un
ölümünden sonra onun
İsrail'in yeni kralı olmasını ister. Ancak Süleyman, yabancı ve putperest kadınlarla yaşadığı ilişkiler yüzünden
İsrail halkının putperestliğe bulaşmasına neden olur ve
Tanrı'nın öfk
esini kazanır. Süleyman'ın
ölümünden sonra çocukları arasında başlayan rekabet ve taht kavgası
İsrail'in bölünmesi ile sonuçlanır.
İsrail'deki çeşitli krallıkların başına gelen kişiler genelde putperestliğe bulaşırlar ve
günah işlemeye devam ederler. Bu nedenle,
günahlı yaşamın devam etmesi ve
Tanrı'nın çeşitli peygamberler aracılığıyla verdiği emirlere itaatsizlik edilmesi sonucunda
İsrail, yabancı ülkelerin eline düşer ve halkın
büyük bir b
ölümü Babil'e sürgüne gönderilir. Bu dönemde yaşayan peygamberler
Tanrı'nın
kurtuluş vaadini sık sık yenilerler ve
Mesih'in gelişi hakkında kehanetlerde bulunurlar. Kurtarıcı
Mesih gelecek ve
Rabbin lütuf yılını ilan edecektir.
Eski Antlaşma'nın son peygamberi olan Yahya'nın çölde ortaya çıkması ve insanları Ürdün nehrinde
vaftiz etmesi ile
Mesih'in döneminin başlamak üzere olduğu duyurulur. İşte
İsrail'in Roma işgali altında olduğu dönemde Kurtarıcı
Mesih, Beytlehem kasabasında doğar ve 30 yaşlarında iken görevine başlar. Söz ve eylemleriyle beklenen Kurtarıcı
Mesih olduğunu kanıtlayan Yeshua,
Yahudi din adamlarının düşmanlığı ve politik bir
kurtuluş taraftarı olmaması sonucunda inkar edilir ve çarmıha gerilerek öldürülür. Çarmıha gerilerek öldürüldüğü için, düşmanları tarafından "gerçek
Mesih ve kurtarıcı olamayacağı" söylenen Yeshua'nın insanlığı
günahtan ve
ölümden kurtarma görevi aslında çarmıh aracılığıyla tamamlanmıştır ve bu nedenle çarmıh,
Tanrı'nın bilgeliğinin ve gücünün en
büyük işaretidir.
Mesih'in
ölümünün üçüncü gününde dirilmesi ise, kendisine inanan herkes için yaşam kaynağı olduğunun kanıtıdır. Ne yazık ki,
İsrail halkının
büyük bir çoğunluğu
Mesih'i reddettmişler ve
Tanrısal lütfulardan mahrum kalmayı seçmişlerdir.
İsrail halkından, Yeshua'nın seçtiği kişiler (havariler) ve Yeshua'ya inanmayı seçen kişiler ise
kurtuluş müjd
esini tüm uluslara yaymışlar ve bu sayede
kurtuluşun herkese dağıtılmasına aracılık etmişlerdir. Kısacası,
Tanrı'nın
kurtuluşu tüm insanlığa yine
İsrail aracılığıyla gelmiştir ve tek bir millete gönderilen Kurtarıcı aracılığıyla tüm ulustan
iman edenler kutsanmış ve kurtarılmıştır.
Kutsal Kitap'ta yabancı bir ulusa gönderilmiş tek bir peygamber vardır: Yunus. Yunus'un hikayesi ise
Tanrı'nın
İsrail'i seçm
esine rağmen, gelecekte
İsrail'den çıkacak olan
Mesih aracılığıyla tüm ulusları kutsayacağına işaret etmektedir. Yeshua üçüncü gün
ölümden dirilmesi ile Yunus'un üçüncü gün balığın karnından çıkması arasında simgesel bir benzerlik kurmuş ve aslında
İsrail dışındaki ulusların dirilmiş olan
Mesih'e
iman edip kurtulacaklarının müjd
esini vermiştir.