Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)

hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > Presbiteryenlik, Kalvinistlik, Reformistlik : Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


HRİSTİYAN FORUM'A ÜYE OLUN! Hristiyan üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.



HRİSTİYAN FORUM GİRİŞ
(Kullanıcı adınız)
(Şifreniz)





Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 

hristiyanlık
noileg

Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


"Her hristiyanın bilmesi gerekenler" diye yazı içinde de ismi geçen Richard Baxter isimli Reformist vaizin kitabı var. Bence aşağıdaki Max Weber'in "Kapitalizm'in Ruhu: Protestan Ahlak" kitabının ismi de "Her protestanın bilmesi gerekenler" olmalı...


Page 1

C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2002

89

KAPİTALİZMİN ZORUNLU ŞARTI

“PROTESTAN AHLÂK”

İshak TORUN

Özet

Bu makale, Max Weber’e göre kapitalizmin dominant şartının analiz edilmesiyle

sınırlıdır. Weber’in kapitalizmden kastettiği, “Endüstriyel Kapitalizm” dir. Weber’e göre;

Endüstriyel Kapitalizm’in zorunlu şartı Protestanlıktan mülhem iktisat ahlâkıdır. Bu

çalışma, sistemci yaklaşım, betimleyici model ve bilimsel metotla hazırlanmıştır.

Anahtar Kelimeler;

Protestan Ahlâk, İktisat Zihniyeti, Kapitalizm, Endüstriyel

Kapitalizm, Max Weber

Abstract

Dominant Rule of Economical Development: “Protestant Ethic”

This article is limited within the analysis of Max Weber’s opinion about Dominant

Rule of Capitalism. When Weber mentions Capitalism, hemeans Industrial Capitalism. In

Terms of Weber, Dominant rule of Industrial Capitalism is Protestant Ethic. The study has

been done within a systematic approach, a descriptive model and a scientific method.

Keywords: Protestant Ethic, Economical Ethic, Capitalism, Economical Capitalism, Max

Weber

Giriş

Max Weber, kapitalizme yüklediği anlam ve kapitalizmi belirleyen şartın

ne olduğu konusundaki düşünceleriyle bir çığır açmıştır. Kapitalizmi tanımlayan

özellikler, büyük ölçüde hâlâ Karl Marx ve Max Weber’ in öncü niteliğindeki

yazılarından çıkarılmaktadır (Marchal, 1999: 382) Ülkemizde, Marxist

çalışmaların bolluğuna nispeten Weberyen çalışmalar çok azdır. Nitekim, Mardin’

e göre; bizdeki sosyal bilimcilerin kahır ekseriyeti Marxist gelenekten

gelmektedir. (Mardin, 1995: 15) Bu bağlamda, çalışmamızın bu eksikliği

gidermeye hizmet edeceğini ümit etmekteyiz.

Kapitalizm bizde ya Asya kültürünün etkisiyle salt “talan”, “vurgun” ve

“hilekârlık” ya da Marxist görüşün etkisinde salt “sömürü” olarak algılanmıştır.

Weber ise elde etme güdüsü, kazanç tutkusu ve kuru kâr hırsının kapitalizmle

hiçbir biçimde aynı şey olmadığını savunmaktadır. O’na göre; kapitalizm olsa

olsa bu irrasyonel güdülerin dizginlenmesi, en azından rasyonel olarak

dengelenmesiyle özdeş olabilir (Weber, 1985:15). Kâr ve kazanç arzusu her çağ

ve toplumda var olmuştur. Ancak, kâr arayışı ile akılcı çalışma disiplinin bileşimi



Page 2


İshak TORUN

90

tarih boyunca bir kez, modern zamanda Batı’ da ortaya çıkmıştır.

(Aron,1986:372) Bu bileşim, bürokratik bir örgütlenme aracılığı ile en fazla kâr

elde etmeyi amaçlayan “modern işletmeler” dir

1

. Weber’ in temel aldığı

kapitalizm “Modern Endüstriyel Kapitalizm” dir.

Weber' e göre; Endüstriyel Kapitalizm’ in tamamlayıcı ve zorunlu olmak

üzere iki temel şartı vardır. Kapitalizmin tamamlayıcı şartları; burjuva sınıfının

ortaya çıkması, kentleşme, endüstriyel teknolojinin gelişmesi ve rasyonel

hukuktur (Weber, 1961: 355; Turner, 1991: 12). Tamamlayıcı şartlar kapitalizmin

maddi vücudunu meydana getirdikleri için gereklidirler. Ancak, vücudu

canlandıran ve ona karakteristiğini veren ruhtur. Bu bağlamda, Modern

Endüstriyel Kapitalizm’ in ruhu "Protestan Ahlâk" tır. (Weber, 1985)

Bu çalışma, Weber’ in iktisadi düşünceleri bağlamında, kapitalizmin

zorunlu şartıyla sınırlıdır. Bu şekilde sınırladığımız konu, sistemci yaklaşım,

betimleyici model ve bilimsel metotla incelendi.

1. “Protestan Ahlâk” Kavramı

Bir konuyu analiz etmeden önce, o konuyla ilgili kavramların açıklığa

kavuşturulmasında yarar vardır.

"Protestan" kelimesi, "başkaldıran", itiraz eden anlamına gelir. XVI.

yüzyılda Martin Luther (1489-1546), Roma Katolik Kilisesi' nin günahları

bağışlaması, Kutsal Kitap yorumu ve hüküm çıkarmayı kendi tekelinde tutması

gibi hususlara karşı çıkarak ilk itirazı başlattı. Bu itirazın zamanla

yaygınlaşmasıyla çeşitli Protestan mezhepleri ortaya çıktı. (Tümer vd, 1988: 162).

Weber, Protestan Ahlâkın (veya zaman zaman kullanmayı tercih ettiği deyimle

Asketik Protestanlığın) başlıca dört tarihsel taşıyıcısından söz eder (Weber,

1985:75):

1. Jan Calvin' in 1536' da başlattığı bir harekettir. Özellikle XVII. yüzyıl

boyunca sahip olduğu biçimiyle Kalvinizm, kapitalizmin en fazla geliştiği

Hollanda, İngiltere, Fransa gibi kültür düzeyi yüksek ülkelerde yaygınlaşmıştır.

En şöhretli ve halen geçerliliğini koruyan öğretisi ilahi takdir öğretisidir (Weber,

1985: 78).

2. Pietizm: Kişisel ahlâk ve duyguyu dindarlığın temel öğesi sayan söyleme

sahiptir. Pietizm’in çıkış noktası, ilahi takdir öğretisidir (Weber, 1985: 103).

3. Metodizm: XVIII. yüzyılda İngiltere' de ortaya çıkıp, sonra Amerika' ya

yayılan ve halen 25-30 milyon mensubu olan bir Protestan mezhebidir. İbadet ve

günlük hayatta, metodik bir düzen takip etmelerinden dolayı "metodistler" diye

adlandırılmışlardır (Tümer,1988:173).



Page 3


C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2002

91

4. Baptistler: Babtist hareketinden doğan tarikatlar. Bugün 25-30 milyon

mensubu bulunan ve Hollanda' da doğmuş bir Protestan mezhebidir (Tümer,

1988: 171).

Protestanlık, bizim saydığımız ve diğer benzer mezhepleri ifade etmek için

kullanılan genel bir isimdir. Kalvinizm, Protestan mezhepleri arasında en yaygın

olanıdır ve Protestanlığın ağırlıkla teorik-dogmasını oluşturur. Bu gerekçe ile

Protestanlık ile Kalvinizm terimleri biri diğerinin yerine kullanıla gelmiştir. Yine

Kalvinizm, çoğunlukla Puritanizmle aynı anlamda kullanılan sinonim tabirler

olarak dilimize yerleşmiştir (Ülgener,1991:17) ve genel anlamıyla Protestanlık

öğretisine Püritanizm de denmektedir (Bodur, 1991: 82). Weber, Protestan

mezheplerin asketik olan ile asketik olmayanları arasında dikkatle ayırım yapar

(Weber, 1978: 544-550).

2. Protestan Ahlâkın Ortaya Çıkışı ve Sonuçları

Weber, incelediği bir çok uygarlıkta kapitalizmin başlangıç özelliklerinin

görülmesine karşılık, kapitalizmin yalnızca Batı' da ortaya çıkmasını şöyle

açıklamıştır: Kapitalizmin tamamlayıcı (gerekli) ve zorunlu (yeterli) şartları

vardır. Tamamlayıcı şartları diğer yer ve zamanlarda görülmüştür, ancak; zorunlu

şart, dünya içi (dünyaya dönük) asketizmin belli bir kişilik tipi yarattığı yalnızca

Batı' da ortaya çıkmıştır. (Weber, 1993: 62)

Kapitalizmin sosyo-ekonomik düzen olarak vücuda gelmesi, her şeyden

önce; ideolojik bir etmenin varlığını gerektirir. Weber' e göre modern

kapitalizmin ideolojik etmeni Protestan Ahlâktır. Protestanlığın belirli bir

yorumu, kapitalist rejimin oluşumunu kolaylaştıran bazı güdülenmeler

2

yaratmıştır. (Aron, 1986: 374) Modern kapitalist gelişmeyi sağlayan şey -diğer

faktörlerin tamamlamasıyla- Protestanizm’ dir. Weber, tezini doğrulamak

amacıyla modern kapitalizmle Protestanlık arasındaki üç temel ilişkiye

göndermede bulunmaktadır (Aron, 1986: 371).

Birinci İlişki: Protestanlıkla, birey ve toplumun ekonomik durumları

arasında pozitif bir ilişki vardır: Katoliklerle Protestanların yaşadığı ülkelerde,

Protestanlar fert ve cemaat olarak nispeten zengindir. Örneğin, Almanya' da

Protestan nüfus, Protestan olmayanlardan daha varlıklıdır. Aynı şekilde, bir

ülkedeki din ve meslek istatistikleri yan yana konulunca, yüksek eğitimli teknik

ve ticari personelin, büyük sermaye sahiplerinin ve işletme liderlerinin çoğunun

Protestan olduğu görülür.

Weber' in 1895' de bir öğrencisine yaptırdığı istatistiğe göre; Protestanlar,

Katoliklere nispeten daha zengin ve iktisadi faaliyetlere katılmaya daha

isteklidir. Katolikler, daha az kâr açlığı duyan, sâkin bir mizaca sahiptir. Keza, az

kârlı da olsa güvenli bir hayatı risk ve heyecan dolu bir hayata (bu ona servet ve

şeref getirse bile) tercih ederler (Braudel, 1991: 162).



Page 4


İshak TORUN

92

İkinci İlişki: XVI. yüzyıldan sonra Batı' da reformasyonu hoş karşılayan

ülkelerle Endüstri Kapitalizmi’ nin başarılı kâriyer izlediği alanlar arasında

pozitif ilişki vardır. Reformasyondan beri ekonomik bakımdan gelişmiş Batılı

ülkelerin hepsi Protestan’ dır: Hollanda, İngiltere, Amerika ve Almanya gibi..

Buna karşın, kalkınamamış ülkelerde Katolik nüfus yoğunluktadır: İtalya,

İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi. Oysa, kapitalizmin tamamlayıcı şartları

mevcut olmasına ve hatta kapitalizmin başlangıç unsurları Katolik ülkelerde

ortaya çıkmasına rağmen Endüstri Kapitalizm’ i bu ülkelerde gerçekleşmemiştir.

ABD' in iktisadi gelişmesinde de gerekli iktisadi zihniyeti temin etmesi

açısından Prüten Ahlâk etkili olmuştur. Avrupa’ da olduğu gibi ABD’ de de

Prüten Ahlâk, orta sınıfın örgütlediği çeşitli dernek ve cemaatler sayesinde

yaygınlaşmıştı. Zaten ABD ' nde bir kiliseye üye olmayanın ekonomik hayatta

pek şansı yoktur, çünkü; inançlı olmayana kimse güvenmez. Geniş orta sınıf

tabakaları (çiftçiler dahil) burjuva kapitalist iş ahlâkının yayılmasına ve

korunmasına hizmet etmiştir. Weber ' in kendi ifadesiyle (Weber, 1993: 264):

Amerikalı 'girişimciler' in, 'endüstri şefleri' nin, multi-milyonerlerin ve tröst

krallarının arasında resmen bir mezhebe, en çok da Baptistler' e üye olanların

sayısı az değildir (hatta eski kuşaktan olanların çoğunluğunun üye olduğu

söylenebilir)... Protestanların düzenli yaşama nitelikleri ve ilkeleri, bu dinsel

toplulukların (orta sınıfın) benimsediği tutumlar yaygınlaşmasaydı, kapitalizm

bugünkü ulaştığı yere, Amerika' da bile gelemezdi

Weber, biraz daha ileri giderek, yukârıdaki karşılaştırmasını uygarlıklar

bazında yapmıştır: Batı dışındaki uygarlıklarda pek çok kapitalist olgu varsa da

batı kapitalizminin özgün nitelikleri olan kâr arayışı ile akılcı çalışma disiplinin

bileşimi tarih boyunca bir kez ortaya çıkmıştır. Batı tipi kapitalizm, Batı uygarlığı

dışında, hiçbir yerde gelişmemiştir. Uygarlıktan kasıt dünya dinleridir. Bunlar:

Konfüçyen, Hinduist, Budist, Hıristiyan, İslam ve ayrıca Musevilik din ve ahlâk

sistemleridir (Weber, 1993: 227; Weber, 1978: 611-633).

Weber, dünya dinleri ile ilgili yaptığı çalışmasına göre: Mistik bir eğilim

taşıyan dinler iktisadi gelişmeye uygun olmamasına karşılık, dünyaya dönük

(dünya içi) asketizmle uzlaşmış dinler iktisadi gelişme için münbit bir kaynağı

oluştururlar. Mistik dinler Hint-Çin dinleridir. İslâm dini de başlangıçta aktif

riyazet kârakterli iken, sonradan bazı toplumsal tabakaların etkisi (tasavvufun) ile

mistik karaktere bürünmüştür. (Weber, 1993: 241-244) Zaten, din dogmalarının

yalnızca aktif riyazeti taşıması yetmez. Aynı zamanda, geniş kitlenin değerlerini

belirleyebilecek düzeyde yaygınlaşıp benimsenmiş olmalıdır.

Üçüncü İlişki: Protestanlık anlayışı ile kapitalizmin rasyonel ahlâkı

arasında örtüşme vardır. Max Weber' in kullandığı Protestan ahlâk öğretisi,

temelde Protestanlığın önde gelen Calvin' ci ilahi takdir öğretisine dayanır.



Page 5


C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2002

93

1647 Westminster Bildirisi metninden oluşan bu öğreti, beş noktada özetlenebilir

(Aron, 1989: 372):

- Dünyayı yaratan ve yöneten, ama insanların sınırlı akıllarının

kavrayamayacağı mutlak, yüce bir Tanrı vardır.

- Her birimizin kurtuluşu (seçilmesi) ya da helâkı (lanetlenmesi) Tanrı

tarafından önceden belirlenmiş olup kişinin, kendi çabasıyla önceden belirlenen

bu akıbeti değiştirmesi mümkün değildir.

- Tanrı dünyayı kendi şanı için yaratmıştır.

- İster seçilmiş ister lanetlenmiş olsun bireyin dünyadaki ödevi, Tanrı' nın

şanı için çalışmak ve yer yüzünde Tanrı' nın hâkimiyetini kurmaktır.

- İnsan için kurtuluş ancak tanrısal merhametle mümkündür.

Sayılan ilkeler üç terimle özetlenebilir: 1) Her ferde cennet önceden

müjdelenmiştir. 2) Çalışma (iş) bir fazilettir ve 3) insan kendi mesleğini kendi

seçmelidir (Türkdoğan, 1981: 185). Bu tür bir dinsel görüş her türlü mistizmi

dışlar. Bu anlayışta, Kilise ve ayinlerin yardımıyla kurtuluşa ermek mümkün

değildir; kurtuluşu bahşetmek Tanrının elindedir. Bu yetki Kilise ve Papazlar

tarafından tasarruf edilemez.

Tanrı ile kul arasında aracıyı reddetme anlayışı, bireylerin bilincini doğaya

ve doğal düzen e yöneltmiştir. Bu bakımdan bu anlayış bilimsel araştırmanın

gelişmesine yararlıdır ve her türlü putun, bâtıl inancın, büyünün karşısında yer

alır. Böylece eski Yahudilik ile başlayan, kurtuluşa ulaştıracak bütün sihirli

araçları bâtıl inanç ve günah sayıp reddetme anlayışının egemen olduğu dünyanın

büyüden temizlenmesi süreci burada sonuca ulaşmış olmaktadır (Weber, 1961: 83).

İlahi takdir öğretisine göre; dünyada günaha batmış mü’min, Tanrı için

çalışmalıdır. Her şey Tanrı' nın takdirine bağlı olduğundan, fert, kurtuluşa mı

ereceğini, yoksa lanetleneceğini mi bilemez. Bu durumda bireyler "seçilmesinin"

işaretlerini arayacaktır. Kalvinci mezhepler, dünyevi (ekonomik) başarılarda

seçilmişliğin (felahın) kanıtının bulunduğunu düşünürler. Birey, kurtuluş

(seçilmiş olmak) belirsizliğinin verdiği korkudan kurtulmak için çalışmaya

yönlendirilir. Seçilmişliğinden emin olmak için bir meslekte aralıksız çalışmanın

en iyi yol olduğu özellikle salık verilir. Dinsel kuşkuyu sadece bu yatıştırır ve

bağışlanma kesinliğini verir. Bu psikolojik süreç neticede ferdiyetçiliği

güçlendirmiştir (Aron, 1986: 373).

Herkes Tanrı karşısında yalnızdır. Bireysellik, yakın ile ortaklık ve

başkalarına karşı görev duygusunu zayıflatır. Akılcı, düzenli, sürekli çalışma,

Tanrı 'nın emrine boyun eğme olarak yorumlanmağa başlanır. Nitekim bu süreç,

kapitalizmin "kahramanlık" zamanlarında ve kısmen günümüzde görülen "çelik

iradeli" püriten tüccarlarda bulunan 'azizler' i ortaya çıkarmıştır (Aron, 1986 )



Page 6


İshak TORUN

94

Bir görüşe göre; Batı' da ferdiyetçiliğin ortaya çıkması, kapitalizmin ilk

belirtileri olarak kabul edilir. Aslında ferdiyetçilik, ilk olarak Avrupa' da,

merkeziyetçiliğin ve onun zihniyeti olan kollektivizmi parçalayan feodalizm ile

ortaya çıkmıştır (Türkdoğan, 1981: 54). Weber’ e göre; modern ferdiyetçiliğin en

önemli tarihsel temellerinden biri, asketik tarikatlar ve mezheplerdir. Çünkü,

modern kapitalist öz-ahlâkın fertçi ekonomik dürtülerini, yalnızca asketik

mezheplerinin metodik yaşam biçimi meşru kılabilirdi (Weber, 1993: 276-277).

İlk reformist olarak bilinen Luther' in iktisadi düşünceleri, aslında Calvin'

den oldukça farklı olup daha ziyade Orta Çağ' ın teolojik görüşüne bağlıydı.

Meselâ, Luther' e göre; "parayı faize vermek doğru olmadığı gibi fertlerin servet

peşinde koşması da doğru değildi". Çünkü, herkes kendi işiyle meşgul olmalı ve

asgari bir hayat seviyesine rıza göstererek refah hırsına kapılmamalıydı. Yine

Luther’ e göre; meslek, Kalvinist öğretide olduğu gibi metodik hayatla Tanrı' nın

rızasına götüren yollar değildi (Weber, 1993: 113; Zeytinoğlu, 1993: 129). Ancak

yine de Luther’ in düşünceleri ve başlattığı reformasyon hareketi sonrakilerin

yolunu açmıştı.

Protestan İktisat Ahlâkı ile kapitalist iktisat zihniyeti arasında korelasyon

kuran Weber, Protestanlığın pragmatik düşünürlerine gönderme yaparak tezini

ispatlamaya çalışmıştır. Weber, en önde gelen prüten düşünür olarak kabul ettiği

Benjamin Franklin’ den şunları aktadır: "Unutma ki vakit nakittir... kredi paradır

... paranın doğurgan tabiatı vardır... iyi bir ödeyici, herkesin cüzdanının

efendisidir." Franklin' in bütün ahlâki yaklaşımları, yararcılığa dönüktür: Şerefli

olmak yararlıdır, çünkü kredi sağlar; dakiklik, çalışkanlık, ölçülülük de aynı;

bunlar bu yüzden erdemdir (Weber, 1961: 41-43).

Doğru ve iyi yüreklileri Tanrının zenginlikle mükâfatlandıracağı inancı

bütün dünyada vardır. Ancak, Protestan mezhepleri bilinçli olarak, bu inanç ile bu

türlü ibadet arasında, ilk kapitalizmin "doğruluk en iyi siyasettir" ilkesine uygun

bir bağ kurdular. Bu, Protestan mezheplerine özgü olmamakla birlikte yalnız

Protestan mezhepleri arasında devamlılık ve tutarlılık göstermiştir. Örneğin

Amerika' da Kuveykır ve Bapdistler fiyat politikasını ilke haline getirenlerin

kendileri olduğunu iddia etmişlerdir. Zaten, tipik burjuva ahlâkı Protestan

ahlâkından kaynaklanır. Metodistler, ticaret ahlâkı için çeşitli esaslar bile vaaz

etmişlerdir (Weber, 1993: 268).

Max Weber' e göre; kapitalist zihniyet, Protestan ahlâkında mevcuttur.

Protestan ahlâk, başarılı iktisadi faaliyeti ve kazancı, arzu edilebilir dini faaliyet

olarak tespit etmiştir (Bodur, 1991: 83). Protestanlar çok çalışıyor ve sermaye

biriktiriyorlardı. İnançlarından kaynaklanan nefsin arzularına direnme ilkesi,

biriktirdiklerini ölçüsüz harcamalarına izin vermediği gibi, servetlerinin atıl

bırakılmasına da izin vermiyordu. Sonuçta, yatırım yaptılar, bedensel zevkleri

yadırgadılar ve ekonomik düzen yarattılar (MacRae, 1985: 59). Nitekim Protestan

ahlâkı, hem âzâmi kârin aranmasını, hem de bu kârın en büyük kısmının yeniden



Page 7


C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2002

95

üretime yatırılmasını gerektiren kapitalizmin ilk aşamasıyla tam bir uyum

halindedir (Türkdoğan, 1981: 184). İngiliz Protestan vaiz Richard Bakster şunları

nasihat etimiştir (Braudel, 1991: 163):

Çok değerli ve kısacık dünya, hayatımızın bir tek anını bile boşa

harcamamalıyız, tek ödülümüz Tanrı' nın bize yüklediği görevde elimizden geleni

yapmamızda yatar, onun bize uygun gördüğü yerde çalışmalıyız. Kimin

kurtarılacağını ve kimin cehenneme gideceğini Tanrı önceden bilir; ama, kişinin

mesleğindeki başarısı onun seçkinler arasında olduğunun işaretidir. Servet

kazanan tacir başarısında, Tanrı' nın onu seçmiş olduğunun kanıtını görür

"Ancak", diye uyarıyor Bakster; "sakın, servetini lüks yaşamak için

kullanma, zira, bu cehenneme götüren yoldur. Zenginliğini halkın faydası için

kullan; cemaat için bir işe yara..."

Kalvin' ci öğreti ile kapitalist zihniyet arasında şaşırtıcı benzerlik vardır.

Protestan ahlâkı, inananlarına bu dünya nimetlerinden sakınma ve çileci bir

davranış öğütler. Kapitalizm, işin akılcı örgütlenmesini ve üretim araçlarının

gelişmesini sağlamak için kârın büyük kısmının tüketilmeyip biriktirilmesini

içerir. Protestan tutumu ile kapitalist tutum arasındaki tinsel yakınlık, burada

bütün açıklığı ile ortaya çıkar. Max Weber'e göre; Protestan ahlâkı, Batı' lı

olmayan toplumlarda örneği görülmeyen, yaşam zevklerinden yararlanmak için

değil, her zaman daha fazla üretmek isteğini doyurmak için olabildiğince yüksek

kâr arayışı gibi tuhaf bir davranışın açıklanmasını ve meşru kılınmasını gerektirir

(Aron, 1986: 374).

Katolik papazın, pişmanlık duygusu ile inandıkları takdirde bağışlanma

sözü verdiği alçak gönüllü günahkârlar yerine, kendilerinin bilincinde olan ve

kapitalizmin kahramanlık dönemlerinde gördüğümüz, örneklerine bugün de

rastlanan "çelik yapılı " püriten tüccarlarda bulunan 'azizler' ortaya çıkar.

Protestan ahlâkın ekonomik hayata kazandırdığı en önemli erdemi, bir

meslek içinde düzenli ve metodik çalışmanın dini görev olduğu bilincidir. Bunun

yanı sıra iyi bir ticaret ahlâkı temin etmiştir. Protestanlık spekülasyon, borç

verme, faiz, devlet müdahalesi konusundaki söylemleri kapitalizmin gelişiminde

büyük etkisi olmuştur. Nitekim Cenevre, Bale, Amsterdam, Londra gibi Protestan

merkezlerin ticari kapitalizmin yoğunlaştığı yerler olmuştur (Türkdoğan, 1981: 59).

Calvin özellikle, Faizin günah olmadığını açıklayarak; o tarihe kadar borç

verme işlemine konu olmadan yalnızca gelecek kötü günler için tasarruf edilmiş

yastık altı paraları, iktisadi faaliyetlere yöneltmiştir (Türkdoğan, 1981).

3. Sonuç

Protestan ahlâk; "Hak eşitliği, düşünce özgürlüğü, kâr peşinde koşma,

servet ve maddi başarıya saygı" gibi liberalist ideolojinin başlıca öğelerinin

toplum hayatına yerleşmesine katkıda bulunmuştur. Protestanlık ile modern



Page 8


İshak TORUN

96

kapitalizmin aynı zamanda görünmeleri de aralarındaki ilişki ve etkilenmeyi

tesadüf olmaktan çıkarmaktadır.

Max Weber, Batı iktisadi gelişmesini belirleyen faktörlerin ne olduğu

hususundaki düşünceleriyle iktisat tarihine önemli bir katkıda bulunmuştur.

Weber, Batı uygarlığını çözümlemek için kapitalizmin; kapitalizmin anlaşılması

için ise kapitalist zihniyet ve kapitalist insan tipinin bilinmesinin gerektiğini

söyler. O, iktisadi gelişmeyi insan tipine ve onun zihniyet yapısına bağlayan

görüşleriyle bir çığır açmıştır.

Weber' in Protestan Ethik.. adlı çalışması, bir bakıma, bütün medeniyet

hadiselerini ekonomik temele bağlayan materyalist teoriye de karşı cevap niteliği

taşımaktadır. O’a göre; ekonomik teşkilatlanmadan önce ideolojik sebepler gelir

ve onun şartlarını hazırlar. Kapitalizmin ruhu Protestanlığın ruhudur; onun

davranış kuralları ve pratik ahlâkıdır. İktisadi yaşayış, her yer ve dönemde, yalnız

dış verilerin bir araya gelişinden ibaret bir madde dünyası değildir. Öyle olsaydı

kapitalizmin başlangıç ve maddi şartlarının ortaya çıktığı yerlerde Modern

Kapitalizm gelişmesi gerekirdi. Ama gelişmedi, çünkü; kapitalizmin ruhu olan

Protestan ahlâk eksikti.

Bütün bunlara rağmen, Weber' in, tarihi maddeciliğe karşı sosyal

etkilenmeyi tam tersine çevirerek olup biten her şeyi düşünce (idea) tarafına

kaydırdığı zannı ise bir yanılgıdır. Bir kere, Marx' ın tam karşısında da olsa, ama

Marx gibi determinist bir tutumla zihniyetin ya da dinin Modern kapitalizmi

belirlediği tarzındaki bir düşünce her şeyden önce onun metodolojik tutumuyla

bağdaşmaz.

Weber, kendi metodolojisine uygun olarak; iktisadi gelişmeyi belirleyen

unsurlar arasından Marxistlerin inkar ettiği zihniyet faktörünü diğerlerinin

arasından ayırıp bütün ayrıntısıyla saflaştırarak (ideal-tip) gözler önüne sermek

istemiştir. Onun amacı, insanların inanç sisteminin belirli bir anda ekonomik

sistem tarafından yönetilmesi gibi, ekonomik tutumlarının da inanç sistemleri

tarafından yönetilebileceğini göstermekti. Neticede Weber, “alt yapı” ve “üst

yapı” arasındaki "karşılıklı ilişkiyi" (Wechselwirkung) yi vurgulamıştır. Alt ve üst

yapının öncelikliği konusunda ille de bir belirleme yapılacaksa

şunlar

söylenebilir:

Başlangıçta, diğer şartlarla birlikte Protestan ahlâk iktisadi gelişmeyi

belirlemişken; geliştikten sonra kapitalizm, Protestanlığı kendi yörüngesine

çekerek bir açıdan onu belirlemiştir. Dinin belirleyen konumdan belirlenir

konuma düşmesini dramatik bulan Weber; bu durumu,"dünyanın büyüsünün

bozulması", ya da Nietsche' den iktibas ettiği "dünyanın tatsızlaşması" olarak

nitelemiştir.

Talcott Parsons'ın da yorumladığı gibi; Weber' in dünya dinleri hakkındaki

araştırmaları, kapitalizmin oluşumunda -ekonomik örgütlenme sabitken- din



Page 9


C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2002

97

faktörünün belirleyici bir öneme sahip olduğunu göstermeye yönelik bir dizi

deney olarak görülmelidir (Aktaran Peters, 1993: 98). Bu bağlamda Weber,

ekonomik şartların mevcut olduğu çoğu toplumlarda, çeşitli dinlerin ürettiği değer

ve tutumların kapitalizmi neden ortaya çıkardığını ya da çıkarmadığını açıklamak

istemiştir.

NOTLAR

1-Farklı yollarla ulaşılan kapitalizmleri Weber Siyasal Kapitalizm olarak tarif eder

ki, kendisinin temel aldığı kapitalizm, modern zamanda Batı’ da ortaya çıkan

“Endüstriyel Kapitalizm”dir (Weber,1993:67-68).

2-Dinlerin önemli bir kısmı, emirleriyle dünyevi pratikleri göstermeye

yönelmişlerdir. Dinler, bu yönelişte dünyevi-ekonomik bir verim üretme durumu

varsa, yani; kapitalist rejimin oluşumunu kolaylaştıran güdülenmeye yol açmışsa,

bizi ilgilendirecektir (Aydın, 1993:43).

Kaynakça

Aron, Raymond (1986), Sosyolojik Düşüncenin Evreleri, (Çev.Korkmaz

Alemdar), Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara.

Aydın, Mustafa (1993) “Protestanlık ve İslam”, Bilgi ve Hikmet, Bahar Sayısı, 43-44.

Bodur, H. Ekber (1991) “Modern Kapitalizm’in Doğmasında Dinin Rolü”,

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 10. Sayı, Erzurum, 80-108.

Braudel, Fernand (1991), Maddi Medeniyet ve Kapitalizm, (Çev. Mustafa Özel),

Ağaç Yayınları, İstanbul.

MacRae, Donald (1985) Weber, (Çev. Nur Vergin), Afa Yayınları, İstanbul.

Marchal, Gordon (1999) Sosyoloji Sözlüğü, (Çev. Osman Akınhay, Derya

Kömürcü), Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara.

Mardin, Şerif (1995) “Mülakat”, Zaman Gazetesi, 4 Aralık 1995.

Peters, Ruud (1993), “Kalvinizm, Weber ve İslam Fundamentalizmi”, (Çev. Adir

Canatan), Bilgi ve Hikmet, Yaz Sayısı, 98-100.

Tümer, Günay, Abdürrahman Küçük (1988), Dinler Tarihi, Ocak Yayınları,

Ankara.

Turner, Bryan S. (1991) Max Weber ve İslam, (Çev.Yasin Aktay), Vadi Yayınları,

Ankara.

Türkdoğan, Orhan (1981), Endüstri Sosyolojisi, Türkiye'nin Endüstrileşmesi:

Dün-Bugün-Yarın, Töre Devlet Yayınevi, Ankara.



Page 10


İshak TORUN

98

Ülgener, Sabri F. (1991) Zihniyet ve Din, Der Yayınları, İstanbul.

Weber, Max (1993) Sosyoloji Yazıları, (Çev. Taha Parla), 3. Baskı, Hürriyet

Vakfı Yayınları, İstanbul.

Weber, Max (1985), Protestan Ahlâk ve Kapitalizmin Ruhu, Çev. Zeynep Aruoba,

Hil Yayınları, İstanbul.

Weber, Max (1978), Economy and Socity: An Outline of Interpretive Sociology,

(edited by) Guenther Roth and Claus Wittich, Universtiy of California Press

Berkeley, Los Angeles, London.

Weber, Max (1961), General Economic History, Hellman M. Palyi, eds. Frank H.

Knight, Translato London: Collier Macmillian, London.

Zeytinoğlu, Erol (1993), İktisat Tarihi, Süryay, İstanbul.

Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 150.pdf (228,4 KB (Kilobyte), 46x kez indirilmiştir)



Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


hristiyanlık
tsadoktosilas

Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


Bu konuyu açan arkadaşıma bir sorum aslında yorumum olacak. Temeli ve referansı Kutsal Kitap olmayan her söz her bilgi sadece kafamızı meşgul edecektir. Buradaki bunca yazıda Kafamızı meşkul etmekten başka bir işimize yaramayacağı gibi Bunların Kutsal kitapta hiç bir yeri yoktur. Saygılarımla




Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


hristiyanlık
NCyril

Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


tsadoktosilas
Bu konuyu açan arkadaşıma bir sorum aslında yorumum olacak. Temeli ve referansı Kutsal Kitap olmayan her söz her bilgi sadece kafamızı meşgul edecektir. Buradaki bunca yazıda Kafamızı meşkul etmekten başka bir işimize yaramayacağı gibi Bunların Kutsal kitapta hiç bir yeri yoktur. Saygılarımla
Kutsal Kitap'ta yerinin olması mı gerekiyor bir şey hakkında düşünmemiz için?




Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


hristiyanlık
Groftard

Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


Bu makaleye (Ishak Torun'a) bir suredir cevap vermek istiyordum ama bir turlu zamanim el vermedi. Elestirimi okurken bunun zorunlu olarak ‘Protestanlik’ savunmasi olarak okunmamasi konusunda ozel bir vurgu yapmak istiyorum. Dunya ‘Protestan-Katolik-Ortodoks’ ayrimi yapmaz. Bir Musluman Protestanlik hakkinda bir yazi okudugunda, iyi ya da kotu olsun, edindigi izlenim tum Hiristiyanlar’a yoneliktir. Lutfen yaziyi bunu akilda tutarak okuyunuz.

C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, 2002
Protestanlık, bizim saydığımız ve diğer benzer mezhepleri ifade etmek için
kullanılan genel bir isimdir. Kalvinizm, Protestan mezhepleri arasında en yaygın
olanıdır ve Protestanlığın ağırlıkla teorik-dogmasını oluşturur. Bu gerekçe ile
Protestanlık ile Kalvinizm terimleri biri diğerinin yerine kullanıla gelmiştir. Yine
Kalvinizm, çoğunlukla Puritanizmle aynı anlamda kullanılan sinonim tabirler
olarak dilimize yerleşmiştir (Ülgener,1991:17) ve genel anlamıyla Protestanlık
öğretisine Püritanizm de denmektedir (Bodur, 1991: 82). Weber, Protestan
mezheplerin asketik olan ile asketik olmayanları arasında dikkatle ayırım yapar
(Weber, 1978: 544-550). (s91)
Bu paragrafta o kadar cok hata varki, bu kadar fiziksel hatayla dolu bir paragrafi okuduktan sonra yazarin yazdigi konuyla ilgili ne kadar bilgili oldugunu sorgulamak gerekiyor. Kalvinizm bir Protestan mezhebi degil, bir Hiristiyan teolojisidir. Ornegin Baptist (bu bir mezheptir) kiliseler arasinda Kalvinist olanlar oldugu gibi Arminian olanlar da vardir. Bir kilisenin Kalvinist olmasi o kilisenin mezhebinin Kalvinist olmasi anlamina gelmez, Kalvinist teolojiye inandiklari anlamina gelir. Kalvinizme gore, insanlar gunah nedeniyle ozgur iradeleriyle iman etmeyi secemezler, ancak Tanri iman etmelerini saglayabilir. Protestanlikla Kalvinizmin birbiri yerine kullanilmasi hicbir temeli olmayan bir ifadedir. Bircok Protestan kilise Arminiandir, yani insanlarin kendi ozgur iradeleriyle Tanri`yi bulabilebileceklerine inanirlar. Protestanliga Puritanizm dendigi iddiasi da yine temelsizdir. Puritanlik Protestanligin bir mezhebidir, ustelik kucuk bir mezhebidir.
Katoliklerle Protestanların yaşadığı ülkelerde, Protestanlar fert ve cemaat olarak nispeten zengindir. (s91)

Akademik yazilarda genel cumleler kurmak tehlikelidir, eger bu cumleye ‘bazi, kimi’ gibi sozcukler eklenseydi soylenecek soz olmazdi. Ancak bu durumda yazarin amacina daha iyi hizmet ettigi dusunulmus olmalidir. Ornegin bu cumle Turkiye ya da Italya ya da Fransa ya da Rusya icin de gecerli midir?

Aynı şekilde, bir ülkedeki din ve meslek istatistikleri yan yana konulunca, yüksek eğitimli teknik ve ticari personelin, büyük sermaye sahiplerinin ve işletme liderlerinin çoğunun Protestan olduğu görülür. (s91)

Yukarida yazdiklarim bunun icin de gecerlidir. Islam, Budizm, Hinduizm gibi diger dinleri de denkleme dahil edince sonuclar cok daha carpici hale gelir. Ornegin Hindistan’daki ya da Yunanistan’daki durum nedir? Bu kisiler yine Protestan midir?

Weber' in 1895' de bir öğrencisine yaptırdığı istatistiğe göre; Protestanlar,
Katoliklere nispeten daha zengin ve iktisadi faaliyetlere katılmaya daha
isteklidir. (s91)

Bir Sosyal bilimcinin 1895’te yapilan bir istatistik degerlendirmeden yola cikarak yargiya varmasi korkunctur. Herseyden once istatistik bilimi, diger tum bilimler gibi, 100 yilda cok fazla degismistir. Ayni zamanda toplum dinamiklerinin de 100 yil oncekilerle ayni oldugunu soylemek dogru olmaz.

Reformasyondan beri ekonomik bakımdan gelişmiş Batılı
ülkelerin hepsi Protestan’ dır: Hollanda, İngiltere, Amerika ve Almanya gibi..
Buna karşın, kalkınamamış ülkelerde Katolik nüfus yoğunluktadır: İtalya,
İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi. (s92)

Yine ‘hepsi’ sozcuguyle bir genelleme yapiliyor ve yukaridakilerle ayni yanlisa dusuluyor. Bu ulkelerin arasinda en guclu Katolik ulke olan, ve yuzlerce yildir Avrupa’da Katolikligin kalesi olan Fransa’nin adinin gecmemis olmasi ilginctir.
Ortodokslugun adinin zaten anilmamasi baska bir ilginc durumdur. Ortodoks ulkeler bu denklemin tamamen disinda birakilmistir. Oysaki Avrupa ve Asya’da bircok Ortodoks ulke vardir ve tarih boyunca Ortodokslar Rusya ve Bizans gibi devletlerle guclu bir ekonomik sisteme sahip olmustur.
Etkisini ozellikle Weber’den (1864-1920) sonra gostermis olmasindan gerek, komunist ulkelerden soz edilmemistir. Hatta ‘Protestan' Almanya’nin batisi kapitalizmi benimserken yine ‘Protestan’ olan Almanya’nin dogusu komunizmi benimsemistir.
Ayrica komunizmin Avrupa’da cogunlukla Ortodoks ulkelerde benimsenmis olmasi Ortodokslugun komunizmin ruhu oldugu anlamina mi geldigi sorulabilir.

Batı tipi kapitalizm, Batı uygarlığı dışında, hiçbir yerde gelişmemiştir. (s92)

Tabiki! Cunku Bati tipi zaten. Dogu’da neden Bati tipi herhangi birsey gelissin?

Sayılan ilkeler üç terimle özetlenebilir: 1) Her ferde cennet önceden
müjdelenmiştir. 2) Çalışma (iş) bir fazilettir ve 3) insan kendi mesleğini kendi
seçmelidir (s93)

Kalvinizm'den cikarilan bu sonuclar yanlistir. 1) Yanlis. Kalvinizm'e gore Tanri kimin cennete kimin cehenneme gidecegini onceden belirlemistir ve bunun bilgisine sahiptir. Ancak kimseye cennet mujdelenmemistir. 2) Yanlis. Tanri icin calismayi ‘ise gitmek’ olarak anlamak ancak Hiristiyanligi bilmeyen birine ozgu olabilir. Hiristiyanliga gore, gunahkarlar da ve hatta Seytan bile son tahlilde Tanri’nin yuceltilmesinde rol almakta, yani O'nun yuceligi icin calismaktadir. 3) Bunu nereden cikardigini ben anlayamadim.

Kalvinci mezhepler, dünyevi (ekonomik) başarılarda
seçilmişliğin (felahın) kanıtının bulunduğunu düşünürler. Birey, kurtuluş
(seçilmiş olmak) belirsizliğinin verdiği korkudan kurtulmak için çalışmaya
yönlendirilir. Seçilmişliğinden emin olmak için bir meslekte aralıksız çalışmanın
en iyi yol olduğu özellikle salık verilir. Dinsel kuşkuyu sadece bu yatıştırır ve
bağışlanma kesinliğini verir. (s93)

Bir Hiristiyan icin secilmisligin kaniti (eger bu ogretiye inaniyorsa) Tanri Sozu'ne bagli kalmasi, Tanri’yi ve insanlari sevmesi, Tanri cocuklarina yakisan bir yasam surmesi olabilir (Yuhanna 8:31, 13:35, 15:8, vd.). Isini iyi yapmak kuskusuz iyi bir tanikliktir ve ahlaksal olarak dogrudur, ancak kurtulusu garantilemez ve ruhsal yasamda Tanri’ya itaat etmenin yerini tutmaz.

Protestanlığın pragmatik düşünürlerine gönderme yaparak tezini
ispatlamaya çalışmıştır. Weber, en önde gelen prüten düşünür olarak kabul ettiği
Benjamin Franklin’ den şunları aktadır (s94)

Bu cumledeki anahtar sozcuk Pragmatiktir. Amerika’daki onde gelen felsefi sistem pragmatizmdir. Pragmatistler Protestan ya da Hiristiyan dinine de mensup olabilir baska bir dine de. Benjamin Franklin’in bir devlet adami oldugu dogrudur ama en onde gelen Puritan dusunur denmesi biraz ileriye gitmektir. Ekonomistleri ve politikacilari da dusunur ele alacak olursak Suleyman Demirel’in yazdigi kitaplari ve makaleleri goz onune alarak dusunur kategorisine almamiz gerekir, bunu yapmanizda benim icin bir mahsur yoktur.

Protestanlık ile modern kapitalizmin aynı zamanda görünmeleri de aralarındaki ilişki ve etkilenmeyi tesadüf olmaktan çıkarmaktadır. (s96)

Iki seyin ayni zamanda ortaya cikmasi (kapitalizm ve protestanlik arasinda birkac yuzyillik bir fark vardir) aralarindaki iliskinin tesaduf olmadigini mi gosteriyor? Nasil? Bu tarihte bir defa olup bitmis bir fenomendir ve tekrari mumkun degildir. Tesaduf olup olmadigini, ya da aralarinda dogrudan bir neden-sonuc iliskisi oldugunu nereden bilebiliriz? Bir kisi yuzerken bacagina kramp girse ve ayni zamanda yakindan hizla bir surat teknesi geciyor olsa bu ikisi arasinda bir neden-sonuc iliskisi var mi demektir? Cok kucuk bir olasilik. Bir patlama duysaniz ve ardindan ayni yonden duman ciktigini gorseniz bu ikisi arasinda zorunlu bir neden-sonuc iliskisi mi var demektir? Daha olasi ama gidip gormeden bunu kesin olarak bilemezsiniz. Ornekler cogaltilabilir. Zamanda yakinlik zorunlu bir neden-sonuc iliskisine isaret etmez.


GENEL ELESTIRI
Genel olarak Hiristiyanligin ‘Hiristiyan toplumlarinin’ neredeyse her alanini etkiledigi dogrudur. Burada mesele Hiristiyanlik-Kapitalizm arasinda dogrudan bir neden-sonuc iliskisi olup olmadigidir.
Makale boyunca ozellikle Hiristiyanlik hakkinda verilen eksik ve yanlis bilgiler de dusundurucudur.
Insan zihni genellemeler yaparak bilgi edinir, beynimiz bilgileri kategorilere ayirarak calisir ve kategorilere ayirmayi da genellemeler yaparak basarir. Sosyoloji icin de ayni ilke gecerlidir. Toplumlari ve onlari olusturan ogeleri siniflandirma yapmaksizin anlamli bir bilgiye ulasmak mumkun degildir. Aksi takdirde edinilen her bilgi rasgele olacaktir. Ancak bu makalede yazilanlari Hiristiyanlarin kabul etmesi gibi bir zorunluluk yoktur. Herkes kendini yanlis bir bicimde kategorize eden bir yaziyi elestirme hakkina sahip olmalidir. Sonucta Weber toplumlari bir bicimde yorumlamistir, Marx bunu baska bir bicimde yapmistir, diger sosyologlar ise baska bicimlerde.
Sosyoloji icin zor olan durum, sosyolojik formullerde cok fazla degisken olmasidir. Bir toplumun ekonomik yapisini belirleyen cok sayida etmen vardir. Bunlardan hangilerinin belirleyici hangilerinin tesadufi oldugunu belirlemek kolay degildir ve genellikle bu konuda celisen varsayimlar vardir. Weber’in sistemi bunlardan sadece birisidir.

Kapitalizm, ozellikle Turkiyeli Hiristiyanlar arasinda kotu bir sistem olarak gorulur (ve ben de buna katiliyorum). Cunku (benim gozlemleyebildigim kadariyla) genellikle ‘alevi-solcu’ bir cevreden gelmektedirler. Ancak bu tum dunya icin gecerli degildir. Gunumuzde bircok Hiristiyan (Protestan-Katolik-Ortodoks) kapitalizmle baris icinde yasamaktadir. Ayrica dusmus bir dunyada yasadigimizi ve ekonomik olarak lanetlendigimizi unutmayalim (Gen.3:17-19). Dunya hicbir zaman cennet gibi olmayacak, her zaman gunahla dolu olarak kalacaktir.

Akademik bir yazi yazmak bir deneme yazmaktan farklidir. Ilk kurallardan birisi her zaman orijinal kaynaklara gitmektir. Ancak yazarin Protestanlik hakkinda yazmasina ragmen hicbir orijinal Protestan kaynaga basvurmadigi gorulmektedir. Bu akademik olarak kabul edilemez bir durumdur. Bunun orneklerini yazi boyunca goruyoruz. Ornegin Benjamin Franklin’den bir alinti yapiliyor ve ama bu bir baskasinin kitabindan aliniyor.

Diger kaynaklara gelince (bkz. Kaynakca), Hiristiyanlik hakkindaki bilgilerinin tamamen Islami kaynaklara bagli oldugunu soyleyebiliriz. Bu nokta ozellikle Hiristiyanlar icin onemli olmalidir. Cunku Hiristiyanlik hakkinda soyleyecek sozu olan kisilerin bunu Hiristiyanlik kaynaklarina basvurarak yapmalarini isteriz. Hiristiyanlik hakkindaki olumsuz dusunceleri sir olmayan bir din olan Islam kaynaklarina basvurularak bu yazinin yazilmasi Muslumanlar icin olagan, hatta dogru olan sey olabilir, ancak Hiristiyanlar icin kabul edilemezdir.

Ozet olarak, Max Weber’in sosyoloji teorisi diger teorilerin arasinda bir digeridir. Bu teori hakkinda 100 yildir eminim cok fazla sey yazilip cizilmistir. Weber’e karsi yoneltilen elestirileri bile okumadan bunlari dogru kabul etmek dogru bir yaklasim olmaz. Bu elestirilerden bir tanesi, Protestan ulkelerde herkesin kendi Kutsal Kitap’inin olmasi ve okumasi gerektigi yonunde okur-yazarligin tesvik edildigi ve bunun daha egitimli toplumlarin ortaya cikmasiyla sonuclandigi bicimindedir. Cunku Protestanlikta Kutsal Kitap okunmasi kisinin bireysel olarak (haftada en az bir gun, Pazar gunleri toplu olarak) yapmasi gereken bir tapinma bicimidir. Bu, zamanla yenilige daha acik bir toplumsal yapiyi getirmis ve bu toplumsal yapinin modernlesme, ekonomik gelisme ve buyume gibi sonuclari olmustur. Kuskusuz bunlarin iyi olup olmadigi ayri bir tartisma konusudur.

Dunya Mesih’e karsidir ve O’na yaptiklarinin daha fazlasini Tanri cocuklarina yapmistir ve yapmaktadir. Dunya’dan kaynaklanan yazilari okuyalim, ancak her zaman elestiriye hazir olalim. Gozu kapali olarak sadece isminin basinda akademik bir unvan olan (bu dunyaya ait) kisilerin yazdiklarini hemen dogru olarak kabul etmeyelim. Ozellikle Turkiye’de Hiristiyan yazarlarin kitaplarinin cevirisini bulmak kolay olmayabilir. Cunku cogunlukla Musluman olan bir ulkede gercek Hiristiyan perspektifiyle yazilmis kitaplari basmanin pek mantigi yoktur. Yine de tartismali konularda otorite olarak bu tip gorusleri kabul etmek yerine kilisemizin onderine ya da bu konularda bilgisi oldugunu dusundugumuz diger imanlilara gitmek en dogrusudur.

RB





Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


hristiyanlık
pcpc

Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)


Protestanlık ve kapitalizm ilişkisi zaman zaman kuruluyor ve her zaman Kuzey Avrupa ülkeleri örnek veriliyor. Ancak birazda rakamlara bakalım bence. Gallup' un 2007-2008 döneminde yaptığı araştırmada Estonyalıların %84' ü, İsveçlilerin %83' ü, Danimarkalıların %80' i, Norveçlilerin %78' i, İngilizlerin %71' i, Finlandiyalıların %69' u "Din hayatımda önemli değil" seçeneğini işaretlemiştir. (1)
Aynı araştırmaya göre Ortodoks Romanya' da %18, Gürcistan' da %22, Güney Kıbrıs' ta %24, Ermenistan' da %29, Yunanistan' da %30' dur.

Ayrıca kapitalizm gibi bir ideolojiyle Hristiyanlık' ı özdeşleştirmek veya bağlantı kurmak son derece yanlış diye düşünüyorum.

(1) "Lack of Importance of Religion in Europe by Gallup poll (2007–2008)" araştırması.




Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)

Bu konuya cevap yazmak için buraya tıklayınız
 
 



Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun) konusuna benzer konular;

Craig A. James: "Din ve Bilim arasında güçlü olan kazanır" Craig A. James: “Din ve Bilim arasında güçlü olan kazanır” http://www.hristiyangazete.com/wp-content/uploads/2011/05/Craig-A.-James-300x200.jpg Craig A. James: “Din ve Bilim arasında güçlü olan kazanır” Craig A. James yıllarca Stanford Üniversitesi’nde din, evrim, sosyoloji ve yapay zekâ üstüne çalıştı. ABD’nin tanınmış ateistlerinden biri olarak yazdığı ‘Religion Virus-Din Virüsü’ kitabıyla, Richard Dawkins’in teorilerini bir adım ileriye götürdüğü söylendi. James, Türkiye’yi dünyanın ikinci en inançlı ülkesi olarak gösteren araştırmayı temel alarak inancın evrimini anlatıyor. Geçen hafta IPSOS’un Reuters için yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye dünyadaki ikinci en inançlı ülke. Ne anlama geliyor? Türkiye’nin...


İzmir Protestan Diriliş Kilisesi vaizi Andrew Brunson:"Saldırganı tanımıyorum" İzmir Protestan Diriliş Kilisesi vaizi Andrew Brunson:”Saldırganı tanımıyorum” http://www.hristiyangazete.com/wp-content/uploads/2011/04/izmirprotestandiriliskilisesisaldiri.jpg İzmir Protestan Diriliş Kilisesi vaizi Andrew Brunson:”Saldırganı tanımıyorum” İzmir Diriliş Kilisesi Derneği vaizi Andrew Brunson, kilise önünde silahla ateş açan kişinin kendisini tanımadığını, bu nedenle hedefin kendisi olmadığını söyledi. Alsancak 1469 Sokak’taki Diriliş Kilisesi’nin önüne gelen M.A.E., Diriliş Kiliseleri Derneği vaizi Andrew Brunson’un bina girişinde olduğu sırada “Misyonerlik yapmayın, hesap sorulacak!” diye bağırarak yanındaki gaz tabancasıyla ateş açmış, ardından av tüfeğine el attığı sırada çevrede bulunanların...


"İtici güç" demek, ne büyük "ayıpmış"! - Yiğit Bulut "İtici güç" demek, ne büyük "ayıpmış"! (3 Haziran 2009) - Yiğit Bulut - Vatan Gazetesi "Evrim-yaratıcı zeka" yazılarımı bitirdim ama sağolsunlar "köşe yazarı arkadaşlarım ve mail grupları" devam ettiriyorlar. Bazı dostlarım yazmışlar "milliyetçi bir çizgi, okyanus ötesinde icat edilen Darwin karşıtı bir çizgi ile nasıl uyuşur"! Bazıları daha da ileri gitmişler ve beni "kara gömlekli" olmakla suçlamışlar! Neyse "kara cüppeli" dememişler! Bu "karşılaştırmalara", yine o yazıları yazanlardan biri olan dostumun cümlesi ile "aklım şaştı"! Türkiye'yi "sevmek" Darwin'i desteklemekle mi başlıyor? Veya Darwin'in teorilerini tatminkar bulmayıp "dahasını" arayanlar, Türkiye'yi sevmiyorlar mı? Sevgili dostlar, "saçmalık" tam...


Eski bir Yunan-Protestan pastörün tanıklığı:Yunan Protestanlar soruyor: "Neden Ortodoks Olmalı?" <OBJECT id=ieooui classid=clsid:38481807-CA0E-42D2-BF39-B33AF135CC4D></OBJECT><STYLE> st1\:*{behavior:url(#ieooui) } </STYLE>Yunan Protestanlar soruyor:Neden Ortodoks olmalı?<?xml:namespace prefix = o /><o:p></o:p> <o:p></o:p> Bu soru,Yunan Ortodoks kilisesine mensup bir imanlıya çok absürd gelebilirken,Ortodoks imana sahip olmayan veya Ortodokslukla pek bir ilgisi olmayan başka bir Yunanlı için çok önem arzedebilir.<o:p></o:p> <o:p></o:p> Şimdi Ortodoks kilisesine geçmiş olan ben; -Yunan Protestan bir grubun eski kurucusu olarak- , kendi kişisel geçmiş deneyimlerimden yararlanarak ,bir Yunan Protestanın bakış açısıyla ,onun gözünden ve de Ortodoks kilisesinin eski azılı bir düşmanı olarak bu soruya yanıt aramanın kayda değer ve...


"İyi ve huzurlu insan her şeyi iyiye dönüştürür" - Thomas Kempis İyi ve huzurlu insan her şeyi iyiye dönüştürür. Bu bilgileri, yücelerden ve bilgili olanlardan gizleyip, alçakgönüllü olanlara açıkladığın için sana şükrediyorum, Baba. Öyle oldu, ey Baba, çünkü öyle istedin. Birinin senden yana ya da sana karşı olmasını pek önemseme, Tanrı’nın her yaptığın işte seninle birlikte olmasına bak. Vicdanın temiz olsun, o zaman Tanrı senin savunmanı kendi üzerine alacaktır. Tanrı’ nın korumak istediği kişiye insanların hiçbir kötülüğü zarar veremez.



Şu anda bulunduğunuz sayfa: hristiyanlık incil isa mesih tevrat zebur | HRİSTİYAN FORUM  > Temel Kavramlar > Presbiteryenlik, Kalvinistlik, Reformistlik : Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)





Click "Give Now", then choose "Turkey"

(Tax-Deductible for US Citizens)





Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

| HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU | İNCİL | İNCİL .TV | HRİSTİYAN GAZETE | HRİSTİYAN OLMAK | HRİSTİYAN CHAT | HRİSTİYAN FORUM FACEBOOK | HRİSTİYAN FORUM TWITTER | HRİSTİYAN FORUM YOUTUBE | BEDAVA İNCİL |



GÜNLÜK BÜLTEN EMAİL ABONELİĞİ
hristiyanlık Email adresinizi yukarıdaki kutucuğa yazıp "abone ol" tuşuna basınız, açılan pencerede göreceğiniz harfleri yazıp onaylayınız. Daha sonra email adresinize gelecek emaildeki linke tıklayınız


Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ile ilgilenenler için bilgiler

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.