Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun) konusu
3091 kez okundu,
12 kez cevaplandı. En son mesaj
tsadoktosilas tarafından gönderildi.
Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun) konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
<
1 2 3

17-12-10, 20:00
huzurlu
|
|
tsadoktosilas
|
|
. Kapitalizm Tanrıyı reddeden ve tamamen insanı materyale bağımlı hale getiren ve para kazanmanın her yolunun mübah oldugu Şeytani bir fikirdir.
|
Ayrıca bu sizin kişisel yorumunuzdur. Kapitalizm bu dediğiniz değildir. Çok etik ve ahlaki kuralları vardır. Rekabetçidir ama rekabette kuvvetle etiği savunur. Devletlerin bireysel zenginler vasıtasıyla zengin olabileceğini ve bu zenginliğin tüm toplum tarafından paylaşılacağını savunur.
Kapitalizm, özel mülkiyetin üretim araçlarının ağırlıklı bir bölümüne sahip olduğu ve işlettiği; yatırım, dağıtım, gelir, üretim ve mal hizmet fiyatlarının piyasa ekonomisinin belirlediği sosyal ve ekonomik sistemdir. Tüm bu süreçte vergi kaçırılamaz ve devlet bu vergiyi adil biçimde dağıtır. Öyle her yol mübah falan da değildir. Bu betimleme klasik 'KOMUNİST' ideolojinin uydurmasıdır ki siz de sanırım bunun etkisinde kalmışsınız.
Doğrudur yanlıştır, tartışılır. Ama sizin aklınızdaki değildir kapitalizm.
sevgiler
huzurlu
Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)

Hakkında Önemli Not: Daha önceleri protestan ilahiyatına tabi idim. Nisan 2008'den önce yazmış olduğum yazılar Ortodoks öğretisine uyum göstermeyebilir.

FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)

17-12-10, 21:32
jude
Weber'in "Protestan Etigi" tezi, Kapitalizmin kokenlerine iliskin bir inceleme degildir: kulturel degisimi karsilastirmali bir bakis acisi ile sunma denemesidir.
Weber'in tezinin temeli tarih boyunca tekrar tekrar ortaya cikan karizma ve rutinlesme arasimdaki mucadeleden olusur. Bu mucadelenin paradigmasi, peygamberlerin devrimlestirici sevkinin, er gec hahamligin mesruiyetciligine donusturuldugunun anlatildigi, Weber'in Ancient Judaism (1952) incelemesinde bulunur.
Karizma: Otoritenin kokenini belli ozel ya da olaganustu niteliklerin atfedildigi karizmatik bir simaya yerlestirmek icin kullanilir.
Rutinlesme: Otorite, ozel donanim ve kalitim yoluyla baskalarina dolaysizca aktarildigi ya da bir muritler grubuna katildigi vakit ceryan eder.
Buna gore Weber, dinsel otorite ve onun tasiyicilariyla ilgilenmektedir.
Weber, Luther ve Calvin'in baslangicta dunyevi amaclara dinsel deger yuklemekle hic ilgilenmediklerinin altini cizer. Sonsuz mutluluk icin "secilme" ve "goreve cagri" nosyonlari tamamen tinseldi ve "ruhun kurtulusu ve yalnizca bu kurtulus" Protestan kurucularin "hayatlarinin ve eserlerinin merkezinde yeraliyordu". Yani, baslangicta her iki ogretide dunyevi politik ya da iktisadi kurelerle mesgul olunmasina izin vermedi.
Weber'in tezinde bir araya getirdigi Protestanizm bicimlerinin ortak noktasi, kurtulusun, tamamen askin bir Tanri'nin kavranilmasi olanaksiz istencine bagli gorulmesidir. Protestan dunya gorusunun bu nuvesi Calvinist takdir-i ilahi dusuncesinde ifadesine kavusur. Protestanizm orjinal Lutherci "ciliz" biciminden son ve tutarli Calvinist ogretiye donusmustur. Kisacasi, inanli, tamamen gayri sahsi ve maniuple edilemez bir gucun insafina bagimlidir. Protestan birey, Tanri'nin kavranilamaz ve herseyi kapsayan istenci karsisinda tek basina durmaktadir. Boylece, bireyin ruhsal yalnizligindan, rahiplere, kutsal ayinlere, kiliseye ya da tanrisal ve dunya arasindaki diger dolayim bicimlerine basvuramayan bireydir.
Katolik davranisi, etik onemin tekil edimlerle ilintili oldugunu belirten nosyon tarafindan sekillendiriliyordu. Oysa, bunun tersine, Protestan'in bir butun olarak kisiligi, surekli degerlendirilmeye maruzdu.
Lutherle birlikte, kurtulusun Tanri'nin bilinemez istenci tarafindan onceden tayin ve taktir edilmis oldugu ve onun istencinin gerceklestirilmesi icin bir "gorev cagrisi"nin sozkonusu oldugu dusuncesi ortaya cikti. Calvin ise Protestan ogretiyi yogunlastirdi; Tanri'yi dunyadan daha kokten ayirdi ve yaratiklarin dunyasinin yalnizca Tanri ugrunda varoldugunu belirten Tanri anlayisindan kaynaklaniyordu. Protestan, bir yanda bu dunyada kurtulusa ermek icin caba gosterme ve obur dunyada Tanri'nin degistirilemez istenci arasindaki kapatilamaz gedikle yuz yuze gelmisti.
Luther'in oznel dindarliga hala dinsel onem atfetmesine karsilik, Calvin'den sonra Protestan ancak benligi uzerinde ve dunya uzerinde egemenli kurma yoluyla kurtulusa erismek icin caba gosterebilirdi.
Weber'e gore, iste bu noktada, birey kurtulusa erismenin tum buyusel araclarindan siyriliyordu. Bu durum sadece Musevilikte ve Protestanlarda vardi.
Uzlasmaz ve degistirilmez olan "secilmis olma" ve "gorev cagrisi"nin merkezi ogretileri, kurtulus icin gerekli olanin yalnizca ovguye deger edinimlerin birikimi olmayip, ayni zamanda bir kimsenin butun kisiliginin duzene sokulmasinin gerektigi inancina yol acti. Sonucta bu inanc, tum etik yukumluluklerin yerine getirilip getirilmedigi konusunda surekli bir belirsizligin sozkonusu olmasi anlamina geliyordu. Surekli belirsizlik ve her zaman tetikte olmanin kombinasyonu, sonunda, guclu bir psikolojik motivasyon uretti.
Bu etik durusun amaci, Tanri'nin Kralligini yeryuzunde tesis etmekti. Bu tutumlarin arasinda en cok one cikani, gosterisci zenginligin ve luks hayat surdurmenin horlanmasiydi. Yaratiklarin dunyasini yuceltmeye yonelik tum girisimleri yasakti. Ustelik, Tanri'nin radikal askinligi dogaya tinsel bir baglanisi devre disi birakmisti ve boylece "tum duyumlu kultur karsisinda olumsuz bir tutum alinmasi Puritenizmin temel bir ogesi" olmustu.
Kapitalist girisimci baslangicta kurtulus arayisinca motive olmus olabilirdi, ama tum dissal dinsel baglarin gevsemesiyle birlikte bir "gorev cagrisi"nda saglanabilecek basari, ari sekuler bir amac olarak benimsenebilirdi. Protestan etigin gundelik hayat uzerindeki tesiri, bu yolla, paradoksal bir sekilde bir dinsel ogreti olarak Protestanizmin tesirinin azalmasina da katkida bulunur.
Weber, Calvinist olmayan mezheplerdeki rutinlesmeye acikca gonderme yapar:
Pietism: Calvinist dinselligin gayri sahsi ya da nesnel talepleri, Tanri ile kurulan oznel bir birliktelige donusturulmustu.
Anglo-Amerikan Metodizmi: Kurtulus, Calvinizmde "surekli kanitlanmak durumunda olan cileci davranistan gelisen lutfun bilincinde olmaktan ziyade Tanri'nin lutfuna nail olmayi ve kemale ermeyi dolaysiz duyumsama meselesiydi.
Metodizm ve Pietism; "Puritanizmin tutarli cileci etik ogretisinin daha yumusak bicimleri" olarak gorulebilir.
Baptistlerle birlikte, Puritenizmin bir zayiflamasi ve ayni zamanda Protestan etigin tamamen yeni bir temel uzerine guclenmesi sozkonusu oldu. Burada yine, inancin ruhsal bir uyanisi nosyonu vardi, ama inancin mezhep uyeligi icin gerekli belli vasiflarin karsilanmasi yoluyla surekli tanitlanmasi bu uyanisa ilave edildi. Buna gore, Babtislerde Calvinist ogreti anlayisinin bir zayiflayisi sozkonusudur.
Weber bu asamadan sonra Protestanlikta meydana gelen sekulerlesme ve bunun etkilerinden sozeder. Zaman icinde dinsel guclerin oynadiklari rol guclendi. Boylece, din adamlari tabakasinin buyumesi Protestan Kilise'lerinin Protestanlar uzerindeki denetimlerini arttirdi. Tanri'nin lutufunun bir Tanrisal kurum tarafindan dagitilmasi, kilisenin konumunu guclendirdi. Ancak, bu gelismeler Protestan ve Tanri arasindaki dolaysiz iliskiyi cok fazla etkilemedi.
Simdi bu yazdigim temel uzerinden Calvinizm'i yeniden insa ediyorum:
1. Protestan belli bir dunya gorusune yonelir. Bu, Calvenizimde, tamamen askin bir kutsal varligin taleplerinin karsilanmasi demektir.
2. Bu anlayis tarafindan uretilen psikolojik durum sozkonusudur. Bir kimsenin secilmesine iliskin belirsizlik, ruhsal yalnizligin yanisira endiseyle sonuclandi.
3. Boyle bir zihinsel durum, kurtulusa erme firsatlarini encoklastirmayi amaclayan bir surekli islah etigince yonetilen belli bir davranis tipi yaratir. Ve sonunda, Weber, Protetanizmin girisimciye vesveseli iktisadi faaliyet acisindan iyi bir vicdan sagladigini dusunur.
Weber'e gore Protestanlar iktisadi basariyi sagladiktan sonra, daha once "zenginligin ayartilari" olarak alay ettikleri seye maglup oldular. Zenginlik nerede birikirse, orada "dinin bicimi varolmayi surdurse bile ruhun kivrakca gozden yitip gittigi"ni soyler. Buna gore, Protestanlik ilk zamanlarinda kapitalist faaliyetlerin buyumesine katkida bulunan bir etken iken artik Protestanlik, bu gelismenin onune engel olmaya baslamistir. Bundan sonra Weber, unlu "iron cage" ile Protetan Kilise'lerinin kurumsal normlarinin fiilen cozumlenmesini anlatir. Buna ragmen, Protestan etigin etkisi hayatin cesitli kureleri icinde hissedilir.
P.S. Yukaridaki yazilanlar bir ders kapsaminda; Ralph Schroeder'in Max Weber ve Kultur Sosyolojisi'den ozetlenmistir.
P.S. "Kapitalizm" bir hakaret degildir. Kapitalizmi Dogu toplumlari hakaret olarak algilar. Max Weber'in tezinden hareketle yapilan calismalara verileri sunanlar Protestan isadamlari ve Protestan Kiliseleridir.
P.S. Weber ayrica; "Religion of China" ile Konfucyuscu zihiyeti, "Religion of India" ile Hinduizm zihniyetini ve ayrica derinlemesine incelemedigi (omru yetmedi) Islam zihniyeti yorumlari vardir.
P.S. Ve Max Weber, Protestan bir gelenekten gelir:
http://www.hristiyanforum.com/forum/...90/sayfa6.html
Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)

ölmüştüm; yaşama döndüm, kaybolmuştum; bulundum.

FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)

20-12-10, 17:47
tsadoktosilas
Mar.10: 21 Ona sevgiyle bakan İsa, "Bir eksiğin var" dedi. "Git neyin varsa sat, parasını yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur. Sonra gel, beni izle."
Luk.6: 45 İyi insan yüreğindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır. İnsanın ağzı, yüreğinden taşanı söyler.
Luk.12: 33 Mallarınızı satın, sadaka olarak verin. Kendinize eskimeyen keseler, göklerde tükenmeyen bir hazine edinin. Orada ne hırsız ona yaklaşır, ne de güve onu yer.
Luk.18: 22 İsa bunu duyunca ona, "Hâlâ bir eksiğin var" dedi. "Neyin varsa hepsini sat, parasını yoksullara dağıt; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle."
Mat.6: 19 "Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar.
Mat.6: 20 Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar.
Sanırım bu Tanrı Sözleri de apaçık şekilde olayı anlayor ve iyi bir cevap oluyordur. Dediğim gibi temeli Kutsal kitaba dayanmayan her söz dünyanın sözüdür. Dünyanın Sözü ise Şeytandandır. RAB İsanın petrusa dediği gibi: Mat.16: 23 Ama İsa Petrus'a dönüp, "Çekil önümden, Şeytan!" dedi, "Bana engel oluyorsun. Düşüncelerin Tanrı'ya değil, insana özgüdür."
RAB bizimle. Rab Sağlar
Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun)
Kapitalizm'in Zorunlu Şartı: "Protestan Ahlak" (İshak Torun) konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
<
1 2 3
Türkçe olarak, Türkiye
Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen
Hristiyan olmak,
Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler,
Hristiyanlık ve
İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat,
sohbet,
bedava incil