| HRİSTİYAN FORUM
> Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar
> Presbiteryenlik, Kalvinistlik, Reformistlik
: Kutsalların dayanması ne demektir? konusu 665 kez okundu, 0 kez cevaplandı. En son mesaj fevzi_90 tarafından gönderildi. Kutsalların dayanması ne demektir? Kalvinizm'in 5. maddesine bakacağız, bu madde bize, gerçek imanlıların (ne tümüyle, ne de sonunda) lütuf konumundan düşmediklerini, kesinlikle dayanacaklarını, bu kesinliğin nedeninin onlardan değil, sadece Tanrı’dan kaynaklandığını (seçme hükmü, Mesih’in yeterliliği ve aracılığı, imanlıların dayanmalarını sağlayan Kutsal Ruh’un içlerinde çalışması ve sonsuza kadar sürecek olan antlaşmanın maddeleri),bu kesinliğin, gerçek imanlıların bir süreliğine üzüntü verici günahlara düşebilmesini engellemediğini, bu düşüşlerin nedenlerinin dünyanın ayartıları, Şeytan’ın baştan çıkarmaları, imanlıların doğalarında kalan bozulmuşluk ve lütuf araçlarını ihmal etmek olduğunu; bu yanlışların sonuçlarının Tanrı’nın gözüne hoş görünmemek ve Onu üzmek, Tanrı’nın lütfundan ve tesellisinden bir ölçüde yoksun... Kutsalların dayanması ne demektir?
HEMEN ÜYE OLUN!Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
Kutsalların dayanması ne demektir? konusu 665 kez okundu, 0 kez cevaplandı. En son mesaj fevzi_90 tarafından gönderildi.
Kalvinizm'in 5. maddesine bakacağız, bu madde bize, gerçek imanlıların (ne tümüyle, ne de sonunda) lütuf konumundan düşmediklerini, kesinlikle dayanacaklarını, bu kesinliğin nedeninin onlardan değil, sadece Tanrı’dan kaynaklandığını (seçme hükmü, Mesih’in yeterliliği ve aracılığı, imanlıların dayanmalarını sağlayan Kutsal Ruh’un içlerinde çalışması ve sonsuza kadar sürecek olan antlaşmanın maddeleri),bu kesinliğin, gerçek imanlıların bir süreliğine üzüntü verici günahlara düşebilmesini engellemediğini, bu düşüşlerin nedenlerinin dünyanın ayartıları, Şeytan’ın baştan çıkarmaları, imanlıların doğalarında kalan bozulmuşluk ve lütuf araçlarını ihmal etmek olduğunu; bu yanlışların sonuçlarının Tanrı’nın gözüne hoş görünmemek ve Onu üzmek, Tanrı’nın lütfundan ve tesellisinden bir ölçüde yoksun kalmak, kendi yüreklerini katılaştırmak, kendi vicdanlarını yaralamak, kendi üzerlerine geçici yargılar çekmek ve başkalarının sürçmelerine yol açmak olduğunu öğretiyor.
Kutsal Ruh aracılığıyla kişi yeniden doğduğunda ve (tövbe ve imanla) gerçekten Mesih’e döndüğünde tekrar gazap çocuğu ve sonsuza kadar yok olacak bir çocuk olması mümkün müdür? Kutsal Yazı’nın yanıtı net ve vurguludur: Hayır, bu mümkün değildir.
“Oğul’a iman edenin sonsuz yaşamı vardır” (Yu. 3:36).
“Sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir” (Yu. 5:24).
Burada Tanrı’nın Sözü bize, insan bir kez İsa Mesih’e iman ettiğinde artık yargılanmayacağını söylemektedir. Bu kişi, bir daha asla geriye dönüşü olmayacak şekilde yargıdan kurtulmuştur. O zaman Hıristiyanlar,
“iyi bir işe başlamış olan Tanrı’nın bunu Mesih İsa’nın gününe dek bitireceğine güvenmelidirler” (Flp.1:6).
Tanrı “Benden hiç ayrılmasınlar diye yüreklerine Tanrı korkusu salacağım” (Yer.32:40) vaadini boş yere vermez.
İtiraf edilmelidir ki, çoğunlukla deneyim bu öğretişle çelişkili görünmektedir. Kilisenin üyesi olan, Tanrısal şeylere büyük ilgiyle tanıklık eden, zamanın büyük çoğunda lütuf araçlarından gayretle yararlanan, yine de daha sonra Mesih’le paydaşlığı bırakıp tümüyle ihmale, hatta zıtlığa düşen birini kim düşünemez? Böyle bir kişi aslında “lütuf konumundan düşmüş” gibi görünür. “Görünür” diyoruz, çünkü elçi Yuhanna böyle durumlarda aslında ne olduğunu bize anlatmaktadır. “Bunlar aramızdan çıktılar” der, “ama bizden değildiler. Bizden olsalardı bizimle kalırlardı. Ayrılmaları hiçbirinin bizden olmadığını ortaya çıkardı” (1Yu. 2:19). Bu örnekler, imanlıların lütuf konumundan düşmediklerini, sadece sahte görünüşlerin ve iman ikrarlarının bizi yanlış yönlendirdiğini kanıtlamaktadır. Elçi Yuhanna bu durumlarda ortaya çıkan güçlüğü hissetmiştir ama gerçek imanlıların lütuf konumundan düşmeyeceğinde ısrar etmiştir –“Bizden olsalardı” der, “bizimlekalırlardı.” Sadece görünüşe bakarak öğrenemediği şeyi, yani imanlıların lütuf konumundan düşemediklerini Tanrı’nın Sözü’nden öğrendiği için böyle söylemektedir.
Ama bu doğruysa gerçek imanlıların lütuf konumundan neden düşemediklerini artık sorabiliriz. Bunun nedeni, imanlıların kendi güçleri mi? Ya da bunu önleyen Tanrı’nın gücü mü? Yine yanıt, şaşmazdır. Petrus, gerçek imanlılar “kurtuluşa kavuşsunlar diye iman sayesinde Tanrı’nın gücüyle korunurlar” (1Pe.1:5) demektedir. Reformcu imanla, Roma Katolikliği ve Arminius’çuluk arasındaki büyük farkı burada görüyoruz. Çünkü evet, bu son iki sistem, kurtarılmış olan kişiyi kaybolmaktan koruyanın, Tanrı’nın gücü kadar, Tanrı’nın gücünden daha da fazla, insanın gücü olduğu öğretişini kabul eder. Bu sadece sürecin başında değil, başından sonuna kadar bütün yol boyunca geçerlidir.
Başlangıçta kurtuluşun herkes için mümkün ya da elde edilebilir olduğu söylenir. Ama günahlı, kendi gücüyle bu “olasılığı” “gerçek” haline getirmek için gereken tek bir şey yapmalıdır. Bu görüşte, Tanrı benzin istasyonu sahibi gibidir. Sadece musluğunun açılmasını bekleyen büyük bir güç deposu vardır. Ama gelip, “doldur” demek günahlıya bağlıdır. Günahlı, “harekete geçinceye” kadar bütün bu güç, “güçsüzdür”. Bu görüş doğal olarak günahlıya çok çekici gelir, çünkü onu Tanrı’nın gücüne bile emir verme durumunda bırakır.
Ne var ki, başlangıçta çekici gelen, sonunu düşündüğümüzde cazibesini kaybeder. Çünkü biz daha yola koyulur koyulmaz Roma Katolikleri ve Arminius’çular kötü haberi vermeye başlarlar. Bize, kendi özgür irademiz ve gücümüzle yolculuğa çıkabileceğimiz söylendiğinde bunu sevmiştik. Ama şimdi, aynı özgür irade ve güçle “benzinsiz kalabileceğimiz” ve “gideceğimiz yere varamayacağımız” acı gerçeğini de öğreniriz. Günahlı harekete geçirinceye kadar Tanrı’nın başlangıçta güçsüz olan gücü, daha sonra günahlının her istediği zaman da güçsüz olabilmektedir. Günahlı sendelediğinde, imandan çok inançsızlığı, Tanrı’ya bağlı olmaktan çok günahı, dayanmaktan çok düşmeyi seçerse kurtuluşun bütün gücünü o anda kaybeder. Hemen başladığı yere döner. Tanrı’nın gücünün, bu konuda yapabileceği bir şey yoktur. Roma Katolikleri ve Arminius’çular tutarlıdırlar! En azından, başlangıçta hükümran olmayan lütfun, sonunda da hükümran olmadığını itiraf edecek kadar dürüsttürler. İnsana bağlı olan kurtuluş artık insana da bağlı değildir.
Bunun tam tersine Reformcu iman, Tanrı, insanlar için kurtuluşu “mümkün” kılsaydı bu imkanı gerçekleştirip gerçekleştirmemeyi insanlara bıraksaydı- hiç kimsenin kurtulamayacağını, çünkü insanın bunu kesinlikle yapamayacağını açıkça kabul etmekle başlar. Tanrı, kötülüğü iyiliğe dönüştürmeyi çok sever. Ama Reformcu iman, günahlıyı Baba’nın seçmesi, Oğul’un kefaret etmesi ve Kutsal Ruh’un yeniden doğuş sağlaması umuduna dayanarak, çaresiz günahlının ihtiyacından sadece başlangıçta değil, sonuna kadar söz eder. Başarısız olamayacak bir kurtuluş vermek için öfkeli günahlıları gücendirmeyi tercih eder. Kurtuluş başarısız olamaz. Çünkü kurtaran sadece Tanrı’ysa, o zaman kurtuluşumuz başarısızlığa uğramaz. Tümüyle Tanrı’ya bağlı olan kurtuluş çok güvenilirdir. Bu doktrinin öğrettiği budur. “Onlara sonsuz yaşam veririm” diyen Rab’bin, “asla mahvolmayacaklardır. Onları hiç kimse elimden kapamaz” (Yu.10:28) güvencesini verme yetisi de vardır.
Bütün bunları söyledikten sonra, yine de bu bölüme “Kutsalların Dayanması” adını veren İnanç Açıklaması’nın yaptığı vurguyu savunmalıyız. Kutsalları güvence altına sadece Tanrı’nın gücünün aldığı olgusunu duyurduktan sonra, imanlılar açısından, dayanmanın gerekliliğini de ısrarla daha çok vurgulamalıyız. Dayanmanın en önemli temelinin Kutsal Ruh’un imanlılarda çalışması olduğunu söylediğimizde, dayananın Kutsal Ruh olduğunu söylemek istemiyoruz. “Doğru doktrin, biz bir kez inandığımızda kurtuluşun kesin olduğu değildir ama kutsallıktaki bu dayanmanın, biz gerçekten inandığımızda kesin olduğudur.” Doktrin, kurtulmak için, “bizim çaba göstermemizin gerekli olması” değildir “ama bu çabamızda kuşkusuz başarılı olacağımızdır; çünkü Tanrı’nın gözüne iyi görüneni hem istememiz, hem de yapmamız için, içimizde çalışan Tanrı’dır”
Ne var ki, gerçek imanlılar açısından kurtuluşun değişmez kesinliği, Hıristiyanların çetin bir savaşta değillermiş de oyun oynuyorlarmış gibi dayanmalarını hiç de kolaylaştırmaz. “Mesih’i aldıkları” için, yaşamın sıkıntılarının ve sınamalarının üstesinden gelmenin basit olduğunu öne sürenlerin, diğerleri gibi kendilerini kandırdıklarına inanıyoruz. Dayanma savaşının gerçek anlatımı, daha çok Mezmurcunun ıstıraplı feryatlarında görülür,
“İniltilerim senden gizli değil, Yüreğim çarpıyor, gücüm tükeniyor… Canıma susayanlar bana tuzak kuruyor, Zararımı isteyenler kuyumu kazıyor, Gün boyu hileler düşünüyorlar… Çünkü dua ediyorum: ‘Halime sevinmesinler, Ayağım kayınca böbürlenmesinler!’ Düşmek üzereyim, Acım hep içimde” (Mez. 38:9-10, 12, 16-17).
Başka bir deyişle bu, yol boyunca süren bir mücadeledir. Bu, içimizdeki her şeyle edilen bir mücadeledir. Ama bu, sadece rol yapan birinden farklı olarak, gerçek imanlının, savaşı kazanıp amaca ulaşıncaya kadar asla vazgeçmeyeceği bir mücadeledir. Rab’bimizin öğrencilerine dediği gibi, “Sonuna kadar dayanan kurtulacaktır” (Mat. 24:13).
Gerçek imanlılar lütuf konumundan tümüyle ya da sonunda asla düşmeseler de, düşebildikleri, düştükleri ya da sapabildikleri, saptıkları Kutsal Kitap’ta açıktır. Bu, Kutsal Kitap’ın, doğru yoldayken tekrar günaha dönme doktrinidir. Nuh, Musa, Davut ve Petrus gibi büyük insanların yaşamlarından örnekler vardır. Gerçek imanlılar olduktan sonra, bir süreliğine yürekler acısı günaha düşmüşlerdir. Ruh’un içlerinde yaşadığı bu insanlarda günahın böyle nasıl ortaya çıkabildiğine insan şaşırabilir. Bunun birçok nedeni vardır. Çeşitli durumlarda bu nedenlerin biri ya da birçoğu görülür. Dünyanın çekiciliği vardır (1Yu. 2:15). Şeytan’ın ayartısı vardır (Mark. 1:13; Mat. 26:70, 72,74). İmanlının yüreğinde kalmış olan bozulma vardır (Yak. 1:13-14). Lütuf araçlarının ihmal edilmesi vardır (İbr. 10:24-25).
Yine de, bu trajik sapmalar nedeniyle Tanrı’nın bu kutsal insanları hakkında yanlış tahminlerde bulunmamalıyız. Kutsal Yazı’da, onların sapmalarının bize günah işleme cesareti vermemesi ama bizi uyarması kaydedilir. Biz onların saptıklarını okurken, bunların Tanrı’nın gözüne iyi görünmediğini (2Sa. 11:27), onların tesellilerini ve güvencelerini kaybettiklerini (Mez. 51:8, 10, 12), yüreklerine ve vicdanlarına verilen zararı (Mez. 32:3-4), Tanrı’nın ve gerçeğin onuruna leke sürüldüğünü (2Sa. 12:14) okuruz. Böyle trajik düşüşleri asla hafife almamalıyız. Bunları ancak korkuyla ve titreyerek düşünmeliyiz. Bunlar bize Petrus’un uyarısını hatırlatmalıdır:
“Doğru kişi güçlükle kurtuluyorsa, Tanrısız ve günahlı kişiye ne olacak?” (1Pe. 4:18). Bu, sanki gerçek imanlının düşmekten endişe etmesi gerekmiyormuş ya da hiçbir ciddi zarar görmeden düşebilirmiş gibi bir şey değildir. Hayır, imanlının da hiçbir şey esirgenmeden kurtulduğu bir gerçektir. Ama önemli olan, kurtulmasıdır. O, kurtulur çünkü (Tanrı’nın büyük adamları gibi) düşse bile günahla savaşmak için kısa sürede yeniden ayağa kalkacaktır, (böyle trajik sapışların dışında) bu çekişmeye devam edecektir. Eğer Hıristiyanlar, bu insanların bir kez daha Tanrı için çabalayarak bu sapmalardan ayağa kalkma tarzlarını incelerlerse, sahte ve kolaycı güvence görüşü onları asla ayartmayacak ama dayanmanın doğru doktrinini devam ettireceklerdir.
Kutsalların dayanması ne demektir? konusuna benzer konular;
Halleluya ne demektir? Merhaba. Ben yeni imanlıyımda bu kelimenin anlamını ve niçin kullanıldığını merak ediyorum
LITANIAE SANCTORUM (Kutsalların Zikredilmesi) Kyrie, eleison.
Christe, eleison.
Kyrie, eleison.
Christe, audi nos.
Christe, exaudi nos.
Pater de coelis Deus, …………………….. miserere nobis.
Fili Redemptor mundi Deus,
Spiritus sancte Deus,
Sancta Trinitas unus Deus,
Kutsalların Dayanması (Westminster İnanç Açıklaması) http://www.hristiyan.net/westminster/17.htm
Kutsalların Dayanması
I. Tanrı’nın sevgili Oğlu’nda kabul ettiği, etkin bir şekilde çağırdığı ve Ruhuyla kutsallaştırdığı kişiler, ne tümüyle ne de en sonunda lütuf konumundan düşebilirler; fakat kesinlikle bu konumda sona kadar dayanacaklar ve sonsuzluk boyunca kurtulacaklardır.
II. Kutsalların dayanması, kendi özgür iradelerine değil, Baba Tanrı’nın karşılıksız ve değişmeyen sevgisinden ileri gelen seçilmişlik hükmünün değişmezliğine, İsa Mesih’in kazandıklarının yeterliğine ve kutsallar için yakarışına, Kutsal Ruh’un ve Tanrı’nın tohumunun bu kişilerde kalışına, ve lütuf antlaşmasının doğasına bağlıdır; ki tüm bunlar, kutsalların dayanmasının kesinliğinin ve değişmezliğinin kaynağıdır.
III. Buna rağmen kutsallar,...
HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız
HRİSTİYAN OLMAK Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
HRİSTİYAN GAZETE Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
İNCİL Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...
İNCİL .TV Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...
Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlıkİncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil