| HRİSTİYAN FORUM
> Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar
> Presbiteryenlik, Kalvinistlik, Reformistlik
: seçilmişliğe dair konusu 975 kez okundu, 5 kez cevaplandı. En son mesaj admin1 Ken Block tarafından gönderildi. seçilmişliğe dair <meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"><meta name="ProgId" content="Word.Document"><meta name="Generator" content="Microsoft Word 12"><meta name="Originator" content="Microsoft Word 12"><link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CADMINI%7E1.ULA%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_filelist.xml"><link rel="themeData" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CADMINI%7E1.ULA%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_themedata.thmx"><link rel="colorSchemeMapping" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CADMINI%7E1.ULA%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_colorschememapping.xml"><!--><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves/> <w:TrackFormatting/> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> ... seçilmişliğe dair
HEMEN ÜYE OLUN!Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
seçilmişliğe dair konusu 975 kez okundu, 5 kez cevaplandı. En son mesaj admin1 Ken Block tarafından gönderildi.
Seçilmişlik kelimesinin açılımı, Tanrı’nın egemen seçimidir. İnsan ve Tanrı arasındaki güç dengesini kolayca anlayabilmemizi sağlar. Bu felsefi ve soyut bir kavram değil, Tanrı’nın hâkimiyetinin algılanmasıdır. Yani Tanrı’nın kimlik bilgisidir. Başlangıçta üzerinde durulması gereken nokta şudur, yaratma eyleminde tek etkin güç olan Tanrı seçme eyleminde de mutlak tek etkin güçtür. Tanrı’nın hâkimiyetinin can alıcı önemini dikkate almak durumundayız.
Yaratılış bölümünde ilk insanın yaratılışında Tanrı’nın hâkim iradesini görüyoruz. Bu Tanrı’nın bağımsız isteği ve kararıdır. Ertesinde ise günahlı insanı ve o süregelişi görüyoruz. Başlangıçta yaratılan insan Tanrı’nın benzeyişinde yani kutsal olarak yaratıldı. İyiydi. Karanlıkla ortak hiçbir yanı yoktu. Fakat ayartı sonucu temiz olan insan karanlıkla yoğruldu ve doldu. Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kalan insan günah çemberi içerisinde kendi hürriyetini yaşadı. Özgür irade verilen insan, günah içerisinde özgürdü fakat günahtan özgür değildi. O çember içerisinde tayin edebileceği her nokta karanlıktı. Çemberin dışına çıkabilmesi için bir güce ihtiyacı vardı ve bunu sağlayabilecek tek ve mutlak güç YHVH’dir. YHVH’nin Kutsal Ruh aracılığı ile insana yapmış olduğu etkin çağrı neticesinde, karanlık bir yüreğe sahip olan insan ışığı gördü ve ışığı sevdi. Tanrı tarafından yeni bir yüreğe sahip olan insan Tanrı’nın lütfu ile ışığı seçti. Günahlı insanın ışığı seçebilecek yetisi yoktur fakat Tanrı’nın bunu sağlayabilecek gücü vardır. Seçen ve seçtiren ikileminde etkin olan seçtirendir.
Seçilmemizin temeli, Tanrı tarafından bizde daha önce görülen bir şey değil. O’nun iradesinin öyle hoşnut olmasıdır. Burada Tanrı’nın egemenliği sadece Tanrı’nın gücü ve yetkisinden değil, aynı zamanda da lütfundan söz eder. Bu Pavlus’un Romalılar mektubunda büyük şevkle vurguladığı sözlerin yankısıdır. “Bunadan başka, Rebeke’da bir erkekten, atamız İshak’tan ikizlere gebe kalmıştı. Çocuklar henüz doğmamış, iyi yada kötü bir şey yapmamışken, Tanrı Rebeka’ya “ büyüğü küçüne kulluk edecek” dedi. Öyle ki Tanrı’nın bir seçim yapmakta ki amacı, yapılan işlere değil, kendi çağrısına dayanarak sürsün. Yazılmış olduğu gibi “Yakup’u sevdim, Esav’dan ise nefret ettim.”
“öyle ise ne diyelim? Tanrı’da adaletsizlik mi var? Kesinlikle hayır! Çünkü Musa’ya şöyle diyor: “ merhamet ettiğime marhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım.” Demek ki seçilmek, insanın isteğine yada çabasına değil, Tanrı’nın merhametine bağlıdır.” Rom 9:10-16
Pavlus Romalılar’a Tanrı’nın bildirdiği şeyi hatırlatıyor…..: “merhemet ettiğime merhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım.” İlke Tanrı’nın merhameti ve lütfunun egemenliğidir. Tanım olarak lütuf, Tanrı’nın sahip olması gereken bir şey değildir. Onu insanlara vermek yada vermemek Tanrı’nın egemen seçimidir. O’nun kimseye karşı lütuf borcu yoktur. Zaten borç olarak nitelendirilen lütuf lütuf değildir. Adalet mevcut olması gerekenin zorunlu kabulüdür. Ama lütuf, özde, gönüllü ve karşılıksızdır. Ve Tanrı’nın merhametinin hedeflerini seçme temeli sadece kendisini hoşnut eden isteğidir. Sevgili Pavlus bunu açıkça dillendirir: “ bizi Mesih’te her ruhsal kutsama ile göksel yerlerde kutsamış olan RAB’bimiz İsa Mesih’in Babası Tanrı’ya övgüler olsun. O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih’te seçti. Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığı ile kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi. (Efesliler 1:3-5)
Tanrı’nın isteğinin iyi amacına göre seçmiş olması, seçimlerinin kaprisli yada keyfi olduğu anlamına gelmez. O araştırılamaz gizemli isteğinde sadece Kendisinin bildiği nedenlerden ötürü seçer. Kendi iyi amacına göre seçer ki, bu O’nun Tanrısal hakkıdır. Geçenlerde foruma yazdığım yazıda da değindiğim gibi, bu yaklaşım kendisine paye aktarmak isteyen insanların canlarını acıtır. Fakat bilmeliyiz ki ….bir şey Tanrı’yı hoşnut ediyorsa iyi olmalıdır çünkü Tanrı’da kötü bir amaç yoktur ve olamaz.
Hümanizma etkilenimli insanlara ve narsizmin sempatik yaklaşımcılarına göre, Tanrı bir kişiye lütuf verirse adalet için eşit miktarda diğerine de vermelidir. Bu dünyanın demokratik adalet yaklaşımıdır. Fakat bu gereklilik Kutsal Yazılardaki lütuf kavramına tamamen yabancıdır. Hepside Tanrı’nın önünde günahtan suçlu olan ve onun yargısına açılmış olan düşmüş insan kitleleri arasında kimse Tanrı’nın merhametini talep yada hak edecek konumda değildir. Tanrı bu grubun içerisinden bazılarına merhamet etmeyi seçerse, bu O’nun herkese etmesi gerektiğini göstermez. Kimseye adaletsiz davranılmaz çünkü Kutsal Kitap seçilmişliğin şartsız olduğunu gösterir. Seçilmişlerin önceden görülmüş hiçbir davranışı onların seçilmiş olmasını yada seçilmişlikleri için bir temel oluşturmaz. Ve başlangıçta seçilmeyen hiç kimse O’na gidemez. Günahlılığı bildiren ruh insanı ziyaret etmedikçe insan nasıl gerçek tövbeye gitsin.
Romalılar 3:11 ne diyor…..”anlayan kimse yok, Tanrı’yı arayan yok”. Aslında burada Tanrı şaka mı yapmış? Bazıları tövbeye gitmiş, tüm yüreği ile O’nu aramış ve bulmuş ama Tanrı bir zamanlar kapris yapmış kimse beni aramıyor diye. (bu cümleleri kurduğum için RAB’den özür diliyorum, yalnızca anlatım açıklığı içindi). Seçim Kutsal Yazılardaki bütünsel ifadedir. Çünkü, Tanrı etkin olan çağrısı ve Ruhu aracılığıyla bizleri kendisine çeker. Bunu da bizlere olan sonsuz sevgisinden dolayı yapar. Tanrı ışıktır ve günahlı yürek ışığı sevemez; ışığı sevebilmek için Ruhun yönlendirmesine ihtiyaç vardır. Yönlenim lütuftur ve Rab’bin lütfu esenliğin kaynağıdır. Kusursuz olan yalnızca Tanrı’nın düşüncesidir. Bu günahtan yozlaşmış beyinlerimizle şu soruya cevap verelim mi….” Rab’bin düşüncesini kim bilebildi? Ya da kim O’nun öğütçüsü olabildi…” (Rom. 11:34).
Şimdi seçimin nasıl herkese olduğuna da bakalım….Matta 22:14’te “Çağrılanlar çok ama seçilenler azdır” diye yazılmaktadır. Bu ayette “Çağrılanlar çok…” kısmı evrensel çağrıyı, “…seçilenler az” kısmı ise etkin çağrıyı göstermektedir. Doğal vahiy evrensel olarak Tanrı’nın yüceliğini gösterir fakat özel vahiy sadece Tanrı’nın seçtikleri üzerinde etkindir. Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla olan kurtuluş planı herkesin kurtuluşunu kapsamamaktadır. Kutsal Kitap’ta geçen “kurtuluş”a dair “bütün” kelimesi, geçmişte sadece İsrail halkına yapılan çağrının Mesih’le birlikte bütün insanlığa değil, bütün uluslar içersindeki Tanrı’nın seçilmişlerine işaret etmektedir. Bundan dolayı bütün insanlığın kurtulacağını söylemek ya da inanmak veya Mesih’in herkesi kurtarmak için geldiğini iddia etmek Kutsal Kitap mantığına aykırıdır. “Çağrılanlar çok ama seçilenler azdır.” Matta 22:14.
“ Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab`bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti.” Elç.işl.13:48
Tanrı’dan gelen “Kurtuluş” bir kereye mahsustur ve süreklidir. Kurtuluşta hep diye bir kavram yoktur; her diye bir kavram vardır. Vahiy kitabının 20.bölümünün 15.ayetinde yazılı olduğu gibi “Adı yaşam kitabında yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı.” Tanrı’nın kitabı kurşun kalemle yazılmamıştır ki silinip değiştirilsin. Kutsal Yazılar’da da değinildiği gibi Tanrı, değişken ve döneklik ruhuna sahip bir tanrı değildir. Günahlıyız ve günah işlemeye her zaman meyilli bir yapımız var. Günahkâr olmasaydık lütfa ihtiyacımız olmazdı. Hamdolsun ki biz günah içinde yaşarken, Tanrı bizi Oğlu Mesih İsa’ya benzer şekilde değiştiriyor. Zamanın başlangıcında seçtiyse sonsuzlukta da beraberiz. Amin.
Hiçbir imanlı Tanrı’ya ait övgüyü çalmak için teolojik cümleler kurup, kelimelere sempati yüklememelidir.
SEZAR’IN HAKKINI SEZAR’A, TANRI’NIN HAKKINI TANRI’YA VERMELİ!
İNSAN ACZİNİN ÇIRPINIŞI TANRI’NIN SEÇİMİNE ORTAKLIK İDAA EDEREK DEĞİL O’NUN SÖZÜNE KOŞULSUZ İTAAT EDEREK ÇÖZÜM BULUR.
ben yeni imanlıyım. bir çok şeyi yeni yeni öğreniyorum fakat bu konuyu hiç bööle düşünmemiştim. ama şimdi daha iyi anladım ve kafamı karıştıran bir çok şeye cevap buldum. hamdolsun. Rab sizi bereketlendirsin.
Seçilmişlik kelimesinin açılımı, Tanrı’nın egemen seçimidir. İnsan ve Tanrı arasındaki güç dengesini kolayca anlayabilmemizi sağlar. Bu felsefi ve soyut bir kavram değil, Tanrı’nın hâkimiyetinin algılanmasıdır. Yani Tanrı’nın kimlik bilgisidir. Başlangıçta üzerinde durulması gereken nokta şudur, yaratma eyleminde tek etkin güç olan Tanrı seçme eyleminde de mutlak tek etkin güçtür. Tanrı’nın hâkimiyetinin can alıcı önemini dikkate almak durumundayız.
Yaratılış bölümünde ilk insanın yaratılışında Tanrı’nın hâkim iradesini görüyoruz. Bu Tanrı’nın bağımsız isteği ve kararıdır. Ertesinde ise günahlı insanı ve o süregelişi görüyoruz. Başlangıçta yaratılan insan Tanrı’nın benzeyişinde yani kutsal olarak yaratıldı. İyiydi. Karanlıkla ortak hiçbir yanı yoktu. Fakat ayartı sonucu temiz olan insan karanlıkla yoğruldu ve doldu. Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kalan insan günah çemberi içerisinde kendi hürriyetini yaşadı. Özgür irade verilen insan, günah içerisinde özgürdü fakat günahtan özgür değildi. O çember içerisinde tayin edebileceği her nokta karanlıktı. Çemberin dışına çıkabilmesi için bir güce ihtiyacı vardı ve bunu sağlayabilecek tek ve mutlak güç YHVH’dir. YHVH’nin Kutsal Ruh aracılığı ile insana yapmış olduğu etkin çağrı neticesinde, karanlık bir yüreğe sahip olan insan ışığı gördü ve ışığı sevdi. Tanrı tarafından yeni bir yüreğe sahip olan insan Tanrı’nın lütfu ile ışığı seçti. Günahlı insanın ışığı seçebilecek yetisi yoktur fakat Tanrı’nın bunu sağlayabilecek gücü vardır. Seçen ve seçtiren ikileminde etkin olan seçtirendir.
Seçilmemizin temeli, Tanrı tarafından bizde daha önce görülen bir şey değil. O’nun iradesinin öyle hoşnut olmasıdır. Burada Tanrı’nın egemenliği sadece Tanrı’nın gücü ve yetkisinden değil, aynı zamanda da lütfundan söz eder. Bu Pavlus’un Romalılar mektubunda büyük şevkle vurguladığı sözlerin yankısıdır. “Bunadan başka, Rebeke’da bir erkekten, atamız İshak’tan ikizlere gebe kalmıştı. Çocuklar henüz doğmamış, iyi yada kötü bir şey yapmamışken, Tanrı Rebeka’ya “ büyüğü küçüne kulluk edecek” dedi. Öyle ki Tanrı’nın bir seçim yapmakta ki amacı, yapılan işlere değil, kendi çağrısına dayanarak sürsün. Yazılmış olduğu gibi “Yakup’u sevdim, Esav’dan ise nefret ettim.”
“öyle ise ne diyelim? Tanrı’da adaletsizlik mi var? Kesinlikle hayır! Çünkü Musa’ya şöyle diyor: “ merhamet ettiğime marhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım.” Demek ki seçilmek, insanın isteğine yada çabasına değil, Tanrı’nın merhametine bağlıdır.” Rom 9:10-16
Pavlus Romalılar’a Tanrı’nın bildirdiği şeyi hatırlatıyor…..: “merhemet ettiğime merhamet edeceğim, acıdığıma acıyacağım.” İlke Tanrı’nın merhameti ve lütfunun egemenliğidir. Tanım olarak lütuf, Tanrı’nın sahip olması gereken bir şey değildir. Onu insanlara vermek yada vermemek Tanrı’nın egemen seçimidir. O’nun kimseye karşı lütuf borcu yoktur. Zaten borç olarak nitelendirilen lütuf lütuf değildir. Adalet mevcut olması gerekenin zorunlu kabulüdür. Ama lütuf, özde, gönüllü ve karşılıksızdır. Ve Tanrı’nın merhametinin hedeflerini seçme temeli sadece kendisini hoşnut eden isteğidir. Sevgili Pavlus bunu açıkça dillendirir: “ bizi Mesih’te her ruhsal kutsama ile göksel yerlerde kutsamış olan RAB’bimiz İsa Mesih’in Babası Tanrı’ya övgüler olsun. O kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih’te seçti. Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığı ile kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi. (Efesliler 1:3-5)
Tanrı’nın isteğinin iyi amacına göre seçmiş olması, seçimlerinin kaprisli yada keyfi olduğu anlamına gelmez. O araştırılamaz gizemli isteğinde sadece Kendisinin bildiği nedenlerden ötürü seçer. Kendi iyi amacına göre seçer ki, bu O’nun Tanrısal hakkıdır. Geçenlerde foruma yazdığım yazıda da değindiğim gibi, bu yaklaşım kendisine paye aktarmak isteyen insanların canlarını acıtır. Fakat bilmeliyiz ki ….bir şey Tanrı’yı hoşnut ediyorsa iyi olmalıdır çünkü Tanrı’da kötü bir amaç yoktur ve olamaz.
Hümanizma etkilenimli insanlara ve narsizmin sempatik yaklaşımcılarına göre, Tanrı bir kişiye lütuf verirse adalet için eşit miktarda diğerine de vermelidir. Bu dünyanın demokratik adalet yaklaşımıdır. Fakat bu gereklilik Kutsal Yazılardaki lütuf kavramına tamamen yabancıdır. Hepside Tanrı’nın önünde günahtan suçlu olan ve onun yargısına açılmış olan düşmüş insan kitleleri arasında kimse Tanrı’nın merhametini talep yada hak edecek konumda değildir. Tanrı bu grubun içerisinden bazılarına merhamet etmeyi seçerse, bu O’nun herkese etmesi gerektiğini göstermez. Kimseye adaletsiz davranılmaz çünkü Kutsal Kitap seçilmişliğin şartsız olduğunu gösterir. Seçilmişlerin önceden görülmüş hiçbir davranışı onların seçilmiş olmasını yada seçilmişlikleri için bir temel oluşturmaz. Ve başlangıçta seçilmeyen hiç kimse O’na gidemez. Günahlılığı bildiren ruh insanı ziyaret etmedikçe insan nasıl gerçek tövbeye gitsin.
Romalılar 3:11 ne diyor…..”anlayan kimse yok, Tanrı’yı arayan yok”. Aslında burada Tanrı şaka mı yapmış? Bazıları tövbeye gitmiş, tüm yüreği ile O’nu aramış ve bulmuş ama Tanrı bir zamanlar kapris yapmış kimse beni aramıyor diye. (bu cümleleri kurduğum için RAB’den özür diliyorum, yalnızca anlatım açıklığı içindi). Seçim Kutsal Yazılardaki bütünsel ifadedir. Çünkü, Tanrı etkin olan çağrısı ve Ruhu aracılığıyla bizleri kendisine çeker. Bunu da bizlere olan sonsuz sevgisinden dolayı yapar. Tanrı ışıktır ve günahlı yürek ışığı sevemez; ışığı sevebilmek için Ruhun yönlendirmesine ihtiyaç vardır. Yönlenim lütuftur ve Rab’bin lütfu esenliğin kaynağıdır. Kusursuz olan yalnızca Tanrı’nın düşüncesidir. Bu günahtan yozlaşmış beyinlerimizle şu soruya cevap verelim mi….” Rab’bin düşüncesini kim bilebildi? Ya da kim O’nun öğütçüsü olabildi…” (Rom. 11:34).
Şimdi seçimin nasıl herkese olduğuna da bakalım….Matta 22:14’te “Çağrılanlar çok ama seçilenler azdır” diye yazılmaktadır. Bu ayette “Çağrılanlar çok…” kısmı evrensel çağrıyı, “…seçilenler az” kısmı ise etkin çağrıyı göstermektedir. Doğal vahiy evrensel olarak Tanrı’nın yüceliğini gösterir fakat özel vahiy sadece Tanrı’nın seçtikleri üzerinde etkindir. Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla olan kurtuluş planı herkesin kurtuluşunu kapsamamaktadır. Kutsal Kitap’ta geçen “kurtuluş”a dair “bütün” kelimesi, geçmişte sadece İsrail halkına yapılan çağrının Mesih’le birlikte bütün insanlığa değil, bütün uluslar içersindeki Tanrı’nın seçilmişlerine işaret etmektedir. Bundan dolayı bütün insanlığın kurtulacağını söylemek ya da inanmak veya Mesih’in herkesi kurtarmak için geldiğini iddia etmek Kutsal Kitap mantığına aykırıdır. “Çağrılanlar çok ama seçilenler azdır.” Matta 22:14.
“ Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab`bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti.” Elç.işl.13:48
Tanrı’dan gelen “Kurtuluş” bir kereye mahsustur ve süreklidir. Kurtuluşta hep diye bir kavram yoktur; her diye bir kavram vardır. Vahiy kitabının 20.bölümünün 15.ayetinde yazılı olduğu gibi “Adı yaşam kitabında yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı.” Tanrı’nın kitabı kurşun kalemle yazılmamıştır ki silinip değiştirilsin. Kutsal Yazılar’da da değinildiği gibi Tanrı, değişken ve döneklik ruhuna sahip bir tanrı değildir. Günahlıyız ve günah işlemeye her zaman meyilli bir yapımız var. Günahkâr olmasaydık lütfa ihtiyacımız olmazdı. Hamdolsun ki biz günah içinde yaşarken, Tanrı bizi Oğlu Mesih İsa’ya benzer şekilde değiştiriyor. Zamanın başlangıcında seçtiyse sonsuzlukta da beraberiz. Amin.
Hiçbir imanlı Tanrı’ya ait övgüyü çalmak için teolojik cümleler kurup, kelimelere sempati yüklememelidir.
SEZAR’IN HAKKINI SEZAR’A, TANRI’NIN HAKKINI TANRI’YA VERMELİ!
İNSAN ACZİNİN ÇIRPINIŞI TANRI’NIN SEÇİMİNE ORTAKLIK İDAA EDEREK DEĞİL O’NUN SÖZÜNE KOŞULSUZ İTAAT EDEREK ÇÖZÜM BULUR.
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı`nın armağanıdır.
Efesliler 2:8
Çünkü bize bir çocuk doğacak, Bize bir oğul verilecek. Yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı Harika Öğütçü,Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak.
Yeşaya 9:6
Tanrı dilediğinemerhamet eder, dilediğininyüreğini nasırlaştırır.
Şimdi bana, “Öyleyse Tanrı insanı neden hâlâ suçlu buluyor? O`nun isteğine kim karşı durabilir?” diyeceksin. Ama, ey insan, sen kimsin ki Tanrı`ya karşılık veriyorsun? “Kendisine biçim verilen, biçim verene, `Beni niçin böyle yaptın` der mi?” Ya da çömlekçinin aynı kil yığınından bir kabı onurlu iş için, ötekini bayağı iş için yapmaya hakkı yok mu? Eğer Tanrı gazabını göstermek ve gücünü tanıtmak isterken, gazabına hedef olup mahvolmaya hazırlananlara büyük sabırla katlandıysa, ne diyelim? Yüceltmek üzere önceden hazırlayıp merhamet ettiklerine yüceliğinin zenginliğini göstermek için bunu yaptıysa, ne diyelim? Yalnız Yahudiler arasından değil, öteki uluslar arasından da çağırdığıbu insanlar biziz. Tanrı Hoşea Kitabı`nda şöyle diyor: “Halkım olmayana halkım, Sevgili olmayana sevgili diyeceğim.” Kendilerine, `Siz halkım değilsiniz` denilen yerde, Yaşayan Tanrı`nın çocukları diye adlandırılacaklar.
Yeşaya, İsrail için şöyle sesleniyor: “İsrailoğulları`nın sayısı Denizin kumu kadar çok olsa da, Ancak pek azı kurtulacak. Çünkü Rab yeryüzündeki yargılama işini Tez yapıp bitirecek.” Romalılar9:18-28
polemikler insan yaşayışının zaman israfıdır fakat ayrıntılara tutulan ışık biz Tanrı halkı için katedilen kilometrelerin hızlı aşımıdır. Şimdi ben bu ayetlere bakıyorum bakıyorum fakat Tanrı'nın şartsız seçiminden ve O'nun özgün iradesinin etkinliğinden başka birşey göremiyorum. Aslında işin özü sanırım daha önce yazmış bulunduğum metinde de belirttiğim gibi Kutsal Yazıların bütünsel algılanışında saklı. Çünkü hiç bir şey bütünden bağımsız değerlendirilemez. Yaratılış ile Vahiy kitabı arasında Her Şeye Gücü Yeten YHVH bütünseli açıkça göstermiştir ama elbette ki bilmediklerimiz zaman geldiğinde bize gösterilecektir. Fakat Tanrı'nın aciz bir kulu olan benim hala algılayamadığım O'nun etken iradesi içerisinde neden hala biz kutsallık yolundaki edilgenler kendimize bir onur arayışı içerisindeyiz? Tek Tek ayetlerle değerlendirsek dahi, O bizi seçmeden nasıl O'nun yüceliği altında yürüye bilceğimizi Kutsal Yazıların neresinden çıkarıyoruz onu anlayabilmiş değilim. Beni gönderen Baba bir kimseyi bana çekmedikçe, o kimse bana gelemez. Bana geleni de son günde dirilteceğim. Yuhanna 6:44Kutsal Kitap'ta tezatlar mı var? Sarf ettiğimiz cümlelerin ve savunduğumuz tezlerin varacağı noktayı iyi düşünmemiz gerekir.
Romalılar mektubunda imanda öz ağabeyimiz Pavlus'un esin yolu ile kaleme aldığı 8'nci bölüme bir bakalım.
37 Ama bizi sevenin aracılığıyla bu durumların hepsinde galiplerden üstünüz.38-39 Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa`da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir. Şimdi biz burada 37nci ayeti ekarte edecek olursak güç bizde fakat 37nci ayette RAB İSA'nın aracılığı söz konusu. Eee bu durumda güç tamamen O'ndan gelir. Şimdi bu ayetin sağından da baksak solundan da baksak aynı şey gözüküyor diye düşünüyorum. (Tabii hata yapıyorsam RAB beni bağışlasın). Fakat küçük bi işgüzarlık yaparak 38 ve 39uncu ayetleri ele alırsak, güç bizde. Tanrı'ya ne gerek var. Biz her şeye dayanabiliriz. Sadece hamdedelim.
Doktrin Kutsal Yazıların algılanışıdır. Dua edelimde RAB hiçbirimizi algıda yanılsamaya uğratmasın.
ÖVÜNEN RAB İLE ÖVÜNSÜN. Tanrı nazarında zaten tüm insanlık yok olmayı hak etmişti. O’nun bu yok oluş sürecinde merhamet göstermesi şahsi seçimidir. Fakat yok oluş zaten Adem ve Hava ile olgunluk kazanmıştır. Bizde doğru bir şey yokken nasıl doğruya imrenebiliriz. Burada kaçırılan iki nokta mevcut. Birincisi daha doğuştan günahlı oluşumuz……………… Çünkü insan yüreğindeki eğilimler çocukluğundan beri kötüdür. Yaratılış 8:21 Günah içinde annem bana hamile kaldı. Mezmur 51:5Doğru kimse yok tek kişi bile. Romalılar 3:10 Size doğrusunu söyleyeyim, nice peygamberler, nice doğru kişiler sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama göremediler. Sizin işittiklerinizi işitmek istediler, ama işitemediler. Matta 13:17Çağdaş dünyanın çağdaş insanları iyiyi ve kötüyü kendilerine göre yorumlamakta baya bi beceri kazanmış artık. İyi olan sadece Tanrı ise ve Mesih imanlıları olarak bu hususta hemfikir isek biliriz ki dipsiz bir kuyudan çıkış kuyudaki için imkansızdır. İkinci nokta…….bunu anlamakta çok zorlanıyorum……….Kutsal Yazılarda bir konuya farklı yaklaşımlar olduğunu savunmak acaba diyorum Yakup 1. Bölüm 17’nci ayette ki O iman ettiğimiz RAB’bin sözünü yok saymak olmuyor mu? Hani şöyle der: “Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası`ndan gelir.” Kendimizce bir konfeti mi yaratmaya çalışıyoruz acaba? Benim canım imanlı kardeşlerim, modern dünyanın modern insanları, acaba diyorum Tanrı’nın krallığına kazan kaldırıp demokrasi arayışına mı girmişler. 1Mesih İsa`nın elçisi ben Petrus`tan Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli* ve Bitinya`ya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlereselam! 2İsa Mesih`in sözünü dinlemeniz ve O`nun kanının üzerinize serpilmesi için, Baba Tanrı`nın öngörüsü uyarıncaRuh tarafından kutsal kılınarak seçildiniz . Lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun. 3-4Rabbimiz İsa Mesih`in Tanrısı ve Babası`na övgüler olsun. Çünkü O büyük merhametiyle yeniden doğmamızı sağladı. İsa Mesih`i ölümden diriltmekle bizi yaşayan bir umuda, çürümez, lekesiz, solmaz bir mirasa kavuşturdu. Bu miras sizin için göklerde saklıdır. 5Zaman sona ererken açığa çıkarılmaya hazır olan kurtuluşa kavuşasınız diye iman sayesinde Tanrı`nın gücüyle korunuyorsunuz. 6Bu nedenle şimdi kısa bir süre çeşitli denemeler sonucu acı çekmeniz gerekiyorsa da, sevinçle coşmaktasınız. 7Böylelikle içtenliği kanıtlanan imanınız, İsa Mesih göründüğünde size övgü, yücelik, onur kazandıracak. İmanınız, ateşle arıtıldığı halde yok olup giden altından daha değerlidir. 8Mesih`i görmemiş olsanız da O`nu seviyorsunuz. Şu anda O`nu görmediğiniz halde O`na iman ediyor, sözle anlatılmaz yüce bir sevinçle coşuyorsunuz. 9Çünkü imanınızın sonucu olarak canlarınızın kurtuluşuna erişiyorsunuz. 10Size bağışlanacak lütuftan söz etmiş olan peygamberler, bu kurtuluşla ilgili dikkatli incelemeler, araştırmalar yaptılar. 11İçlerinde olan Mesih Ruhu, Mesih`in çekeceği acılara ve bu acıların ardından gelecek yüceliklere tanıklık ettiğinde, Ruh`un hangi zamanı ya da nasıl bir dönemi belirttiğini araştırdılar. 12Şimdi size de bildirilen gerçeklerle kendilerine değil, size hizmet ettikleri onlara açıkça gösterildi. Bu gerçekleri gökten gönderilen Kutsal Ruh`un gücüyle size Müjde`yi iletenler bildirdi. Melekler bu gerçekleri yakından görmeye büyük özlem duyarlar. Kutsal Yazılar bütündür ve içindeki kelimeleri özenle özümsemeliyiz.
Tanrı oğlu İSA Mesih’i RAB ve Kurtarıcı olarak kabul edip, O’nun buyruklarına itaat edebilmek için dua eden her bir can imanda öz kardeştir. Paylaşımlarımız kırmak veya kınamak için değil sadece birbirimizi daima ileriye taşımak içindir. Bu paydaşlığı var eden RAB’be yücelik olsun.
Sevgiye kalın.
RAB çocuklarını lütfuyla ve esenliği ile sarsın.
Kötülük'e dair düşüncelerim Kötülük varmı yokmu diye benimde bir görüşüm var
Duygusal kötülük var,düşünsel kötülük yoktur diyorum.
Bizi inciten şey kötüdür.Bir bebeğin karnı acıktığında ağlar ama annesi hakkında kötü düşünmez."Kötü" çocukluğumuzda öğretilir.
Artık birisi şu kötüdür derken, karnının acıkmasıda kötüdür diye düşünmeye başlayıp zamanında yemek vermeyen anneside kötüdür diye çocukluğumuzda düşünmeye başlarız.
Bu misaldir.Neye kötü diyorsak geçerlidir.Şeytana bile.
Kötü demekle beyin oyunlarına düşülmekte,temel ihtiyaçlarımız olan sevgi-saygı-doyma,yaşama gibi isteklerimizin tehlikede olduğu algısı yerleşmektedir.
Artık bize ne kötü diye öğretilse aslında bizim için kötü olmasa bile,beyin aynı "kötü refleksini" verecektir.
Bu nedenle düşünsel olarak hiçbirşeyi kötü olarak...
RAB kelimesine dair Türkçe Çeviri'de Eski Antlaşma'da;
Rab >> ADONAY (İbranice) >> Lord (İngilizce)
ANLAMI: Egemen, sahip, kontrol eden
RAB >> YHVH (İbranice telafuzu: yeh-ho-vah) >> GOD (İngilizce)
ANLAMI: Kendi kendine var olan, öncesiz ve sonrasız olan..
Ayrıca bu kelimenin kökü de var olmak fiilinden geliyor.
Forumunuza dair... Elimden geldiğince forumunuzun tamamını inceliyorum. Herşeyden önce konuşma ve hitap tarzınızın naifliği ve bu naifliği tüm sabit fikirli, saldırgan hatta saygısız kişelere karşı dahi korumanızı takdir ediyorum. Kimi yerlerde aldığınız tehtitlerden bahsetmişsiniz, size karşı hakaret dolu yazıları da okudum. Çok yazık...Çoğunluğun Hristiyan olduğu bir toplumda Müslüman'lara nasıl davranıldığına şahit olmadığım için yorum yapamam ama yaşadığım toplumda ne kadar sıkıntıya sokulduğunuzu, her koşul altında "misyoner" olarak nitelendirildiğinizi ve potansiyel bölücü olarak görüldüğünüzü tahmin edebiliyor ve samimiyetle söylüyorum ki üzülüyorum. Umarım iyi niyetleriniz ne kadar fazlaysa, o kadar huzur ve saygı bulursunuz.
Atatürk'ün azınlıklara dair görüşü http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=171362
http://www.internethaber.com/images/news/75750.jpg
Atatürk'ten muhteşem bir ders
24 Aralık 2008 Çarşamba 12:23
Konu azınlıklar. İnönü bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor. Atatürk'ün huzuruna çıkıyor. Bu muhteşem anekdotu okuyun deriz!
Bugünlerde "özür diliyoruz" kampanyası ile Türkiye yine bir "azınlık" sendromu yaşamaya başladı. İşte bu dönemde Atatürk ile İnönü arasında yaşanan bir olay ders niteliğinde. Sabah'dan Yavuz Donat o anekdotu şöyle aktarıyor;
Cehennemin olup olmadığına dair Danimarkalı rahipler, cehennemin olup olmadığını tartışıyor...
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=msnSonDakika&Kategori=yasam&ArticleID=508907&Date=24.03.2008&ver=33
peki bu görüşe göre Gross Führer Adolf HİTLER tanrının krallığında yerini almıştır!!!
HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız
HRİSTİYAN OLMAK Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
HRİSTİYAN GAZETE Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
İNCİL Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...
İNCİL .TV Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...
Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlıkİncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil