Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi konusu
1246 kez okundu,
8 kez cevaplandı. En son mesaj
selll tarafından gönderildi.
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2
>

20-05-10, 01:46
K A P K A N
TÜCCAR SINIFIN PROTESTAN HAREKETİ DESTEKLEMESİNİN MASLOW’UN İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ YAKLAŞIMI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
ÖZET
Kilise, Roma İmparatorluğu’ndan sonraki dönemde, Batı Avrupa’da, uzun süre etkisini kurumlar ve kültür üzerinde sürdürmüştür. Kilise’nin gücüne karşı toplumun çeşitli kesimlerinden zaman zaman tepkiler yükselmiş ancak bu tepkilerden sadece Protestan (Reform) Hareketi başarılı olabilmiştir. Protestan Hareketinin başarısında tüccar sınıfın ve soyluların desteği önemli bir yer tutmaktadır. Tüccar sınıfın Protestan hareketine destek vermesinin nedeni, Kilise, Soylular ve Halk tarafından saygı görmeyen bu kişilerin, Protestan önderlerin sermaye ve ticaret ile ilgili yorumlarının meşruluk ve günah sorununa çözüm getirmesidir. Böylelikle, tüccarlar, Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisinde belirttiği ihtiyaçların tamamını giderebilme imkanına kavuşmuşlardır.
ABSTRACT
After the collapse of the Roman Empire, the Church, had continued its effects on the institutions and culture for a long time period in the Western Europe. During the middle age period, there had been lots of resistence and critisim against to the power of the Church, but none of them, except Protestant (Reformist) Movement, could had been able to succeed. In the success of the Protestant Movement there had been a main role of the merchants and aristocrates. The reason of the merchants, who had been unrespectful in the society (Church, Aristocrates and Public), supporting this movement, was a result of the Protestant leaders’ comments and solutions about capital and trading on their validity and sinfulness. Thus, the merchants could have been able to make up all the needs which have been emphasised in Maslow’s Hierchary of the Needs.
GİRİŞ
“Protestan Ahlakı ve Kapitalizm’in Ruhu” isimli çalışmasıyla Max Weber, uzun yıllardan beri süre gelen bir tartışmayı başlatmıştır. Max Weber eserinde özetle, Protestanlık ile Kapitalizm arasında sıkı bir bağ olduğunu vurgulamaktadır.
Bu makalenin hazırlanma amacı, Kapitalizmin esas unsuru olan Tüccar Sınıfın (Burjuvanın), Protestan (Reform) Hareketini Desteklemesinin, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi açısından yorumlanmasıdır. Söz konusu bu desteğin, Tüccar Sınıfın toplumdaki yeri ve buna bağlı olarak Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinin bir sonucu olduğu gösterilmeye çalışılmaktadır. İnceleme yöntemi olarak Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi tanımlanmış ve bu bilgilerin ışığında tarihsel bakış açısı kullanılmıştır.
1. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi
Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi olarak tanımladığı teorisi insan ihtiyaçlarının hiyerarşik bir düzeninin olduğunu ve üst seviyedeki ihtiyaçların giderilmesi için öncelikle alt seviyedeki ihtiyaçların giderilmesi gerektiğini öne sürmektedir.
Maslow’un teorisine göre, insan ihtiyaçlarının tatmini belirli bir sırayı takip etmektedir. Üst sıralardaki bir ihtiyacın kesin olarak tatmin edilebilmesi için alt sıralardaki ihtiyaçların kesin olarak giderilmesi gerekmektedir. Aksi durumda, üst sıralardaki ihtiyaçlar arka plana itilmekte ve öncelik alt sıradaki ihtiyaçlara verilmektedir.
Şekil: 1. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi
Kaynak: Toker Dereli, Örgütsel Davranış, Menteş Yayınevi, 3. basım, İstanbul, 1995, s. 154.
Şekil 1.’de belirtilen Maslow’un ihtyaçlar hiyerarşisi ile ilgili olarak belirttiği ihtiyaçların incelendiğinde Tablo 1’deki gibi kabaca iki gruba ayrılabildiği görülmektedir: Bütün canlılarda görülen ve hayatta kalma güdüsüyle ilişki olan Genel İhtiyaçlar ve insana özgü Psiko-sosyal ihtiyaçlar.
Tablo 1. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisinin Gruplanması
| |
- Fizyolojik
- Güvenlik
| - Ait olma ve Sevgi
- Takdir ve Saygı
- Kendini Tamamlama
|
Maslow, teorisinde, ihtiyaçları beş temel sınıfa ayırmıştır. Bunlar,
1. Fizyolojik İhtiyaçlar: Bu ihtiyaçlar, yemek yemek ve uyumak gibi, insan vücudunun temel fonksiyonlarıyla ilgilidir.
2. Güvenlik İhtiyaçları: Bu ihtiyaçlar kişiyi fiziksel ya da psikolojik zararlardan koruyan ihtiyaçlarla ilgilidir.
3. Ait Olma ve Sevgi: Kişinin, sosyal katılım, sevgi, kabul, grup üyeliği gibi, kendi türüyle ilişkide bulunma ihtiyacıdır.
4. Saygınlık (Statü) İhtiyaçları: Kişinin bulunduğu toplumda saygı görme, diğerlerinin dikkatini çekme ihtiyacının bir sonucudur. (Örn: Sporcunun rekor kırma amacı).
5. Kendini Gerçekleştirme İhtiyaçları: Aslında bir önceki ihtiyacın devamı olan bu ihtiyaç, kişinin kendisine olan saygısını pekiştirmek için tatmin edilmesi gereken bir ihtiyaçtır. (Örnek: Rekortmen sporcunun kendi rekorunu geliştirmek için çaba göstermesi). (Dereli, 1995: 154, 155.)
Son dönemlerde ise, sosyal psikologlar Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini gözden geçirilip, çeşitli nedenlerle söz konusu hiyerarşinin kademe sayısının yedi olması gerektiğini öne sürmüşlerdir. (İnceoğlu, 2004: 114) Buna göre Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi Şekil 2’deki olmalıdır:
Şekil 2. Maslow’un Geliştirilmiş İhtiyaçlar Hiyerarşisi
Kaynak: Metin İnceoğlu, Tutum, Algı, İletişim, Elips Kitap, Ankara, 2004, s. 115’deki şekilden yararlanarak hazırlanmıştır.
Maslow’un geleneksel bir güdülenme kuramı olan ihtiyaçlar hiyerarşisine sosyal psikologlar tarafından eklenen kademeler altıncı kademe olarak “Bilme-Anlama” ve yedinci kademe olarak da “Estetik”tir.
Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine eklenen son iki terim bu çalışma açısından da anlamlıdır. Zira, Reform çağı aynı zamanda sanat eserlerinin üretimi ve bilimsel gelişme açısından da altın bir çağ olan Rönesans’ın da çağdaşı olarak da bilinmektedir.
2. Protestan Hareketi Hazırlayan Etmenler
Ortaçağ Avrupası, Roma İmparatorluğu’nun varlığı kadar yokluğundan da fazlasıyla etkilenmiştir. Bu dönem, Batı Roma İmparatorluğunun kültürel ve siyasal mirasçısı olan bu nedenle dönemin hakim gücü konumundaki Kilise’nin etkisi altında şekillenmiş bir dönemdir. Bununla beraber Avrupa’nın bir çok farklı kültürü ve bir çok toplumu da barındırmakta olduğu yadsınmaması gereken bir gerçektir. Bu nedenle, “Batı İmparatorluğu’nun V. yüzyılda çökmesi, Batı Avrupa’da hemen müstakil bir kültürel birliğin kurulmasına yol açmamıştır.” (Dawson, 1997: 91). Bu dönemde Avrupa’da en güçlü örgütlü yapı Kilisedir. Öyleki, Roma Piskoposu’nun önderliğinde, Roma İmparatorluğu’nun sadece askeri dayanaktan yoksun bir devamıymış gibi yüzyıllar boyu hükmetme imkanını elinde bulundurmuştur. (Artz, 1996: 360). Dolayısıyla, Kilise’yi, ordusu olmayan bir devlet olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Diğer yandan insan zihninin şekillenme sürücü göz önüne alındığında, Kilise’nin ortaçağ’da, geniş halk kitleleri üzerindeki etkisi, günümüzdeki etkisinden çok daha büyük olduğu gözden kaçırılmamalıdır. (Huberman, 1995: 48)
Feodalizmin ilk dönemlerinde, Batı Avrupa’nın en hakim ve ilerici, dinamizm sağlayan unsuru Kilise’dir.Roma kültürünü muhafaza etmesinin yanında öğrenimi teşvik eden, okullar açan, yoksulların, korunmaya muhtaçların bakımını üstlenen de Kilisedir. Ruhbanlar, lordlara göre arazileri daha iyi yönetmenin yanında soylulardan da daha fazla kazanıyorlardı. (Huberman, 23). Kilisenin gücü de buradan gelmekteydi. Roma İmparatorluğu’nun kültür mirasını elinde tutmuş ve kurumsal yapısını devam ettirmesinin verdiği güç ve güvenle geniş halk kitlelerini bünyesinde toplamış ve onları etkileyebilmiştir. Aynı zamanda büyük miktarda serveti de elinde tutmaktadır. Bu noktada halk açısından Kilise’nin varlık nedeni olarak yardım öğesi ön planda durmaktadır.
Kilise’nin güçlü konumuna karşın, çeşitli nedenlerle kiliseye başkaldırının eksik olmadığı da gözlemlenmektedir. Bu nedenler arasında Kilise’nin özgünlüğünden uzaklaşmakta oluşu, siyasal ve maddi gücü gibi nedenler bulunmaktadır. (Challaye, 1998: 201)
Kilise’nin kendi gücüne, buna bağlı olan hükümdar ve soylulara ve dolayısıyla da Tanrı’nın gücüne boyun eğmenin erdeminden sıklıkla söz etmesine rağmen, İngiltere’de 14. yy’da, Bohemya’da 15. yy’da ve Almanya’da 16. yy’da çeşitli nedenlerle çıkan serf ayaklanmaları toplumun en alt noktasında dahi Kilise’nin bu büyük gücüne karşı Avrupa genelinde bir huzursuzluğun var olduğuna işaret etmektedir.
2.1. Protestanlığın Ortaya Çıkışı
XVI. yy’ın başlarında, Augustinci bir keşiş ve aynı zamanda da Wittenberg Üniversitesinde teoloji profesörü olan Martin Luther, 31 Ekim 1517 tarihinde Wittenberg kilisesinin kapısına astığı ve mevcut Kilise kurumuna eleştirilerini özetlediği 95 maddelik tezi ile Protestan (Reform) hareketini başlatmış oldu. (Michel, 1992: 107)
O dönem açısından Kilisenin böyle bir eleştiriyi kabul etmesi söz konusu bile değildi. Gerçekten, daha önce de ifade edildiği üzere, Avrupa’nın bir çok bölgesinde çeşitli nedenlerle Kilise’ye başkaldırı hareketleri olmuştu. Daha önceki denemeler, örneğin Luther’in hareketinin kökeni olarak kabul edilen Katar İsyanı ve Katarizm Kilise’nin büyük kültürel, toplumsal ve siyasal gücü nedeniyle başarısızlığa uğramıştı. Doğu Kilisesinin etki alanında doğup gelişen ve ismi, Yunanca “temiz”, “saf” anlamındaki “Katari” kelimesinden türeyen bu akım Kuzey İtalya ve Fransa’nın güney bölgelerine kadar ulaşmış, ancak Kilise tarafından şiddetle bastırılmıştı. (Coşar, 2000: 54-58)
Ancak bu sefer farklı olarak Luther’in başlattığı harekete öncelikle tüccar sınıf ve cesaretli soylular destek vermiştir.
Bu çalışmanın konusu olan tüccar sınıfın bu hareketi desteklemesinin nedenini anlamak için öncelikle o dönem koşullarındaki tüccar sınıfının toplumsal konumunu ve içinde bulunduğu durumu incelemek gerekmektedir.
2.2. Tüccar Sınıfın Ortaçağ Avrupası’ndaki Durumu
Ortaçağ Avrupası’nda tüccar sınıfının durumunun günümüzdeki durumuyla karşılaştırıldığında oldukça farklı bir konumda olduğunu öncelikle belirtmek gerekmektedir. Protestan hareketin ortaya çıktığı döneme kadar tüccar sınıfın toplumsal konumunun ve durumunun iyi olduğunu söylemek güçtür. Bunun temel nedeni, o dönemdeki Kilise öğretilerinin, soyluların ve ayrıca Halk Kültürünün, para ile uğraşılmasını sürekli olarak eleştirme ve aşağılama eğiliminde olmalarıdır. Bu durumla ilgili olarak, tefeciler hakkında yazılmış aşağıdaki şiir, bunun güzel bir örneğidir:
Thou Usurer with thy money bags,
That liveth so at ease:
By gaping after gold thou dost
Thy mighty God displease,
And for thy greedy usury
And thy great extortion:
Except thou dost repent thy sins,
Hell fire will be thy portion.
(Sen torba torba paranla / Rahat yaşayan Tefeci: / Altınlarınla ense yapman / ulu Tanrı’nın hoşuna gitmez, / Açgözlü tefeciliğin yüzünden / Gasp ettiğin onca şey yüzünden: / Günahlarından ötürü pişmanlık getirmezsen / Payına cehennem ateşi düşecek.) ( Burke, 1996: 183).
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dönemin yaygın görüşünü anlatan bu şiirden de anlaşılacağı gibi, her ne kadar Kilise’nin elinde büyük miktarda servet birikimi olsa da, para ile uğraşmak günahlı ve meşru olmayan bir iş olarak kabul edilmekteydi. Tüccar da temelde para ve servet birikimi ile uğraştığından günahlı ve meşru olmayan bir iş yapmaktaydı. Tüccarın işi diğer bir deyişle para işi Tanrı ile bağdaşmamaktaydı çünkü, Hıristiyan öğretisine göre para ile Tanrı, birbirinden farklı çizgilerdedir:
Hirodes yanlılarıyla birlikte gönderdikleri kendi öğrencileri İsa'ya gelip, “Öğretmenimiz” dediler, “senin dürüst biri olduğunu, Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini, kimseyi kayırmadığını biliyoruz. Çünkü insanlar arasında ayrım yapmazsın. Peki ne dersin, söyle bize, Sezar'a vergi vermek Kutsal Yasa'ya uygun mu, değil mi?” İsa onların kötü niyetlerini bildiğinden, “Ey ikiyüzlüler!” dedi. “Beni neden sınıyorsunuz? Vergi ödemekte kullandığınız parayı gösterin bana!” O'na bir dinar getirdiler. İsa onlara, “Bu resim, bu yazı kimin?” diye sordu. “Sezar'ın” dediler. O zaman İsa onlara, “Öyleyse Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını da Tanrı'ya verin” dedi. Bu sözleri duyunca şaştılar, İsa'yı bırakıp gittiler.” (Matta, 22: 16-22).
Yine Hıristiyan öğretisine göre, “Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez; çünkü ya birinden nefret eder ve ötekini sever, yahut da birini tutar, ötekini hor görür. Siz Allah’a ve Mammona (Zenginlik İlahı) kulluk edemezsiniz.” (Matta 6: 24) denildiğinden tüccarın Tanrı’nın sevgili kulları arasında sayılmadığı açık bir şekilde anlaşılmakta, “Ey yoksul olanlar, ne mutlu size, Tanrı'nın Egemenliği sizindir!” (Luka, 6:20) ifadesiyle de bu durum pekişmektedir.
Temel uğraşısı para olan tüccar dolayısıyla Yahudiler, Türkler, tefeciler ile birlikte halk kültüründeki “Kötü Adam” tiplemelerinden biriydi. (Burke, 192). Böylelikle sorunun dini temeli bir yana, para ile uğraşılması tüccarların sadece Kilise tarafından değil aynı zamanda halk kültürü tarafından tefecilerle aynı kefeye konulmasına neden oluyor, yaptıkları iş meşru olarak kabul edilmiyordu.
Diğer yandan, ticari faaliyetlerin üretim ile ilişkilendirilmemesi, evrensel olarak değersiz olduğu kanısı hakimdi. Tüccar, topluma katkısı az, genellikle seçkinlerin ihtiyaçlarına cevap veren, halkın gözünde asalak, seçkinlerin gözünde de gerekli ama alt düzeyde bir varlık olarak düşünülmekteydi.(Baechler , 1994: 108-109). Benzer bir duruma Wallerstein da dikkat çekmekte ve “…Hıristiyan Avrupa’da da kapitalizm gayrimeşru bir kavramdı ve kapitalizmin uygulayıcılarına ancak toplumsal evrenin görece küçük köşelerinde tahammül ediliyordu” demekte ve Kilise’nin güçlü kurumlarının “tefeciliğe” karşı sürekli savaş halinde olduğundan bahsetmektedir. (Wallerstein, 2003: 144.) Kısaca Ortaçağ Avrupası’nın tüccarı (burjuva), toplumla ilişkisi kopuk, Kilise tarafından günahkar sayılan, soylular tarafından da varlığına sadece sağladığı yarar nedeniyle katlanılan ve toplumun bütün kesimleri tarafından hor görülen bir varlıktı.
Böylelikle, Batı toplumu, kendini sadece kazanç elde etmeye adamış, toplum tarafından dışlanmış, bu nedenle kendi zenginliğinden rahatsız olan, gittikçe daha zengin ve gittikçe güçlü olan ama bu gücüyle hiçbir şey yapamayan “bu acayip varlığı”, burjuvayı yaratmıştır. (Baechler, 109).
Bu toplumsal konumun, dönemin tüccarları açısından bir huzursuzluk kaynağı olduğu açıktır ve doğal olarak kendini daha huzurlu hissedeceği ve yaptığı işin meşruluğunun sorgulanmadığı ve hatta meşru olduğunun kabul edildiği bir ortam ihtiyacı içerisinde olduğu gerçeğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
3. Tüccar Sınıfın Protestan Hareketteki Varlığının Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Yaklaşımı Açısından Değerlendirilmesi
Daha önce de belirtildiği üzere, maddi açıdan güçlenen ancak manevi açıdan güçsüz ve tatminden uzak olan tüccar sınıfı meşruluk ve toplumsal kabul görme ihtiyacı içerisindeydi. Maddi açıdan giderek güçlenmekte olan tüccar sınıfının önündeki en önemli engel, o dönemin ve kültürünün meşruluk anlayışının temel olarak alındığı Kilise’nin kendi bünyesi haricindeki bir servet birikimine sıcak bakmaması, günah sayması ve hor görmesiydi.
Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde de değinildiği üzere kişinin fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılaması durumunda yeni, üst seviyede ihtiyaçlar ortaya çıkmakta ve tatmin edilmesi gerekmektedir.
Tablo 2.’de, Protestan Hareketi öncesinde Tüccar Sınıfın (Burjuvanın) durumu Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi yaklaşımı çerçevesinde gösterilmektedir.
Tablo 2. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Çerçevesinde Ortaçağ Avrupası’nda Tüccar Sınıfın Durumu
| Dönem Koşullarında Giderilme Durumu |
1. Fizyolojik
| Evet
|
2. Güvenlik
| Evet
|
3. Ait olma ve Sevgi
| Kısmen (Sadece Yakın Çevre)
|
4. Takdir ve Saygı
| Hayır
|
5. Kendini Tamamlama
| Hayır
|
Tablo 2’de de belirtildiği üzere dönemin tüccar sınıfı Tablo 1’de genel ihtiyaç olarak isimlendirilen ve bütün canlılarda görülen hayatta kalma güdüsüyle ilişkilendirilen ilk iki derece ihtiyacı tam olarak tatmin edebilirken, sadece yakın çevresi ile (aile, arkadaşlar) ait olma ve sevgi ihtiyacını giderebilme imkanını bulmaktadır. Toplum tarafından kabul görmediği ve sevilmediği için diğer ihtiyaçları giderebilmesi mümkün değildir.
İşte böyle bir ortamda Protestan Hareketi, Tüccar Sınıf (Burjuva) açısından, diğer ihtiyaçlarını da giderebilme imkanını veren bir ortam hazırlamıştır: Dini olduğu kadar, soylular ve halk gözünde meşruluk kazanma ve yaptığı işin kabul edilebilirliğini sağlama. Bu durum toplumlar, özellikle bu konuda ele alındığı üzere Ortaçağ ve Yeniçağ Avrupa Kültürü açısından önemlidir. Çünkü, Fukuyama’nın ifadesiyle, “geleneksel dinler veya ahlaki sistemler … kültürel olarak belirlenmiş davranışların belli başlı kurumlaşmış kaynaklarını oluşturur”. (Fukuyama, 2005: 52) Üstelik Weber’in de üzerinde durduğu gibi Protestanlıkla kapitalizm arasında, deneysel olarak saptanabilecek bazı sapmalar bulunsa da, ikisi arasındaki ilişkinin rastlantısal olmadığını iddia etmeyi sağlayacak kadar güçlü bağlar bulunmaktadır ve teorik olarak Katolik yaklaşım 20. yy’ın son çeyreğine kadar kapitalizme karşı açıkça mücadele etmiştir. (Fukuyama, 60)
Katolik Kilisesi’nin öğretilerinin bir yansıması olan Ortaçağ ve Yeniçağ Avrupası’ndaki meşruluk anlayışında günahlı olarak mahkum edilen Tüccar sınıfa ihtiyacı olan meşruluğu, Luter’in öğrencilerinden olan John Calvin’in konuyla ilgili yorumları sağlamıştır. Luterciliğe göre daha gelişmiş bir ekonomik anlayışa sahip olan Kalvinistler, kişinin, kendini mesleğine adamışlığının dini bir arınma ve bunun sonucunda elde ettiği getirinin de Tanrı’nın rahmetinin bir göstergesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etmişlerdir.(Kehrer, 1998: 35). O halde, kişinin yaptığı işten çok, Tanrı’ya hizmet etmek için kendini işine adaması ibadet etmesi ve bundan kazandıkları da Tanrısal bir ödül olarak görülmekteydi. Dönemin yaygın öğretisine göre, “iş, her şeyden önce, yaşamın Tanrı tarafından yazılmış kendi içinde amacıdır. Aziz Paulus’un “çalışmayan, yememelidir” ilkesi herkes için geçerlidir. İşe karşı isteksizlik, kutsanmışlık durumunun eksikliğinin işaretidir.” (Weber, 1997: 140)
Diğer yandan Calvin’in faiz yasağını yeniden yorumlayıp, yasağı kaldırması da sermayenin atıl kalma ve meşruluk problemini de ortadan kaldıran başka bir etken olmuştur. ( Coşar, s. 68)
Tüccar sınıfın reform hareketi desteklemesinde güven eksikliğinin de etkili olduğunu belirtmek gerekir. Fukuyama’nın da belirttiği gibi, “her insan diğer insanlar tarafından kendi onurunun kabul edilmesi (örneğin kendi değerinin takdir edilmesi) arayışı içerisindedir (Fukuyama, 22) Dolayısıyla reform hareketinin sadece yapılan işi meşrulaştırması değil, tüccar sınıfının algısında güven sağlayıcı öğelerinin bulunduğunu da ileri sürmek yanlış sayılmamalıdır.
Protestan (Reform) Hareketi ile Tüccar (Burjuva) Sınıfı arasındaki ilişki için Febvre şöyle demektedir: “Reform belli bir toplumun çocuğudur. Bir burjuva yüzyılında, tabanı itibariyle, dini hissetmemizin burjuva bir biçimi, burjuvaca biçimiydi.” (Febvre, 1995: 113)
Ülgener de kapitalizmin reform ile birlikte ele alınması gerektiğini söylemekte ve “Reformansyon da kapitalizm de o halde aynı çağın ve esprinin çocukları olarak bir çizgi üzerine oturmuşlardır. Kapitalizmi aslında kapitalizm yapan özelliği de aynı çizgide aramak lazımdır.” demektedir. (Ülgener, 1981: 17)
Aynı benzerliğe Smith de dikkat çekmekte ve şunları aktarmaktadır:
“ Reform’u veya ekonomik devrimi bir diğerinin doğrudan ve yalın bir nedeni olarak görmek kuşkusuz hatalı bir yaklaşımdır. Bunlar karşılıklı etkileşim içindeydi ve belli ölçüde güç birliği de yapmışlardı. Bununla birlikte, çoğu zaman biri diğerini kullanmaya çalışmış, zaman zaman da diğerinin girişimlerinin yarattığı sonuçlardan dolayı itibar kazanmış veya suçlanmıştır. Dönemi yaşayanlar kapitalizmin yükselişinin özellikle de kötü etkilerini fark etmişlerdi ve çoğunlukla yanlış bir saptama ile bunları Reform’a yüklüyorlardı; ticaretin yeni hükümdarları ise, bir yandan kiliseyi yağmalarken, diğer yandan da Protestanlık maskesi ardına gizlenmeye çoktan beri hazırdı. Bu iki hareket, başka tarihsel güçler gibi, düşüncede kolayca ayırt edilebilirken, eylemde genellikle ayrılmaz biçimde iç içe geçmişti”. (Smith, 2001: 73-74)
Dolayısıyla Protestan hareketin tüccar sınıf tarafından desteklenmesinin nedeni, meşruluk ve toplumsal kabul görme ihtiyacı içerisindeki Tüccar Sınıfın, Reform hareketinin para işi de olsa bütün uğraşların Tanrı’nın iş ortaklığı anlamına geldiği yönündeki öğretisi sonucunda, başka bir ifade ile, o döneme kadar aşağılanan ve günahlı olarak görülen para işinin bile kutsal sayılması gerektiği yönündeki görüşü ile, meşruluk ve toplumsal kabul ihtiyacının tatmin edilmesi için uzun bir süreden beri beklediği uygun ortamı hazırlamış olması şeklinde açıklanabilir.
SONUÇ
Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra Batı Avrupa’da ayakta kalan tek kurum olan Kilise, ortaçağ döneminde siyasal olduğu kadar ekonomik baskın bir güç olmuştur. Kilise’nin bu gücü zaman zaman din adamlarından, halk kitlelerinden ve soylulardan tepki görmüş ve başarısız baş kaldırma girişimlerinde bulunulmuştur. Kilise’nin dünya işleri ile fazlaca meşgul olduğu iddiası ile ortaya çıkan Protestan (Reform) hareketi ise diğer başkaldırılardan farklı olarak başarılı olabilmiştir. Bunun nedeni, gerek tüccar (burjuva) sınıfın gerekse de soyluların harekete destek vermesidir.
Yapılan işin niteliğinden çok, işin özenli ve kendini adayarak yapılmasını esas alan öğretiler ve ticarette makul bir faizin hoş görülebileceği düşüncesi bu sınıfın toplum tarafından kabul edilme, saygı görme ve kendini tamamlama ihtiyaçlarını giderebilme imkanını sağlaması nedeniyle Protestan (Reform) Hareketinin ileri gelenlerinin öğretileri ve özellikle Kalvinci anlayış, yüzyıllar boyu aşağılanan, kazandıkları ile mutlu olamayan bu sınıfa yönelik yorumları ile bu sınıfın dikkatini çekmiştir.
Tüccar sınıfın, Protestan (Reform) Hareketini desteklemesinin nedeni, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi açısından değerlendirildiğinde, yeni dinsel yorumun, bu sınıfın yaptığı işin meşruluğunu onaylamanın yanında sermaye birikiminin de önüne açması, tüccarların toplumsal konumunu değiştirerek, hayatta kalmayı sağlayan ihtiyaçların tatminin ötesindeki, insana özgü psiko-sosyal ihtiyaçlar olan ait olma, saygı görme ve kendini tamamlama ihtiyaçlarını (yeni yaklaşıma göre bunlara ek olarak bilmek-anlamak ve estetik ihtiyacı da belirtilebilir) tatmin edebilme imkanını sağlaması olmuştur. Bu nedenle Protestan hareketin en önemli destekleyicileri arasında tüccar sınıfının olması şaşırtıcı görülmemelidir.
KAYNAKÇA
Artz, Frederick B.; Orta Çağların Tini, çev. Aziz Yardımlı, İstanbul, İdea Yayınevi, 1996.
Baechler, Jean; Kapitalizmin Kökleri, çev. Mehmet Ali Kılıçbay, Ankara, 2. B., İmge Kitapevi, 1994.
Burke, Peter; Yeniçağ Başında Avrupa Halk Kültür, çev. Göktuğ Aksan, Ankara, İmge Kitapevi, 1996.
Challaye, Felicien; Dinler Tarihi, çev. Samih Tiryakioğlu, İstanbul, 4. B., Varlık yayınları, 1998.
Coşar, Fatma Mansur; Din Savaşları, İstanbul, Büke Yayınları, 2000.
Dawson, Christopher; Batının Oluşumu, çev. Dinç Tayanç, İstanbul, Dergah Yayınları, 1997.
Dereli, Toker; Örgütsel Davranış, İstanbul, 3. B., Menteş Kitabevi, 1995.
Febvre, Lucien; Rönensans İnsanı, çev. Mehmet Ali Kılıçbay, Ankara, İmge Kitapevi, 1995.
Fukuyama, Francis; Güven, Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması, çev. Ahmet Buğdaycı, İstanbul, 3. B., Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2005.
Huberman, Leo; Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla, çev. Murat Belge, İstanbul, İletişim Yayınları, 1995.
İnceoğlu, Metin; Tutum, Algı, İletişim, Ankara, Elips Kitap, 2004.
İncil, Kitabı Mukaddes Şirketi, İstanbul, 1993.
Kehrer, Günter; Din Sosyolojisi, der. Yasin Aktay, M. Emin Köktaş, Ankara, 2. B., Vadi Yayınları, 1998.
Michel, Thomas; Hıristiyan Tanrıbilimine Giriş, İstanbul, Ohan Basımevi, 1992.
Smith, Preserved; Rönensans ve Reform Çağı, çev. Serpil Çağlayan, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2001.
Ülgener, Sabri F. ; Dünü ve Bugünü ile Zihniyet ve Din: İslam, Tasavvuf ve Çözülme Devri İktisat Ahlakı, İstanbul, Der Yayınları, 1981.
Wallerstein, Immanuel; Bildiğimiz Dünyanın Sonu, Yirmi Birinci Yüzyıl İçin Sosyal Bilim, çev. Tuncay Birkan, İstanbul, 2. B., Metis Yayınları, 2003.
Weber, Max; Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu, çev. Zeynep Aruoba, İstanbul, Hil Yayın, 1997.
*Dr., İ.Ü. İktisat Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü.
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi

20-05-10, 22:09
selll
"Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi" başlıklı makaleyi okudum. Makalenin iddialarının 'zayıf' oldugunu düşünüyorum.
Protestan hareketinin başarısının altındaki asıl güç tüccarlardan ziyade Alman prensleridir. Alman topraklarının büyük bir bölümü Katolik kilisesine aitti. Ve Alman prensler çok güçsüzdü ve bu toprakların kontrolünü istiyorlardı. Luther'in protestosunu, Katolik kilisesinin Almanya'da sahip olduğu toprakları kontrol edebilecekleri bir fırsat olarak gördüler. Bu nedenle de Luther'i desteklediler. Ve böylece Luther'in protestosu büyük bir sosyal güç haline geldi.
Weber, Kapitalizm konusunda Luther Protestanlığından ziyade Hollanda, İngiltere, Fransa gibi ülkelerde gelişen Kalvin Protestanlığına atıfta bulunur. Luther'in görüşleri ağırlıklı olarak köylü bir nüfusa sahip olan Almanya da traftar bulurken Fransız burjuvasını etkilemedi. Ve bu kez sahneye Kalvin çıktı. Luther'in Tanrısı acıyan bağışlayan bir yargıç iken Kalvin'in Tanrısı acımasız bir yargıçtı. Kalvin ve ardından gelenler görev öğretisini formüllendirerek yeni burjuva ahlâkını oluşturdular.
Şimdi tam da burada makalenin savunduğu bir iddiayı tersine çevirelim: Makale tücarların aradığı inancı Kalvin'de bulduklarını ve Kalvin'in öğetilerinin onların girişimcilik içgüdülerini akladıklarını savunuyor ve böylece Maslow'un teorisine göre kendilerini gerçekleştirmiş oluyorlar. Belki de tücarlar kendilerini Kalvinde bulmamışlardır da tücarlar Kalvin öğretisini yaratmışlardır?.. Buradan Marx ve Weber'in ünlü 'alt yapıXüst yapı' tartışmasına kadar gidilebilir ancak gerek yok.
Yeniden makaleye dönecek olursak; Weber'in kapitalizm analizinde öncelikle 'rasyonalite' kavramı vardır ki makale bu konudan hiç söz etmemiş. -Ki bu durum Weber'in metodolojisine aykırıdır: Weber, multi-causal bir analiz çerçevesini esas almıştır.
Makaleye itirazlarım bunlardan ibarettir...
Saygılar...
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi

20-05-10, 23:57
onetwothree
Ben de makaleyi okudum ve sayın Selll'in eleştirilerine katılmadığımı belirtmek isterim. Yazar makalenin içinde soyluların Katolik Kilisesi'ne duydukları hoşnutsuzluğu ifade etmektedir. Ancak makalenin konusu soyluların tutumları değildir. Diğer yandan yazarın amacının Weber'in tezini tartışmak olmadığı açıktır; yazar tüccarların Protestanlık ile ilişkisinin Maslow'un teorisi ile açıklanabileceğini savunmaktadır. Bana göre yazar, bu konuya yeni bir bakış açısı kazandırmak istemiş. Zira, Protestanlık ve Kapitalizm kelimeleri yan yana geldiğinde hemen her zaman sadece Weber'in akla geldiği görülmektedir. Bir sosyal olayın tek bakış açısıyla açıklanması da başlı başına sorundur.
Saygılarımla...
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi

21-05-10, 04:02
selll
Makaleyi yeniden okudum bu kez itirazım makalenin geneline; Weber, savunulanın aksine kapitalizmi baslatan 'psikolojik' süreçlerden ziyade ekonomik faktörlerle ilgilenmiştir. Weber, kiliselere ekonomik örgütler olarak bakmış ve bunun ardında insanların hangi 'ekonomik' motivlerle hareket ettiği onun asıl ilgisi olmuştur. Makalenin referaslarında Weber'in ünlü çalışması 'Protestan Ahlâk ve Kapitalizmin Ruhu' var. Makale Weber'in bir diğer ünlü çalışması 'sosyoloji yazıları' na atıfta bulunmamış ancak Weber'in bu konudaki düşünceleri sözünü ettiğim ikinci kitapta daha derli toplu verilmiş. Belki çeviriden kaynaklanan sorunlar söz konusudur zira 'Protestan Ahlâk ve Kapitalizmin Ruhu' nun Zeynep Aruoba çevirisi oldukça kötüdür.
Şimdilik bu kadar...
Saygılar
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi

21-05-10, 09:30
onetwothree
Merhaba, ben de makaleyi okudum. Sayın Selll'in düşüncelerine katılmadığımı hemen belirtmek isterim. Yazar konuyu ne soylular üzerinden ne de Weber metodolojisi üzerinden ele almıştır. Yazar tüccarlar ile Protestanlık arasındaki ilişkiyi 20. yüzyılın ortalarında popüler olan bir teori ile, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi ile, açıklamak istemiştir. Yazarın, tüccarlar ile Protestanlık arasındaki ilişkiyi açıklamak için farklı bir bakış açısı ortaya koymak istediği açıktır. Soyluların da, köylülerin de Katolik Kilisesi'nden hoşnut olmadığı kısa da olsa makalede yer almaktadır. Ayrıca tüccar sınıfın özellikle Calvin düşüncesine kendisini yakın hissettiği de yine makalede belirtilmektedir. Protestanlık ve Kapitalizm kelimeleri yan yana geldiğinde sadece Weber'in isminin hatırlanması sosyal bilimler için bir sorun olarak kabul edilmelidir. Weber'in mutlak doğruyu bulduğunu ileri sürmek yanlış olacaktır. Farklı düşüncelerin bilimin gelişmesine hizmet edeceği açıktır.
Saygılarımla,
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi
Tüccar sınıfın Protestan Hareketi desteklemesinin Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı açısından değerlendirilmesi konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2
>
HRİSTİYAN GAZETE

Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU

Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
Türkçe olarak, Türkiye
Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen
Hristiyan olmak,
Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler,
Hristiyanlık ve
İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat,
sohbet,
bedava incil