Sevdiğiniz bir arkadaşınız evinize misafir gelirse, öncelikle onu sevinçle karşılarsınız.
Sonra hemen ona birşeyler ikram etmek istersiniz. Eğer onu çok iyi tanıyorsanız, çok fazla düşünmezsiniz; çünkü onun hoşuna gidecek şeylerin ne olduğunu iyi bilirsiniz.
Ondan hemen birşeyler istemeyi düşünmezsiniz, gerçek bir saçmalık olur. Onun yerine onu evinizin uygun gördüğünüz bir yerine götürür (salon, mutfak yada başka bir yer olabilir) ve onun ilgisini çeken konulardan bahsedersiniz ve mümkün olduğu kadar onun konuşmasını istersiniz.
Eğer sonra, ondan bir konu hakkında size yardımcı olmasını isteyecek olursanız, bunu kendinize problem yapmazsınız. Çünkü sizin de çok iyi bildiğiniz gibi konuşmanız onu mutlu edecektir. Özellikle de, ondan yardımcı olmasını isteyeceğiniz konu zor ve hassas ise, konuşmayı en sona bırakırsınız.
Çok güzel, bu Komünyonunuzda nasıl davranmanız gerektiği konusunda gerçek bir taslak oluşturur. Eğer böyle yaparsanız, Komünyonunuz rutin olmak kurtulur, gerçek benliğine kavuşur.
1. İşe O’nu sevinçle karşılamakla başlayın: Kendinize bunu imanınızın bir ifadesi olarak kabul ettirin. Rabbe, kendisiyle karşılaşmanızdan dolayı duyduğunuz sevinci ifade edin. Konuşma-nıza ya da birşeyleri hayal etmenize hiç gerek yok. Ama mutlu olma-nız ve bunu ifade etmeyi öğrenmeniz en temel öğeyi oluşturuyor.
2. Sonra ikram edin: Peki ama neyi? O’nun hoşuna gidecek bir şeyleri sunun. Elinizde bir hediye ile Komünyon’a gitmeyi deneyin: Bu yapılmış bir yardım olabilir (boş elle Rab ile buluşmaya gitmemek için), ya da Komünyon’dan hemen sonra yapabileceğiniz birşeyleri sunun. Yapmış olduğunuz ya da yapacağınız bir yardımın çok faydasını görürsünüz, çünkü Komünyonunuzun iyiliklerinize, görevinize ve de gününüzle bir bütün olması için sizi hazırlar.
Size çok pahalıya mal olacak birşeyler sunun. Cesaret gerektiren birşeyler sunun. Bir fakire, hastaya ya da yaşlıya yardım etmeyi kendinize görev bilin. Özellikle de evinizde zor bir duruma karşı yardımlarınızı sunun.
3. Daha sonra ise en önemli şeyi yapın, dinleyin: O’nun sizi beklediği nokta burasıdır. İsa, spor olsun diye sizinle böyle bir karşılaşmayı düşünmedi. Bilakis size söyleyecek çok önemli şeyleri var ve sizlerin O’nu konuşması için harekete geçirmeniz lazım. Ya da en azından O’nu engellemeyin. Eğer dalgınsanız tabii ki konuşmaz! O, sizinle yüzyüze konuşmaya geliyor. Eğer O’nu dalgın karşılar-sanız, karşısında bir hayaletten farkınız kalmaz: O’ndan kaçıp dururken sizinle birlik olmasını nasıl beklersiniz?
Öyleyse dinlemesini bilmeliyiz. O’nunla gerçekten iletişim kurmak istediğimiz zaman, O’nu dinliyoruz demektir. O, bizlerle her zaman iletişim kurmaya hazır, bizi bekler, ama bizim Onunla bağımız kopuktur, çünkü O, hiçbir zaman özgürlüğümüzü yok etmez.
Komünyon’un canlılığı burada doğrulanır: En hassas an bura-dadır. Komünyon’dan sonra şöyle diyebilmelisiniz: Bana bunu dedi, bana şunu dedi. Eve döndüğünüzde anneniz size şöyle diyebilmeli: "Komünyon aldın mı? Sana ne söyledi?"
Ama dikkat: bu düş gücünüzün bir oyunu ya da bir hayal olmasın! Gerçekten Mesih İsa benimle konuşuyor mu? Peki nasıl? Bu konuyu enine boyuna çalışacağız. Ama emin olunan bir şey var: İsa’nın bizimle konuşmak için öyle çok fazla bir şeye, kelimelere ya da düş gücüne ihtiyacı yok. O, sessizlikle bile konuşur.
Ama ayak diretmelisiniz, gerçekten O’nunla konuştuğunuzu, O’nu provoke ettiğinizi ve buluşmanızdan sonra O’nun sizden ne beklediğini biliyormuş gibi yapmalısınız.
4. Sonra, sorun: O sizden bunu bekler. Şu duanın kuvvetini deneyin: "Rabbim, sen istersen, beni iyileştirebilirsin!"; bu hastaların, körlerin, sakatların, cüzzamlıların duasıydı. Rab’den size dua etmesini öğretmesini isteyin: "Rabbim, bana dua etmesini öğret!" O’ndan ışığın hediyesini isteyin: "Konuş benimle Rabbim hizmetkarın seni dinliyor! – Yaşamın sözleri sadece sende". O’ndan, hayırlısı neyse onun olmasını isteyin: "Tanrım, benim değil, senin isteğin olsun".
Şimdi de, iyileşmiş rutininizle, doğru yola girmiş komün-yonunuzla bir hafta geçirmeyi hayal edin. İsa ile yüzyüze yaptığınız Komünyonlarla dolu bir ayı geçirdiğinizi düşünün.
Bir insanın hayatının sonsuza dek değişmesi için İsa ile bir kez buluşması yetiyor. Oysa binlerce kere Komünyon yapıp da bir kere bile İsa’yla buluşmayanlar var. Hayatımızda ne çok başarısızlığa uğramış mucizeler var!
İsa bir şey yapamadı. Bize çok yaklaştı, içimize girdi, ama bizlerle iletişim kurmadı ve bizler de O’nunla buluşmanın meyvesini alamadık.
İlerki sayfalarda, rutinin zincirlerini kırmak için adım adım İsa ile buluşmanın evrelerini inceleyeceğiz. İşe dinlemekle başlayalım.
III. ÖNEMLİ VE ZOR: DİNLEMEK
İncil yazarı Luka, Komünyon’u nasıl yapmamız gerektiğini öğrenelim diye, bizlere Zakay’ın İsa ile karşılaşmasını anlatarak, doğru örneği sunar. Bu karşılaşmada şükranımızı ana hatlarıyla göstereceğimiz 4 davranış vardır:
1. Bayram var: Zakay "O’nu sevinçle karşıladı".
2. İkram var: "O’nu "evinin" güzel bir odasına buyur eder ve tabii ki onur konuğu olarak O’na güzel bir akşam yemeği sunar.
3. Dinleyiş var: Çünkü Zakay, O’nu dinledikten sonra, çok güzel bir cevap verir: "Ayağa kalkıp şöyle der: işte, mal varlığımın yarısını fakirlere vereceğim ve eğer birini dolandırdıysam, ona dört katını vereceğim".
4. İstek var: En azından üstü kapalı bir şekilde çünkü Mesih İsa konuşmasını şöyle tamamlar: bugün bu eve kurtuluş girdi".
1. Dinlemek önemlidir
Bu dört davranış içinde en önemlisi dinlemektir. Çünkü dinlemenin sonucunda, bizi teşvik etmeye gelen İsa’ya vereceğimiz cevap oluşur. Komünyon töreninin yapılmasındaki sebep insanın vereceği cevaptandır, başka bir şey olamaz. İsa bize öylesine gelmez. Bizden bir cevap beklediği için bizlere bu ayrıcalığı vermeyi uygun bulmuştur ve cevap da her zaman dinlemenin neticesinde oluşmuştur.
Arkadaşlığın bir kanıtıdır ve de kuvvetli bir risk oluşturur. Bu risk kötüye kullandığımız Komünyonlarımız için sürekli bir hal alır. Örneğin, bir arkadaşın senin evde olduğundan haberdar, birkaç saatliğine seni dolaştırmaya geliyorsa ve sen de o geldiğinde kendini yok dedirttiriyorsan, arkadaşlığınız tehlikede demektir. Çünkü o, senin yalan söylediğini bilir, nitekim yolda gelirken odanın ışığının açık olduğunu görmüştür ya da biraz önce seninle telefonda konuşmuştur. Dolayısıyla da senin evde olmadığını söylediklerinde arkadaşlığınız sonsuza dek mahvolur.
Bu tarz bir davranış karşısında arkadaşınızı gücendirirsiniz. İşte, Komünyon’da İsa’yı da sık sık bu şekilde karşılarız. O bizimle buluşmaya gelir ama karşısında bizleri bulamaz. Bizim orada olduğumuzu bilir ama bizler O’nun varlığının yerine başka işlerle meşgul olduğumuzdan bizi bulamaz.
Mutlaka O da bizim soğukluğumuz karşısında güceniyor. Ama trajik olan bu garip ve üzücü davranışın alışkanlık halini almasıdır. Dinlemek, Komünyon’un en acil ve mantıklı bölümü olmasına karşın, en önemsenmeyen bölümüdür de. Eğer iki insan karşılaşıyorlarsa ve bu karşılaşmadan sonra birbirlerine ne söyle-diklerini bilmiyorlarsa, gerçekten de bu iki insanın karşılaştıklarını söyleyebilir miyiz? Kimbilir kaç kere, Komünyon’da İsa ile buluştuktan sonra, O’nun bizlere söylediklerini bilmeyiz!
2. Dinlemek zordur
Dinlemek hem pasif hem de aktif bir harekettir. Bizim içinse aktif hareketler her zaman için pasiflerden daha kolay olmuştur. Konuşmak "aktif", susmak ise "pasif" bir harekettir. Dinlemek ise hem sessiz kalmak, hem hareket etmek, hem almak hem vermek, dolayısıyla da aktiflik ve pasifliğin birleşimidir.
Tanrı’yı dinlemek zordur çünkü 5 duyumuzun hiçbiriyle algılayamadığımız bir kişiyle iletişim kurmak demektir. Örneğin karşımızda, gördüğümüz bir kişi bizimle konuşur, bize sorular sorar, biz konuşurken araya girer, ya da en azından bizi dinler. Böyle bir kişiyle uzun uzadıya birlikte olabiliriz. Ama bir tek kelime bile söylemeyen bir kişiyle uzun uzadıya birlikte olmayız. Bir de üstelik bu kişinin görüş mesafemizin ötesinde olduğunu ya da telefonun diğer ucunda olduğunu ve bizi tek bir kelime bile söylemeden dinlediğini düşünecek olursak, herhalde konuşma hemen son bulur.
Bizlerse Komünyon’da bundan daha da zor bir durumla karşı karşıyayız: O, orada, canlı ve gerçek olarak karşımızda, ama biz hiçbir şeyi algılamıyoruz. Keşke en azından O’nu duyabilsek! Keşke sadece bir tek kelimesi bize ulaşabilse! Ama bu hiç gerçekleşmez. Bu durumda dinlemek daha da güçleşir, çünkü bir diyalog, hatta olmayan bir kişiyle yapılan bir monolog hissiyle karşılaşırsınız.
Yine de Mesih İsa ile karşılaşmalıyız, çünkü O bizi hazır olarak bulmak için bize geliyor.
Dinlemek, Komünyon’un en zor evresi olduğu kadar, bir o kadar da en önemsenmeyen evresidir. Konuşmak, okumak, meditasyon yapmak, hatta yüksek sesle ya da kısık sesle dua okumak, dinlemekten çok daha kolaydır. Yine de dinlemek Komünyo’nun en önemli evresidir. Cevap verilmeyen bir Komünyon’u, Komünyon olarak düşünebilmek çok zordur. O’nun tarafından evet, ama bizim tarafımızdan ise hayır.