ESKİ AHİT VE YENİ AHİT’TE İNSANIN DOĞASI
Buraya kadar bilimsel ve felsefi açıdan insanın sırf maddi cevherden mi yoksa iki cevherden mi oluştuğu sorununa agnostik kalmanın en tutarlı yol olduğunu savunduk. Diğer yandan, “
Teolojik
[56] açıdan bu konuya yaklaştığımızda tavrımızda bir değişiklik olmalı mıdır” diye sorulabilir. Üç dinin tarih içinde oluşan
teolojileri, geniş kitlelerin bu konuya yaklaşımlarının oluşumunda
büyük etkiye sahip olmuştur. Özellikle geniş halk kitlelerinin inançlarının belirlenm
esinde
büyük
mezheplerin açıkladığı doktrinlerin belirleyiciliği çok önemlidir ve bu
mezheplerin görüşleri genelde
dualizm yönündedir. Fakat birçok teist düşünür insanın bir tek maddi cevherden oluştuğu fikrini kabul etmiş ve bu görüşün dinlerinin
teolojisine daha uygun olduğunu ifade etmişlerdir.
[57] Bu konuyla ilgili olarak Kutsal Metinlerin nasıl anlaşılması gerektiği
teolojik tartışmaların önemli bir yönünü oluşturur.
Joel Green, İbranice (
nephes, basar, leb ve
ruah gibi) ve Yunanca (
soma, psyche, pneuma ve
sarx gibi) terimlere yüklenen farklı anlamlarla insanın doğası hakkında farklı görüşlerin oluştuğuna dikkat çekmiştir. Green,
‘nephes’ kelim
esine genelde ayrı cevher anlamında ‘
ruh’ (
soul) manası verilse de ‘yaşam’ (
life), ‘kişi’ (
person), ‘nefes’ (
breath), ‘insanın özü’ (
inner person), ‘benlik’ (
self), ‘istek’ (
desire), hatta ‘gırtlak’ (
throat) anlamında çevrilm
esinin mümkün olduğunu ifade etmektedir.
‘Basar’ kelim
esinin ‘ten’ (
flesh), ‘vücut’ (
body), ‘deri’ (
skin), ‘insanoğlu’ (
human kind) veya ‘hayvanlar alemi’ (
animal kingdom) olarak çevrilebileceğini söylemektedir. ‘
Leb’ kelim
esinin ‘kalp’ (
heart), ‘zihin’ (
mind), ‘vicdan’ (
conscience) ve ‘iç dünya’ (
inner life) olarak çevrilebileceğini belirtmektedir. ‘
Ruah’ kelim
esinin ise ‘rüzgar’ (
wind), ‘nefes’ (
breath), ‘idrakın ve/veya iradenin bulunduğu yer’ (
seat of cognition and/or volition), ‘tabiat’ (
disposition) veya ‘can’ (
spirit) olarak çevrilebileceğini ifade etmektedir. Green, İbranice’de
‘nephes’ kelim
esinin ‘insanın bütünlüğü içinde algı ve duyguları’nı ifade ettiğini, fakat insanın maddi vücudundan ayrı bir cevhere işaret etmesi gerekmediğini belirtmektedir. Eski Ahit’in Leviler b
ölümündeki 2:1, 4:2, 7:20 ayetlerinde
‘nephes’in ‘kişi’ olarak tercüme edilebileceğini, genelde tüm insanlar için bu kelimenin kullanıldığını fakat Tekvin b
ölümü 1:12 ve 24, 2:7, 9:10 ayetlerinde bu ifadenin hayvanlar için de kullanıldığını belirtir.
‘Basar’ kelim
esinin insanın maddi bedenini genelde ifade ettiğini Mezmurlar 119:73 ve İşaya 45:11 ve12 ayetlerinden anlayabileceğimizi söyler.
‘Roah’ ifad
esinin ise insanın yaşayan halini belirtmek için kullanıldığının Tekvin 2:7, Eyüp 12:10, İşaya 42:5 ayetlerinden belli olduğunu ifade eder. Green bu çok anlamlılık sorununun, İbranice kelimeler için olduğu gibi Yunanca kelimeler için de geçerli olduğunu;
‘soma’nın ‘vücut’ (
body), ‘fiziki varlık’ (
physical being), ‘
kilise’ (
church), ‘köle’ (
slave), hatta ‘gerçeklik’ (
reality) olarak;
‘psyche’nin ‘iç benlik’ (
inner self), ‘yaşam’ (
life), ‘kişi’ (
person) olarak;
‘pneuma’nın ‘can’ (
spirit), ‘hayalet’ (
ghost), ‘iç benlik’ (
inner self), ‘düşünme şekli’ (
way of thinking), ‘rüzgar’ (
wind), ‘nefes’ (
breath), olarak;
‘sarx’ın ise ‘ten’ (
flesh), ‘vücut’ (
body), ‘insanlar’ (
people), ‘insan’ (
human), ‘halk’ (
nation), ‘insan doğası’ (
human nature) ve ‘yaşam’ (
life) olarak çevrilebileceğini söyler. Green, Eski Ahit’te ve Yeni Ahit’te maddeden ayrı bir cevher anlamı yüklenen kelimelerle ilgili bu açıklamaları yaparak, bu kelimelerin maddi insan bedeninden ontolojik olarak ayrı bir cevher anlamında anlaşılmaları için bir neden olmadığını savunur.
‘Nephes’ ve
‘psyche’nin ontolojik olarak farklı bir cevhere işaret edip etmediklerinin Eski Ahit’teki ve Yeni Ahit’teki kelimelere anlamlar yüklenerek savunulamayacağını söyler.
[58]
Eski Ahit ve Yeni Ahit’teki bahsedilen ifadelere ayrı bir cevher anlamı yüklenm
esinin yanlış olduğunu savunanlar, bu yoruma Platon’un erken dönem
Kilise üzerindeki etkisinin sebep olduğunu söylemektedirler. Helen dünyasındaki Gnostik, Yeni-Platoncu ve Manişeist akımların, maddi olanın
kötülüğü ve
ölümün
ruhu bedene hapsolmaktan kurtardığına dair fikirleri -bu akımları
Kilise reddetse de-
Kilise üzerinde etkili olmuştur. Bu fikirlerin
Hıristiyanlığa yerleşm
esindeki en önemli figürlerden biri Augustinus
[59] olmuştur.
[60]
Hz.
İsa’nın dünyadaki dirilişi ve tüm insanların ahiretteki diriliş ile ilgili
Hıristiyan dünyadaki şüpheler,
Hıristiyan teolojisinde,
ruhun
ölümsüzlüğüne vurgu yaparak ahiret yaşamını
temellendirmeye çalışan yaklaşımı öne çıkardı.
[61] Felsefe alanındaki Descartes’ın
dualizmi ve Kant’ın
ruhun
ölümsüzlüğünü pratik aklın postulası
[62] olarak
temellendirilen yaklaşımı da
Hıristiyan dünyada
ruhun ayrı bir cevher olduğuna vurgu yapılarak
teolojik sorunların (yeniden yaratılış gibi) ele alınmasında etkili oldu.
Ruhun ayrı bir cevher olduğu görüşünün yerini tek cevherci yaklaşımın almasında ise
evrim teorisinin geniş kabul görm
esinin önemli etkisi vardır. Birçok teolog,
evrim teorisi ile çelişmeyen bir
teoloji oluşturmaya gayret ettiler ve insanı bir tek maddi cevher ile açıklayan yaklaşımların bu teoriyle daha uyumlu olacağını düşündüler. Diğer yandan,
Katolik aleminin eski lideri
Papa II. John Paul,
Hıristiyanlıkla
evrim teorisinin çelişmediğini, fakat
ruhun yaratılışının
evrim-dışı bir süreçle gerçekleştiğini savunmuştur.
[63] Ayrıca, Richard Swinburne gibi
ruhun ayrı bir cevher oluşuyla
evrim teorisini uzlaştıran düşünürler de olmuştur.
[64] Descartes ve Kant’ın yaklaşımları, modern dönemde iki cevherci yaklaşımı savunanlarda önemli bir etkiye sahip olsalar da özellikle son yüzyılda
teoloji ve Kutsal Metin (Eski ve Yeni Ahit) çalışmalarında
dualizmin yerini ‘kişinin bütünlüğü’nü vurgulayan yaklaşımlar almıştır.
[65] Son yüzyılda,
Hıristiyan düşünürler arasında, insanın,
ruhun ayrı bir cevher olmadığı yaklaşımla ele alınmasını ve bu inancın,
özgür irade ve yeniden yaratılış gibi
temel Hıristiyan doktrinlerle çelişkili olmadığını savunanların sayısı artmıştır.
http://www.canertaslaman.com/bedenveruh/