|
Alıntı:
|
|
Alıntı:
BU yazi Orhan Ant kardesin baska bir sitedeki yazisindan alinmistir. Umarim biraz aciklik getirir konuya. esenlikle candan |
|
2 nolu paragrafı, 1 nolu paragrafın son ayeti 1.Korintliler 11:16 yalanlamaktadır: “Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrı'nın kiliselerinin*böyle bir alışkanlığı yoktur” Tabiki bir mektup okunurken, o mektubun kime, ne zaman, niye yazıldığı dikkate alınır, alınması gerekir. Aynı şey ayetler için de geçerlidir, ancak verilmiş olan ilk referans ayet zaten, karşı iddianın ilk dayanağını çürütmektedir. 16. ayetten okunabileceği gibi bu konu ve yazılanlar, sadece Korint için değil tüm kiliseler için geçerlidir. Ayrıca önceki mesajlarımda da verdiğim Efesliler 5:22-24 ve 1. Timoteos 2:12’de 1. Korintliler 11:16’yı destekler. Dolayısıyla yukarıda yazılanların sadece korint kilisesi için olduğu iddiası bu noktada çökmektedir. Dipnotlara dikkat: Verilen ayetleri okurken, Kutsal Kitap’taki dipnotları okumayı unutmayınız. Çünkü tartıştığımız metnin diğer çevirisi şu şekildedir: "Çünkü Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısı'dır. Kutsalların bütün topluluklarında böyledir. Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın" ya da "Çünkü Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısı'dır. Kadınlar, kutsalların bütün topluluklarında olduğu gibi, toplantılarınızda sessiz kalsın". Yani bu mektubun sadece Korintlilere, özel bir durum için yazılmış olduğu iddiası geçerli olsaydı bile, bu mektubun içindeki bu cümle bize genelleme yapmak için bir ölçüt verecekti. Ancak elimizdeki YENİ ÇEVİRİ İNCİL teolojik çalışmalar için yeterli ve yararlı olmayan bir çeviridir. Yeni Çeviri deki dipnot ile Yeni Çevirideki sayfa içindeki metin de “Kutsalların bütün topluluklarında böyledir.” bir önceki paragrafa dahil edilmiştir. Oysaki yıllardan beri Türkiye’de kullanılan Thomas Cosmades Çevirisi ve dipnotlar bu cümleyi “kadınlarla ilgili cümleye” dahil etmektedirler. Elimizdeki YENİ ÇEVİRİ İNCİL bu konuda diğer çevirilerden farklı hareket etmekte ve bu yapılan değişiklik tüm kilise yönetimimizi etkileyebilir. Teolojik konularda illa da bir şeyler yazmak istiyor veya araştırma yapmak istiyorsanız elimizdeki tüm Türkçe Çevirileri özellikle ESKİ ÇEVİRİ’yi ve THOMAS COSMADES’in çevirisi kullanınız. YENİ ÇEVİRİ, teolojik tartışmalar için uygun değildir, yeterli değildir, yararlı değildir. Bu çevirinin yayınevinin diğer bir kitabı olan William McDonald’ın Yorum Kitaplarındaki önsözde bu konuda detaylı bilgi verilmektedir: http://www.hristiyanforum.com/forum/...ead.php?t=2245 Dolayısıyla çeviriler hakkındaki düşüncem eski çeviriler ile aradaki farklara, aynı yayınevinin yayınladığı başka bir kitabın önsözüne dayanmaktadır. Thomas Cosmades Çevirisi’nde şöyle yazmaktadır: “Kutsal yaşamlıların tüm kilise toplantılarında olduğu gibi, kadınlar kilise toplantılarında ağızlarını kapasınlar. Çünkü onların lafa karışmalarına izin verilmemiştir. Yasanın bildirdiği gibi bağımlı olsunlar” Diğer çevirilerden karşılaştırma yapmadan, tek bir çeviri üzerinden, hatta teolojik tartışmalara uygun olmayan bir çeviri üzerinden yorum yapmak sağlıklı değildir. Diğer Çevirilerin kontrolü için 21. paragrafa verdiğim cevabı inceleyebilirsiniz. NOT: YENİ ÇEVİRİ isimli çeviride özellikle “Karizmatik” akımı destekleyebilecek bazı ince ayarlar vardır. Biz bunun farkındayız.
3 nolu paragrafta bilgi ve kişisel yorum mevcuttur, bilgiyi alabiliriz ancak Pavlus’un düşüncelerini, sözlerini yorumlamanın ve bu yorumların doğruluğunun ölçütü bilgi vermek veya verdiğimiz tarihsel bilgilerin doğruluğu değildir. Kişi bilgili ve doğru bilgiler veren birisi olabilir, Sir olabilir, ancak bu Kutsal Yazıları doğru yorumluyor anlamına gelmez. Kutsal Yazılar kendi kendini yorumlar.
Duruma göre yorum ? “Başın yaşamın kaynağı oluşu gibi Pavlus’da her erkeğin başı Mesih’tir derken erkeğin Mesih bağlılığında O’nun tarafından güçlenip yaşatılmakta olduğunu kasteder. Aynı şekilde Mesih, Tanrı’ya bağlı olarak kadın da kocasına bağlı olarak yaşar.” Üstteki iki cümle ve 3.-4. paragrafta “Duruma, dünyasal duruma – değer yargısına göre yorum” ilkesi vardır. (Böyle bir ilke ismi yok, ben tarif ediyorum). Oysaki Kutsal Kitap’ta bahsi geçen bu konuda değişmemiş, değişmeyecek, değiştirilemeyecek şeyler, ayetler vardır Değiştirilemez bir durum >>Ef.5: 23 Çünkü Mesih bedenin kurtarıcısı olarak kilisenin* başı olduğu gibi, erkek de kadının başıdır. Yani Pavlus, bayanların erkeklere bağlılığını, Mesih’in kilisenin başı olması ile ilişkilendiriyor hatta sabitliyor diyebiliriz. Erkeğin, kadının başı olması durumunu kaybetmesini, kaybedebileceğini söylemek, diğer yandan Mesih’in kilisenin başı olması durumunu kaybedebileceğini söylemektir. Bunun ne anlama geldiğini her halde çoğu kişi daha iyi anlamıştır. Konu çok derindir ve yanlış bir yorum bizi bi anda Mesih’in işini küçümsemeye, reddetmeye gelebilir. Yukarıdaki değişmez duruma dayanarak bir sonraki ayette ne olması gerektiği söylenmektedir: Değiştirilemez bir durum >>Ef.5: 24 Kilise Mesih'e bağımlı olduğu gibi, kadınlar da her durumda kocalarına bağımlı olsunlar. Aynı durumu açıklamaya başka bir mektuptan devam ediyorum: Değiştirilemez bir durum >>1.Ti.2: 13-14 Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi. Bu ayetteki “Çünkü” kelimesi ile anlıyoruz ki önceki ayetlerde bazı şeyler söylenmiş ve “Çünkü”den sonra da bunun açıklaması – dayanağı verilmiştir. Önceki ayetlere geçmeden verilen dayanağın yani “kadının aldatıp suç işlemesi”nin ne kadar sabit ve açık bir durum olduğu görmenizi dilerim. Şimdi bu sabit durumun hangi şeye dayanak olarak “Çünkü” kelimesi ile verildiğini hemen bir önceki ayetten okuyalım: 1.Ti.2: 11 Kadın sükûnet ve tam bir uysallık içinde öğrensin. 1.Ti.2: 12 Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sakin olsun. 1.Ti.2: 13-14 Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi. “kadının aldatıp suç işlemesi” değişmedikçe yukarıdaki ayetlerdeki tembihler geçerliliğini yitirmeyecektir. Yani kadının erkeğe bağlı olması Kutsal Yazılara göre ve Kutsal Yazılar’dan sabittir.
Bilgiler doğrudur. Bir itiraz yoktur.
“O halde yalnız kadın erkeğe değil, erkek de kadına dayanmak durumundadır. “ Kendi kelimelerimizi kullanıp bunun üstüne mantıksal çıkarımlarla binalar inşa edemeyiz. Her zaman ayetin kendisini kullanmak en iyisidir. Kutsal Kitap bu ayetler de erkeğin ve kadının birbirine dayanmasını tabi ki belirtmiştir, ancak kendi cümlelerimiz ile tarif ettiğimizde kaybettiğimiz anlamlar vardır;
Değiştirilemez bir durum >>1. Kor. 11:12 Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrı’dandır
Görevimiz, içinde bulunduğumuz çağın değer yargılarına göre “sorun” olan şeyleri çözmek değil, Kutsal Kitap’taki gerçekleri anlamaktır. Günümüzün değer yargılarına göre dindarlık da artık bir sorundur, peki bunu nasıl çözeceksiniz? Veya dini eğitim de bir sorundur veya dua etmek bir “saçmalıktır”, inanç bir saçmalıktır. Ne yapacağız? 1.Ko.1: 20 Hani nerede bilge kişi? Din bilgini* nerede? Nerede bu çağın hünerli tartışmacısı? Tanrı dünya bilgeliğinin saçma olduğunu göstermedi mi? 1.Ko.1: 21 Mademki dünya Tanrı'nın bilgeliği uyarınca Tanrı'yı kendi bilgeliğiyle tanımadı, Tanrı iman edenleri saçma sayılan bildiriyle kurtarmaya razı oldu. 1.Ko.1: 22 Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Grekler'se* bilgelik arar. 1.Ko.1: 23 Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih'i duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar. 1.Ko.1: 24 Oysa Mesih, çağrılmış olanlar için -ister Yahudi ister Grek olsun- Tanrı'nın gücü ve Tanrı'nın bilgeliğidir. 1.Ko.1: 25 Çünkü Tanrı'nın "saçmalığı" insan bilgeliğinden daha üstün, Tanrı'nın "zayıflığı" insan gücünden daha güçlüdür. Ayrıca kadının kilise önderi olmaması bir eksiklik değildir. Bu bir berekettir. Kadının da çocuk doğurabilmesi bir berekettir, ancak bu erkek için bir eksiklik değildir. Tanrı’nın bizi yaratması, yarattığı şekli bizim için bir berekettir. Bir sorun değildir. Sorun günümüz dünyasal bakış açısı ile Kutsal Yazılar’ı değerlendirmektir.
“Pavlus imanlı kadının toplumda zor duruma düşmemesi için örtünmesini desteklemişti.” Bu cümlenin kendisi başlı başına Vahiy-Esin öğretimize pek de yakışmayan, “şık” olmayan, “yanlış anlaşılabilinecek” bir cümledir. Vahiy öğretisi dışında konuşuyorsak, tarihsel bilgilerden yola çıkılarak söylenmiştir denilebilir.
“2) Pavlus cinsler arası farklılık ve sürtüşmelerin Mesih’te aşıldığını gösteriyor. “ 7. paragrafa yazdığım cevaptaki tespitlerimi bu söz doğrulamaktadır. Çünkü olayı Kutsal Kitap’ı günümüz dünyasal değer yargılarına uygun yapmaya getirmiştir. Yazıdaki amaç sanki bu gibi görünmektedir (Sadece yazılı düşünüyorum, yargılamıyorum, belki de sadece bir sonuçtur ve yazar farkında olmayabilir.) Unutmayalım ki biz dünyaya uymak için değil, dünyada Mesih’in değer yargılarının tanıkları olmak, bunları yaşamak için seçildik. Tanrı’nın çocukları için ortada sürtüşme yoktur, sorun yoktur, sorun sadece günümüz dünyasal değer yargıları ile Tanrı’nın kendi kilisesinde kurduğu düzen arasında vardır. Kutsal Yazılar aynen yazılı olduğu gibi uygulansa da Tanrı’nın çocukları için bir sorun olmaması gerekir. En büyük bereket zaten Tanrı ile olabilmektir. Gelelim yargıya: Cinsler arası farklılıklar halen daha vardır. Hala daha erkek kadından doğar, hala daha kadın erkeği doğurur, hala daha ilk elmada aldanıp yiyen kadındır… Diğer farklılıkları siz düşünün….
1.Ko.12: 4 Çeşitli ruhsal armağanlar vardır, ama Ruh birdir. 1.Ko.12: 5 Çeşitli görevler vardır, ama Rab birdir. 1.Ko.12: 6 Çeşitli etkinlikler vardır, ama herkeste hepsini etkin kılan aynı Tanrı'dır. 1.Ko.12: 7 Herkesin ortak yararı için herkese Ruh'u belli eden bir yetenek veriliyor*fx*. 1.Ko.12: 8-10 Ruh aracılığıyla birine bilgece konuşma yeteneği, ötekine aynı Ruh'tan bilgi iletme yeteneği, birine aynı Ruh aracılığıyla iman, ötekine aynı Ruh aracılığıyla hastaları iyileştirme armağanları, birine mucize yapma olanakları, birine peygamberlikte bulunma, birine ruhları ayırt etme, birine çeşitli dillerle konuşma, bir başkasına da bu dilleri çevirme armağanı veriliyor. 1.Ko.12: 11 Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruh'tur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır. 1.Ko.12: 12 Beden bir olmakla birlikte birçok üyeden oluşur ve çok sayıdaki bu üyelerin epsi tek bir beden oluşturur. Mesih de böyledir. 1.Ko.12: 13 İster Yahudi ister Grek*, ister köle ister özgür olalım, hepimiz bir beden olmak üzere aynı Ruh'ta vaftiz edildik ve hepimizin aynı Ruh'tan içmesi sağlandı. 1.Ko.12: 14 İşte beden tek üyeden değil, birçok üyeden oluşur. 1.Ko.12: 15 Ayak, "El olmadığım için bedene ait değilim" derse, bu onu bedenden ayırmaz. 1.Ko.12: 16 Kulak, "Göz olmadığım için bedene ait değilim" derse, bu onu bedenden ayırmaz. 1.Ko.12: 17 Bütün beden göz olsaydı, nasıl duyardık? Bütün beden kulak olsaydı, nasıl koklardık? 1.Ko.12: 18 Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir. 1.Ko.12: 19 Eğer hepsi bir tek üye olsaydı, beden olur muydu? 1.Ko.12: 20 Gerçek şu ki, çok sayıda üye, ama tek beden vardır. 1.Ko.12: 21 Göz ele, "Sana ihtiyacım yok!" ya da baş ayaklara, "Size ihtiyacım yok!" diyemez. 1.Ko.12: 22 Tam tersine, bedenin daha zayıf görünen üyeleri vazgeçilmezdir. 1.Ko.12: 23 Bedenin daha az değerli saydığımız üyelerine daha çok değer veririz. Böylece gösterişsiz üyelerimiz daha gösterişli olur. 1.Ko.12: 24 Gösterişli üyelerimizin özene ihtiyacı yoktur. Ama Tanrı, değeri az olana daha çok değer vererek bedende birliği sağladı. 1.Ko.12: 25 Öyle ki, bedende ayrılık olmasın, üyeler birbirini eşit biçimde gözetsin. 1.Ko.12: 26 Bir üye acı çekerse, bütün üyeler birlikte acı çeker; bir üye yüceltilirse, bütün üyeler birlikte sevinir. 1.Ko.12: 27 Sizler Mesih'in bedenisiniz, bu bedenin ayrı ayrı üyelerisiniz. 1.Ko.12: 28 Tanrı kilisede* ilkin elçileri, ikinci olarak peygamberleri, üçüncü olarak öğretmenleri, sonra mucize yapanları, hastaları iyileştirme armağanlarına sahip olanları, başkalarına yardım edenleri, yönetme yeteneği olanları ve çeşitli dillerle konuşanları atadı. 1.Ko.12: 29 Hepsi elçi mi? Hepsi peygamber mi? Hepsi öğretmen mi? Hepsi mucize yapar mı? 1.Ko.12: 30 Hepsinin hastaları iyileştirme armağanları var mı? Hepsi bilmediği dilleri konuşabilir mi? Hepsi bu dilleri çevirebilir mi? 1.Ko.12: 31 Ama siz daha üstün armağanları gayretle isteyin. Şimdi size en iyi yolu göstereyim. Her ne kadar bu ayetler daha genel bir durum için yazılmışsa da anlatmak istediğim şey zaten bu genel durumdur. Görevler ayrı ayrıdır. Hem kadın ile erkek arasında ayrı, hem de kendi içlerinde ayrı ayrıdır. Yani yukarıda verdiğim ayetler kadın ve erkeğin ayrı görevleri olmasından ziyade Tanrı’nın Ruhsal Armağanları ve Görevleri dağıtmasında uyduğu ilkeyi göstermektir.
Böyle bir cümle, buna benzer bir cümle Kutsal Kitap’ta yer almamaktadır. Bu kişisel bir düşüncedir.
Belirler çünkü Pavlus “Çünkü”lerle bunları birbirine bağlamıştır, bağladığı örnek “değiştirilemez” bir örnektir, yoruma kapalıdır. 1.Ti.2: 11 Kadın sükûnet ve tam bir uysallık içinde öğrensin. 1.Ti.2: 12 Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sakin olsun. 1.Ti.2: 13-14 Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi.
Eğer bir ters düşme olsaydı, bu zaten Pavlus’un bu ayetleri yazdığı ilk andan itibaren olurdu. Bu Pavlus’unçok kısa aralıklarla yazdığı şeylerle çelişebileceğini söylemek anlamına gelebilirdi. Bu Kutsal Yazılarda iç çelişki olduğunu söylemek anlamına gelebilirdi. Benim kişisel kanaatim;
Yukarıda da belirttiğim gibi Pavlus ne yaptığını, ne yazdığını bilmektedir. Bu iki durumun birbiri ile ters düştüğünü belirtmeden önce daha uygun bir yorum da şu olabilir:
Bu konuda aynı kitaptan diğer bir alıntı: “Pavlus Kutsal Ruh’un esini altında, kadınların Hıristiyan kişiliklerine dokunmadan, Tanrı’nın yaratılışta oluşturduğu düzene göre kadınlara, ihtiyarlık hizmeti ile temsil edilen topluluğun üzerinde yetkisini kullanmamasını söylemektedir. Fakat Pavlus, bir bayanın, Eski Antlaşma koşulları altında yaptıkları gibi, Tanrı halkına olan peygamberlik vahiyi için uygun bir araç olarak hizmet edebilmesini inkar etmemektedir.” http://www.hristiyan.net/sonsoz4.htm
Bu iddianın sahibi kimdir bilmiyorum, ilk defa duyuyorum. Ayrıca bu paragraf genel tartışmanın biraz dışında bir konudur. Bu konuda cevap vermesi gereken taraf ben değilim, bunu o iddianın sahibi cevaplamalıdır.
Aslında cümleyi daha düzgün kurarsak, Pavlus “herkesin” dua ve peygamberlikte bulunmasını istiyor, teşvik ediyor. Aynı zamanda arka arkaya yazdığı 117 (veya 14) cümlede kadınların “toplantılarda sessiz kalmalarını” istiyordu. Bu sessiz kalma isteği dua ve peygamberliği kapsamıyordu. Ayrıca bir kişinin kadınları hem dua hem peygamberlik konusunda teşvik etmesi ile “toplantılarda sessiz kalmasını istemesi” bir ters düşme değildir.
Kadınların eşlerine evlerinde soracakları sorular olabilir ve bunları da eşlerine sorabilirler, bu ana tartışma konusu değildir tartışmamızın alt başlıklarından birisidir. Çünkü 1. korintliler 14:26-40 sadece bir ayette evden bahsetmekte ve geri kalan 13 ayette “kilise topluluklarının düzeni”nden bahsetmektedir. Dolayısıyla “evde soru sorma” konusu ana tartışmamızın alt başlıklarından birisidir. Eğer ana başlık olsaydı bu yukarıdaki tüm metinleri “evde soru sorma” üzerine konuşuyor olurduk.
Bu konuda yukarıdaki son 4-5 cevapta gerekli açıklamaları zaten yaptım, lütfen oraya bakınız.
Bu konuda forumda Sola_Scriptura nickli arkadaşımın verdiği cevap yeterlidir: “Sanırım yukarıda referans verdiğin ayet şu: ”Artık ne Yahudi ne Grek*, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz Mesih İsa`da birsiniz. . Galatyalılar 3:28” Kutsal Kitap yorumunda yapılan en yaygın hatalardan birisi tek bir ayeti bağlamından ayrı olarak ele alıp yorumlamaktır. Galatyalılar 3:28 ayetinin kadınların vaaz verebilmesini destekler nitelikte kullanmak için bu ayetin içinde geçtiği bağlamın bunu desteklemesi lazımdır. Bağlama baktığımızda : “Bu iman gelmeden önce Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasa`nın tutuklusuyduk.Yani imanla aklanalım diye Mesih`in gelişine dek Yasa eğitmenimiz oldu. Ama iman gelmiş olduğundan, artık Yasa`nın denetiminde değiliz. Çünkü Mesih İsa`ya iman ettiğiniz için hepiniz Tanrı`nın oğullarısınız. Vaftizde* Mesih`le birleşenlerinizin hepsi Mesih`i giyindi. Artık ne Yahudi ne Grek*, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz Mesih İsa`da birsiniz. Eğer Mesih`e aitseniz, İbrahim`in soyundansınız, vaade göre de mirasçısınız. (Galatyalılar 3:23-29)” Pavlus burada kilise düzeninden veya kadınların vaaz verebilmesini bahsetmekten çok uzaktadır. 28. ayetin bağlam içerisindeki kaynağı "Çünkü Mesih'le birleşenlerinizin hepsi Mesih'i giyindi" ayetidir. Yani burada hangi ırktan ve hangi cinsiyetten olursa olsun, Mesih'le birleşen yani O'na iman eden kişi Mesih'i giyinir. Dolayısıyla 28. ayetin kadınların vaaz verebilmesi konusunda kaynak ayet olarak kullanılması Kutsal Kitap yorumu açısından yanlıştır ve bu yüzden de ayetin söylemediğini ayete söyletmektir. Hermenütiğin başlıca ilkelerinden birisi "Sacra Scriptura sui interpreses" tir. Yani Kutsal Yazı, Kutsal Yazı'yı yorumlar. Kadınlar'ın Yeni Antlaşma kilisesinde ihtiyarlık, pastörlük veya çobanlık gibi görevleri üstlenmelerinin Kutsal Kitap'a uygun olduğunu anlamak için bu konuda açık olan ayetlere bakmaktır.”
Biz de aynı şeyleri söylüyoruz ancak aynı zamanda Kutsal Yazılarda kadının her görevde olamayacağını, bunun aynı zamanda erkek için de geçerli olduğunu belirtiyoruz. İddiamız karşı çıkma değil, ekleme yapmak şeklindedir. Ayrıca konuyu “erkeğin egemenliği” şeklinde algılamak, günümüz feminizminin bakış açısıdır. Öyle bile olsaydı; buna uymak Tanrı çocuğunu bereketleyecekti. Dünyasal bakış açısı ile ulaştığımız yorumların peşinden gitmektense Tanrı Sözü’nü olduğu gibi kabul etmek daha garanti ve esenlik verici bir davranıştır.
Yazar güzel referanslar veriyor ancak ayetin kendisini birkaç defa okumak ve “ne yaptılar?” sorusuna yönelmek bize gerçekleri açıklar: “Müjde'yi yaymak için mücadele ettiler.” Bu zaten hepimizin görevidir, buna karşı çıkan yoktur, bu konuda tartışma yoktur. Bu ana tartışmanın dışında bir konudur. Kadınlar kilisede önder olamaz, öğretici olamaz diyenler bu ayetleri zaten reddetmemektedir, kabul etmektedir, bu ayetlere itirazları yoktur. Müjdeyi yaymak, öğretici olmak, önder olmak ayrı şeylerdir. “Emektaşlar” her anlamda aynı işi yapmak anlamını içermez: Eğer yazarın dediği gibi “Onları “emektaşlarım” diye çağırırken aynı işi yapmakta olduklarını vurgulamış oluyor.” Birebir olarak “aynı işi yapmakta oldukları”nı vurguluyorsa bu ayetler, o zaman bu “emektaşların” Pavlus gibi “elçi, havari” olduğunu da söylememiz gerekir. Dolayısıyla buradaki “emektaşlar” her anlamda aynı işi yapmak anlamını içermez, sadece ayetin sonundaki “Müjde'yi yaymak için mücadele ettiler.” anlamını / görevini / içerir. Yani müjdeyi yayma konusunda herkes emektaştır, ancak herkes Pavlus gibi elçi değildir, herkes her konuda Pavlusla “emektaş” değildir.
“Burada kadına izin vermiyorum derken şimdiki zaman kipinde konuşmaktadır.” Ben Grekçe bilmiyorum, yazar bunu biliyorsa açıklayabilmesi gerekir. Ancak diğer çevirileri kontrol edebiliyorum. Eski Kitabı Mukaddes Çevirisi bu ayette şimdiki zaman değil, geniş zaman kullanmaktadır: “Fakat kadının öğretmesine ve erkeğe hakim olmasına izin vermem, ancak sükunette olsun” Eski Thomas Cosmades Çevirisi bu ayette şimdiki zaman değil, geniş zaman kullanmaktadır: “Kadının öğretmesine ya da erkeğe egemen kesilmesine izin vermem, kadın sessiz kalmalı” Geneva Study Bible Çevirisi bu ayette şimdiki zaman değil, geniş zaman kullanılmaktadır: “And I do not permit a woman to teach or to have authority over a man, but to be in silence” Bu konuda diğer referanslar: Stephens 1550 Textus Receptus gunaiki de didaskein ouk epitrepw oude auqentein androV all einai en hsucia Scrivener 1894 Textus Receptus gunaiki de didaskein ouk epitrepw oude auqentein androV all einai en hsucia Byzantine Majority gunaiki de didaskein ouk epitrepw oude auqentein androV all einai en hsucia Alexandrian didaskein de gunaiki ouk epitrepw oude auqentein androV all einai en hsucia Hort and Westcott didaskein de gunaiki ouk epitrepw oude auqentein androV all einai en hsucia Latin Vulgate 2:12 docere autem mulieri non permitto neque dominari in virum sed esse in silentio King James Version 2:12 But I suffer not a woman to teach, nor to usurp authority over the man, but to be in silence American Standard Version 2:12 But I permit not a woman to teach, nor to have dominion over a man, but to be in quietness Bible in Basic English 2:12 In my opinion it is right for a woman not to be a teacher, or to have rule over a man, but to be quiet. Darby's English Translation 2:12 but I do not suffer a woman to teach nor to exercise authority over man, but to be in quietness Douay Rheims 2:12 But I suffer not a woman to teach, nor to use authority over the man: but to be in silence Noah Webster Bible 2:12 But I suffer not a woman to teach, nor to usurp authority over the man, but to be in silence Weymouth New Testament 2:12 I do not permit a woman to teach, nor have authority over a man, but she must remain silent World English Bible 2:12 But I don`t permit a woman to teach, nor to exercise authority over a man, but to be in quietness Young's Literal Translation 2:12 and a woman I do not suffer to teach, nor to rule a husband, but to be in quietness, Hatalar:
Bu yorumun öncesinde zaman kipi konusundaki yanlışlıkları zaten belirtmiştim, bunun üzerine kurulmuş olan diğer teori kendiliğinden temelsiz kalmış durumdadır. Bu ayet ile ilgili olarak Thomas Cosmades Çevirisi şöyle yazmaktadır: “Ne var ki dünyaya çocuk getirmekle kurtulacaktır; ağırbaşlılıkla imanı, sevgiyi ve kutsallığı sürdürürse” Bu ayet ile ilgili olarak Eski Kitabı Mukaddes Çevirisi şöyle yazmaktadır: “fakat iman ve sevgi ve takdiste vekar ile dururlarsa, çocuk doğurması ile kurtulacaktır” Bu ayet ile ilgili olarak yazarın alıntı yaptığı Yeni Çeviri bile şöyle yazmaktadır: “Ama doğum yapıp* kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın” Diğer tüm ünlü çeviriler de aynı şekildedir
Bu söylenenlere itiraz yoktur. Bunlarda her iki taraf da hem fikirdir, ancak bu tartışılmayacak şeyleri söylemek, tartışmada bir avataj getirmez veya öne sürülen iddianın doğruluğuna delil olmaz. ;)
Bu cümlede, hizmetteki birlik iddiası “Mesih’teki birliğe” dayandırılmaktadır. Burada yanlış bir yorum vardır. Bu konudaki açıklama zaten 18. paragrafa ait cevapta verilmiştir.
Yaratılıştaki farklılık tabiki hizmet etmede zenginleştirici bir öğedir. Bu doğrudur. Ancak bir sonraki cümleniz daha başka bir konudur. Tüm kadınları ve erkekleri Mesih’te bulunan özgürlüğe çağırmak tabiki görevimizdir ancak bu sanki bir demokrasi konusu gibi gösterilmektedir. Oysaki kilise demokratik değil TEOKRATİKTİR. Mesih’teki özgürlük DEMOKRATİK ÖZGÜRLÜK DEĞİLDİR. Mesih’teki özgürlük Şeytan’dan ve günahtan özgürlüktür. Bizler özgürlüğümüzü günaha karşı koyarak gösteririz. Kilisemizi feminizme uyarlayarak veya dünyasal değer yargılarına göre uygun hale getirmeye çalışarak değil. Bu son cümle kiliselerin kitabi düzenini bozmaya / yıkmaya yöneliktir. ESAS SONUÇ
|
Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...