| HRİSTİYAN FORUM
> Hristiyanlık İnancında Temel Kavramlar
> Sevgi
: Benim yerime O öldü (Hayat için hayat) konusu 482 kez okundu, 1 kez cevaplandı. En son mesaj NCyril tarafından gönderildi. Benim yerime O öldü (Hayat için hayat) Benim yerime O öldü <?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p>(hayat için hayat) Sevgili okuyucular! Sizlere yıllarca önce yasanmıs, insana garip bir heyecan ve saskınlık veren bir olayı anlatmak istiyorum: Yıllarca önce doğu ülkelerinin birinde, karakterleri birbirinden tamamen değisik olan iki erkek kardes yasardı. Genç olanı, sabahın erken saatlerinden aksamın geç saatlerine kadar içki içip, her çesit günahı isler, günahını terketmek için de kalbinde en ufak bir arzu hissetmez, kısaca, kötü, düsük, sefil bir hayat yasamaya devam ederdi. Ağabeyi ise onun aksine, Tanrı’dan korkan, alçakgönüllü, iyilik sever, kutsal bir hayat yasamak için kendisini hakikî ve yorulmaz bir imanla Tanrı’ya terketmis, dünyanın günahlarından uzak kalan bir adamdı.... Benim yerime O öldü (Hayat için hayat)
HEMEN ÜYE OLUN!Üyelerle sohbet etmek, etkinlik duyurularından haberdar olmak, forumda yazışabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir.
Benim yerime O öldü (Hayat için hayat) konusu 482 kez okundu, 1 kez cevaplandı. En son mesaj NCyril tarafından gönderildi.
Sevgili okuyucular! Sizlere yıllarca önce yasanmıs, insana garip bir heyecan ve saskınlık veren bir olayı anlatmak istiyorum: Yıllarca önce doğu ülkelerinin birinde, karakterleri birbirinden tamamen değisik olan iki erkek kardes yasardı. Genç olanı, sabahın erken saatlerinden aksamın geç saatlerine kadar içki içip, her çesit günahı isler, günahını terketmek için de kalbinde en ufak bir arzu hissetmez, kısaca, kötü, düsük, sefil bir hayat yasamaya devam ederdi. Ağabeyi ise onun aksine, Tanrı’dan korkan, alçakgönüllü, iyilik sever, kutsal bir hayat yasamak için kendisini hakikî ve yorulmaz bir imanla Tanrı’ya terketmis, dünyanın günahlarından uzak kalan bir adamdı. O, kardesinin bu sefil hayatına kederlenir, göz yasları içinde ona yalvararak bu kötü hayatından vazgeçmesini söylüyorsa da, kardesi onun yalvarıslarını ve sözlerini ciddiye almaz, bilâkis kendini bedenen ve ruhen yıpratmağa devam ederdi. Hemen her gün bu kötü hayatı gece yarılarına kadar yasar ve ağabeyinin kendisi için Tanrı’ya candan dua ve rica ederek bekleyisi ile eğlenirdi. Yine bir gece ağabey evde yalnız, kardesinin eve dönmesini beklerken evin kapısının siddetle çalındığını duyar. Hemenkosup kapıyı açar. Kapıyı açması ile kardesinin içeriye girmesi bir olur. Kardesi, korkudan benzi sararmıs,
titreyerek, elbiseleri kan içinde... Ağabeyine: “Beni kurtar! – Beni sakla! – Beni takip ediyorlar, ben bir adam öldürdüm, kana bak, burada onun kanları!...” der.
Ağabey, onu kimsenin bulamayacağı sekilde nasıl saklamalı? Diye düsünür. Kardesine karsı olan sevgisi sonsuzdur. Daha fazla vakit kaybetmeksizin, Ağabey, kardesinin kanlı elbiselerini alıp giyer, kendi elbiselerini ona giydirir ve onu bir yan odaya kilitler. Biraz sonra polisler içeriye girerler. Aralarında “Tamam, bu evdir, bizim tahmin ettiğimiz gibi” diyerek, büyük kardese doğru gider, yüzüne ve kanlı elbiselerine sertçe bakarlar. Biri ona sorar: “Katil sen misin?” O cevap vermez. Sabırsız bir polis, bir diğerine: “Neden soruyorsun, görmüyor musun, elbiseleri kan içinde! Hadi, onu götürelim” der. Daha sonra onun ellerini bağlayıp, karanlık yollardan geçirerek uzak bir yere götürür, cezaevinde bir hücreye koyarlar. O günü takip eden sabah onu sorguya çekmek için tekrar gelirler. Fakat o kendini savunmaz, sadece “Busuçtan dolayı öleceğimi biliyorum.,” der. Bir kaç gün sonra onu adliyeye götürür, hâkimin karsısına çıkarırlar. Hâkim onun lekeli elbisesine bakarak, “Baska delillere ihtiyaç yok, olay açıkça görülüyor” der.
Hâkim sanığa sorar:
“Avukatın var mı?”
“Hayır.”
“Kendini müdafaa etmek istemiyor musun?”
Sanık kuvvetli, kendinden emin bir sesle “Hayır, istemiyorum” cevabını verir ve gözlerindeki suçsuzluğu anlamamaları için basını onlardan çevirir Yargılama çabuk biter ve onu ölüm cezasına çarptırırlar. İnfaz gününün arifesinde, hiç beklemedikleri halde hükümlü konusmak ister. Cezaevi müdürünün kendisine kadar gelmesini rica eder. Müdür onun hücresine girince, hükümlü: “Ölüme yakın bir insanın son ricasınıyerine getirmek, iyilik etmek ister misiniz? Lütfen bana kâğıt ve kalem veriniz. Bir mektup yazayim ve onuyapıstırıp mühürliyeyim. Bu mektubu açmıyacağınıza ve ölümümden sonra istediğim adrese yollayacağınıza,Tanrı’nın huzurunda söz verir misiniz? Emin olun, bu isteğimin kötü bir niyetle ilgisi yoktur. Yarın benimruhum Tanrı’nın huzuruna çıkacak. Asla son saatlerimde yalan söylemen,” der.
Müdür, hükümlünün yüzüne süzen gözlerle dikkatle bakar. Öyle sessiz, sakin hali vardır ki, gözleri nur gibi parlamaktadır. Müdür onun isteklerinin getirilmesini sağlarken, içinin rahat olmasını, isteğinin yerine getirileceğini söyler ve mektub bittiğinde alınması için emir verir.
Bir gece geçer; öyle bir gece ki, bazıları için sakin, bazıları için ıstıraplı, çokları için günahlı, hükümlü için ise uykusuz bir gece, fakat huzur dolu bir gece. O, sonsuzluğun esiğinde, baska bir dünyayı seyrediyormus gibi diz çökmüstür. Sabah yeni bir gün doğar. Đnsanlar her günkü gibi yine islerine giderler, onu ölüme götürecek olanlar da isbasındaydı. Yalnız bir saat geçer ve infaz isi biter. Aradan kısa bir zaman geçer, mektubu bir memurla iki kardesin evine gönderirler. Konkudan yüzünün rengi kaçmıs heyecanlı genç bir adam kapıyı açar ve mektubu alır. Mektup sanki yanlıslıkla gelmis gibi, saskın, sert bakıslarla uzun zaman ona bakar. Nihayet mührü açar ve okur... Istırapla inler... Hızla kapıya, tekrar odaya, bir çılgın gibi gider, gelir. Bütün vücudu titrer ve yüksek sesle feryat eder. Bu mektupta yazılan neydi? Aslında çok değil, yalnız bir kaç kelime: “Yarın, senin elbiselerinle senin için öleceğim, sen benim elbiselerimle beni hatırlayarak doğru ve kutsal bir hayat yasa! Ama hiç unutma Tanrıoğlu Đsa Mesih senin kurtulusun için kendi canını verirken çok daha büyük bir is yaptı.” Ağabeyin... “Senin için ölüyorum!” Bu kelimeler Tanrısız bir hayat yasayan genci kalbinin derinliklerine kadar
kederlendirir. Korku ve günahın taslastırdığı kalb sanki simdi yeniden uyanmıstı. Ağabeyinin yazdığı
cümleyi tekrarlar. “Senin için ölüyorum.” Yükses sesle: “Belki de daha ölmemistir”!...
Hızla ağabeyini kurtarmak için evden çıkarak cezaevine kosar. Orada onu durdururlar. O, ısrarla müdürü görmek istediğini söyler. Onun yalvarmalarına dayanamaz, müdürün yanına götürürler. “Ben senin içinölüyorum,” cümlesini okuyunca müdür, dehsetle ürperir, ölenin ricasını, sağlam, sakin bakıslarını hatırlar. Bir müddet yerinden kalkamaz. Sonra büyük bir heyecanla mektubu hâkime götürür. Hâkim de onu okur ve esas suçluyu sorguya çekmeğe baslar. O, hepsini, geçmis hayatını, yaptığı cinayeti, kaçısını ve alçakça sususunu anlatır. “Beni öldürün! Ölümü ben haketti.” diye bağırır. Ama onun isteği yerine getirilmez. Çünkü ölenin söylediği, “Ben senin için ölüyorum” sözü hâkime çok kutsal bir söz tesiri yapar. Bu suç için bir ceza verilmis ve yerine getirilmisti. Bu kurban geçersiz olamazdı ve adaleti fazlasıyla yerine getirmisti. Hâkim fevkalâde bir sempati ile ona bakar, O ne büyük bir sevgiyle sevilmisti! Onu hapsetmeyi ve ölüme mahkûm etmeyi uygun bulmaz. Çünkü, ağabeyi onun günahı için hayatını vermisti.
Genç adam, mektup elinde, affedilmis olarak, evine döner. Matemi ona tövbe etmesi gerektiğini gösterir. Tamamen pisman olmus bir yürekle ağlayarak Tanrı’ya yalvarır: “Ya Rab! Beni günahımla öldürme!Günahlarım için ağabeyim öldü. Sevgili Oğlun Mesih uğruna günahlarımı affet, çünkü Rab Mesihgünahkarlar için öldü .Beni günahın egemenliğinden kurtar; günah bana egemen olmasın. Günaha karsıkoymam için bana sabır ve kuvvet ver. Beni, benim için ölenin elbiselerini giymeye lâyık kıl. Onları bütünlekelerden sakınmam için bana yardım et. Rab Mesih bundan böyle sana ait olmak istiyorum. Benim uğrumaölümün bosa gitmesin”
O günden sonra okadar değisir ki, arkadasları onu tanıyamazlar. Cana yakın ve sevgiyle dolu olmasına rağmen, sanki onların arasında bir yabancı gibidir. Baslangıçta, eski arkadasları onu tekrar önceki yasayısına döndürmek isterlerse de o, herkese tatlılıkla su kesin cevabı verir: “Bu elbiselerle gelemem; çünkü Ağabeyim asla öyle yerlere gitmezdi.” Arkadasarı yavas yavas bütün uğrasmalarının bosa gittiğini görür ve onun canını sıkmaktan vazgeçerler. Bazıları onu tamamen terkeder, bazıları ise samimiyet ve hürmetle giydiği elbiselere bakarak günahsız hayatını seyretmekle kalmayıp, onlar da onun bu temiz hayatına katılırlar. Yılları çok çalısmakla geçer ve onun gayretleri Tanrı’nın önünde çok bol mânevi meyva verir. Yıllar sonra Tanrı, onuda yanına alarak iki kardesin sonsuzlar boyu beraber kalmalarını sağlar. Artık iki kardesin sonsuzlukta daima beraber kalmak için birlesecekleri an gelmistir. Küçük kardes ölünce, kendi isteği üzerine, ağabeyinin elbiselerini ona giydirip mezara tasırlar. Bunun derin mânasını öğrenen tanıdıkları, bu olayı asla unutamazlar.
Böyle, canını bile vermekten çekinmeyen bir insanın fedakarlığını ve sevgisini okuyunca heyecanlanıyoruz. Tanrı Oğlu Rab Mesih İsa, hikayemizde canını kardesi için veren bu kisiden çok daha büyük ve anlamlı bir is yapmıstır.
Sevgili okuyucu bu sizin için de harika bir müjdedir. Mutlaka sizin de hayatınızda istemediğiniz
olaylar olmustur. Ama bu gün Rab Mesih sizin de günahlarınızdan pismanlık duymanızı istiyor ve size seslenerek: “Senin için ben öldüm, sen yasamalısın; Senin tüm günahlarını denizin derinliklerine atmakistiyorum” diyor.
Mesih’in sizin uğrunuza ölümü bosa gitmesin. Çünkü ” Senin gibi suçları silen, Kendi halkından geride kalanların isyanlarını bağıslayan baska tanrı var mı? (Mıka 7:18)
Bunun için Tanrı’ya karsı direnmeyin! Bu Müjde’yi pismanlık ve tövbeyle, sizin kurtulusunuz için canını feda eden Mesih’in önünde eğilerek kabul edin. “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran TanrıKuzusu!“ (Yuhanna 1:29). Sizin günahlarınızı da ancak O kaldırabilir. Çünkü bizim hakkettiğimiz cezayı gönüllü olarak O yüklendi. “RAB diyor ki, ‹‹Gelin, simdi davamızı görelim. Günahlarınız sizi kana boyamıs bile olsa kar gibi ak pak olacaksınız. Elleriniz kırmız böceği gibi kızıl olsa da yapağı gibi bembeyaz olacak...” (Yesaya 1:18).
Tanrı’nın bu çağrısını ciddiye alın. Zira, hiç kimse günahla dolu bir hayatı kabul edip Tanrı’nın merhametinden yoksun kalmak istemez.
O’na her an gelip içten bir pismanlık ve duayla af dileyebiliriz: “Rab Mesih Đsa benim için canını feda ettin, bu ölümün bosa girmesin; Benim yerime acı çekip öldüğün için sana tesekkür ediyorum. Çünkü suçlu bendim ve ölümü de hak eden bendim. Lütfen beni affet ve kanınla beni yıkayıp temiz kıl. Herseyimle sana ait olmak ve senin için yasamak istiyorum. Amin.”
Alıntıdır.
Benim yerime O öldü (Hayat için hayat) konusuna benzer konular;
Kevork Malikyan'ın hayat hikayesi Kevork Malikyan’ın 68 yıl önce Diyarbakır’dan başlayan hikâyesi, 10 yaşında Diyarbakır’dan İstanbul’a, 20 yaşında İstanbul’dan Londra’ya ve nihayet 68 yaşında Londra’dan yine İstanbul’a uzanmasıyla devam etti. Bu hayatın içinde papazlıktan aktörlüğe her şey var.
Karşımda kırık Türkçesi’yle, Diyarbakır’dan İstanbul’a, oradan Londra’ya ve sonra tekrar İstanbul’a uzanan hikâyesini anlatıyor Kevork Malikyan (68). İki ay Londra’ya gidip döndüğünde de “Eee, siz Türkler nasıl diyorsunuz” diye lafa başlayan züppelere inat, son 50 yıldır Londra’da yaşayan biri olarak ağzından İngilizce bir laf çıktığında “Hii!” deyip, kelimenin Türkçesini söylüyor. Ağzından kaçırdığı İngilizce kelimelerinse, Shakespeare İngilizcesi diye tabir edilen bir aksanla ağzından çıkması, bir tesadüf değil. Zira...
Hayat Ağacı (Emin Yeğinboy) http://www.hristiyangazete.com/wp-content/uploads/2011/11/hayatagacifilmi.jpg
Hayat Ağacı (Emin Yeğinboy)
“Yaşam Ağacı” nda Tanrı ve doğa arasına sıkışmış insan “Senin için biz kimiz, Tanrım ?” sorusuna yanıt arıyor. Evrenin oluşumundan başlayarak, doğum ve ölüm arasındaki tezatlar dolu yaşamın hakimi kimdir? doğa mı, inanç mı ? Bu sıra dışı filmi izlemeden, yazarı ve yönetmeni Terrence Malick’i tanımak, filmdeki bazı kodları çözmemiz konusunda yardımcı olabilir. Kırk yıla yayılan kariyerinde sadece beş uzun metraj çeken Malick, hiçbir zaman büyük kitlelerin tanıdığı, gişe başarıları ile renkli dergi kapaklarında yer alan bir yönetmen olmadı, olmak istemedi. Çoğu kez nerede olduğu bile bilinmeyen münzevi bir yaşam sürdü. 1978’de çevirdiği “Yeryüzünde Bir Cennet-Days Of Heaven” sonrası,...
Vaftiz Olduktan Sonraki Yeni Hayat Sevgili kardeşlerim ;
Vaftiz gizemini aldıktan sonra mesihin yoluna tamamen girmiş oluyoruz. Sizlere sormak istediğim soru şu ; Vaftiz olan kardeşler Vaftiz olduktan sonra hayatınızda neler oldu ? neler değişti ? paylaşırsanız sizlerden çok büyük teşvik alacak ve çok memnun olacağım kardeşlerim. şimdiden teşekkürler..
Saygılar Ve Sevgiler sunarım.
HRİSTİYANFORUM @ YOUTUBE
Altyazılı videolarda Türkçe altyazıyı görebilmek için videonun alt satırındaki CC tuşuna basınız
HRİSTİYAN OLMAK Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
HRİSTİYAN GAZETE Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
HRİSTİYANLIK ARAMA MOTORU Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...
İNCİL Tüm Türkçe İncil çevirilerini dipnotlarıyla beraber okuyabilmek ve dinleyebilmek için...
İNCİL .TV Tüm mezheplerden, tüm kiliselerden filmler izlemek için...
Türkçe olarak, Türkiye Hristiyanlıkİncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen Hristiyan olmak, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler, Hristiyanlık ve İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat, sohbet, bedava incil