HRİSTİYAN FORUM
''Kutsal Yasa'da Özel Yorum Yoktur'' Ne Anlama Geliyor ?
HRİSTİYAN FORUM > > Hristiyan Forum > İncil

''Kutsal Yasa'da Özel Yorum Yoktur'' Ne Anlama Geliyor ?

Bu konu 1725 kez okundu, 9 kez cevaplandı







hiram
(Özel üye)
- -

Hristiyanlığa göre kutsal yazılardaki hiçbir söz özel yorum olmamalıdır. İnsan isteğinden kaynaklanmazlar tanrının vahyini iletirler.

2. Timoteyus 3:16
Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.
2. Petrus 1:20-21
Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılardaki hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı. Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı'nın sözlerini ilettiler.
1. Selanikliler 2:13
Tanrıya sürekli şükretmemiz için bir neden daha var: Tanrı sözünü bizden duyup kabul ettiğiniz zaman bunu insan sözü olarak değil, gerçekte olduğu gibi, Tanrı sözü olarak benimsediniz. Siz imanlılarda etkin olan da bu sözdür.
Vahiy 22:18
Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Her kim bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır.

Ancak Pavlus'un mektuplarında bu duruma aykırı olan ayetler var sanki, ben böyle görüyorum ve bu konuda açıklama istiyorum sizlerden.

1. Korintliler 7
http://incil.biz/kitap/1.+Korintliler/7
25 Kızlara gelince, Rabden onlarla ilgili bir buyruk almış değilim. Ama Rabbin merhameti sayesinde güvenilir biri olarak düşündüklerimi söylüyorum.
Halbuki kutsal yasada özel yorum olmamalıydı, tanrı vahyi harici ayetler yazılmamalıydı. Tanrıdan buyruk almadığı halde kızlar hakkında hüküm vermesi yukarıdaki ayetlerle çelişkiye sokmuş Pavlus'u.
26 Öyle sanıyorum ki, şimdiki sıkıntılar nedeniyle insanın olduğu gibi kalması iyidir.
27 Karın varsa, boşanmayı isteme. Karın yoksa, kendine eş arama.
28 Ama evlenirsen günah işlemiş olmazsın. Bir kız da evlenirse günah işlemiş olmaz. Ne var ki, evlenenler bu yaşamda sıkıntılarla karşılaşacak. Ben sizi bu sıkıntılardan esirgemek istiyorum.
Özel yoruma yer yoktu kutsal yasada, tanrı vahyi alınmadığı halde(25.ayette kızlar hakkında buyruk almadım demiş) bu ayette kızlar hakkında yorum yapılmış.
2. Petrus 1:20-21 ayetleri ile çelişiyorsun.
29-31 Kardeşler, şunu demek istiyorum: Zaman daralmıştır. Bundan böyle, karısı olanlar karıları yokmuş gibi, yas tutanlar yas tutmuyormuş gibi, sevinenler sevinmiyormuş gibi, mal alanlar malları yokmuş gibi, dünyadan yararlananlar alabildiğine yararlanmıyormuş gibi olsun. Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir.
32 Kaygısız olmanızı istiyorum. Evli olmayan erkek, Rabbi nasıl hoşnut edeceğini düşünerek Rabbin işleri için kaygılanır.
33 Evli erkekse karısını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya işleri için kaygılanır.
34 Böylece ilgisi bölünür. Evli olmayan kadın ya da kız hem bedence hem ruhça kutsal olmak amacıyla Rabbin işleri için kaygılanır. Evli kadınsa kocasını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya işleri için kaygılanır.
35 Bunu sizin iyiliğiniz için söylüyorum, özgürlüğünüzü kısıtlamak için değil. İlginizi dağıtmadan, Rabbe adanmış olarak, Ona yaraşır biçimde yaşamanızı istiyorum.
36 Bir kimse nişanlı olduğu kıza yakışıksız davrandığını düşünüyorsa, aşırı tutkuları varsa ve evlenmesi gerekiyorsa, istediğini yapsın, günah işlemiş olmaz; evlensinler.
37 Ama zorunluluk altında bulunmayan, yüreği kararlı, istediğini yapabilecek durumdaki kişi, nişanlısıyla evlenmemeye yüreğinde karar vermişse, iyi eder.
38 Kısacası nişanlısıyla evlenen iyi eder, evlenmeyense daha iyi eder.
39 Kadın, kocası yaşadıkça kocasına bağlıdır. Kocası ölürse dilediği kimseyle evlenmekte özgürdür; yeter ki, o kişi Rabbe ait biri olsun.
40 Ama dul kadın, olduğu gibi kalırsa daha mutlu olur. Ben böyle düşünüyorum ve sanırım bende de Tanrı'nın Ruhu vardır.
Ben böyle düşünüyorum diyerek kendi özel yorumunu sokmuş olmuyor mu Pavlus ? Ayrıca sanırım bende de tarının ruhu vardır diyerek emin olmadığını gösteriyor son ayette.

Ayetlerde altını çizdiğim yerleri lütfen dikkatli okuyun.

39 Kadın, kocası yaşadıkça kocasına bağlıdır. Kocası ölürse dilediği kimseyle evlenmekte özgürdür; yeter ki, o kişi Rabbe ait biri olsun.
Kadın, kocası öldükten sonra ''rabbe ait'' biriyle evlensin diyor. Şart koşuyor ''yeter ki rabbe ait olsun'' diyerek.

Ama başka ayetlerde hüküm değişiyor sanki, üstelik yine ilk verdiğim ayetlerle çelişiyor sanki;
1. Korintliler 7.Bölüm
http://incil.biz/kitap/1.+Korintliler/7
6 Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.
7 Herkesin benim gibi olmasını dilerdim. Ama herkesin Tanrıdan aldığı ruhsal bir armağanı vardır; kiminin şöyle, kiminin böyle.
8 Yine de evli olmayanlarla dul kadınlara şunu söyleyeyim: Benim gibi kalsalar kendileri için iyi olur.
9 Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.
10 Evlilereyse şunu buyuruyorum, daha doğrusu Rab buyuruyor: Kadın kocasından ayrılmasın.
11 Ayrılırsa evlenmesin, ya da kocasıyla barışsın. Erkek de karısını boşamasın.
12 Geri kalanlara Rab değil, ben söylüyorum: Eğer bir kardeşin karısı iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, onu boşamasın.
Buraya kadar kutsal ruh diyerek mantığa bürünebilirdi belki, ama burada ''Rab değil ben buyuruyorum'' diyerek ilk ayetlerle çelişki içine girmiş olmuyor mu ?
13 Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.
Rabbe ait olmayan biriyle evlenmek yasak olduğuna göre(1.Korintliler 7.Bölüm 39.Ayet ) bu kadının kocası dinden çıkmış olmalıdır. Ama ''kocası iman etmemişse'' diyor ayette, yani imandan çıkmış değil iman etmemişse diyor. İman etmemiş bir adamla nasıl evlendin ? Evlenmek yasaktı, adam sonradan dinden çıktı desek ayette ''İman etmemişse'' yazıyor, yani imandan çıkmışsa değil, hiç iman etmemişse anlamı vardır burada.

Grekçeleri farklı olabilir, veya iman etmemişseden kasıt evlilikten sonra dinden çıkmasıdır adamın, biz de öyle düşünelim. Bu duruma göre kadın boşanmasın deniyor. Zaten imanlıların boşanması yasaktır İncil'de.
14 Çünkü iman etmemiş koca karısı aracılığıyla, iman etmemiş kadın da imanlı kocası aracılığıyla kutsanır. Yoksa çocuklarınız murdar olurdu. Ama şimdi kutsaldırlar.
15 İman etmeyen ayrılırsa ayrılsın. Kardeş ya da kızkardeş böyle durumlarda özgürdür. Tanrı sizi barış içinde yaşamaya çağırdı.
Ama iman etmeyen diğer ''imansız'' erkek veya kadın boşanabilirmiş. Bu da inanan insan için dezavantaj olmuyor mu ?

Ancak burada gördüğüm temel sorun, Pavlus'un verdiğim ilk ayetlerle çelişkide olmasıdır, ben öyle düşünüyorum en azından, bu konuda neler söyleyeceksiniz. Hristiyanların bu konuda İncil merkezli bir cevabı var mı ?

Yönetim Notu: Öncelikle ilk hatanız hemen "çelişkide" ifadesinde bulunmanızdır. Pavlus çelişkide değildir, Pavlus ve diğer elçilere kimi zaman direkt olarak net bir şekilde vahiy geldiği görülmektedir, ancak bazı konularda Tanrı açık bir vahiy vermez ve Elçilerin başlattığı ve elçisel yetki ile devam eden gelenekler ile devam eden süreç başlar.

Direkt olarak alınan vahiyleri "peygamberlik sözü" olarak değerlendirenler mevcuttur. Yani "Rab diyor ki" ya da "Rab dedi ki" şeklindeki ifadelerde insan yorumu veya etkisi yoktur, direkt olarak Rabbin belirttiği şeylerdir. (Vox DEI)

Ayrıca Pavlus ile bazı ayetlerin çelişkili olduğunu iddia etmişsiniz, ancak verdiğiniz ayetlerden bazıları zaten Pavlus tarafından yazılmıştı.

Tabi bir başka nokta da verdiğiniz ayetlerde kast edilen "Kutsal Yazılar" o dönemde yalnızca Eski Antlaşma idi, "Tanrı Sözü" ile ise daha çok Yahşuah Mesih merkezli bir kavram kast edilmektedir.

Pavlus "Ayrıca sanırım bende de Kutsal Ruh vardır" derken emin olmadığını göstermiyor, bunu siz öyleymiş göstermeye çalışıyorsunuz. Pavlus açık bir şekilde bir çok kez kendisinde Kutsal Ruh olduğunu ifade etmektedir, ilgili ayette ise imalı konuşmaktadır, yani Türkçesi "laf çarpmaktadır". Bunu da mektubun önsözü ve tamamını kesintisiz ve art niyetsiz olarak okuyan her hangi bir kişi görebilir. Pavlus başka mektuplarında da bir çok kez imalı konuşmalar yapmaktadır. Bu anlatım tarzı istisnai ya da sıradışı bir durum da değildir.

Ayrıca ne yazıkki bazı şeyleri çarpıttığınızı ifade etmek zorundayız, çünkü önce 1. korintliler 7:25-40 ayetlerini alıyorsunuz, daha sonra aynı bölümün 6-15. ayetlerini alıyorsunuz, arasına da kendi cümlenizi yazarak "ilk ayetlerdeki"lerle çelişiyor diyorsunuz. İncil veya her hangi bir gazete makalesini bile aralarından pasajları ayırıp, kesip, yerlerini değiştirerek değil normal kendi sırasıyla ve bir bütün olarak okumalısınız. Diğer yöntemler sizin şu anda bulunduğunuz durumdan bir adım dahi öteye götürmeyecektir siz.

En sonda da "inananlar" için avantaj-dezavantaj konusundan bahsetmişsiniz. Oysaki hristiyan inancı, hatta daha doğrusu bir yaratıcıya inanmak, "inanç" kavramı ÇIKARCILIK üzerine kurulu değildir, olmamalıdır.

Hristiyanların cevabı var mıdır demişsiniz, elbetteki hristiyanların her konuda cevapları vardır, yeter ki insanlar artniyetsiz ve öğrenmek amaçlı soru sorsunlar, öğrenmek istesinler.

Ayrıca Hristiyanların İncil merkezli cevapları olmak zorunda değildir, hristiyanlar cevap yazarken her tür sistematik bilimdalını kullanabilirler.

- -
 #1.  ✍ 2011-07-03, 21:04





Lamb of GOD
(Özel üye)
- -

Zaten insan yorumlamaları sonucu bütün mezhepler doğmuştur.

- -
 #2.  ✍ 2011-07-03, 21:49





S A D M İ N
(☩Admin (FACEBOOK TWITTER))
- -

Belirtmeyi unuttuğumuz birkaç şey var; bazı Elçisel Kiliseler'e göre bu metinlere "Sola Scripturacı" bakış açısı ile bakarsanız "çelişki" olduğunu düşünmeniz doğal gelebilir. Ancak bazı Elçisel Kiliseler'e göre bu ayetler; İncil'de "gelenekler"in örneklerinden birisi olarak görülebilir, böyle bir bakış açısı ise çelişkiden ziyade "gelenekler"in kabulüne gider.

İkinci olarak ise ilgili pasajda Pavlus, Korintliler'e laf çarparak da olsa Kutsal Ruh aracılığıyla hissettiklerini, atanmış bir elçi olarak düşündüklerini yazmaktadır. Bunlar buyruk değildirler, durumlara göre "kilise" tarafından tekrar yorumlanabilirler.

Bu iki şeyi akılda tutarak "kadınların örtünmesi" konusunu düşünebiliriz. Pavlus orada da bir elçi, Kutsal Ruh tarafından yönlendirilen bir kişi olarak düşüncelerini ifade eder. Bunlar buyruk değildirler. Sizin verdiğiniz pasajdaki örnek çok daha net ve belirgin iken, yani yoruma daha kapalı iken, "kadınların örtünmesi" topluluğun bulunduğu coğrafya ve kültüre göre daha fazla yoruma açıktır. Bunun sonucu olarak dünyadaki nerdeyse tüm protestan kiliselerinde bu gelenek hiç uygulanmaz. Ancak ortadoğuda bazı protestan kiliseler uygulayabilmektedirler. Benzer şekilde birçok Kadim Ortodoks, Ortodoks kiliseler ortadoğuda bu geleneği uygularlar, ancak İstanbul'daki bir Kadim Ortodoks ayinine katıldığınız cemaat üyesi her kadının örtünmediğini görebilirsiniz. Tabi burada kişinin imanen eminliği, kendini rahat hissetmesi de devreye girebilir.

Sonuç olarak ise; Kutsal Kitap'ta direkt olarak Tanrı'nın Sesi, Tanrı'dan görüm, Tanrı'nın bir meleği aracılığıyla mesajı, peygamberliksel diğer tüm iletimler, Tanrı'nın (gerçek anlamda özü değil, yüceliğinin arkası) bir şekil (misal; ateş) olarak görünüp mesajını iletmesi, tarihsel bilgiler, coğrafik bilgiler, birincil ve ikincil kişilerin hissiyatları vardır ve en son da Kutsal Kitap'taki kitapların listesinin seçilmesi olmak üzere tüm bu sürecin Kutsal Ruh tarafından yönlendirildiğine inanılır. İlk hristiyanlardan beri böyle inanılmaktadır. Yani İslamiyet'te yer alan "hadis ve sünnet" gibi kavramlar aslında hristiyan inancında "vahiy" ile bir bütündür ve "vahiy, hadis, sünnet" bir bütün olarak Tanrı tarafından oluşturulmuştur gibi düşünülür.

Hristiyan metinlerini bu şekilde düşünmelisiniz, seküler veya islami terminolojilerden ziyade hristiyanların kendi öz terminolojilerine uyarak ayetlere bakmak gerekir. Ayrıca yorum biliminin hristiyanca versiyonunu, hristiyan terminolojisine ait Kutsal Kitap, vahiy, esinleme gibi kavramları, Kilise tarihini ve ana mezheplerin yorum yaklaşımlarını bilmeden yorum yapmak bırakın bir Deisti, bir hristiyana bile oldukça zor gelecek ve genellikle bu şekilde yardım gereksinimi yaratacaktır.

Tavsiyemiz yorum ve yargı yapmak yerine önsözleri okumak ve o dönemi aklınızda imaj olarak canlandırarak İncil'i okumanızdır. Çünkü İncil kimi zaman dünyanın en açık ve net mesajını verirken, kimi zamanda dünyanın en şifreli, en mistik, en derin mesajlarını iletebilmektedir. Ayrıca bazı konular ve kabuller de -İncil'e göre- yalnızda Kutsal Ruh açıkladığı zaman yapılabilmektedir.

- -
 #3.  ✍ 2011-07-04, 03:52





hiram
(Özel üye)
- -

Ancak Kutsal Kitap'taki her söz bu şekilde yoruma açık hale gelir, yani bu söz çağa göreydi, bu sözün başında ''De ki'' yoktu, bu söz Pavlus'un özel yorumu ama diğer sözü özel yorumu değildir gibi yargılar ortaya çıkarsa karşı mezhepler ortaya çıkacaktır. Konunun başındaki ilk ayetler açıkça ''Hiçbir söz özel yorum değildir'' diyor. O zaman ''Hiçbir söz özel yorum olmamalıdır'' mantıken.

Pavlus'un kendi mektuplarında;
1. Korintliler 1



http://incil.biz/YC/kitap/1.+Korintliler/1

10 Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesihin adıyla yalvarıyorum: Hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşünce ve görüşte birleşin.
11 Kardeşlerim, Kloinin ev halkından aranızda çekişmeler olduğunu öğrendim.
12 Şunu demek istiyorum: Her biriniz, "Ben Pavlus yanlısıyım", "Ben Apollos yanlısıyım", "Ben Kefas yanlısıyım" ya da "Ben Mesih yanlısıyım" diyormuş.
13 Mesih bölündü mü? Sizin için çarmıha gerilen Pavlus muydu? Pavlusun adıyla mı vaftiz edildiniz?


Pavlus başka bir bölümde de uyarır bu konuda(ayrılmayın der) topluluğu, yani Hristiyanlığa göre ayrılmalar olmamalıdır, görüş birliği içerisinde hareket edilmelidir. Katolik ve Ordodoks kiliseleri 1000 yıl boyunca küs kalmışlardı 1967'de afarozu kaldırdılar, Pavlus'un yargısı gayet yerinde.
*****


Diyeceğim o ki Kutsal Yasa'nın hükümleri noktasında bir ayrılık olmamalıdır, İncil'in de böyle bir hükmü yoktur zaten(en azından ben öyle bir hüküm okumadım), aksine İncil görüş birliği içinde tek bir kilise olmayı öğütler.



Mesela başörtüsü konusundan bahsetmişsiniz, seçime bırakılmıştır demişsiniz, ancak ayetler çok kesin konuşuyor bence;


1. Korintliler 11.Bölüm
http://incil.biz/kitap/1.+Korintliler/11
3 Ama şunu da bilmenizi isterim: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesihin başı da Tanrıdır.
4 Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.
5 Ama başı açık dua ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı tıraş edilmiş bir kadından farkı yoktur.

Burada özel yorum yok, yani ''bence küçük düşürür'' demiyor Pavlus, Kutsal Ruh ile konuşarak küçük düşürür dediğini düşünmeliyiz, çünkü İncil'in büyük bir bölümü bu şekilde yazılmıştır, her ayetin başında ''De ki, tanrı diyor ki'' yoktur.


Bizler hangisinin yorum hangisinin hüküm olduğu konusunda görüş ayrılığı içinde olmayalım diye zaten bu ayetler verilmiş(2.Timoteyus 3:16, 2.Petrus 1:20-21, 1.Selanikliler 2:13, Vahiy 22:18).

6 Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün.
7 Erkek başını örtmemeli; o, Tanrının benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir.
8 Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı.
9 Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı.
10 Bu nedenle ve melekler uğruna kadının başı üzerinde yetkisi olmalıdır.
13 Siz kendiniz karar verin: Kadının açık başla Tanrıya dua etmesi uygun mu?

Buraya kadar çok kesin hükümlerde bulundu Pavlus, buradan sonra ''siz kendiniz karar verin'' diyerek sanki seçime bırakmış gibi görünüyor, ama burada daha çok günlük konuşma dilinde ''sen karar ver, sence mantıklı mı ?!'' gibi bir soru sormuş. Yani kadının başı açık dua etmesi uygun değil demek istiyor Pavlus.



14-15 Doğanın kendisi bile size erkeğin uzun saçlı olmasının kendisini küçük düşürdüğünü, kadının uzun saçlı olmasının ise kendisini yücelttiğini öğretmiyor mu? Çünkü saç kadına örtü olarak verilmiştir.
İşte burada da soru var, doğa size öğretmiyor mu diye soruyor ama sen öğretmiyor cevabını verebilirsin demiyor, Pavlus'a göre açıkça doğa öğretiyor ve kadın örtülü dua etmelidir.
16 Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrının kiliselerinin böyle bir alışkanlığı yoktur.

Nihayet açıklama yapılıyor burada, ''çekişmek isteyen bilsin ki'' diyor, tanrının kiliselerinde böyle bir alışkanlık yoktur diyor Pavlus. ''Bence yoktur'' demiyor, ''bence tanrının kiliselerinde alışkanlık yoktur'' demiyor, direk ''yoktur'' diyor.



Burada Pavlus ''benim özel yorumumdur, isteyen uysun isteyen uymasın'' demiyor. Kutsal Ruh işliyor ve vahyi iletiyor Pavlus Hristiyanlığa göre.

- -
 #4.  ✍ 2011-07-04, 12:00





S A D M İ N
(☩Admin (FACEBOOK TWITTER))
- -

tullga yazdı:
Ancak Kutsal Kitap'taki her söz bu şekilde yoruma açık hale gelir, yani bu söz çağa göreydi, bu sözün başında ''De ki'' yoktu, bu söz Pavlus'un özel yorumu ama diğer sözü özel yorumu değildir gibi yargılar ortaya çıkarsa karşı mezhepler ortaya çıkacaktır. Konunun başındaki ilk ayetler açıkça ''Hiçbir söz özel yorum değildir'' diyor. O zaman ''Hiçbir söz özel yorum olmamalıdır'' mantıken.


İlk olarak; sizin forumla ilgili bazı kuralları yeterince dikkatli okumadığınızı ya da anlamadığınızı ya da okuyup anladığınız halde bilerek, kendi amacınıza doğru ilerleyebilmek için görmezden geldiğinizi düşünüyoruz.

Üye olduktan sonra okumuş olmanız gereken Forum Kuralları'mızda şöyle bir ifade yer alır;

yazdı:
Soru soran kişilerin, kendilerine verilmiş cevaplar üzerinden yeni tartışma başlatma hakları yoktur, verilen cevapları beğenmediklerini ifade etme hakları bulunmamaktadır. Çünkü üyelerimizin soru soran kişileri "tatmin ettirme", "tatmin ettirecek cevaplar yazma" görevi yoktur. Soru soran kişilerin cevapları beğenip beğenmemelerinin bizim için önemi bulunmamaktadır. Sitemizde sadece muhatap alınmaya değer görülen kişiler / sorular / mesajlar dikkate alınıp, istekli üyeler tarafından cevaplar / karşı mesajlar yazılır. Bunun dışında, üyelerimizin hiç kimseyi ikna etme görevi yoktur.

Soru soran üyelerin, verilmiş cevapları beğenmeyip, ardından kendi düşüncelerini açıklama hakları yoktur, çünkü websitemizdeki bilgi akışı tek yönlüdür; Hristiyanlardan >> Diğer inançlardaki üyelere

Yani "Ancak" diyerek kendi mantığınız/yorumunuz ile bizlerle tartışmaya girmek gibi bir pozisyonunuz aslında yoktur. Siz soru soran taraf, bizler de cevap veren taraf olmaktayız. Soru sormuş olmanız sizi bir tartışma "taraf"ı yapmamaktadır.

Hristiyan inancı öğretilerini açıklıyoruz ancak başkalarının bu öğretileri kabul edip, etmemesini, beğenip, beğenmemesini, ya da iyi bir şekilde anlayıp, anlamaması aslında bizim problemimiz ya da görevimiz değildir. Çünkü Hristiyan inancı öğretileri kişilerin kişisel yorum, yargı ve mantıklarından bağımsızdır. İnsanların hristiyan öğretilerine dair tutumları hristiyan inancının öğretilerini etkilemez, ancak ve ancak insanların kendi kurtuluşlarını etkiler. Yani aslında sizin kişisel olarak düşünce, yorum, mantık, yargı ve çıkarımlarınızın bir önemi yoktur. Kişisel düşünce, yorum, mantık, yargı ve çıkarımlarınızın sizi ulaştırdığı çıkmazlardan ziyade, daha doğal bir şekilde öncelikle İncil'i okumalı, İncil'in (ve/veya ilgili pasajın) esas mesajına odaklanmalısınız, aklınızı aktif ettiğiniz kadar ruhsal algınızı da açık tutmanız sizin için daha yararlı olacaktır.

İkinci olarak; bir önceki mesaj ve dipnotta yazılanları ne yazıkki forum kuralları gibi ya yeterince iyi okumadığınızı ve/veya anlamadığınızı ya da okuyup anladığınız halde bilerek, kendi amacınıza doğru ilerleyebilmek için görmezden geldiğinizi düşünüyoruz. O notları tekrar okumanız gerekiyor, aynı şeyleri tekrar yazmamıza gerek yoktur.

Sorunuzun başlığında Kutsal Yasa yazarken, konu içinde Tanrı Sözü, peygamberlik sözü gibi kavramlar yer alıyor. Bunların (Kutsal Yasa hariç) aralarındaki farkı ve hristiyan vahiy+esinleme+görüm görüşlerini ve genel yapıyı size bir önceki mesajımızda açıklamıştık. Ancak siz hala daha bunların hepsi sanki tek bir şeymiş gibi, ya da biz sanki öyle yazmışız gibi soru sormuşsunuz. Dolayısıyla sorunuzun içindeki kavramlara sizin yüklediğiniz anlamlar ile bizim açıkladıklarımız arasında farklar vardır. Ek olarak siz bu kavramsal karmaşa üzerine yeni bir soru yaratmışsınız, dolayısıyla sizin sorunuz yanlış bir soru olmaktadır.

tullga yazdı:
Pavlus'un kendi mektuplarında;
1. Korintliler 1



http://incil.biz/YC/kitap/1.+Korintliler/1

10 Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesihin adıyla yalvarıyorum: Hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşünce ve görüşte birleşin.
11 Kardeşlerim, Kloinin ev halkından aranızda çekişmeler olduğunu öğrendim.
12 Şunu demek istiyorum: Her biriniz, "Ben Pavlus yanlısıyım", "Ben Apollos yanlısıyım", "Ben Kefas yanlısıyım" ya da "Ben Mesih yanlısıyım" diyormuş.
13 Mesih bölündü mü? Sizin için çarmıha gerilen Pavlus muydu? Pavlusun adıyla mı vaftiz edildiniz?

Üçüncü olarak; Pavlus burada ise görüşlerden bahsetmektedir. İlgili mektubun önsözünü okumuş ya da Korintliler topluluğunun o dönemki durumunu gözönünde bulundursaydınız aslında size daha yardımcı olurdu. Hristiyan inancı her konuda açık ve net değildir, her konuda/dini uygulamada tek tip bir yol sunmaz. Her hristiyana bazı özerklikler tanır. Misal tüm dünyada namaz aynı şekilde iken, hristiyan secde ibadetinin özel bir kalıbı yoktur. Misal namazda okunacak sureler tamamen belli iken, hristiyan ibadetlerinde bu derece kesin kalıplar yoktur. Katolik ve Ortodoks kiliselerin litürjik ibadetlerinde de çeşitli dua kitapları, düzen, ilahi sırası, yani kısmi kalıplar olsa da bunlarda da duruma veya o anki döneme veya cemaatine göre esneklikler yapılmaktadır. Yani en kalıpsal -ya da kimilerine göre en düzenli- kiliseler bile yüzde yüz aynı değildir. Zaten ibadetin bir parçası olan vaazları yılın 52 haftasına göre tek tip düzenleyen bazı kiliselerde bile vaazlar aynı değildir. En düzenli, en kalıpsal ve en serbest, en düzensiz kiliselere kadar geniş bir spektrumda her hristiyan kendisine uygun olan kiliseyi seçer ve oraya katılır. Her kilise temel konularda kesin olarak aynı görüşte olmak zorunda iken, çeşitli durumlar sebebiyle yoruma açık dini uygulamalarda ise özerkliğe sahiptirler. En geleneksel ve en düzenli kiliselerin bile Roma'daki ayini ile Irak'taki ayni aynı değildir.

İlgili pasajdaki görüşler daha önce bahsettiğimiz kişilerin, toplulukların zamansal, kültürel ve coğrafik durumlarına bırakılan yorumlardan ziyade doktrinsel görüş ayrılıklarıdır. Dolayısıyla bu konuda da aslında bir kavramsal problem mevcuttur sizin için. Ek olarak ilgili mektubun yazıldığı topluluk genel olarak çok çeşitli dış öğretilerin de etkisi altında idi ve henüz İncil yazılmamıştı, Kudüs'e de uzak olduklarından Anadolu'daki topluluklara oranla daha sahipsizdiler. Yani Korintliler topluluğundaki durum kişilere ve kiliselere bırakılan "yorum"dan daha öte bir durumdu.

Tabi genel olarak tüm hristiyanların tek düşüncede birleşmesi bir idealdir, ancak son günler öğretilerine göre Mesih'le bir oluncaya dek bu mümkün değildir. Bunu da söyleyen yine İncil'dir. Yani bizler hristiyan inancındaki kutsallaşma ideali gibi "bir olma" ideali peşinden gideceğiz, gitmeliyiz, bizden talep edilen budur, ancak buna dünyada Mesih gelmeden ulaşamayacağız. Kutsallaşma doktrini de buna benzerdir. Bu dünyada bizden "kutsal olmamız" istenmektedir, ancak bu dünyada kutsallığa ulaşamayacağız, tamamen günahtan arınmamız ancak Mesih ile birleştiğimizde gerçekleşecektir.

tullga yazdı:
Pavlus başka bir bölümde de uyarır bu konuda(ayrılmayın der) topluluğu, yani Hristiyanlığa göre ayrılmalar olmamalıdır, görüş birliği içerisinde hareket edilmelidir. Katolik ve Ordodoks kiliseleri 1000 yıl boyunca küs kalmışlardı 1967'de afarozu kaldırdılar, Pavlus'un yargısı gayet yerinde.
*****

Diyeceğim o ki Kutsal Yasa'nın hükümleri noktasında bir ayrılık olmamalıdır, İncil'in de böyle bir hükmü yoktur zaten(en azından ben öyle bir hüküm okumadım), aksine İncil görüş birliği içinde tek bir kilise olmayı öğütler.

Bununla ilgili doktrinsel görüş olarak hemen yukarıda yazdığım paragrafları okuyabilirsiniz. Diğer taraftan hayat tecrübesi olarak da ifade edebiliriz ki; aslında gerçekten iman edenler aslında zaten ruhsal alemde tek bir bütündür. Buna "Kutsalların Paydaşlığı" da denilmektedir. Tüm kiliselerin birlik olduğu "Elçilerin İman Açıklaması"nda, iman ikrarında, vaftiz törenlerinde bu iman açıklamasının açıkça kabulunde "Kutsalların Paydaşlığı" söylenir. Bu her kilisenin teologu, azizleri ve önderleri tarafından kabul edilir.

Ancak kiliseler cennet değildir, cennetin yer yüzündeki fiziksel belirtisi değildirler. Kiliselerdeki her hristiyanım diyen hristiyan değildir. Kimi zaman bu kişiler çok yukarılara kadar çıkabilirler ya da gerçekten hristiyan olup da hata da yapabilirler. Katoliklerin, Ortodoksların, Protestanların içinden birbirlerini aforoz edenler, bir diğerini "hristiyan olmamakla" itham edenler çıkabilir, günümüzde bile hala daha bunlar mevcuttur. Ancak hristiyan inancındaki ruhsal dünya bu kişilerin aforozları ya da fetvaları ile belirlenmez. Tanrı'nın takdiri ilahisi ile belirlenir. Kişi yürekten iman etmiş ve Yahşuah tarafından kabul görmüşse, buna hiç bir güç, hiç bir yargılama etkide bulunamaz.

Bu dünyada tohumlar ve deliceler beraberdirler, biz bunları ayırmaya çalışamayız, çünkü Mesih bize ayırmayın demektedir. Yani gerçek Tanrı oğulları ile Şeytan oğulları kilisede beraber olacaklardır, tabi buna rağmen Rab bizden merhamet, kutsallık, birlik beklemektedir. Ancak vakti gelinceye kadar dünyadaki durum bu şekilde belirlenmiştir.

Sonuç olarak hristiyanlar arasında ayrılıklar olmaması bizden istenen "ideal"dir. Ancak dünyada böyle olmayacaktır, bu da bize verilmiş olan, geleceğe dair peygamberlik sözlerinden çıkarılan bir sonuçtur. Benzer şekilde bizden her konuda doğru yapmamız da istenmektedir, ancak bunu hiç bir hristiyanın da başaramayacağı yine İncil aracılığıyla bize iletilen bir bilgidir.

Katolik Ortodoks ayrılığı ve karşılıklı aforozu yanlış bir karardı, ruhsal dünyayi ve Elçilerin İman Açıklaması'ndaki gerçekleri etkilemeyen bir karardı ve Tanrı'nın belirlediği vakitte bu ortadan kalktı.

Biz hristiyanlar bu gerçekleri göz önüne alarak bu ayetleri okuyoruz, yorumluyoruz ve anlıyoruz.

tullga yazdı:
Mesela başörtüsü konusundan bahsetmişsiniz, seçime bırakılmıştır demişsiniz, ancak ayetler çok kesin konuşuyor bence;


1. Korintliler 11.Bölüm
http://incil.biz/kitap/1.+Korintliler/11
3 Ama şunu da bilmenizi isterim: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesihin başı da Tanrıdır.
4 Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.
5 Ama başı açık dua ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı tıraş edilmiş bir kadından farkı yoktur.


Burada özel yorum yok, yani ''bence küçük düşürür'' demiyor Pavlus, Kutsal Ruh ile konuşarak küçük düşürür dediğini düşünmeliyiz, çünkü İncil'in büyük bir bölümü bu şekilde yazılmıştır, her ayetin başında ''De ki, tanrı diyor ki'' yoktur.

Daha önce de ifade ettiğimiz üzere; aslında sizin "bence"lerinizin bir önemi yoktur. Siz öyle düşünüyor ya da hissediyor olabilirsiniz, bu sizin hristiyan inancı tarihi, yorumları, doktrinleri ve yorumlarına dair düşüncesel bakış açılarınızdaki eksiklik ya da yanlışlıklar sonucu olabilir. Tüm bunlar sizi ilgilendiren süreçlerdir. Bizim size anlattıklarımız hristiyan inancındaki tüm mezheplerdeki durumdur, hristiyan inancı bu şekildedir. Gerisi sizi ilgilendirir...

Burada hala daha size en başta verdiğimiz dipnottaki uyarıları dikkate almayarak kendi mantığınızla yorum yapmaya çalıştığınızı görüyoruz. Hristiyan metinlerine tarih boyunca nasıl yorum yapıldığını, nasıl yorum yapılması gerektiğini ve metinlerin ne şekilde anlaşılması gerektiğini en baştaki dipnotlardan itibaren anlattık. Onları tekrar okumanız sizin için faydalı olacaktır.

Size cevaben olarak değil, ancak İncil okuyan ve samimi bir şekilde gerçekten merak edenlere ek bilgi olarak ifade etmek isteriz ki ilk mesajlarımız ve dipnotlarımızda zaten yorum ve "Tanrı diyor ki" arasındaki farktan bahsetmiştik. Tanrı Sözü olarak Kutsal Ruh esiniyle yazılmış ve oluşmuş ve kabul edilmiş metinlerin her ikisini ve daha fazlasını da içerdiğini ifade etmiştik. Bunun için tullga isimli üyeye gönderdiğimiz ilk mesaj okunabilir.

tullga yazdı:

Bizler hangisinin yorum hangisinin hüküm olduğu konusunda görüş ayrılığı içinde olmayalım diye zaten bu ayetler verilmiş(2.Timoteyus 3:16, 2.Petrus 1:20-21, 1.Selanikliler 2:13, Vahiy 22:18).

6 Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün.
7 Erkek başını örtmemeli; o, Tanrının benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir.
8 Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı.
9 Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı.
10 Bu nedenle ve melekler uğruna kadının başı üzerinde yetkisi olmalıdır.
13 Siz kendiniz karar verin: Kadının açık başla Tanrıya dua etmesi uygun mu?

Buraya kadar çok kesin hükümlerde bulundu Pavlus, buradan sonra ''siz kendiniz karar verin'' diyerek sanki seçime bırakmış gibi görünüyor, ama burada daha çok günlük konuşma dilinde ''sen karar ver, sence mantıklı mı ?!'' gibi bir soru sormuş. Yani kadının başı açık dua etmesi uygun değil demek istiyor Pavlus.

Ne yazıkki tekrar tekrar ifade etmek zorundayız; sizin İncil metinleri üzerine bir yorum yapma yetkiniz yoktur, daha önceki paragraflarda belirttiğimiz üzere kavramları algılamanız bizim anlattığımızdan farklıdır, bizlerin yorum yöntemleri düz metin analizlerinden çok daha ötedir, tarih, coğrafya, antik diller grameri, kilise ve azizlerin yorumları da bunlara eklenmektedir. Dolayısıyla yaptığınız yorumlar ancak ve ancak sizi ilgilendirir, biz sadece hristiyan inancı doktrinlerini açıklıyoruz, yorumluyoruz ve ilgileniyoruz, bunun dışında kalan, kişisel görüşler ve yorumlar kişilerin kendilerini bağlar. Bu görüşlere dair bizim bir yorum yapma pozisyonumuz yoktur, bizim için anlamı da yoktur.

tullga yazdı:
14-15 Doğanın kendisi bile size erkeğin uzun saçlı olmasının kendisini küçük düşürdüğünü, kadının uzun saçlı olmasının ise kendisini yücelttiğini öğretmiyor mu? Çünkü saç kadına örtü olarak verilmiştir.
İşte burada da soru var, doğa size öğretmiyor mu diye soruyor ama sen öğretmiyor cevabını verebilirsin demiyor, Pavlus'a göre açıkça doğa öğretiyor ve kadın örtülü dua etmelidir.
16 Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrının kiliselerinin böyle bir alışkanlığı yoktur.

Nihayet açıklama yapılıyor burada, ''çekişmek isteyen bilsin ki'' diyor, tanrının kiliselerinde böyle bir alışkanlık yoktur diyor Pavlus. ''Bence yoktur'' demiyor, ''bence tanrının kiliselerinde alışkanlık yoktur'' demiyor, direk ''yoktur'' diyor.

Burada Pavlus ''benim özel yorumumdur, isteyen uysun isteyen uymasın'' demiyor. Kutsal Ruh işliyor ve vahyi iletiyor Pavlus Hristiyanlığa göre.

Aslında oradaki "alışkanlık" zaten "gelenek"tir. O dönemki kiliselerde böyle bir alışkanlık yoktur. Ancak dünya üzerindeki her yerde, her zaman diliminde, her kültürde her etik/ahlaki değer aynı değildir. Kiliseler de hristiyan inancı sağduyusunu da göz önüne alarak günümüzde de yorum yapmaktadırlar. Tabi yine ifade etmek zorunda kalıyoruz ki burada hristiyan olmayan ya da yorum konusunda ehil olmayan kişilerin "bence" şeklindeki yorumları kilise teologları ve cemaatler tarafından dikkate alınmazlar.

Size son olarak belirtmek isteriz ki İncil metinlerini önsözleri ile birlikte, aklınızda da imajinasyonlarla destekleyerek, tek bir bütün olarak okumanızdır. İncil yorumu ise yapmamanız sizin daha uygundur. Çünkü İncil bir düz metin değildir, roman değildir, antik diller grameri, tarih, coğrafya, yorum bilimi gibi bir çok bilimdalının hristiyanlık bilgileri ve sağduyusu ile desteklenerek incelenip, analiz edilebileceği ve daha sonrasında yorum yapılabileceği bir metindir.

Kendi kişisel yorumlarınızı yapmadan önce normal ve doğal şekilde her İncil mektubunu okumanız sizin için daha sağlıklı olacaktır.

Tutumunuzu bu şekilde değiştirmelisiniz.

- -
 #5.  ✍ 2011-07-04, 17:42





gabriel33
(İptal edilmiş üyelik (ban veya istek üzerine iptal))
- -

Özel yorum yoktur. Kişinin kendisinin yorumu yoktur. Ama ayetlerin kendi içinde yorumlanması olabilir. Bir ayet kendininden önceki ayeti yorumluyabilir. Bazı kurallar tavsiye niteliğindede olabilir. Ama özel yorum olduğu anlamına gelmez

- -
 #6.  ✍ 2011-07-04, 23:05





S A D M İ N
(☩Admin (FACEBOOK TWITTER))
- -

yazdı:
6 Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün.
7 Erkek başını örtmemeli; o, Tanrının benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir.
8 Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı.
9 Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı.
10 Bu nedenle ve melekler uğruna kadının başı üzerinde yetkisi olmalıdır.
13 Siz kendiniz karar verin: Kadının açık başla Tanrıya dua etmesi uygun mu?
Buraya kadar çok kesin hükümlerde bulundu Pavlus, buradan sonra ''siz kendiniz karar verin'' diyerek sanki seçime bırakmış gibi görünüyor, ama burada daha çok günlük konuşma dilinde ''sen karar ver, sence mantıklı mı ?!'' gibi bir soru sormuş. Yani kadının başı açık dua etmesi uygun değil demek istiyor Pavlus.

Bu cevabı tullga isimli üyeden ziyade samimi şekilde merak eden kişilere yönelik yazıyoruz;

Kırmızı renkli altı çizili cümlelerde görüleceği üzere pavlus burada opsiyon sunuyor. "eğer ...se, .... olsun/yapın" şeklinde.

Siyah renkli altı çizili cümlelerde görüleceği üzere tullga isimli üye Türkçe'de "dilek-şart kipi" olarak ifade edilen ilk cümle ve devamında belirtilenleri önce kesin hüküm olarak ifade ediyor, -ki bunun için dilbilgisinde emir kipi gereklidir, teolojik olarak da buyruk olması gerekir-, daha sonra ise duruma bağlı olarak topluluğa bırakılmış seçimden bahsediyor. Aslında burada soru sahibi tullga'nın kendi esas düşüncesini ayetlere yıkmaya çalışırken yaptığı zorlama ve hatalı yorum görülebilmektedir.

Gelelim Korintliler'deki duruma, İncil dışı tarihsel kaynaklardan da öğrenebilineceği üzere Yunanistan'ın bu bölgesinde, o zamanki çeşitli inançlarda "tapınak fahişeliği" mevcuttu ve tapınak fahişeleri ile normal ahlaklı kadınları ayırt etmek için hristiyan topluluklarında böyle bir uygulama yapılabilmekteydi. Ancak günümüzde o inançlar artık yok olmuştur, ancak yine de Ortadoğu'daki çeşitli bölgelerde başı açık kadınlara kötü gözlerle bakan müslümanlar bulunabilmektedir. Dolayısıyla kilise zaman, coğrafya, etik ahlaki değerler, kültürel durumlara göre bu tarz "gelenek"lere dair farklı yorumlarda bulunabilir. Bu bir çelişki değil, bir uyum sağlamadır, zamana/yere/ahlaki değerlere/kültürel durumlara göre "doğru olanı" yapma çabasıdır, her yerel kilisenin özerkliğidir.

- -
 #7.  ✍ 2011-07-05, 02:43





hiram
(Özel üye)
- -

Yönetim Notu: Forum Kuralları'nı okuyunuz.

- -
 #8.  ✍ 2011-07-05, 10:32





S A D M İ N
(☩Admin (FACEBOOK TWITTER))
- -

Artık bizler de kendilerini masum araştırmacı gibi gösteren, ancak forumumuzda amaçlarına ulaşamadıklarında hemen baskıcı, sert, antidemokratik... gibi ithamlarda bulunan, Kutsal Yazılar'ı hristiyanlardan öğrenmeyip Kutsal Yazılar'ı kendi kısıtlı bilgileri ve yorum yöntemleri ile yargılamaya çalışan ancak yaptıkları çarpıtmalar ortaya çıktığında hatasını kabul etmek yerine bizleri antidemokratik olmakla suçlayıp kötülemeye geçen, daha sonrasında da foruma gelmeyeceğini ifade eden kişilerden sıkıldık.

Forum Kuralları'nı açıkça belirtiyoruz, hristiyan inancı öğretilerini kıvırmadan direkt bir şekilde açıklıyoruz, kimsenin sosyal PR'ına da bakmıyoruz. Eğer hristiyan forumuna gelip soru soruyorsanız, size hatalarınız gösterildiğinde, çarpıtmalarınız gösterildiğinde, uyarı verildiğinde bunu dikkate almalısınız.

Ancak karşınızdaki insanları da aptal zannetmeyiniz, aptal yerine koymayınız. Göz göre göre hristiyan forumuna gelip, hristiyanların kendi kutsal kitaplarının ayetlerini çarpıtmanıza göz yumamayız.

Daha önce de ifade ettik, sizin "bence" şeklindeki görüşlerinizin bir önemi bulunmamaktadır. Sitemiz yalnızca samimi olarak, hristiyan inancını hristiyanlardan "öğrenmeye çalışanlar"a gönüllü şekilde yardımcı olmaya çalışan bir yapıdadır.

Soru sorup kendi esas amacına göre konuyu şekillendirmeye, ayetleri çarpıtmaya çalışanların mesajları bizim için bir önem taşımamaktadır.

- -
 #9.  ✍ 2011-07-05, 12:00





S A D M İ N
(☩Admin (FACEBOOK TWITTER))
- -

yazdı:
Hristiyanlığın kendine has bir vahiy sistemi vardır. Bir insanın tanrıdan vahiy aldığına inanıp ona güvenirsen, onun sözlerinin tanrı sözü olduğuna güvenirsen, artık bu tip şeyleri sormazsın onun takipçisi olursun.

Müslümanlar Muhammed'e inanıyor, Muhammed'in sözlerini tanrı vahyi olarak kabul ediyorlar. Muhammed şöyle deseydi ''Benim seçtiği havariler benim öğretimi yazacaklar ve korunaklı bir şekilde aktaracaklar'' o zaman Müslümanlar inanmayı bırakacaklar mıydı ? Zaten sen bir kere inanmışsın, tanrı vahyi kabul etmişsin Muhammed'i, tanrının yöntemini mi sorgulayacaksın ?

İşte Müslümanların hatası burada empati yapamıyorlar.

Muhammed'e vahiy geldiğine inanıyorsan, Hristiyanlar'da Pavlus'a geldiğine inanıyor, seninkini doğru yapan nedir, Pavlus'un neyi eksik :) ?

28-06-2011 tarihinde bir başka üyeye tullga isimli üye tarafından gönderilen mesajda aslında Hristiyanlık'ın kendine has bir vahiy öğretisine sahip olduğunun tullga tarafından bilindiği açıktır.

http://www.hris...lar-t8385.html

- -
 #10.  ✍ 2011-07-09, 02:49

















ÜYE DEĞİLSENİZ, HEMEN ÜYE OLUN!

Kullanıcı adı:


Şifre:


Şifre (tekrar):


Email adresiniz:
(Forum sistemi size bir hoşgeldiniz emaili gönderecektir. Eğer geçersiz bir email kullanırsanız, üyeliğiniz bir süre sonra kendiliğinden askıya alınacaktır. Lütfen "@hotmail.com" email adreslerini kayıtta kullanmayınız)


Email adresiniz (tekrar):



 
ÜYE İSENİZ, GİRİŞ YAPINIZ:

Kullanıcı adınız:


Şifreniz:



Şifrenizi mi unuttunuz?


SİTE İÇİ ARAMA MOTORU

Hristiyanlık hakkında merak ettiğiniz şeyi aşağıdaki kutucuğa yazarak sitemiz içinde arayın!







Tevrat, Zebur, İncil (hristiyan kutsal kitapları) içinde kelime arama

Tevrat & Zebur İncil


Benzer konular:
hristiyan.net: Hristiyanlık nedir? Hristiyan kime denir? Hıristiyanlık inancı nasıldır?
hristiyanolmak.com: Nasıl Hristiyan olunur?Hristiyan olmak istiyorum diyenler neleri yapmalılar?
incil.biz: İncil nedir? Kaç tane İncil vardır? İncil'de neler yazar?
rabisamesih.net: İsa Mesih kimdir? İsa Mesih, Tanrı mı, insan mı, yoksa her ikisi de mi? İsa Mesih neler anlattı?
hristiyangazete.com: Türkçe, İngilizce, Yunanca - Hristiyan ve Hristiyan olmayan - Türkiye ve dünyadan haberler, basın özetleri takibi ve günlük email bültenlerine abonelik...
v B u l l e t i n ® J e l s o f t - E n t e r p r i s e s L t d . - Copyright ©2000 - 2017,