BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin konusu
1382 kez okundu,
2 kez cevaplandı. En son mesaj
Sidalyaren tarafından gönderildi.
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.

16-02-08, 14:39
sonsuzdiren
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin
Bu hafta Doğu Anadolu'nun "Paris"ine yani Malatya'ya gidiyoruz. Beydağı'nın eteklerindeki Malatya, gelişmiş sanayisi ve modern dokusuyla makûs talihini yenmiş kentlerimizin başında gelir. Malatya yüzlerce yıl boyunca farklı din, mezhep ve milliyetlerden insanın bir arada barış içinde yaşadığı bir kent olarak da öne çıkar. Türkü, Kürt'ü, Alevisi, Sünnisi, Ermenisi, Süryanisi burada barış içinde yaşamaktadır, ancak geçtiğimiz yıl üç misyonerin öldürülmesiyle gözler Malatya'ya çevrildi. Şimdi sizi Malatya'nın geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarmak ve farklı yönlerini anlatmak istiyorum. Malatya'nın ilk kurulduğu yerin, Orduzu mevkiindeki MÖ 8000 yılına tarihlenen Arslantepe höyüğü olduğu kabul edilir. Bir kent devleti olan Arslan-tepe'ye Hititler tarafından Luwi dilinde bal ve meyve bahçesi anlamına gelen Maldia adı verilmişti. Strabon, Malatya'da her tarafın meyve ağaçlarıyla kaplı olduğunu anlatır. Şimdi de durum farklı değildir. Malatya'nın simgesi olan kayısı ağaçları her tarafı kaplar ve Türkiye'deki kayısı üretiminin büyük bölümü Malatya'da gerçekleştirilir.
YERİ ÜÇ KEZ DEĞİŞTİ ADI DEĞİŞMEDİ
Hititlerden sonra Asur, Urartu, Med ve Pers egemenliğine giren kent Roma İmparatoru Titus döneminde (MS 79-81) Aslantepe'nin 4 km. kuzeyinde bulunan ve günümüzde Battalgazi (Eski Malatya) olarak adlandırılan yere taşınmış. Bizans, Arap ve yerel beyliklerce yönetilen kent, Türklerce Daniş-mentliler tarafından fethedilmiş. Anadolu Selçukluları döneminde zaman zaman geçici başkentlik de yapan kent 1235'te Moğollar tarafından işgal edildiğinde büyük ölçüde tahrip edilmiş. 1517 yılında da Osmanlı topraklarına katılmış.
Malatya, günümüzdeki yerine 1838'de taşınmaya başlamış. O yıl Mısır'a sefere hazırlanan Hafız Mehmet Paşa, ordugâhını Eski Malatya'ya kurunca halk Aspuzu'ndaki yazlık bağ evlerine taşınmış. Ordu kışı da burada geçirince Malatya halkı eski evlerine bir daha geri dönmemiş. Böylece Malatya'nın adı değişmeden yeri üçüncü kez değişmiş. Modern Malatya yeni bir yerleşim olduğu için tarihi yapı yoktur, halk arasında "Aşağı Seher" olarak adlandırılan Battalga-zi'deki (Eski Malatya) Ulu Cami ve Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı görülmeye değer yerlerdir.
Malatya'da artık iyice küçülmüş olan Süryani ve Ermeni Cemaatleri de varlığını sürdürmektedir. Ancak kentte ibadete açık bir kilise yoktur. Yalnızca Hrant Dink'in de doğduğu semt olan Çavuşoğlu Mahallesi'nde yıllar önce terk edilmiş Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi bulunmaktadır. Halk arasında Taşhoran Kilisesi olarak adlandırılan yapı büyük oranda sağlamdır, kubbesinin 1980'li yıllarda yıkıldığı bilinir. Birkaç yıl öncesine kadar kilisenin içine girilebiliyordu, şimdi tüm kapı ve pencereleri örülerek kapatılmıştır.
Malatya'ya birkaç kilometre uzaklıktaki Çamurlu köyünde de geçmişi çok eskilere uzanan bir manastır kalıntısı vardır. Köyün eski adı da Ermenice'de manastır anlamına gelen Venk'tir. Manastırın önce Süryaniler, daha sonra da Ermenilerce kullanıldığı kabul edilir. Küçük bir tepenin üstüne inşa edilen manastırdan günümüze yalnızca kilisesi ulaşmıştır, tepenin eteklerinde de çeşitli yapılarının temelleri görülür. Manastırın ilk olarak Süryanilerce 969'da sonra 3.yy'da Romalılarca
Hıristiyan oldukları için öldürülen Aziz Sarkis ve Bakus'un anısına inşa edildiği sanılır. Dikdörtgen planlı yapının üst örtüsü de sağlamdır. Kilisede herhangi bir yazıt ya da süsleme yoktur. Kilisenin içi ve çevresi definecilerce kazılarak delik deşik edilmiştir.
CERCİS PEYGAMBER İÇİN TÜRBE YAPILDI
i3.yy'ın sonuna dek Süryanilerin elinde kaldığı kabul edilen manastır ıö.yy'ın başında Ermenilerce yeniden inşa edilmiştir. Günümüze ulaşan kilisede büyük olasılıkla bu dönemden kalmadır. 20.yy başında da işlevini sürdüren Surp Kirkor Lusavoriç Manastırı günümüzde terk edilmiştir, ancak yılın belli günlerinde Malatyalı Süryani ve Ermenilerce ziyaret edilmektedir. Manastır Müslümanlarca ziyaret edilmektedir, üstelik kilisenin önünde Cercis Peygamber'in mezarının bulunduğuna inanılır. 2001'de kilisenin giriş kapısının yanındaki mezar taşının çevresi taşlarla örülmüş, üstü de sacdan bir kubbeyle kapatılmıştı. 2007'de gittiğimde bunun yerinde betondan yapılmış küçük bir bina gördüm, binanın içinde yeşil bir kumaşla örtülmüş bir mezar yeri de vardı ve burası bir türbeye dönüşmüştü, (bu mezar taşı eskiden duvara dayalı olarak duruyordu) Sac kubbe ise tepeden aşağılara yuvarlanmıştı. Burası yörede çok bilinen bir ziyarettir. Çocukları olmayanlar buraya gelip adak adar ve doğan çocukları erkek olursa adını Cercis koyarlar.
SÜRYANİ PATRİKLİĞİ ORTAÇAĞ'DA BURADAYDI
Malatya çevresindeki en ünlü Süryani Manastırı ise Ortaçağ'da Süryani Patrikliği'ne de ev sahipliği yapmış olan Mor Barsavmo'dur. Günümüzde neredeyse unutulan ve hiçbir yerde adı geçmeyen Mor Barsavmo Manastırı Pötürge'nin Uzuntaş (Peraş) köyü yakınlarındadır. Yöre halkınca Dilbersen ya da Peraş Kalesi olarak adlandırılan manastır şimdi birkaç duvarı kalmış bir yıkıntı durumundadır.
İlk olarak 5.yy'da inşa edildiği sanılan manastırın önemi Süryaniler Bizanslılarca Malatya'ya yerleştirilince artmıştır. 985 yılında Mor Barsavmo Manastırına taşınan Süryani Ortodoks Patrikliği 1293 yılında Deyrulzafaran'a taşınana kadar burada kalmıştır. Bu dönemde Süryanilerin dini merkezi olduğu kadar, bir eğitim ve kültür merkezi durumuna da gelen manastırda Süryani tarihinin en önemli eserleri üretilmiştir. Mihayel Rabo'nun 1193 yılına kadarki kilise ve dünyevi olayları anlatan dört ciltlik "Dünya Tarihi" ve Abû'l Farac'ın "Tarih"i burada yazıldığı bilinen ünlü eserlerdir.
Manastırda korunan Mor (Aziz) Barsavmo'nun röliklerinin mucizevi özellikleri olduğuna inanılı-yormuş. Süryani tarihçi Abû'l Farac, 1134 yılında çekirge istilasını önlemek için Mor Barsavmo'nun sağ kolunun bulunduğu tabutun Urfa'ya gönderildiğini ve tabutun mucizesi sonucunda çekirgelerin Urfa'ya uğramadan çekip gittiklerini anlatır.
Manastırda yetişmiş en ünlü Süryani Patriği ise Mihayel Rabo'dur. (1126-1199), Patriğin dönemin devlet adamlarıyla dostluklar kurduğu ve Selçuklu Sultanı 2.Kılıçarslan ile üç kez görüştüğü bilinir. Bu görüşmelerin ilki 25 Ekim 1177 günü Selçuklular Malatya'yı Danişmentierden alınca gerçekleşmiştir. 2.Kılıçarslan, İslam geleneklerine aykırı olmasına rağmen kendisini ziyarete gelen Rabo'yu elinde İncil'i ve haçıyla huzuruna kabul etmiştir. Patrikle dini ve felsefi konularda konuşan Kılıçarslan, görüşmeler sırasında Kerimeddin adlı bir filozofu da yanında bulundururmuş. Kılıçarslan bu tavrı nedeniyle İslami çevrelerde eleştirilmiş, hatta dinsizlikle suçlanmış. Bu dostluktan Süryani kaynaklarında da, Türk kaynaklarında da sıkça söz edilir. Süryaniler, Bizans'ın monofizitliğe karşı mücadele adı altında Rumlaştırma, Ortodokslaştırma ve kiliselerini ortadan kaldırma çabalarına ve baskılarına karşı, kendilerine dini özgürlük sağlayan Türklerin yanında yer almıştır. Kuşkusuz bu tavrın Anadolu'nun fethinde de büyük rol oynadığını kabul etmek gerekir. Rabo şöyle der: "Türklerin kutsal törenler hakkında herhangi bir fikirleri yoktur(...) Rumların aksine kişilerin inançlarını sorgulama adetleri olmadığı gibi, bu sebeple kimseyi de cezalandırmazlar."
NEREDEN NEREYE?
İnsanın nereden nereye gelmişiz diyesi geliyor. Rabo bu satırları 800 yıl önce yazmış, anlaşılan ileriye değil geriye gitmişiz. Yoksa üç misyonerin hunharca öldürülmesinin başka bir açıklaması olabilir mi? Kılıçarslan 1181 yılında patriğe yazdığı bir mektupta da şöyle demiş: "Büyük Sultan Kılıçars-lan'dan Saltanatımızın dostu ve Mor Barsavmo Manastırında oturan ve zaferlerimizden memnun kalan Patriğe. Bu devirde Allah'ın kendi dualarıyla devletimizi tebcil ettiğini biliyoruz. Bütün bu zaferleri Allah sizin dualarınız sayenizde bize nasip etmiştir. "Patrik ve Sultan'ın dostluğu, manastırın da en parlak dönemi yaşamasını sağlamıştır. 13. ve i4.yy'da uğradığı saldırılar nedeniyle gerilediği bilinen manastırın büyük olasılıkla 17.57 başında terk edildiği sanılır. Pötürge ilçesinin adını da, bu manastıra yakınlığı nedeniyle aldığını sanıyorum. Zaten Pötürge Kürtçe'de (Puturgah) Haçlıyeri anlamına gelmektedir.
nasıl gidilir?
MALATYA'ya kara ya da havayoluyla ulaşmak son derece kolaydır. Çamurlu (Venk) köyüne gitmek için Elazığ yolu üzerinde inip, 1-2 km yürümek gerekir. Pötürge'nin Tepehan Bucağı Uzuntaş köyündeki Mor Barsavmo Manastırına ulaşmak için ise özel araç şarttır. Yazılarımda yöre halkının kullandığı adları da veriyorum, yol sorarken buna dikkat etmek gerekir.
ERSOY SOYDAN
http://www.birgun.net/bolum-72-haber-59092.html
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin

İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın bir armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.
Efesliler 2:8-9 
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin

26-12-08, 01:23
muho444
öncelikle bir malatyalı olarak bu yazı ve güzel anlatım için çok teşekkür ederim benimde Hrant Dink'in doğduğu mahallede çocukluğum geçti ve ordaki kiliseyede giderdik tabi çocuktuk o zaman kilise bize çok ilgi çekici gelirdi içinede girmiştik fakat bugün girmenin imkanı yoktur pencereler kapı açık olan her yeri ördüler tamamen kapalı ama sapasağlam ayakta duruyo tabiki malatya yaşanan yayın evi cinayetleri bizide üzdü bizde istemezdik böyle bir olayla malatya isminin anılmasını, aslında insanların barış içinde yaşayabileceği bir şehir fakat bu olaylar malatyanın prestijini çok sarstı, biz hrant dink cinayetinede üzüldük hatta arkadaşlarla hala onun yazılarını konuşuruz çocukluğunun geçtiği yeri anlatan yazıları okuruz çünkü ortak yönümüz onunla aynı mahallede büyüdük aynı şehirde doğduk ortak şeyler yaşadık onunla aynı duyguları paylaşmak için ermeni yada
hıristiyan olmak gerekmiyor arkadaşlarımın hepsi müslüman ama yinede aynı duyguları yaşayıp üzüldüler bu olaya, arkadaşlarımla gurur duyuyorum bazıları gibi bu cinayetleri desteklemiyolar ve malatyadaki insanların büyük çoğunluğu olaylara tabikide çok karşı ama işte malatya isminin geçmesi pek güzel olmadı keşke olmasaydı diyorum tşkrler
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin

26-12-08, 04:41
Sidalyaren
Selamlar Baba Memleketimdir Malatya,buyasa kadar 2 kere gitme firsatim oldu ve oralara inanilmaz hayran kaldim..
Ve arkadasin dedigi gibi Malatya insani sicak insanlardir,Malatyadaki cinayet zamani bende büyük annemin yanindaydim Malatyada yani ve oranin insani okadar üzülmüstüki bu olaya,Malatyanin ismi kirlenecek diye cok korkmuslardi..Zaten sonradan o cinayeti isleyenlerin Malatyali olmadiklari ortaya cikti..Malatya ve köylerinde farkli kültürün insanlari duydugum kadari ile, bir arada uzun seneler yasamis ve bir sorunla karsilasmamislar..Ama bazi isbirlikci ve para ile dinci olan kisiler yüzünden,kiskirtmalar basliyor ve sonu cok aci olaylarla son buluyor..
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin
BEREKETLİ TOPRAKLAR: Malatya; bulunmaz eşin konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.