Fırat Çölgeçen
Başlangıç Tarihi
Orijinal anlamı
Metinlerin orijinal anlamına bakarken; neden kaleme alındıklarını ve hangi mesajı içerdiklerini sorgulamak durumundayız. Burada genel bir teolojik düşünce söz konusudur aslında. Yani insan Aden bahçesinden isyanı nedeniyle çıkmak zorunda kalmıştır. İnsan, cenneti kaybetmiştir. Diğer taraftan Tanrı, ona Kenan diyarını vaat etmiştir. Yani kayıbın bulunması... İsrail'i de isyanın getirdiği kölelikten özgürlüğe kavuşturmuş ve vaat edilen topraklara yönlendirmiştir ( Yaratılış 2:4, 3:24 ).
Mısır'ı terk edip Kenan'a gidiş gerçeğinde İsrail'in Adem gibi isyan edip cenneti kaybetmemesi ve vaat edilen cennete ulaşması için Tanrı'ya ve peygamberlerine itaatle devam etmesi gerekmektedir. İşte Adem'in Aden'den kovulma öyküsü bu nedenle dile gelmektedir. Yani aksi takdirde, İsrail itaat etmezse; Kenan'a ulaşamayacaktır.
Musa'nın böylesi öyküleri ruhsal esinle kaleme almasının nedeni budur. İsrail'i Tanrı'ya itaatle vaat edilen topraklara götürmek. Bu anlatımı, bahçe-itaat ve sonuçları şeklinde aslında üç cümlede özetlememiz mümkündür.
BAHÇE
Aden bahçesinin tanımını, nerede olduğunu özellikle ( 2:10-11 ) ayetleri arasında görürüz. Orada tek bir nehirden doğan dört nehrin olduğu bölge olarak ifade edilen bir diyardan bahsediliyor. Yani daha kısacasu, buradaki tarifleri harita üzerinde incelersek tarif edilen Aden bahçasinin küçük bir diyar olmadığını Dicle ve Fırat nehrinden bugünkü Suveyş kanalına kadar uzanan geniş bir coğrafyayı içerdiğini görürüz. Mezopatomya dilinde söylenşi ile Aden, düz alan anlamına geliyor. İbranicesi ise, hoş, zevk alınan bir diyar anlamına geliyor. Aden, adeta, bereketli hilal denilen bir bölge olarak karşımıza çıkıyor ( 2:10-13 ve 15:18). Bu yerin kutsal karakterinden bahsediliyor. Aslında Aden ile Tabernacle yani tapınma çadırı ile bir anlatım birliğini görüyoruz.
Çadırda Tanrı, halkının arasında oturuyor ve halk, Tanrı'ya el açıyor; Tanrısal bereketi alıyordu.
Yaratılış 3:8'de Tanrı'nın yürüdüğünü görüyoruz. Lev. 26:12'de bunun yansımasını görüyoruz. Yaratılış 2:9'da yaşam ağacından bahsediliyor. Menora'da bunun yansımasını görüyoruz. Sonra Yaratılış 2:12'de hem altın hem onix'den bahsedildiğini görüyoruz. Bunun yansıması yine Çık. 25:40'da karşımıza çıkıyor. Yaratılış 3:24'de Kerubimlerden bahsediliyor. Çık. 25:18; 37:9'da da Kerubimlerden bahsediliyor. Yaratılış 3:24'de doğu girişini görüyoruz. Çık. 27:13'de bu konuyla karşılaşıyoruz. Yaratılış 2:15'de Tanrı hizmetini görüyoruz ki; aynı şekilde Sayılar 3:7-8; 8:26'da da bunu görüyoruz. Yaratılış 2:1-3'de dünyanın düzene sokuluşu altı gün olduğu söyleniyor. Çıkış'ta 24:16'da, Musa'nın dağda aynı gün kaldığını görüyoruz.
Bütün bu karşılaştırmalarda, ilk yaratılış öyküsü ile İsrail'in kutsal yeri arasında büyük tarif ortaklığı olduğuınu görüyoruz. Yani tekrar etmek gerekirse; Musa'nın kaleme aldığı bütün bu anlatımların yegane nedeni Mısır'dan çıkmış halkın Kenan'a, vaat edilen topraklara gidişinde Tanrı'yı tanıyarak, Tanrı'nın aralarında olduğunun bilincinde, itaatle ve ibadetle gitmesi ve de Tanrı önünde kutsal kavramını algılayarak devam etmesi. Adem gibi sunulan Aden lütfunu isyan nedeni ile kaybetmemesidir.
Bahçe kutsaldır; çadır da kutsaldır.Çadırla kast edilen aslında Tanrı'ya yakın olmaktır. Aynı şekilde Kenan'da olmak da, Tanrı'ya yakın olmaktır. Aden'de olmak da, Tanrı'ya yakın olmaktır.
Aslında Tanrı, daha başından beri, Tanrı için harikulede bir cennet arzulamış ve onu insanına lütfetmişti. Ama o, itaatsizliği, lütfu anlama eksikliği nedeniyle bu müthiş lütfu yitirdi. Tanrı'ya itaatte başarısız olan insanını bırakmayı düşünmeyen Tanrı, insanı ile antlaşma yaparak yepyeni bir cennete, vaat edilen topraklara yönlendiriyordu. Hatta bu mekan öylesine kutsal ve güzel bir mekandı ki; Süleyman bile bu mekan üzerine muhteşem bir tapınak kuracaktı. Bahçe, yani Aden ile Kenan arasındaki büyük bir tanım birliğini ortaya koyduktan sonra Musa,bu noktada itaat, bağlılık, adanmışlığın önemini vurgulamıştır.
BAĞLILIK
Bu bölümler içindeki anlatımlarda Aden'den ve Kenan'dan bahsedildiğini görüyoruz. Aden'in artık ne için ele alındığını görüyoruz. Aden, bağlılık motivasyonu için bir örnek olması anlamında Musa tarafından ilahi vahiyle ele alınmıştır. Yaratılış 2:16-17'ye bakın. Diğer taraftaki Kenan diyarındaki bağlılığın ortaya konulduğunu görüyoruz. Eğer Kenan diyarına ulaşılması isteniyorsa; eğer Tanrı'nın sunduğu bu cennetin kaybedilmemesi isteniyorsa; o zaman halkın, Tanrı'ya tam bir bağlılık ve itaatle devam etmesi gerektiği sürekli olarak vurgulanmak isteniyor.
Yasa'nın Tekrarı 8:1 ve 8:2, aynı zamanda 8:10-20'ye bakınız.
Aden ve Havva örneğinde olduğu gibi; eğer İsrail, Tanrı'ya itaat etmeyecek, Tanrı'yı dinlemeyecek idiyse; o zaman gerçekten Adem'le Havva'nın başına gelenler, onların başına gelecekti. Kısacası Adem ile Havva'nın öyküsünün anlatımı ile Yaratılış 2:4, 3:24 arasında verilmek istenilen İsrail'in Tanrı'ya bağlılığı kavramını tam öğrenmesiydi.
Sonuçları:
Adem ve Havva'nın davranışları, üç gerçekle karşılaşmalarına neden oldu.
Ölüm ( Yar. 2:17 ) İsrail'de çölde ölümü tadabilirdi ( Sa. 26:65 )
Acı ( Yar. 3:16 ) Yasa'nın Tekrarı 11:10-12
Atılma ( Yar. 3:22 ) Vah. 2:7
Adem, yolun kapanmasına; Musa, bir anlamda, yolun açılmasına yol açmıştı ( Yasa Tek. 30:19,20 ).
Aslında bir diğer ifade ile;
Adem'in yaşama gelişi ile İsail'in yaşama gelişi arasında bir bağ kurmamız; yine 2:4, 3:24 arasında mümkündür. İnsan, ıssız bir evren içinden Aden'e konmuştur. İsrail'de ıssız bir çölden Kenan'a konmak istenmektedir. Aslında bütün bunlar, gelecekte esas yaşam olacak olan Mesih için bir öngörüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Vaat edilen toprakların, Tanrı'nın sunumunun ne kadar harika olduğu İsrail'e tekrar tekrar Musa tarafından hatırlatıp duruluyor.
Rab'bin sevgi ve ışığının sarmalında kalınız.
Dünyayı kazansan neye yarar ?