Fırat Çölgeçen
Başlangıç Tarihi
Şiddet dünyası ( Yaratılış 4:1- 6:8 )
Dünyaya baktığımız zaman; her tarafta bir ızdırap, bir eziyet görüyoruz. İnsanlar, hem kendilerine, hem birbirlerine, hem de çevrelerine çok zarar veriyorlar. İnsanların bu şiddete yönelik hareketlerini, aslında küçük yaşlarında bile görmemiz mümkündür. Örneğin, bazı çocukların, bazı küçük hayvanlara zarar vermek istemeleri, kıskanarak arkadaş ya da kardeşlerine zarar vermeleri de; buna güzel bir örnektir. Bütün bunların dışında; savaşlar, öldürmeler, inanılmaz cinayetler, hep tüylerimizi diken diken eder. Üstüne üstlük bütün bunlara bir de, doğal afetler ve bu afetlerin getirdiği ıstıraplar eklenir. Ama özellikle konumuz dünyanın acılarına genel anlamda dikkatimizi toplamaktan ziyade, şiddet konusuna dikkatimizi vermektir.
Literal yapı
Musa'nın Yaratılış 4:1-6 ile 6-8 arasında, özellikle İsrail halkına bu tabloyu insanın , samimiyetle Tanrı'ya itaat etmeyen insanın şiddete ne denli eğilimli olduğunu göstermek amacı ile kaleme almıştır. Bu bölümü, kendi içinde, ikiye ayırabiliriz. Aslında bu, doğal olarak da öyle olmaktadır.
Bu bölümler şunlardır:
1. Erken dönem şiddet ve insana sunulan umut ( 4:1 - 5:32 )
2. Daha geç dönem şiddet ve insana sunulan umut ( 6:1-8 )
1. Erken dönem şiddet ve insana sunulan umut ( 4:1 - 5:32 ) : Musa, bu konuyu irdelemek için her iki bölümde de, aslında, birbirine paralel iki öykü ve iki soydan bahsetmektedir. Şimdi öncelikle erken dönem şiddet ve insana sunulan umut bölümündeki bu paralel anlatımlara bakalım: Yaratılış kitabı 4:1-16'da bir öykü anlatılmaktadır ve sonra 4:25,26'da, bir başka öykü, aynı konuyu irdelemek için bir paralel öykü olarak sunulmaktadır. Anlatımda iki ayrı soyun ele alınması da; iki ayrı paralel soy örneklemesi ile yine anlatılmak istenileni irdelemek maksatlıdır. Bu soy anlatımları da, Yaratılış 4:17-24 ve 5:1-32'de geçmektedir.
1. Öykü : Burada Musa, Kain'in günahını anlatmakla başlamaktadır. Bu öykü, Yaratılış 4:1-16 arasında yer almaktadır. Öykü, adeta beş basamaktan oluşmaktadır: a- Kardeşlerin birlikteliklerinden bahsedilmektedir. b- Sunular arsındaki fark dile getirilmektedir. c- Reddediliş, Kain'i kardeşini öldürmeye iter. d- Lanetle birlikte bir yandan da; Tanrı koruması başlar. e- Kain, yapayalnız kalır.
2. Öykü : Bu öyküde ise Musa'nın Şit'in doğruluğunu anlatmakta olduğunu görürüz. İkinci öykü ise 4:25, 26 arasında geçiyor. Şit'in doğruluğunu görüyoruz. Burada da, yine öykünün basamak basamak gelişimini görmemiz mümkündür. a- Havva'nın Şit'i doğurması. b- Şit'in oğlu Enoş'un doğması. c- Ailenin karakteri ( Tanrı'ya yakaran olmaları ). Anlatılan bu iki öykü arasında bir paralellik söz konusudur. Kain'in kötülüğü ve sonunda yalnız kalması ve de Habil'in iyiliği ve sonunda soyunun sürmesi anlatımları paralel bir görünüm oluşturmaktadır. Buradan soy anlatımlarındaki paralelliği görmeye geçebiliriz.
1. Soy üzerine anlatım : Bu anlatım, Yaratılış 4:17-24'de geçmektedir. Bu bölümde günahlı olan Kain'in soyunun da, aynı şekilde, günah içinde devam ettiği vurgulanmaktadır. İlk örnek 4:17-24'de geçiyor. Kain'in günahlı olarak ürettiği soyundan bahsediliyor.
2. Soy üzerine anlatım: İkinci soy ise, Şit'in soyu olarak ne denli doğru bir soy olarak geliştiğini görüyoruz ( 5:1-32 ). Her iki soy anlatımında da; Hanok ve iki ayrı Hanok ve Lamek'in isminden iki kez bahsedildiğini görüyoruz. Aslında burada, iki ayrı Hanok ve iki ayrı Lamek'den bahsedildiğini, ancak, dikkatli bir okuyuştan sonra görebiliyoruz. Yaratılış kitabı 4:17'de, Kain soyundan olan Hanok'u okuyoruz. Yaratılış 5:21-23'deki Mahalel'in oğlu Hanok'tan bahsediliyor. Kayin'in oğlu Hanok, kötü bir soy oluştururken; Mahalel'in oğlu Hanok'un Tanrı'ya bağlı bir yaşam sürüp Tanrı'ya gittiği söyleniyor. Yine Kain soyu anlatılırken; Metuşael oğlu Lamek'den bahsedilirken ki; bu kişi de, yine Kain soyu olarak kötü bir örnek olarak veriliyor. Diğer tarafta Metuşelah oğlu Lamek'den bahsediliyor ki; bu, Habil'in yerine Havva'ya bağışlanmış olan ve bu nedenle Şit adını alan Tanrı'ya itaat eden soyun temsilciliğini yapıyor ve de Nuh'un babası oluyor. Buradaki bu paralel anlatımında, aslında harika bir biçimde amaçlı olarak; yani İsrail'e ve tabi sonra da bize çok önemli bir mesaj vermeyi amaçlamak için yazıldığını görüyoruz. Burada Kain soyundan gelen Hanok ve Lamek'in sonlarının, aslında Kain gibi mahvolmak, yalnız kalmak, itilmek şeklinde olduğu vurgulanıyor. Oysa Şit'in soyundan gelen Hanok ve Lamek'in ise; bereketler içinde soy sürdürdüklerini ve hatta Tanrı'nın kurtarışının Nuh'ta gelmesine aynı soy üzerinde yol açıldığını görüyoruz.
YHVH, sizi lütfu ile korusun.
Dünyayı kazansan neye yarar ?