| Evanjelique |
|
Kaynak: Sabah Gazetesi Yazar: Emre Aköz 10/02/2009 Yahudilerle ilgili ilginç bir soru [font="]Geçen gün Cumhuriyet döneminde Yahudilere karşı iki büyük hamle yapıldığı belirtmiştim: Bunlardan ilki 1934 Trakya Olayları, ikincisi de 1942/43 Varlık Vergisi'ydi. Ve şöyle bir saptama yapmıştık: İki kampanya da devlet kökenlidir. Yani vatandaştan değil, devletten kaynaklanmıştır. İkinci saptamamıza geçmeden önce, tarihçi Ayşe Hür'ün ( Rıfat Bali'nin çalışmalarından da yararlanarak) Taraf gazetesinde (8 Şubat) yaptığı uzun döküme kısaca değinmek isterim: 2 Mart 1923: Dr. Rıza Nur, Türkiye'nin Lozan Barış Görüşmeleri'nde izlediği politikayı Meclis'teki gizli celsede anlatırken şöyle demişti: ''Azınlıklar kalmayacaktır. Yalnız Istanbul müstesna olmak üzere (Peki Ermenler? nidaları) Fakat arkadaşlar, kaç Ermeni vardır? İstanbulda otuz bin Yahudi vardır.Şimdiye kadar sorun çıkarmayan insanlardır.(Gürültüler) Museviler malum,nereye çekilirse oraya giderler.Tabii;olmasalard ı daha iyi olurdu derim...'' Haziran 1923: Yahudi, Rum ve Ermeni memurlar işlerinden çıkartılarak yerlerine Müslümanlar alınmaya başladı. Yahudilerin ve diğer azınlıkların Anadolu'da serbestçe dolaşımları kısıtlandı. 4 Mayıs 1924: Mustafa Kemal Atatürk, New York Herald gazetesine şu beyanatı verdi: ''Hilafetle beraber Türkiye'de mevcut olan Ortodoks ve Ermeni kiliseleri patrikhaneleri ile Musevi hahamhanelerinin ortadan kalkması lazımdır...'' İsmet Paşa ise Türk Ocağı temsilcilerine yaptığı konuşmada ''Vazifemiz Türk vatanı içinde bulunanları mutlaka Türk yapmaktır.Türklere ve Türklüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız'' dedi. 13 Ocak 1928: Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti, ''Vatandaş Türkçe Konuş!'' sloganıyla azınlıkları Türkçe konuşmaya mecbur eden kampanya başlattı. Uyarılara uymayanlar tehdit edildi, dövüldü, yargılandı. Yahudi okullarının da önemli bölümü kapandı. Eylül 1929: Defterdarlık, Yahudi okullarını, Or Ahayim Hastanesi'ni, Ortaköy Yetimhanesi'ni ve sinagogları ticari müessese sayarak bunlara yapılan bağışları ve intikalleri vergilendirmeye karar verdi. Kasım 1932: İzmirli her Yahudi'ye Türk kültürünü benimsemeye ve Türk diliyle konuşmaya söz veren birer taahhütname imzalatıldı. İzmir Yahudilerini Bursa, Kırklareli, Edirne, Adana, Diyarbakır, Ankara Yahudileri izledi. Ağustos 1938: Anadolu Ajansı'nda çalışan 26 Musevi personelin işine son verildi. Gazete ve dergilerde azınlıkları ve özel olarak da Yahudileri ülkenin çektiği sıkıntıların sorumlusu gösteren yazı ve karikatürlerde patlama oldu. İkinci saptamamız şöyle: Devletin, daha Cumhuriyet dahi kurulmadan başlayan, bütün Atatürk döneminde devam eden Yahudi karşıtı tavrına, okumuş yazmış orta ve üst sınıflar hevesle katılmıştır. O halde soralım: Tarihi gerçekler böyle olduğuna göre, nasıl oluyor da Yahudi Cemaati, "devletçilerden" değil de ısrarla "Müslümanlardan" korkuyor? Nasıl oluyor da Yahudi Cemaatinin çoğu lideri birer Kemalist gibi konuşuyor? Nasıl? |
| Evanjelique |
|
Kaynak: Sabah Gazetesi Yazar: Emre Aköz 10/02/2009 Yahudilerle ilgili ilginç bir soru [font="]Geçen gün Cumhuriyet döneminde Yahudilere karşı iki büyük hamle yapıldığı belirtmiştim: Bunlardan ilki 1934 Trakya Olayları, ikincisi de 1942/43 Varlık Vergisi'ydi. Ve şöyle bir saptama yapmıştık: İki kampanya da devlet kökenlidir. Yani vatandaştan değil, devletten kaynaklanmıştır. İkinci saptamamıza geçmeden önce, tarihçi Ayşe Hür'ün ( Rıfat Bali'nin çalışmalarından da yararlanarak) Taraf gazetesinde (8 Şubat) yaptığı uzun döküme kısaca değinmek isterim: 2 Mart 1923: Dr. Rıza Nur, Türkiye'nin Lozan Barış Görüşmeleri'nde izlediği politikayı Meclis'teki gizli celsede anlatırken şöyle demişti: ''Azınlıklar kalmayacaktır. Yalnız Istanbul müstesna olmak üzere (Peki Ermenler? nidaları) Fakat arkadaşlar, kaç Ermeni vardır? İstanbulda otuz bin Yahudi vardır.Şimdiye kadar sorun çıkarmayan insanlardır.(Gürültüler) Museviler malum,nereye çekilirse oraya giderler.Tabii;olmasalard ı daha iyi olurdu derim...'' Haziran 1923: Yahudi, Rum ve Ermeni memurlar işlerinden çıkartılarak yerlerine Müslümanlar alınmaya başladı. Yahudilerin ve diğer azınlıkların Anadolu'da serbestçe dolaşımları kısıtlandı. 4 Mayıs 1924: Mustafa Kemal Atatürk, New York Herald gazetesine şu beyanatı verdi: ''Hilafetle beraber Türkiye'de mevcut olan Ortodoks ve Ermeni kiliseleri patrikhaneleri ile Musevi hahamhanelerinin ortadan kalkması lazımdır...'' İsmet Paşa ise Türk Ocağı temsilcilerine yaptığı konuşmada ''Vazifemiz Türk vatanı içinde bulunanları mutlaka Türk yapmaktır.Türklere ve Türklüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız'' dedi. 13 Ocak 1928: Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti, ''Vatandaş Türkçe Konuş!'' sloganıyla azınlıkları Türkçe konuşmaya mecbur eden kampanya başlattı. Uyarılara uymayanlar tehdit edildi, dövüldü, yargılandı. Yahudi okullarının da önemli bölümü kapandı. Eylül 1929: Defterdarlık, Yahudi okullarını, Or Ahayim Hastanesi'ni, Ortaköy Yetimhanesi'ni ve sinagogları ticari müessese sayarak bunlara yapılan bağışları ve intikalleri vergilendirmeye karar verdi. Kasım 1932: İzmirli her Yahudi'ye Türk kültürünü benimsemeye ve Türk diliyle konuşmaya söz veren birer taahhütname imzalatıldı. İzmir Yahudilerini Bursa, Kırklareli, Edirne, Adana, Diyarbakır, Ankara Yahudileri izledi. Ağustos 1938: Anadolu Ajansı'nda çalışan 26 Musevi personelin işine son verildi. Gazete ve dergilerde azınlıkları ve özel olarak da Yahudileri ülkenin çektiği sıkıntıların sorumlusu gösteren yazı ve karikatürlerde patlama oldu. İkinci saptamamız şöyle: Devletin, daha Cumhuriyet dahi kurulmadan başlayan, bütün Atatürk döneminde devam eden Yahudi karşıtı tavrına, okumuş yazmış orta ve üst sınıflar hevesle katılmıştır. O halde soralım: Tarihi gerçekler böyle olduğuna göre, nasıl oluyor da Yahudi Cemaati, "devletçilerden" değil de ısrarla "Müslümanlardan" korkuyor? Nasıl oluyor da Yahudi Cemaatinin çoğu lideri birer Kemalist gibi konuşuyor? Nasıl? |
| Evanjelique |
|
Kaynak: Sabah Gazetesi Yazar: Emre Aköz 10/02/2009 Yahudilerle ilgili ilginç bir soru [font="]Geçen gün Cumhuriyet döneminde Yahudilere karşı iki büyük hamle yapıldığı belirtmiştim: Bunlardan ilki 1934 Trakya Olayları, ikincisi de 1942/43 Varlık Vergisi'ydi. Ve şöyle bir saptama yapmıştık: İki kampanya da devlet kökenlidir. Yani vatandaştan değil, devletten kaynaklanmıştır. İkinci saptamamıza geçmeden önce, tarihçi Ayşe Hür'ün ( Rıfat Bali'nin çalışmalarından da yararlanarak) Taraf gazetesinde (8 Şubat) yaptığı uzun döküme kısaca değinmek isterim: 2 Mart 1923: Dr. Rıza Nur, Türkiye'nin Lozan Barış Görüşmeleri'nde izlediği politikayı Meclis'teki gizli celsede anlatırken şöyle demişti: ''Azınlıklar kalmayacaktır. Yalnız Istanbul müstesna olmak üzere (Peki Ermenler? nidaları) Fakat arkadaşlar, kaç Ermeni vardır? İstanbulda otuz bin Yahudi vardır.Şimdiye kadar sorun çıkarmayan insanlardır.(Gürültüler) Museviler malum,nereye çekilirse oraya giderler.Tabii;olmasalard ı daha iyi olurdu derim...'' Haziran 1923: Yahudi, Rum ve Ermeni memurlar işlerinden çıkartılarak yerlerine Müslümanlar alınmaya başladı. Yahudilerin ve diğer azınlıkların Anadolu'da serbestçe dolaşımları kısıtlandı. 4 Mayıs 1924: Mustafa Kemal Atatürk, New York Herald gazetesine şu beyanatı verdi: ''Hilafetle beraber Türkiye'de mevcut olan Ortodoks ve Ermeni kiliseleri patrikhaneleri ile Musevi hahamhanelerinin ortadan kalkması lazımdır...'' İsmet Paşa ise Türk Ocağı temsilcilerine yaptığı konuşmada ''Vazifemiz Türk vatanı içinde bulunanları mutlaka Türk yapmaktır.Türklere ve Türklüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız'' dedi. 13 Ocak 1928: Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti, ''Vatandaş Türkçe Konuş!'' sloganıyla azınlıkları Türkçe konuşmaya mecbur eden kampanya başlattı. Uyarılara uymayanlar tehdit edildi, dövüldü, yargılandı. Yahudi okullarının da önemli bölümü kapandı. Eylül 1929: Defterdarlık, Yahudi okullarını, Or Ahayim Hastanesi'ni, Ortaköy Yetimhanesi'ni ve sinagogları ticari müessese sayarak bunlara yapılan bağışları ve intikalleri vergilendirmeye karar verdi. Kasım 1932: İzmirli her Yahudi'ye Türk kültürünü benimsemeye ve Türk diliyle konuşmaya söz veren birer taahhütname imzalatıldı. İzmir Yahudilerini Bursa, Kırklareli, Edirne, Adana, Diyarbakır, Ankara Yahudileri izledi. Ağustos 1938: Anadolu Ajansı'nda çalışan 26 Musevi personelin işine son verildi. Gazete ve dergilerde azınlıkları ve özel olarak da Yahudileri ülkenin çektiği sıkıntıların sorumlusu gösteren yazı ve karikatürlerde patlama oldu. İkinci saptamamız şöyle: Devletin, daha Cumhuriyet dahi kurulmadan başlayan, bütün Atatürk döneminde devam eden Yahudi karşıtı tavrına, okumuş yazmış orta ve üst sınıflar hevesle katılmıştır. O halde soralım: Tarihi gerçekler böyle olduğuna göre, nasıl oluyor da Yahudi Cemaati, "devletçilerden" değil de ısrarla "Müslümanlardan" korkuyor? Nasıl oluyor da Yahudi Cemaatinin çoğu lideri birer Kemalist gibi konuşuyor? Nasıl? |
| huzurlu |
|
Sevgili Evanjelique, İki ayrı dönemden bahsetmişsiniz. 1923 den 30 lara kadar olan dönem, imparatorluktan 'ULUS' devlete geçiş yıllarıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş doktrininin gerektirdiği düzenlemelerdir bunlar. Misaki milli sınırları içerisinde etnik kökeni ne olursa olsun tüm unsurların tek ulus potasında birleştirilmesi.. Tamamen şahsi görüşümü mazur görün: Bu şekilde olmaması mümkün değildi bence.. 30 lardan sonraki kısım ise tüm dünayda esen ırkçı rüzgarların ve yükselen yahudi düşmanlığının ülkemizdeki ister istemez meydana gelen yansımasıdır. Bugün trend nasıl 'İnsan hakları' ise o dönem de avrupada dikdatörlüklerin ve ırkçı ideolojilerin yükseldiği dönemdir. Avrupada yahudi düşmanı olmayan neredeyse tek bir ülkenin olmadığı dönemdir. Kıyaslarsanız bu düşmanlığın 'sözde' kaldığı tek Avrupa ülkesinin de Türkiye olduğunu yakalarsınız. Huzurlu |
Nasıl Hristiyan Olunur? Hristiyan olmak için neler yapmalısınız? sorularına cevaplar için...
Tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden, tüm teolojilerden hristiyanlar için haberler, tanıtımlar, duyurular ve arşiv.
Tüm mezheplerden, tüm teolojilerden hristiyanlık hakkında makaleler, kitaplar içinde araştırmalar için arama motoru...