Karaca Paşa Hıristiyanlığa geçince... konusu
1719 kez okundu,
0 kez cevaplandı. En son mesaj
evangelion tarafından gönderildi.
Karaca Paşa Hıristiyanlığa geçince... konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.

07-09-06, 14:10
evangelion
Karaca Paşa
Hıristiyanlığa geçince...
STOCKHOLM'den / Osman İkiz
Stockholm'deki Denizcilik Tarihi Müzesi'nde, sergilenen yüzlerce yelkenli ve gemi maketi, denizaltı, top, tüfeğin arasında bir de ipekten yapılmış sicim var. İpek sicim Osmanlı sultanı tarafından, 1880'li yıllarda Stockholm'de ikinci derece diplomat olarak görevli Karaca Paşa'ya gönderilmiş. Boynuna dolasın diye. Ama kravat niyetine değil. İsveçli bir
Hristiyan kadınla kilisede evlendiğinden ipek sicimi, boynuna dolayıp kendini boğup öldürsün diye. Eskiden adetmiş, din değiştirenler, yoldan çıkanlar, işine, sultanına, vatanına ihanet edenler, kafası satırla koparılmak üzere hemen yakalanacak kadar yakında değilse ipek sicim gönderilip intihar etmesi istenirmiş. Sanki adam ne yaptığını bilmiyor da utanıp harakiri yapan Japon gibi ipek sicimle canına kıyacak.
Aşk ve evlilik yaşamı
Karaca Paşa da ne yapacağını çok iyi hesaplamış olmalı ki sicimi bir kenara koyup ölümünden sonra müzeye intikalini sağlamış. Zaten daha sonraki gelişmeler paşanın kendisini bambaşka bir hayata hazırlamış olduğunu gösteriyor.
Karaca Paşa'nın Stockholm'deki aşk ve evlilik yaşamına ilişkin bilgiler belgelenmiş. Wahlström Widstrand Yayınevi, İsveç'in tarih boyunca İslam dünyasıyla ilişkilerini kapsamlı bir kitapta topladı. İsveç ve İslam Dünyası-Bir İsveç Kültür Mirası, adını taşıyan kitapta, genel olarak İslam dünyası ele alınmakla birlikte, Osmanlı İmparatorluğu ile İsveç arasındaki ilişkiler ağırlık taşıyor. 19 müzede sergilenen eserlerle, üç arşiv ve üç kütüphanedeki belgelerden yararlanılarak hazırlanan kitap, Osmanlı İmparatorluğu ile İsveç arasındaki ilişkilerin, oldukça sıcak ve samimi olduğunu gösteriyor. Karaca Paşa'nın ilginç yaşam öyküsüne de işte bu kitapta yer verilmiş.
Paşa, sosyetenin gözdesi
Karaca Paşa'nın prens, paşa ve diplomat olmak üzere birden fazla unvanı var. Kitapta verilen bilgilere göre 1830 doğumlu paşa, eğitimini tamamladıktan sonra subay olarak Kırım Savaşı'na katıldı. Yüzbaşılık rütbesinden sonra diplomatlık görevine atandı. Trieste'deki başkonsolosluk görevinden sonra Berlin'e atandı, daha sonra da üç ülkede birden Osmanlı İmparatorluğu'nu temsil etmek üzere İsveç, Danimarka ve Hollanda'ya akredite edildi. Karaca Paşa yerleşmek için üç başkentin arasından Stockholm'ü tercih etti ve kısa süre içinde egzotik kişiliği, geniş genel kültürü, yakışıklılığı ve kırmızı fesiyle Stockholm sosyetesinin aranan, sevilen simalarından biri oldu. Gazetelerin sosyete sayfalarında sık sık adı geçen Karaca Paşa'nın 1885'te birden bire kilisede
Hristiyanlığa geçmiş olduğu haberleri yazıldı.
Karaca Paşa'nın aşkı
Yazılanlara göre Karaca Paşa,
Hıristiyanlığa geçtikten sonra Mary Smith'e aşık olmuş. Aslında Osmanlı'ya sadık
Hıristiyan azınlıklardan olan ve Eflak Boğdan Beyi'nin oğlu olan Karaca Paşa'nın niçin Müslüman'mış da Hritiyanlığa geçiyormuş gibi davrandığını açıklayan bilgi yok. Akla gelebilen olasılıklardan biri paşanın şok yaratıp Mary Hanım'a aşkını bu yolla ilan etmek istemesi.
"Aşk, ferman dinlemezmiş" derler ya sonunda ipek sicim de olsa abayı yakan aşık bildiğini okurmuş. Karaca Paşa da öyle yapmış anlaşılan. Üstelik aşık olduğu kız da 19 yaşındaymış. Paşa ise 57. ateş bacayı sarınca yaşa kim bakar. Mary Hanım 19 yaşında olmasına rağmen kendinden 28 yaş büyük Karaca Paşa'ya aşık olduğuna göre bizim paşa da gazetelerin sosyete sayfalarındaki ününü haklı çıkartan, oturaklı, yakışıklı, imparatorluğun şanına layık bir asker diplomattı mutlaka.
Düğün hediyesi köşk
Karaca Paşa'nın yakışıklılığına, itibarına rağmen, Mary Hanım'ın babası bu aşkı pek hoş karşılamamış. Ne de olsa Bay L O Smith de öyle sıradan biri değil. İsveç'in içki kralı. Kızına uygun bir eş, aileye uygun bir damat seçebilecek varlık ve statüye sahip biri. Ama Mary Hanım israr edince Bay Smith kızını kırmamış. Üstelik kızı ve damadı için Stockholm'ün merkezindeki adacıklardan Langholmen'de, bir köşk bile yaptırmış. Köşkün iç mekanı da şark stiline göre dekore edilmiş.
Karaca Paşa ile Mary Smith, ne yazık ki sadece yedi yıl birlikte yaşayabilmişler. İki çocukları olmuş ve paşa 1894'te Belçika'da ölmüş. Yedi yıllık evlilik pek huzurlu geçmemiş ama çift birbirine çok bağlıymış. Paşanın ölümünden sonra Mary Hanım'ın sürdürdüğü yaşam da bunu doğruluyor. Genç yaşta dul kalmasına rağmen Karaca Paşa'nın anılarıyla yaşamını sürdürmesi İsveçli hanımın gerçekten paşaya aşık olduğunun işareti sayılıyor.
Carlshalls Köşkü, şark dekorasyonuyla yerli yerinde
Karaca Paşa'nın askerliğin, diplomatlığın, yakışıklılığın, ötesinde kadınları etkileyen özellikleri de olsa gerek. Mary Hanım, 1899'da, kocasının ölümünden beş yıl sonra yayınladığı "Işığa Doğru" adlı şiir kitabında yer alan şiirlerin paşaya ait olduğunu söylemiş. Güya paşanın ruhu hamfendiye görünmüş ve şiirler o arada yazılmış. Artık paşa mı Mary Hanım'ım aklını başından almıştı yoksa, genç kadının ruh takıntısı mı vardı pek bilinmiyor. O kitabı bir yerlerden bulup okumak gerekiyor.
Stockholm'ün en şirin adalarından birinde alçak bir yarın üzerinde denize nazır, içi şark usulü dekore edilmiş Carlshalls Köşkü'nde genç eşiyle yaşayan eski Osmanlı paşasının şiirlerini düşünürken ruhunda acaba nasıl fırtınalar esiyordu... Belki fırtınalar esmiyordu da ruhu dinginliğe kavuşmuştu. Belki de genç bir kıza aşık olduğundan pişmanlık duyuyor ama aşka hürmet edipi karşısındakini kırmamak için sesiz kalıp teselliyi şiirde buluyordu.
Mutlu mu, yoksa mutsuz mu?
Carlhalls Köşkü duvarlardaki şark resimleriyle h‰l‰ yerli yerinde duruyor. Salonları nişan, düğün ya da toplantılar için kiralanabiliyor. Salonlardan biri de kafe olarak çalıştırılıyor. Bazı hafta sonları Langholmen'e yürür, Carlhalls Köşkü'nde kahve içerim. Kahvemi yudumlarken Karaca Paşa'nın yüz küsur yıl önce aynı salonda oturmuş olduğunu düşünür ve onun aklından o sıralarda neler geçirmiş olduğunu merak ederim. Karaca Paşa acaba mutlu muydu, yoksa, yaşamının son yılları bir sinirleri yıpratan pişmanlık cenderesi altında mı geçmişti... Anlamsız da olsa bir kahve keyfinde şuuraltı kaosunun akla sarkıttığı sorular işte.
Paşanın mutlu mu, yoksa mutsuz mu öldüğünü bilemiyoruz ama yaşamının İsveç-Türkiye ilişkilerinde renkli bir sayfa olduğunu biliyoruz.
DÜNYA GAZETESİ
Karaca Paşa Hıristiyanlığa geçince...
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Karaca Paşa Hıristiyanlığa geçince...
Karaca Paşa Hıristiyanlığa geçince... konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.