Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır? konusu
3085 kez okundu,
6 kez cevaplandı. En son mesaj
musti93.35 tarafından gönderildi.
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır? konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız
Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2
>

13-01-07, 17:53
evangelion
İNCİL ROMALILAR KİTABI, BÖLÜM 13
Yönetime Bağlı Olmak
Rom.13: 1 Herkes, baştaki yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı'dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur.
Rom.13: 2 Bu nedenle, yönetime karşı direnen, Tanrı buyruğuna karşı gelmiş olur. Karşı gelenler yargılanır.
Rom.13: 3 İyilik edenler değil, kötülük edenler yöneticilerden korkmalıdır. Yönetimden korkmamak ister misin, öyleyse iyi olanı yap, yönetimin övgüsünü kazanırsın.
Rom.13: 4 Çünkü yönetim, senin iyiliğin için Tanrı'ya hizmet etmektedir. Ama kötü olanı yaparsan, kork! Yönetim, kılıcı boş yere taşımıyor; kötülük yapanın üzerine Tanrı'nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı'ya hizmet ediyor.
Rom.13: 5 Bunun için, yalnız Tanrı'nın gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.
Rom.13: 6 Vergi ödemenizin nedeni de budur. Çünkü yöneticiler Tanrı'nın bu amaç için gayretle çalışan hizmetkârlarıdır.
Rom.13: 7 Herkese hakkını verin: Vergi hakkı olana vergi, gümrük hakkı olana gümrük, saygı hakkı olana saygı, onur hakkı olana onur verin.
......................... ......................... ......................... ......................... ....
Görüldüğü üzere, devlete, yönetime bağlılık İncil'de
hristiyanlardan istenen bir şeydir. İncil'e inandığını söyleyen bunu yapmak zorundadır.
Genelde müslümanlar tarafından sadece
hristiyan olmalarından dolayı vatan hainliği ile suçlanan Türk
Hristiyanlar veya Türkçe konuşan
Hristiyanlar bu ayetleri kendilerini suçlayanlara gösterebilirler.
Oysaki bazı müslümanlara göre (daha bilgililer), en iyi devlet sistemi "Şeriat"tır. Internette çok kez, Cumhuriyet sisteminden memnun olmadıklarını belirtmişlerdir, oysaki bir
Hristiyan Türk'ün böyle bir amacı yoktur.
Görmek isteyenlere, görebilenlere her şey çok açıktır.
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?

16-01-07, 15:10
evangelion
Bu konuyla ilgili bir haber:
Genelkurmay Menemen arşivini açtı
16 Ocak 2007 Salı
Genelkurmay Başkanlığı, 23 Aralık 1930 günü Menemen’de meydana gelen olaylarda şehit edilen Yedek Subay Mustafa Kubilay’ın katledilişine ilişkin Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Başkanlığının arşivlerindeki belgeleri internet sitesinde yayınlayarak Menemen olayına ışık tuttu.
Genelkurmay Başkanlığı, arşiv belgeleriyle Menemen’deki eylemin, "sıradan bir cinayet değil, bilinçli bir hareket olarak uygulamaya geçirildiğini" ortaya koydu.
Genelkurmay Başkanlığı, "bir hazırlık safhasından sonra eylemi gerçekleştirenlerin tümünün Manisa’da ikamet ettiklerini ve Nakşi tarikatıyla bağlantıları bulunduğunu" belirledi.
Söz konusu belgelere göre, olayın ardından Menemen Cumhuriyet Savcısı, Savcı Yardımcısı ve Hükümet Tabip Vekilinin hazırladıkları raporda, Kubilay’ın Gazez Caminde katledilmiş olarak bulunan bedeni, şöyle tasvir ediliyor:
"Gazez Camisi girişinin sol tarafındaki bahçede arkası üstü yatık, sağ tarafında kasaturası kınından çekik bir halde, elbiseleri kanlı, başı boynundan ayrılmış ve etrafındaki toprakta çok fazla kan lekeleri bulunan, tahminen 25 yaşlarında, üzerinde haki renkte askeri elbise olan; orta boylu, kumral benizli, saçları az ağarmış cesedin, Menemen’de 43’ncü Alay 1’nci Tabur 3’ncü Bölük Takım Komutanı Yedek Subay İzmirli Hüseyin oğlu Kubilay olduğu anlaşılmıştır."
EYLEM PLANLIYDI
Menemen Olayında adı geçenlerden Saffet Hocanın, elebaşı eylemci mehdi
Mehmet'le ilişkisinin tanık ifadeleriyle ortaya konulduğu Genelkurmay Başkanlığı değerlendirmesinde, ''Menemen Olayı, 23 Aralık 1930 tarihinde gerçekleşmiştir. Eylemciler, bu tarihten önce belirli bir hazırlık yapmışlar ve daha sonra eyleme geçmişlerdir'' denildi.
Eylemcilerden mehdi Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet, Emrullah oğlu Mehmet Emin, Ali oğlu Hasan, Nalıncı Hasan, Topçu Hüseyin, Süleyman Çavuş, Çakır oğlu Ramazan, Çırak Mustafa, Hüseyin oğlu Ali'nin, önce bir esrarkeş kahvesinde daimi surette toplanarak orasını tekke haline getirdikleri ve daha sonra da Tatlıcı Hüseyin'in Manisa'daki evinde dört gün süren bir toplantı yaptıklarına işaret edilen değerlendirmede, şunlar kaydedildi:
''Gerçekleştirilecek eyleme ilişkin görüşme yapılır ve silah tedariki
kararlaştırılır. Giritli İsmail ve bıçakçı Hacı Mustafa'dan birer silah alınır. 7
Aralık günü mehdi Mehmet, Sütçü Mehmet ve Şamdan Mehmet aldıkları silahlarla Paşaköy'e giderler. Ertesi gün de Ali oğlu Hasan, Nalıncı Hasan, Çakır oğlu Ramazan, Paşaköy'e ulaşırlar. Paşaköy'de üç gün kaldıktan sonra, Manisa'nın kuzey doğusunda yer alan Yağcılar köyüne uğrar ve burada yedi gün kalırlar. Ardından o gece yarısı eylemciler, Bozalan'a hareket ederler.
Bozalan'a doğru giderlerken, mehdi Mehmet, iki günden beri mehdiliğini ilan ettiğini, Menemen'de bunu halka açıklayacağını söyler. Nalıncı Hasan da
Menemen'deki bir camiden sancak alabileceğini belirtir ve uzun bir yürüyüşten sonra Bozalan köyü yakınlarına gelirler. Dinlenmek için yatarlar ve bu sırada Çakır oğlu Ramazan kaçar.''
Değerlendirmede, eylemcilerden mehdi Mehmet'in, buradan halka kendisinin ''mehdi'' olduğunu ve kendilerine iltihak etmelerini telkin ettiği ifade edilerek, Manisa'dan ayrılmalarından sonra geçen 15 gün boyunca eylemcilerin bu köylerde propaganda faaliyetlerinde bulundukları, bu süre içinde bir kısım halkı etkiledikleri ve yardım gördükleri belirtildi.
-''ŞERİAT İSTİYORUZ''-
23 Aralık 1930 günü eyleme geçilmesinin kararlaştırıldığı ve eylemcilerin
başlarında mehdi Mehmet olmak üzere Menemen'e sabah ezanı sırasında gelerek Müftü camisine girdikleri anlatılan değerlendirmede, şöyle devam edildi:
''Camide bulunan sancağı alıp mehdi, halkı kendilerine katılmaya davet eder ve şunları söyler. 'Taraf-ı ilahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz. Bugün zeval (öğle) vakti yetmişbin kişi bize yardıma gelecektir.'
Kendilerine katılan grupla birlikte eylemciler, sokaklarda dolaşıp herkesin dükkanlarını kapayarak peşlerinden gelmelerini söyleyerek yürüyüşe geçerler. Saffet Hocanın evinin önünden geçerlerken o da evden çıkar ve grubun arkasından yürür. Mehdi Mehmet, Saffet Hocaya karşı saygıda kusur etmez. Bir süre sonra Saffet Hoca gruptan ayrılır ve meseleden hiç haberi yokmuş gibi tekrar evine döner ve pencereleri kapatır. Eylemcilerin bulunduğu grup, Belediye binasının önüne kadar gelir. Kalabalık artar. Mehdi Mehmet kendisinin mehdiliğine ve şeriati yerine getireceklerine dair halka hitap eder.''
-JANDARMA EYLEM HABERİNİ ALIYOR-
Jandarma Bölük Komutanının, eylem haberini almasının ardından topluluğun bulunduğu alana giderek, eylemcilere dağılmalarını söylediği belirtilen değerlendirmede, olaylar şöyle anlatıldı:
''Mehdi Mehmet, 'Ben mehdiyim. Şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez' diye cevap verirken, kalabalıktan alkışlar yükselir. Herhangi bir üzücü olaya meydan vermemek için, Bölük Komutanı hükümet binasına gelerek 43'ncü Piyade Alayından takviye kuvvet ister.
Bu sırada Alay Komutanlığında eğitime çıkmak üzere hazırlanan Yedek Subay Mustafa Kubilay'a bir müfrezeyle olay yerine gitmesi emredilir. Cephane almadan hemen hareket eden müfrezeyi, Yedek Subay Mustafa Kubilay, halkla bir çatışmaya meydan vermemek için askerlere süngü taktırarak alandaki kahvenin önüne bırakır ve kalabalığa hitap eden eylemcilerin yanına gider. Mehdi Mehmet'in yakasından tutarak silahını teslim etmesini ister. Eylemcilerin arasından ateş açılır ve Mustafa Kubilay yaralanır.
-KUBİLAY'IN KATLEDİLİŞİ-
Yaralanan Mustafa Kubilay, hemen yakındaki caminin avlusuna doğru koşar. Bu sırada bir el daha ateş edilir ve Mustafa Kubilay avluda yere düşer. Cephaneleri olmayan müfrezedeki askerler geri çekilirler. Mustafa Kubilay'ın düştüğünü gören mehdi Mehmet, yanındakilerden birisinin bıçağını alarak avluya gider. Yerde yatan ve henüz ölmemiş olan Mustafa Kubilay'ı sürükleyip, bir ayağı ile vücuduna basmak suretiyle yüzüstü yatırıp bıçakla boynundan keserek, başı alır ve saçlarından tutarak taşa vurduktan sonra meydana tekrar dönüp, camiden aldıkları sancağın ucuna geçirir. Sancağı ucunda takılı başla birlikte orada bulunan elektrik direğine bağlayarak halkı tam anlamıyla etkilemek isteyen eylemcilere, Kamil adlı bir kişi nasıl yardım ettiğini şu sözlerle anlatmaktadır: 'O gün ben evvela evime gidip korkmamalarını söyledim. Sonradan ikinci defa bunların yanına gelip halkın
arasına karıştığımda, biraz evvel ellerinde getirdikleri zabitin (subayın)
kafasını sancak ağacının ucuna geçirdiler. Sancağı oradaki direğe bağlamak için ahaliden ip istediler. Ben, derhal koştum, dükkanımdaki küçük bir ipi alıp silahlılara verdim. Bu iple Zabitin başı bulunan sancağı direğin yanına dikip
bağladılar.''
-''BU, ADİ BİR VAKA OLARAK KABUL EDİLMEMELİ''-
Bu sırada, Alaydan gönderilen kuvvetlerin olay yerine yetişerek, ateş açan eylemcilerle çatıştığı belirtilen değerlendirmede, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki'nin şehit oldukları olayda eylemcilerden de mehdi Mehmet, Şamdan Mehmet ve Sütçü Mehmet'in ölü, Emrullah oğlu Mehmet Emin'in yaralı olarak ele geçirildiği anımsatıldı. Kargaşadan yararlanarak kaçan Nalıncı Hasan ile Ali oğlu Hasan'ın da ertesi gün Manisa'da yakalandıkları ifade edilen değerlendirmede, şunlar kaydedildi:
''Olayın hemen ardından güvenlik güçleri tedbirler alır. Sıkıyönetim ilan
edilir. Olaylar sırasında ihmali görülen kamu görevlileri hakkında yasal işlem
yapılır görevden el çektirilir. Geniş çaplı soruşturmalar yapılır ve olaya
karışanlar, azmettiriciler tutuklanırlar ve yargılanırlar.
Eylemle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını zorla kaldırmaya teşebbüs ve yardım edenler, yargılamalar sonucu 32 kişi idam, 73 kişi de çeşitli hapis cezalarına çarptırılır.
Sıkıyönetim Komutanı Tümgeneral Mustafa Muğlalı, Menemen'de meydana gelen olaylarla ilgili olarak Başbakanlığa ve Genelkurmay Başkanlığına gönderdiği raporlarda önemli tespitler yapar: Bu vak'a dört beş serseri tarafından adi bir vaka olarak kabul edilmemelidir. Bu olayı meydana getirenler, sabırsız ve acele davranarak bu işin ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır. Bu hususta, memleketimizde gizliden gizliye çalışan ve bir teşkilat meydana getiren hain eller bulunduğu mutlaka dikkate alınmalıdır.''
-ATATÜRK'ÜN BAŞSAĞLIĞI MESAJI-
Değerlendirmede, Menemen'de gerçekleştirilen eylemin sıradan bir olay olarak geçiştirilemeyeceğinin en önemli kanıtının da Atatürk'ün 28 Aralık 1930 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerine gönderdiği başsağlığı mesajı olduğu vurgulandı. Değerlendirmede yer verilen Atatürk'ün başsağlığı mesajı ise şöyle:
''Menemen'de yakınlarda meydana gelen gericilik girişimi sırasında Yedek Subay Kubilay Beyin görevini yaparken öldürülmüş olmasından dolayı Cumhuriyet ordusuna başsağlığı dilerim. Kubilay Beyin şehit edilmesinde gericilerin gösterdiği vahşilik karşısında Menemen'deki halktan bazılarının alkışla onaylamaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanseverler için utanılacak bir olaydır. Vatanı savunmak için yetiştirilen, içteki her politika ve ayrılığın dışında ve üstünde saygın bir konumda bulunan Türk subayının, gericiler karşısındaki yüksek görevinin yurttaşlar tarafından yalnız saygıyla karşılandığına kuşku yoktur.
Menemen'de halktan bazılarının hataları bütün millette acıya sebep olmuştur. Saldırının acılığını tatmış bir kesime genç ve kahraman Yedek Subayın uğradığı saldırıyı, milletin bizzat Cumhuriyet'e karşı bir öldürme girişimi olarak kabul ettiği ve cüretkârlarla, destekçileri, ona göre takip edeceği kesindir. Hepimizin dikkati bu sorundaki görevlerimizin gereklerini duyarlılıkla ve gerektiği biçimde yerine getirmeğe yöneliktir.
Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin idealist öğretmenler topluluğunun değerli üyesi Kubilay'ın temiz kanı ile Cumhuriyet, hayatını tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.''
Genelkurmay Başkanlığının kamuoyuna sunduğu arşiv belgeleri arasında Yedek Subay Mustafa Kubilay’ın ölümüne ilişkin keşif raporu, İbrahim Hoca’nın ifadeleri, Eylemcilere yardım eden Yunus oğlu Kamil’in ifadesi, Menemen Telgraf Memuru Nail Bey’in Olaya İlişkin Tanık İfadesi, eylemcilerin bağlı oldukları tarikat mensuplarına ilişkin belge, Şeyh Esat’ın İbrahim Hoca’yla ilişkisini ifade ettiği mektuplar yer alıyor.
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?

25-08-09, 09:07
musti93.35
Anarşist
Hristiyan akımlar olduğunu unutmamak gerekir. sezarın ki sezara ise bize hiç kalır işte o zaman anarşist ve devletsiz bir toplum sadece kliseler olmalıdır. Kliseler bizi bi arada tutmak Rabbi yüceltmek için ise diğer otorite devlet ve arşilere ne gerek var?...
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?

11-09-09, 19:11
sosyalistmanisa
Hristian Anarşizmi tek realist yönetimdir.Devletler zorbadır.
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?

11-09-09, 23:16
huzurlu
|
|
sosyalistmanisa
|
|
Hristian Anarşizmi tek realist yönetimdir.Devletler zorbadır.
|
Hristian anarşizmi ????
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?
FORUMA ÜYE OLUN! /
HRİSTİYAN OLMAK İSTİYORUM /
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır?
Bir Hristiyan'ın ülkesine karşı tutumu / bağlılığı nasıl olmalıdır? konusuna cevap yazmak için buraya tıklayınız Üyeyseniz öncelikle üye girişi yapınız, üye değilseniz
buraya tıklayarak hemen üye olunuz.
Bu konunun diğer sayfaları:
1
2
>
Türkçe olarak, Türkiye
Hristiyanlık İncil Yahşuah YHVH Tanrı Allah Üçlü Birlik Kuran Muhammed İslamiyet RAB İsa Mesih Hristiyan Katoliklik Ortodoksluk Protestanlık Kutsal Kitap Meryem Ana Kilise Baba Oğul Kutsal Ruh vaftiz iman dua ibadet inanç ruhsal papaz rahip peder papa patrik pastör presbiter katolik ortodoks protestan anglikan luteryen presbiteryen
Hristiyan olmak,
Türkler, Kürtler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler, Rumlar, Ermeniler,
Hristiyanlık ve
İncil ile ilgilenenler için bilgiler, chat,
sohbet,
bedava incil