• DUYURU:
    Hepinize lütuf ve esenlik olsun!
    Forum sayfalarımız henüz aktif değil ve forum sayfalarımızı oluşturmak için çalışıyoruz. Bu yüzden tüm sayfalara henüz erişemiyorsunuz.
    Gönderdiğiniz mesajlar forum aktifleştikten sonra yayınlanacaktır. Bu süre içerisinde gönderilen mesajlarınız incelenmek üzere bekletilecektir.
    Kısa bir süre sonra tüm bölümlere özgür bir şekilde ulaşabileceksiniz.

İsa Mesih'in yaşadığına dair incil dışı kanıt var mıdır?

Dark18

Yeni Üye
İsa Mesih'in yaşadığına dair İncil harici kanıtlar var mıdır? Yani incil dışı İsa Mesih'in hem yaşadığına,hemde ölüp dirildiğine dair kanıtlar var mıdır? Bu sorumu cevaplarsanız çok mutlu olurum. Esenlikler dilerim.
 

Solus Christus 

Moderatör
İNCİL DIŞI TARİHİ KAYNAKLARDA İSA’NIN KİMLİĞİ
Günümüz İncilin metnini okuyan her kişi İsa’nın ölümü ve dirilişi ile ilgili bir takım bilgiler edinir. Peki acaba bu bilgiler doğru mudur? İsa gerçekten vali Pilatus döneminde idam edilmiş midir? Hristiyanlar başlangıçtan beri İsa’ya bir ilah olarak tapmışlar mıdır? Günümüzde İsa ile ilgili birçok iddia vardır. Kimi der ki hiç var olmamıştır ve aslında bir mittir. Kimisi der ki aslında haçta hiç ölmemiştir. Peki doğrusu nedir?

Bir ağacı meyvesinden tanırız. Eğer bir ağacın armut ağıcı olduğunu iddia ediyorsak, o zaman meyvesini incelememiz gerek. Ancak bu şekilde ağacın tabiatından emin olabiliriz. Peki o zaman İncil’in iddia ettikleri doğru mudur? Buyrun meyvesini birlikte inceleyelim. Nasıl mı? İncil dışı tarihi dökümanlarının yazdıklarını okuyarak elbette. Bu dökümanları incelemek son derece önemlidir. Bu cümleleri yazanlar Hristiyan sempatizanı veya tebliğcisi değil. Aksine, Hristiyanlık düşmanı Roma memurları, tarihçileri, ve Yahudi din bilginleridir. Bundan dolayı, bu belgelerin beyanları hafife alınamaz veya Hristiyanlık propagandası olarak göz ardı edilemez. Eğer bu kişilerin söylemleri İncil’in sunduğu temel tarihi iddiaları teyit ediyorsa, bu demek oluyorki mevcut İncil bize güvenilir bir İsa portresi sunmaktadır. Lafı fazla uzatmadan dilerseniz hep birlikte söz konusu yazıları inceleyelim:

KORNELİUS TACİTUS (M.S. ~55/61-117)
Tacitus, Nero’nun M.S. 64 yılında Roma’yı yaktırdıktan sonra, halkın kendisine yönelen öfkesini nasıl Hristiyanlar’ın üzerine çevirdiğini anlatmaktadır...
“Böylece Nero, bu sesi [Roma’yı yaktırdığı için onu suçlayan sesi] başka yöne çevirip ondan kurtulmak için, aşırılıklarından ötürü halkın nefretine hedef olup Hristiyan ismini alan insanları suçladı ve işkence ettirmeye başladı. İsimleri, Tiberius imparator olduğu sırada Yahuda valisi Pilatus tarafından idama çarptırılan Chrestos’tan [Mesih’ten] geliyordu. Bu zararlı batıl inanç bir süreliğine kontrol altına alındıktan sonra, yalnız ortaya çıktığı Yahudiye’de değil, diğer bölgelerde meydana gelen her türlü vahşet ile utanç verici şeylerin kutlandığı Roma’da bile tekrar güçleniyordu.” (Tarihçe XV, 44)

FLAVİUS JOSEPHUS (M.S. 37-100)
Birinci yüzyılın en önde gelen tarihçilerinden biri olan Yahudi kökenli Flavius Josephus İsa hakkında iki farklı yerde bahsetmektedir. Biri ölümüyle ilgili bir kayıtta, diğeri ise üvey kardeşi Yakup’un idamıyla ilgili bir bahis sırasında geçmektedir:
“O dönemde İsa adında bilge bir adam ortaya çıktı […] Birçok Yahudi ve Yunanlıyı peşinden sürükledi. Kendisi Mesih’ti (Hristos). Halkın ileri gelenleri onun hakkında suç duyurusunda bulunduktan sonra [Roma valisi] Pilatus onu çarmıha mahkûm etti. Ne var ki, onu sevenler yine sevgisine bağlı kaldılar. […] Ondan ismini alan Hristiyanlar kabilesi varlığını günümüze kadar sürdürmektedir.” (Antiquities XVIII, iii, 3)

“Anano (…) Yahudi Meclisi’nin yargıçlarını toplantıya çağırıp önlerine, başka kişilerle birlikte Mesih denilen İsa’nın kardeşi Yakup isminde bir adam getirdi. Onları [Kutsal] Yasa’yı çiğnemekle suçladıktan sonra taşlanarak ölüme mahkûm etti. Ama doğru insanlar ve Yasa’ya itaat konusunda en bağlı kişiler olarak bilinen şehrin tüm sakinleri bu karara gücendiler ve Anano’yu böyle kararlardan vazgeçirmesi için, gizli bir yoldan kral Agrippa’ya haber yolladılar” (Antiquities XX, ix, 1)
Josephus’un İsa ile ilgili yaptığı ilk açıklamada Hristiyanlar tarafından sonradan eklemeler yapıldığına dair bazı iddialar olduğundan dolayı, söz konusu tartışmalı kısımları “[…]” sembolüyle atladım. Bu bölümler mucizeler ve İsa’nın dirilişini dile getirmektedir. Ancak amacımız objektif bir portre sunmak olduğundan dolayı, çoğunluğun orijinal diye kabul etmediği bu cümleleri atlamayı uygun gördüm.

SUETONIUS (M.S. 70-160)
Tarihçi Suetonius İmparator Claudius’un döneminde (M.S. 42) Mesihçilerin çıkardığı sorunlardan ötürü Yahudilerin nasıl Roma’dan kovulduğunu anlatır. İlginçtir ki aynı beyan İncil’in Elçilerin İşleri 18:1 ayetinde de geçmektedir:
“Chrestus’un kışkırtması nedeniyle sürekli sorun çıkartan Yahudiler, Roma’dan kovuldu.” (Vita Claudius XXV, 4)
“Bundan sonra Pavlus Atina'dan ayrılıp Korint'e gitti. 2-3 Orada Pontus doğumlu, Akvila adında bir Yahudi ile karısı Priskilla'yı buldu. Bunlar, Klavdius'un bütün Yahudiler'in Roma'yı terk etmesi yolundaki buyruğu üzerine, kısa süre önce İtalya'dan gelmişlerdi.” (Elç. İş. 18:1-2)

GENÇ PLİNİUS (M.S. 62-113)
Yaşlı Plinius’un yeğeni olan Genç Plinius, Trajan yönetiminde (İ.S. 98-117) Bitinya valisiydi (Marmara/Batı Karadeniz bölgesi). Trajan’a yazdığı bir mektupta tutukladığı Hristiyanlarla ilgili ne tür bir prosedür izlemesi gerektiğini sorar:
“Bir Hristiyan sorguya çekilirken hiç hazır bulunmadım. Bu yüzden verilen cezaların tam mahiyetini veya soruşturmaya yol açan sebeplerin detayını bilmiyorum. (…) Ben onlara Hristiyan olup olmadıklarını sordum; olumlu cevap verdikleri takdirde bu yüzden alabilecekleri cezayı hatırlatırken, bir iki kez daha aynı soruyu tekrarlıyorum. Aynı cevapta ısrar ettikleri takdirde cezanın kesilmesini buyuruyorum; çünkü kabul ettikleri suç ne olursa olsun, böyle bir inat ve ısrar böyle bir cezayı hak eder (…) Onlar, tek suçlarının şu aşağıdakiler olduğunu beyan etmektedirler: Şafak sökmeden haftanın belirli bir gününde düzenli olarak bir araya gelerek Tanrı saydıkları Mesih’e ilahiler söylüyorlar ve hırsızlıktan, zinadan vb. gibi şeylerden uzak duracaklarına ant içiyorlar (…) Bu, kuşkulanmama sebep oldu ve beni arkasındaki gerçekleri araştırmaya itti. Böylece diyakoz unvanı taşıyan iki kadın köleye işkence yapmalarını emrettim. Tek bulabildiğim son derecede sapkın bir tarikat oldu…” (Mektuplar X, 96-97)

MARA BAR SERAPİON (M.S. 73?)
M.S. 73 yılı civarında hapisteyken oğluna bir mektup yazan Suriyeli Mara Bar-Serapion, şöyle bir tespit ortaya koymaktadır:
“Atinalılar Sokrat’ı ölüme göndermekle ne kazandılar? İşledikleri suçun cezası olarak kıtlık ve salgın hastalıklar meydana geldi. Samoslular Pisagor’u yakmakla ne kazandılar? Bir anda memleketleri kum altında kalıverdi. Yahudiler bilge krallarını idam etmekle ne kazandılar? Tam bundan sonra krallıkları yok edildi. Tanrı bu üç bilge adamın öcünü alarak adaleti sağladı: Atinalılar açlıktan öldüler, Samoslular denizin suları altında kaldılar ve Yahudiler ise yıkıma uğrayıp dağıldılar ve sürgünde yaşıyorlar. Fakat Sokrat ile iyilikleri ölmedi; Platon’un öğretilerinde yaşamaya devam etti. Pisagor ile iyilikleri ölmedi; Hera heykelinde yaşamaya devam etti. Bilge kral da iyilikleriyle ölmedi; verdiği öğretişlerinde yaşamaya devam etti.”

YAHUDİ HAHAMLARIN ESERLERİ
Özellikle Talmud’da ki İsa hakkında bilinenler şu şekilde özetlenebilir:
* Mısır’da bulundu (b. Shabbat 104b; b. San. 107b);
* Annesinin adı Miriam (Meryem) idi (b. Sha. 104b; b. Jag 4b); Kendisine zina çocuğu yakıştırması yapıldı (M. Yeb 4, 13; b. Gemara, Yeb 49b; b. Yoma 66d; b. San. 106a; b. Kallah 51a);
* Büyü olarak yorumlanan mucizeler yaptı (b. San. 43a; 107b; Sota 47b; y. Hag. II,2);
* İsrail’i yoldan ‘saptırdı’ (b. San. 107b);
* Yahudi âlimlere göre ‘Sapkın öğretiler’ yaydı (b. San. 103a);
* En az beş öğrencisi vardı (b. San. 43a);
* Tanrı olduğunu iddia etti (Yalkut Shimeoni 725; y. Taanit 65b);
* İnsanoğlu olduğunu da iddia etti (y. Taanit 65b);
* Pontius Pilatus onu idama gönderdiğinde 33 veya 34 yaşındaydı (b. San. 106b);
* O, Fısıh Bayramının arifesinde [haça] asıldı (b. San. 67a; b. San. 43a);
* Haça gerilerek lanete uğradı (T. San. 9,7);
* Kraliyet soyuna –yani Davut soyuna– yakındı (b. San. 43a);
* Dünyaya tekrar geleceğini ilan etti (Yalkut Shimeoni 725)
* “Yeshu ha-Nosri [Nasıralı İsa] büyüleriyle İsrail’i aldatıp baştan çıkardığı gerekçesiyle Fısıh bayramından önce infaz için belirlenen günde, (…) idam sehpasında [haça] asıldı.” (Talmud, B. San. 43a)

Görüldüğü gibi elimizde bugün İncil diye bir kitap dahi olmasaydı, sadece İncil dışı dönemin tarihi kaynaklarını kullanarak İsa'nın temel portresini ve hayatının ana hatlarını tekrar oluşturabilmekteyiz. Bu, İncil'in sunduğu İsa portresinin ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Yahudi asıllı uzman Joseph Klausner, “İsa’dan Pavlus’a” adlı eserinde “Örneğin; Büyük İskender veya Julius Sezar’ın tarihçesini desteklemek için onlar hakkında İncil’deki gibi kaynaklara sahip olsaydık, bu konudaki bilgilerin güvenilirliğinden hiçbir zaman kuşku duymazdık” diye saptamaktadır.

(Marc Madrigal, İsa ve Arkeoloji adlı kitabından alıntıdır.)
 
YHVH'ye şükredin, O’nu adıyla çağırın, halklara duyurun yaptıklarını, Adının yüce olduğunu duyurun! YHVH'ye ezgiler söyleyin, Çünkü görkemli işler yaptı. (Yeşaya 12:4-5)
Online Kutsal Kitap Tevrat, Zebur ve İncil okumak için tıkla!
Üst