Samimi ve Önemli Sorular

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Wanderer
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Wanderer

Yeni Üye
Merhabalar öncelikle kendimi size tanıtayım 30 yaşında Türkiye de ikamet eden seküler müslüman bir ailede büyümüş uzun zamandır agnostik olan bir insanım. Geçmişte uzun süre Hristiyanlığı araştırmış Tevrat ve İncili okumuş genel teolojik bilgiye sahip, inanç esaslarını bilen birisi olarak sizlere sormak istediğim, cevap bulamadığım bazı samimi sorularım olacak. Kilise ve Hristiyanlık bana her zaman huzur verdi. İlahileri, kilise ambiyansı ve öğretisi kendimi içeride hep dingin ve huzurlu hissettim ancak bilim, evrim ve günümüz gerçekliğinde bunlara inanmak bana zor yada kendimi kandırmak gibi geliyor.

1. Peygamberlerin yaşları hesaplanıp birbirine eklendiği zaman Adem ve Havanın yaşadıkları yılları günümüzden 5700 yıl öncesine tekabül ediyor. Hesabın doğru olmasına rağmen bizde her ihtimale karşı 8000-9000 yıl olarak düşünsek bile yanımızda göbekli tepe örneği var 11.000 ila 12.000 yıl öncesinde yaşayan insanlar var. Bu konuda Hristiyanlık ne düşünüyor?

2. İsa'dan önce Sümer ve Mısır kayıtlarında İsa'nın yaşamı ile bir çok noktası eşleşen peygamber veya tanrı gibi tanınan figürler mevcut bu konuda ne düşünüyorsunuz?

3. İncilin İsa hayattayken yazılmamış olması birebir öğrencileri de olsalar 12 tane insanın tanıklığına sizce ne kadar güvenilir? İsa hayatta olsa reddedeceği bir çok bilgiyi isteyerek veya istemeden yazmış/anlatmış olamazlar mı? Kutsal yazıların iman hariç güvenilirliği neye dayanıyor? bugün kullanılan canon'a ait ilk tam yazmalar kaç yıllarına ait?

4. (Katolikler için) Her bilgi kutsal kitapta yazmaz bazı bilgi ve ritüeller geleneksel olarak aktarılır. Buna dayanarak Katolik kilisesinin bazı uygulamalarına hak versem dahi geçmişteki Papaların reddettiği bazı konuları günümüzdeki Papaların güncelleyerek hoşgörü göstermesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Doğru birse eğer Petrus'un halefi olan Papalar geçmiş ile günümüz arasında neden bazı konularda güncellemeye gitmek zorunda kaldı?

5. İncil'e ve İsa'ya göre Geçmişte Kutsal Ruhu alan insanlar başka dillerde konuşup, mucizeler gösterebiliyorken günümüzde bırakın ölü vs diriltmeyi bir hastalığı kötürümü engelliyi iyileştiremiyorlar. Genel cemaat için olmasa bile en azından Pastör veya Rahipler bunu tüm gözler önünde kanıtları ile şüpheye mahal bırakmaksızın gerçekleştirebilmeli.

6. Kan grupları hakkında ne düşünüyorsunuz? Adem ve Havva A ve B kan grubu olduğunu varsayarsak 0 kan grubu nereden geldi?
Umuyorum sorularıma cevap alabilirim.

7. Kutsal yazılarda Nuh tufanı olarak geçen ve bölgede büyük bir sel afeti olarak bilinen bugün ortadoğu da yaşandıgı bilinen bu afet için ne düşünüyorsunuz? tamam bir adam tabiki gemi sandal vs yapmış ve bununla sular alçalana dek hayatta kalmış olabilir ancak bir insanın bugün hayatta olan tüm canlıları çifter olarak bir gemiye topladıgı hakkında ne düşünüyorsunuz? bunu varsaysak bile tufan bugun bilindiği üzere bölgesel bir fekalet oldugu için ortadoğu bölgesinde bulunmayan canlıları örnegin kanguru penguen vs vs gemiye nasıl getirildigini düşünüyorsunuz?

Esen kalın

Saygılarımla

U.O
 
Önce genel çerçeve: Hristiyan imanının merkezi, “her zor sorunun bugün tam çözüldüğünü iddia etmek” değil; İsa Mesih’in kim olduğu, çarmıhı, dirilişi ve Tanrı’nın kendisini tarihte açıklamış olduğu gerçeğidir. Bunun etrafında bazı konular açık, bazı konular ise tartışmalıdır.

1) Adem-Havva, soy kütükleri ve insanlık tarihi
Hristiyanlar bu konuda tek görüşte değildir. Bazıları soy kütüklerini kronolojik toplam olarak okuyup genç dünya görüşünü savunur. Bazıları ise soy kütüklerinin her kuşağı vermediğini, teolojik ve antlaşmasal amaçla seçilmiş halkalar içerdiğini söyler. Bu iki yaklaşım da görülebilir. Yani Göbeklitepe gibi veriler karşısında Hristiyanlık çökmüş olmaz; burada asıl soru, Kutsal Kitap soy kütüklerinin mutlaka eksiksiz modern kronoloji vermek için mi yazıldığıdır. Birçok ciddi yorumcu bunun zorunlu olmadığını söyler.

2) Sümer/Mısır figürleri ile İsa arasında benzerlik iddiası
Bu tür iddiaların çoğu internette abartılı ve zayıf karşılaştırmalarla dolaşıyor. “Bakireden doğum, ölüm-diriliş, 12 öğrenci” gibi popüler paralellerin önemli kısmı tarihsel kaynaklarla sağlam biçimde desteklenmez. Benzerlik var diye doğrudan kopya olduğu sonucu çıkmaz. Asıl soru şudur: İncil metinleri 1. yüzyıl Yahudi bağlamında mı ortaya çıkmıştır? Evet. İsa’nın hikâyesi, Yahudi Mesih beklentisi, Eski Antlaşma vaatleri ve 1. yüzyıl tanıklıkları içine oturur; geç dönem pagan mitlerinden devşirilmiş bir kurgu gibi durmaz.

3) İncil’in güvenilirliği ve yazım zamanı
İncil İsa’nın hayatı sırasında kitaplaştırılmadı; ama bu onu otomatik olarak güvenilmez yapmaz. Antik dünyada öğretinin önce sözlü olarak korunup sonra yazıya geçirilmesi normaldi. Müjdeler çok geç efsaneler gibi değil, hâlâ tanıkların ve ilk neslin hafızasının yakınında yazılmıştır.
Ayrıca Hristiyan imanında güvenilirlik sadece “12 kişi bir şey dedi” seviyesinde değildir; elçisel tanıklık, kilisenin bu tanıklığı tanıması ve metinlerin erken dönemde yaygın biçimde dolaşıma girmesi önemlidir. Kanon da sonradan keyfi icat edilmedi; kilisede zaten kullanılan, elçilere dayanan, tarihsel öğretiyle uyumlu metinleri zamanla tanıdı. Yani kilise kanonu yaratmadı.

4) Papa ve değişen uygulamalar
Protestan bakış açısından temel sorun tam da budur: Eğer nihai yetki Kutsal Kitap değil de başka bir öğretisel makam olursa, zamanla “güncelleme” sorunu ortaya çıkar. Katolikler bunu gelişim diye açıklar; Protestanlar ise birçok noktada bunun Kutsal Kitap temelli değil, kurumsal-geleneksel genişleme olduğunu düşünür. Bu yüzden protestanlar, geleneklerin değil, Tanrı Sözü’nün nihai ölçü olması gerektiğini söyler.

5) Mucizeler neden bugün aynı ölçüde görünmüyor?
Kutsal Kitap’ta mucizeler sürekli ve her yerde olan şeyler değildir. Özellikle vahyin dönüm noktalarında yoğunlaşırlar: Musa, İlyas, Elişa, Mesih ve elçiler dönemi gibi. Elçisel dönemdeki mucizelerin amacı sadece yardım etmek değil, aynı zamanda vahyi ve elçisel yetkiyi tasdik etmekti.
Bugün Tanrı isterse elbette şifa verebilir. Ama “gerçekse bugün herkesin gözü önünde aynı ölçekte olmalı” sonucu Kutsal Kitap’ın kendisinin koyduğu bir kural değildir.

6) Kan grupları ve Adem-Havva
Bu soru daha çok biyoloji alanına girer. Hristiyanlık burada bilimle kavga etmek zorunda değildir. Eğer tüm insanlık ortak insan kökenine sahipse, genetik çeşitlilik zamanla açıklanabilir. Kan grupları meselesi Hristiyan imanının merkezi bir itiraz noktası değildir. Kutsal Kitap insanın Tanrı tarafından yaratıldığını söyler; kan grubu mekanizmasını öğretmek için verilmemiştir.

7) Nuh tufanı: evrensel mi bölgesel mi?
Burada da Hristiyanlar arasında farklı yorumlar vardır. Bazıları küresel tufanı savunur, bazıları bölgesel ama insan dünyası açısından evrensel sayılabilecek yargı tufanı olarak anlar. Protestan bakış açısıyla önemli olan şu: bu metin, Tanrı’nın günah üzerindeki yargısını ve lütufla kurtarışını ilan eder. Kanguru-penguen gibi sorular özellikle küresel yorumda zor sorular üretir; bu yüzden bazı imanlı yorumcular bölgesel okuma yönüne gider. Bu, Hristiyanlığın özünü çökerten bir konu değildir.

Hristiyan olmak ve iman etmek aklınızı kullanmamak değildir. Tanrı’nın Mesih’te kendisini açıklamasına teslim olmaktır. Bütün soruların cevabını bugün %100 çözmeden de kişi makul ve dürüst biçimde Hristiyan olabilir. Çünkü iman, körü körüne bir şeyleri kabul etmek değildir, ancak yeterli temele dayanarak Tanrı’ya güvenmektir.

Size tavsiyem, tartışmalı yan konulardan önce şu iki soruya odaklanmanızdır:
  1. İsa gerçekten kimdir?
  2. Diriliş iddiası tarihsel olarak ciddiye alınmaya değer mi?
Bu iki soru sizin için açıklık kazanırsa, diğer birçok başlık da yerini daha doğru bulur.
 
Geri
Üst