Merhaba,
Hristiyanlık köleliği onaylayan bir inanç değildir. Ama Kutsal Kitap, köleliğin var olduğu bir dünyaya doğrudan girmiş ve her şeyi bir anda siyasi devrimle değil, insanın yüreğini ve toplumun temelini değiştirerek dönüştürmüştür.
Eski dünyada kölelik çok yaygındı. Hatta yakın tarihimize kadar yaygındı. Yeni Antlaşma geldiğinde de Roma dünyasında bu sistem zaten vardı. Elçiler ilk aşamada “hemen bütün düzeni yıkın” şeklinde siyasi bir hareket başlatmadılar. Bunun yerine çok daha derin bir şey söylediler:
- köle de efendi de Tanrı’nın önünde insandır
- ikisi de aynı Rab’be hesap verir
- Mesih’te kardeşlik vardır
- zulüm, haksızlık ve insanı mal gibi görmek günahlıdır
Bu öğreti aslında köleliğin kökünü oymaktadır. Çünkü bir insan gerçekten diğerini Mesih’te kardeşi olarak görürse, onu kendine air bir malmış gibi göremez.
Özellikle Pavlus’un Filimon mektubu bu konuda önemlidir. Pavlus, kaçmış köle Onisimos'u sadece “geri al” diye değil,
“artık köle olarak değil, sevgili kardeş olarak” kabul et diye yönlendirir. Bu, doğrudan kölelik sisteminin ruhuna darbedir.
Yani soru şu şekilde cevaplanabilir:
Hristiyanlık bu konuda ilk anda siyasi bir devrim yapmadı, ama getirdiği insan anlayışıyla köleliğin meşruiyetini temelden sarstı. Nitekim tarihte köleliğe karşı güçlü mücadele veren birçok kişi de tam olarak Kutsal Kitap öğretilerini kullanarak hareket etti.
Tanrı’nın suretinde yaratılmış insanın alınıp satılan bir eşya gibi görülmesi doğru değildir. İnsan üzerinde mutlak sahiplik yalnızca Tanrı’ya aittir.
Yani Hristiyanlık köleliği ideal olarak kurmamış, aksine insanı özgür ve onurlu bir varlık olarak yeniden konumlandırarak köleliğin sonunu hazırlamıştır.
Bununla beraber günümüzde kölelik yokmuş gibi gözükse de, sadece şekil değiştirmiştir. O da ayrı bir tartışmanın konusudur.
