• DUYURU:
    Hepinize lütuf ve esenlik olsun!
    Forum sayfalarımız henüz aktif değil ve forum sayfalarımızı oluşturmak için çalışıyoruz. Bu yüzden tüm sayfalara henüz erişemiyorsunuz.
    Gönderdiğiniz mesajlar forum aktifleştikten sonra yayınlanacaktır. Bu süre içerisinde gönderilen mesajlarınız incelenmek üzere bekletilecektir.
    Kısa bir süre sonra tüm bölümlere özgür bir şekilde ulaşabileceksiniz.

Kutsal Kitap'ta ve Mezheplerde Doğum Kontrol

Aziz Dfxmed

Yeni Üye
Doğum kontrolü ve gebelik önleyici ürünler konusunda Hristiyan dünyası büyük bir ikilemde. Katolik kilisesinin şiddetle karşı çıktığını biliyorum, bazı Protestan görüşler de kabul edebiliyor. Sizin görüşleriniz nelerdir?
 

Solus Christus 

Moderatör
Başlangıçta Tanrı insanlığa çoğalmasını buyurdu:
Başlığa verilen yanıtları görebilmek için lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol bağlantısına tıkla.
Kutsal Yazılar’daki bu ayetten de anlaşılacağı üzere Tanrı’nın bakış açısına göre çocuklar bereket ve Tanrı tarafından verilen değerli armağandır:
Başlığa verilen yanıtları görebilmek için lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol bağlantısına tıkla.
Doğum kontrolü dediğimiz zaman başta Katolik Kilisesi olmak üzere bazı Hristiyanlar’ın bu konuda zıt yerler aldığını görüyoruz. Hiç kuşkusuz bu konuda Tanrı’nın buyruklarına karşı gelmeden doğal olarak evlilik ilişkisi içinde çocuk edinilmesi ve bu çocukların büyütülmesi hepimizin aynı fikirde olduğu bir durumdur. Ailede evlilik ilişkisinden doğan çocuk Tanrı’nın büyük bir bereketlemesidir. Bütün Hristiyanlar bu konuya saygıyla bakmaktadırlar. Ama doğum kontrolü Hristiyan ahlakı açısından yanlış mıdır, ahlak dışı olarak mı değerlendirilmelidir?

Genellikle doğum kontroluna Protestan teologların bakışı olumludur, ama Katolik teologların bakışı olumsuz. Aslında bakacak olursak doğum kontrolünü Hristiyan ahlakı açısından yanlış olarak değerlendirebileceğimiz bir neden bulunmamaktadır. Burada önemli olan bu işlemin, yani doğum kontrolünün yumurtanın döllenmesine engel olma anlamında algılanmasıdır. Bir Hristiyan açısından döllenmiş bir yumurta için artık hiçbir müdahale yapılamaz, çünkü bu döllenmiş yumurta bir insandır. Bu Tanrı’nın buyruklarıyla yasaklanmıştır. Ama spermle yumurtanın bir araya gelmesini engellemenin yanlış olduğunu belirleyen herhangi bir buyruk bulunmamaktadır. Döllenmiş yumurtayı herhangi bir yolla yok etmeye kalkmak adeta bir erken kürtajdır. Yukarıda işlediğimiz konuda belirttiğimiz gibi Hristiyanlar’ın, kürtajı doğum kontrol yöntemi olarak kabul etmediğini üstüne basa basa söylemiştik. O zaman doğum kontrolü dediğimizde başka yöntemler var. Bu yöntemlerin hangisi Hristiyan ahlakı açısından uygundur. Her şeyden önemlisi Kutsal Kitab’a, Tanrı’nın buyruklarına uygun olması önemlidir.

ÖNEMLİ NOT
Birinci: Bu bölümde inceleyeceğimiz doğum kontrol yöntemlerini yalnızca Hristiyan ahlakı açısından inceleyeceğiz. Bu yöntemlerin uygulama ve ayrıntıları için en güzel başvuru yeri kendi doktorlarınız olacaktır. Bizler tıbbi açıdan görüş bildirme yetkisinde değiliz.

İkinci: Biz doğum kontrol yöntemlerinden bahsederken bunun yalnızca evlilik içi cinsel ilişkiler açısından ele alıyoruz. Kutsal Kitap’ta temel bulmuş imanımız için cinsellik ancak evlilik kurumu ile geçerlidir.102Evlilik dışı ilişkiler için doğum kontrolüne gitmek gibi konular tamamen Kutsal Yazılar’ın dışında ve Tanrı buyruğuna aykırıdır.

1. DOĞAL YÖNTEMLER
Doğal yöntem dediğimizde ilişki sırasında herhangi bir dış yöntemin, ilacın ya da aracın kullanılmadığı yöntemdir:

Geri Çekme yöntemi: Bu yöntemde ilişki sırasında boşalma olayının gerçekleşmesinden önce erkeğin vajinadan dışarıya çıkmasıdır. Böylelikle erkeğin spermlerinin kadının yumurtaları ile buluşması doğrudan önlenmiş olmaktadır.

Bu yöntemle hamile kalma riski ortadan kaldırılmış olur, aynı zamanda ahlak açısından da bir sorun yoktur. Herhangi bir ilaç alınmadığı için risk taşımaz, herhangi bir ekonomik yük de getirmez. Bütün bu olumlulukları yanında en büyük olumsuzluğu hala hamile kalma riskinin %25 olmasıdır. Bu yöntemde yük tamamen erkeğin omuzları üzerindedir. Erkeğin kendini çok iyi kontrol edebilmesi ve bir disiplin içinde olması gerekir.

Ritim yöntemi: Bu yönteme göre kadın kendi vücut ölçüsüne ve vajina salgılamasına göre adet/aybaşı dönemini belirler. Bir ay zarfında kadının hamile kalma olasılığının bulunmadığı dönemler vardır. Bu tarz bir izleme ile kendi yumurtlama döneminin yani hamile kalma olasılığının olduğu dönemin ne zaman olduğunu tespit edebilir. Bu özellikle adet kanamaları düzenli olan hanımlar için oldukça etkin bir yöntemdir. Örneğin: her 28 günde bir kanaması gerçekleşen bir kadın için genelde yumurtlama günü 14 gündür. 30 günde bir kanaması olan için ise 15 gündür. Böylesine düzenli adet kanamasına sahip olan kadınlar için korunması gereken günler adetin ilk gününden itibaren saymak kaydıyla 12 ile 16 günler arasındadır. Bu günlerde sperm hücrelerinden korunmak doğal olarak hamile kalınmamasını sağlayacaktır. Bu doğal korunma yönteminin ahlak açısından bir sakıncası olmadığı gibi, hiçbir harcamayı da gerektirmez. Tıbbi herhangi bir riski de bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra her kadında düzenli adet kanaması olmayabilir. Vücut ısısını izlemek ya da vajina salgılarını kontrol edip yumurtlama gününün yakın olup olmadığını kestirebilmek de bazen kesin olmayabilir ve doğum kontrol yöntem olarak %100 garanti veremez.


2. ENGEL YÖNTEMİ
Erkek spermlerinin dişi yumurtalarına ulaşmasını engellemek için bir plastik engelin kullanıldığı yönteme engel yöntemi diyebiliriz. Bu genelde iki şekildedir:

Prezervatif: Bu plastik kılıf ilişki esnasında erkek tarafından kullanılır. Bu tarz doğum kontrol yönteminin ahlak açısından bir sakıncası bulunmamaktadır. Prezervatifin kullanımı erkeğin sorumluluğudur. Hiçbir tıbbi riski bulunmayan bu yöntem en uygun doğum kontrol yöntemlerinden biridir. Hamile kalmayı engelleme açısından %90 başarı elde edilen bir yöntemdir.

Diyafram: Bu plastik engel ise kadın tarafından kullanılmaktadır. Erkek spermlerinin kadın yumurtalarına ulaşımını engelleyen yöntemlerden biridir. Diyafram kullanırken sperm öldüren bir merhem kullanılması gerek. Diyaframın kullanımında da doğum kontrolü açısından başarı oranı oldukça yüksektir. Ahlakı açıdan da bir sorun teşkil etmemektedir.

3. SPİRAL / İUD
Spiral kadının rahmine takılan bir alettir. Bu yöntem döllenmiş yumurtanın rahime tutunarak orada büyümesini engellemektedir. Çok kullanılan bir yöntem olmakla birlikte Hristiyan ahlakı açısından uygun bir yöntem değildir. Çünkü döllenmiş yumurtanın rahime tutunmasını engellemektedir. Kısacası yaşam yoluna çıkmış bir insan oğlunun yaşama tutunmasına engel, onun ölümüne neden olmaktadır. Bu nedenle erken kürtaj olarak değerlendirilebilir.

4. İLAÇLAR
Günümüz dünyasında doğum kontrolü için en yaygın olarak kullanılan yöntem ilaç yöntemidir. Aslında çok çeşit vardır. Burada farklı işlev gören iki ayrı ilaçtan bahsedeceğiz.

Gebeliği önleyen normal ilaçlar: Bu ilaçların amacı dişi yumurtanın üretimini engellemektir. Eğer ortalıkta herhangi bir dişi yumurta yoksa doğal olarak erkek spermi bu yumurtayı dölleyemez. Bu yöntem döllenmiş yumurtayı yok etmediği için Hristiyan ahlakı açısından sorun teşkil etmez. Bu oldukça yaygın bir yöntemdir. İlaçlar sürekli kullanım gerektirdiği için ekonomik açıdan pahalı olabilir.

Her ne kadar kullanımı kolay ve gebeliği önleme açısından başarılı bir yöntem olsa da sürekli ilaç kullanımının getireceği bazı yan etkiler söz konusu olabilir. Gebeliği önleyen normal ilaçlar arasında enjekte yolu ile alınabilenleri de vardır.

Ertesi Gün Hapları: Bu ilaç genelde ilişkiye girildikten ve kadının gebe kalma kuşkusu duyması sonrası alınan ilaçlardır. Bu tür ilaçlar imanlı bir Hristiyan için kullanılmaması gereken ilaçlardır. Çünkü bu tür ilaçların kullanımı döllenmiş yumurtayı yok etmek içindir. Başlamış bir yaşamı ortadan kaldırır.

5. KISIRLAŞTIRMA
Bu kadın ya da erkeğin küçük bir operasyona tabi tutulması yolu ile olur. Kadınlar için, fallopi tüplerinin kapatılması şeklindedir. Bu tüpler dişi yumurtalarının dışarıya çıkmasını sağlayan tüplerdir. Erkekler için olan operasyona vasektomi denmektedir. Bunda da erkek spermlerinin dışarıya çıkmasını sağlayan tüpler kesilip bağlanmaktadır.

Her iki işlem de hem çok pahalı olmayan hem de oldukça iyi sonuç veren işlemlerdir, (başarı oranı %95). Hiçbir zararı olmadığı ve döllenmiş yumurtayı öldürmediği için, bazı Hristiyanlara göre Hristiyan ahlakı açısından bir sakıncası yoktur. Ama bazı Hristiyanlar’a göre kısırlaştırma Tanrı’nın insanoğluna verdiği buyruğuna karşı bir yöntemdir.

Bir çift böyle bir yöntem kullanmayı seçerse, çok dikkat etmeleri lazım. Bu işlemi yaptırmadan önce de karı ve kocanın çok iyi düşünmesi ve bilgi alması gerekmektedir. Yeniden çocuk istemeleri söz konusu olduğunda çok az bir şansa sahip olacaklar. Ne kadının ne erkeğin kısırlaştırma ameliyatının fiziksel yan etkileri yoktur. Fakat bazen zihinsel yan etkisi olabilir. Yani, henüz genç olan kadının ya da erkeğin hiç bir zaman bir daha çocuk sahibi olmayacağı düşüncesi üzüntüye ve pişmanlığa yol açabilir.


SONUÇ
Karı ve kocanın geniş bir aileye sahip olmak istememesi için artık günümüzde birçok neden bulunmaktadır. Bu nedenlerin başında ekonomi gelmektedir. Çocukların bakımı, yiyeceği, giyeceği eğitimi oldukça pahalıdır. Dünya üzerinde birçok ülke de nüfus çokluğu problemi vardır. Özellikle bu ülkelerin büyük kentlerinde artık nefes alacak yer kalmamış gibidir. Bu durumu gören anne ve baba kendi çocuklarının ızdırap çekmesinden çekindikleri için çocuk yapmama kararı verebilirler. Ayrıca sağlık sorunları da çocuk edinmeme nedenlerinden biri olabilir. Örneğin: bir ailenin üç çocuğu vardır ve üçü de sezaryenle olmuştur. Bu durumda dördüncü bir çocuğun dünyaya gelmesi anne sağlığı açısından bir risk taşıyabilir. Bu ve benzeri nedenleri ard arda sıralamak zor değildir. Yukarıda saydığımız nedenler doğrultusunda doğum kontrolünü Hristiyan ahlakı açısından sakıncalı saymak oldukça yanlış olacaktır. Ama en önemlisi doğum kontrolünde Tanrı buyruklarına aykırı yöntemler kullanılmamasıdır. Tanrı’nın özenerek rahimde örmeğe başladığı insanoğlunun ölümü ile sonuçlanacak bir doğum kontrolü değil, döllenmenin gerçekleşmesini engelleyebilecek doğum kontrolü Hristiyan ahlakına uygundur. Kısacası doğum kontrolü için şu standartlar göz önünde bulundurulmalıdır:

i) İmanlı Hristiyan karı-koca ne çeşit bir doğum kontrolü uygulayacakları konusunda birlikte oturup dua ederek bir yöntem üzerinde karar vermelidirler. Bu konuda her ikisi de aynı derecede sorumludurlar. Karıkocanın arasında seçtikleri yöntem ahlak açısından açık bir şekilde konuşulmalıdır.

ii) Böyle bir yöntem seçimi ve uygulanması yalnızca evlilik kurumu içinde söz konusudur. Kutsal Kitap üzerinde temelleşmiş Hristiyan ahlakı açısından evlilik dışı cinsel ilişki söz konusu bile edilemez. Doğal olarak bu tarz yöntemler uygulama dışı kalmaktadır.

iii) Hristiyanlar’ın eğitimi kendi kilise önderlerince üstlenilmeli ve bütün bu konularda imanlı gençler aydınlatılmalıdır. Gençler bu gibi konuları Tanrı’yı hoşnut etmek gibi amaçları olmayan kişilerden öğrenmemelidirler. Çünkü bir Hristiyan için yaşayış ibadettir. Eğer evlilik içinde çiftlerin birbirinden zevk alması Yaradan’ı ve Kurtaran’ı hoşnut etme anlayışıyla yapılıyorsa, çok daha derin bir anlayış kazanılır. Bu konuda önderlere büyük sorumluluk düşmektedir. Yanlış bilgilendirme yanlış sonuçlara neden olur. Bu nedenle evliliği bilen kilise önderlerinin bu konularda aydınlatıcı birer rehber olması gelecekteki aileyi daha sağlıklı kılacaktır. Yanlış bilgilendirilmiş gençler sonuçta herkesi sıkıntıya sokacak durumlarla yüz yüze gelebilirler.

iv) Korunma konusunda bilgilendirildikleri halde gebe kalan evli çifte iki konu hatırlatılmalıdır:
İlk olarak; evli bir çiftin çocuk sahibi olması ne yanlış ne de ahlaksızlıktır. Her çocuk Tanrı’nın ailelere sunduğu bir armağan, bir berekettir. İkinci olarak; herhangi bir nedenden ötürü aile içinde kalamayacak bir çocuksa (tecavüz gibi bir olaydan ötürü doğacak çocuk gibi) böyle bir yavruyu yetiştirmek için can atan, ona bütün sevgilerini vermeye hazır olan Hristiyan bir aileye bu çocuğu vermek Hristiyan ahlakı açısından bir sakınca teşkil etmemektedir.

v) Bu konular hakkında evlenecek kişilere önderlerin konuşması, evlenecek çiftlerin saydığı ve sevdiği imanlı büyüklerinin kendileriyle konuşması ya da karı kocanın birbirleriyle konuşması ihmal edilmemelidir. Bu konu ihmal edildiği takdirde gençler başka kişilere gidecek ve dünyanın Tanrı’yı hoşnut etmeyi düşünmeksizin oluşturduğu birçok sistemden yanlış bir şeyler öğreneceklerdir.

Evliliğin amacı yalnızca çocuk sahibi olmak değildir. Yaratılış 1:28’de üreme aynı zamanda başka şeylerle de bir denge oluşturmaktadır. Örneğin: bazen Tanrı’nın çağrısına olan bağlılık hem evlilikten hem de çocuk sahibi olmaktan öne geçebilir. Bütün bunlara baktığımızda yalnızca çocuk üretmeyi amaçlayan ilahi bir çağrı altında olmadığımızı görebiliriz. Besleyebileceğimiz, öğretebileceğimiz ve sevgimizi paylaşabileceğimiz çocuklar yetiştirmek esas olandır. Örneğin: Anadolu’muzda birçok çocuğa sahip aileler bulunmaktadır. Bir televizyon programında birçok çocuğa sahip bir babaya çocuklarını göstererek isimlerini söylemesini istemişlerdi. Baba bazılarını hatırladı ama bazılarının isimlerini bile hatırlayamadı. Çocuklara en çok neyi özledikleri sorulduğunda ise anne ve babalarının şefkatini arzuladıklarını söylemişlerdi. Tanrı’nın istediği, sadece kuru bir çokluk değil, Tanrı’nın istemi doğrultusunda yetiştirilebilecek evlatlardan oluşan bir ailedir. Bunun yanı sıra, batıda ve aynı zamanda Türkiye’de büyük şehirlerde, çocuklar açısından tam tersi bir tutuma rastlanır. Pek çok çağdaş aile tek çocuk sahibi olmak ister, çünkü daha fazla çocuk sahibi olmanın kariyer planlarını, rahat yaşam standartlarını ve bencil hayat tarzlarını etkileyeceğini düşünürler. “Bir daha yapmayalım” derler ve daha çok çocuk olursa bunu ceza ya da zahmet olarak görürler. Çocuklara yönelik hem “bir daha yapmayalım” hem de Anadolu’daki “kuru bir çokluk” fikri yanlıştır. Çocuklar her zaman Tanrı tarafından bahs edilen bir bereket olarak görülmelidirler.

İşte böyle bir aile Tanrı buyruklarına karşı gelmeyip doğum kontrol yöntemlerinden birini seçerek aynı zamanda başkaları için güzel bir tanıklık yapmış olacaktır. Dünya imanlı ailelerin yaşamında Yaratan Yüce Tanrı’nın insan yaşamına verdiği değeri gözlemleyebilecektir.

("Ahlak" adlı kitaptan alıntıdır. Yazar: Turgay Üçal, Derek Malcolm)
 

Aziz Dfxmed

Yeni Üye
Çok açıklayıcı güzel bir yazı olmuş. Peki Ortodoks kardeşlerim Ortodoks kilisesinin bu konuda ne düşündüğünü söyleyebilir mi?
 
Başlığa verilen yanıtları görebilmek için lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol bağlantısına tıkla.
Ortodoks Kilisesi'ne göre bir evliliğin temel unsuru şunlardır:
-Çiftin karşılıklı yardımı
-Karşılıklılık ve birliğin büyümesi
-Cinsel birlik memnuniyeti ve lekesizliği
-Çocukların doğumu ve bakımı
Her türlü doğum kontrol yöntemi doğum öncesi kürtaj olarak görülür ve cinayetle eştir. Tek doğum kontrol yöntemi Tanrı'ya bir çocuk daha bakacak durumda olmadığımız için yardım etmesini istemektir. Onun dışında çocuk Rab'bin hediyesidir, onu reddetmek Rab'bi gücendirir.
 
Başlığa verilen yanıtları görebilmek için lütfen Giriş Yap veya Kayıt Ol bağlantısına tıkla.
"Çocuklar Rab'bin verdiği bir armağandır, rahmin ürünü bir ödüldür."
Mezmur 127:3

"Yiğidin elinde nasılsa oklar,. Öyledir gençlikte doğan çocuklar. Ne mutlu ok kılıfı onlarla dolu insana!"
Mezmur 127:4-5

“Ne mutlu RAB`den korkana, O`nun yolunda yürüyene!
Emeğinin ürününü yiyeceksin, Mutlu ve başarılı olacaksın. Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde. İşte RAB`den korkan kişi Böyle kutsanacak.”
Mezmur 128:1-4

"Tanrı, Nuh’u ve oğullarını kutsayarak, 'Verimli olun, çoğalıp yeryüzünü doldurun' dedi."
Yaratılış 9:1


Durumunuz yokken (maddi-manevi) çocuk sahibi olmamızın "şahsımca" doğru olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Rab'bin dediği üzere dünyanın efendisi şeytandır. Çocuklarımızı şeytandan koruyamayacaksak, ekmekle nefislerini, imanla günahlarını köreltemeyeceksek şeytana mürit bırakırız.
 
YHVH'ye şükredin, O’nu adıyla çağırın, halklara duyurun yaptıklarını, Adının yüce olduğunu duyurun! YHVH'ye ezgiler söyleyin, Çünkü görkemli işler yaptı. (Yeşaya 12:4-5)
Online Kutsal Kitap Tevrat, Zebur ve İncil okumak için tıkla!
Üst