Tanrı kendi yarattığı insanları neden hor görüyor?

“Harun'a de ki, ‘Soyundan gelecek kuşaklar boyunca kusurlu olan hiç kimse yiyecek sunusu sunmak üzere Tanrısı'na yaklaşmasın. Kusurlu olan, sunağa yaklaşamaz: Kör, topal, yüzü arızalı, organlarından biri aşırı büyümüş, kambur, cüce, gözü özürlü, uyuz, yarası kabuk bağlamış ya da hadım. Kâhin Harun'un soyundan bu kusurlara sahip hiç kimse RAB için yakılan sunuyu sunmak üzere sunağa yaklaşmayacak. Çünkü kusurludur. Tanrısı'na yiyecek sunusu sunmak üzere sunağa yaklaşamaz. Böyle bir adam Tanrısı'na sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir. Ancak perdeye ve sunağa yaklaşmayacaktır. Çünkü kusurludur. Tapınağımı kirletmesin. Onları kutsal kılan RAB benim.’ ”
LEVİLİLER 21:17‭-‬18‭, ‬20‭-‬23


Tanrı Tevrat'ta üsteki ayette kusurlu insanların kahin olmasını istemiyor. Bunların arasında cüce insanlar da var. Yalnız cücelik doğuştan gelen bir özellik. Tanrı, kendi yarattığı cüce insanları neden hor görüyor? Oysa cüce insan olmak ne suç ne de günah.
 
Merhaba,
Tanrı burada cüce ya da bedensel engelli insanları hor görmüyor. Metin, bir insanın değerini değil, Eski Antlaşma’daki kâhinlik hizmetinin törensel şartlarını anlatıyor.

Levililer’de kâhin, halkı Tanrı’nın önünde temsil eden törensel bir görev taşıyordu. Bu yüzden kurbanlarda da, kâhinlikte de “kusursuzluk” şartı aranıyordu. Ama bu, o insanların daha değersiz, günahlı ya da Tanrı tarafından sevilmeyen kişiler olduğu anlamına gelmiyordu.

Bunu metnin kendisi de gösteriyor:
O kişiler Tanrı’ya sunulan kutsal yiyeceklerden yiyebiliyordu. Yani topluluktan atılmış, aşağılanmış ya da Tanrı’dan tamamen dışlanmış değillerdi. Sadece sunağa yaklaşma ve belirli törensel görevleri yapma konusunda sınırlama vardı.

Buradaki “kusur” dili, ahlaki suç anlamında değil, sembolik ve törensel saflık anlamındadır. Eski Antlaşma’daki bu düzen, sonunda gelecek olan kusursuz Başkâhin İsa Mesih’i işaret ediyordu.

Yeni Antlaşma’da artık mesele beden kusuru değil, Mesih’tedir. İsa körleri, topalları, dışlananları yanına aldı. Tanrı insanı boyuna, bedenine ya da fiziksel durumuna göre hor görmez.

Dolayısıyla bu ayette insanın değerini düşürme söz konusu değildir. Yani Tanrı burada “cüce insanı aşağılıyor” değil; Eski Antlaşma’daki sembolik kâhinlik düzenini kuruyor diyebiliriz.
 
Geri
Üst